Kendimi nasıl değiştirebilirim?
Kendimi nasıl değiştirebilirim?

KENDİNİMİ NASIL DEĞİŞTİRİRİM ?

Kendimi sevmiyorum

Kendime güvenmiyorum, başarısızım, yetersizim, hiçbir şeyi başaramıyorum, ilişkilerimde mutsuzum, bir türlü tatmin olamıyorum

Diyor iseniz mutlaka okumalısınız…

Değişim Mucizesi nasıl gerçekleşir?

Birçoğumuz küllerinden yeniden doğan insanların hikâyelerini duymuşsuzudur. Onlar tarifsiz acılar çekmiş, üst üste felaketler yaşamış, acılar, hastalıklar, ölümler, ayrılıklar yaşamış ama her şeye rağmen huzur ve mutluluğun bilgeliğine ulaşmayı başarmışlardır. Onlara uzaktan baktığımızda her şeye rağmen şansın onların yanında olduğunu düşünebiliriz, belki de ne yaşarlarsa yaşasınlar şans hep yüzlerine gülmüştür belki de hayat bu insanlara hep bir çıkış yolu, umut sunmuştur… Buna inanmak birçoğumuza çekici gelir, aynı mucizelerin gerçekleştiği bir filmi izlerken duyduğumuz haz gibi, ansızın kurtarıcının gelip hayatımızı yoluna koyacağına inanmak çok tatlıdır…

Oysaki değişim için ihtiyacımız olan şey sadece yaşadığımız tecrübelerin farkında olmaktır. Farkındalık bir tecrübeyi daha iyi bir tecrübeye dönüştürebilecek tek mucizedir. Değişime inanmayan, ‘'bir insan 7'sinde ne ise 70'inde de odur'' diyen bir anlayıştan gelebiliyor olabilirsiniz Değersiz sıradan işe yaramaz olarak gördüğümüz taş bile zaman içinde molekül yapısında değişiklik göstererek değerli bir kristale dönüşebiliyorken, insanın değişmeyen sabit bir yapısı olduğuna inanmak çok zor.

Yeni doğmuş bir bebeğin ne kadar tatlı, ne kadar şirin olduğunu düşünün en soğuk en sert insanları bile gülümsetecek kadar şirindirler. Keza çocuklarda ne yaparlarsa yapsınlar, masumdurlar, doğaldırlar çünkü çocukturlar. Düşünün ki hepimiz böyle bir özden geliyoruz masum, tatlı, şirin … pek zaman içinde ne oluyorda içimizdeki masum tatlı şirin yanı kaybediveriyoruz. Bütün canlılar, tertemiz bir zihin ve kalple doğarlar dünyaya, zaman içinde sözcükleri öğrenir, biraz daha zaman sonra o sözcükleri kullanmayı ve daha çok zaman sonra o sözcükleri bir araya getirerek düşünmeyi öğrenir. Hangi sözcükleri kullanıyorsa, öyle düşünmeye başlar ve yıllar yıllar içinde o sözcükler inançlara kalıplara şemalara ve yaşam biçimlerine dönüşür ve nihayet bir yetişkin olunduğunda düşüncelerin sahibi değil, esiri olur. İnsanlığın gelişimi olan, teknolojiyi, bilimi, sanatı, kültürü yaratan düşüncelere yıllarca esir olduk. Çocuklukta sahip olunan, neşe, karşılıksız sevgi, masumiyet ve varoluşa karşı duyduğumuz her türlü heyecan ve sevgi yerini şemalaşmış düşüncelere bıraktı. Özümüz olan her şeye uzaklaştık. Sevgiler koşullandırıldı, kim olduğumuz karşıt düşünceler ile tanımlandı, neşe, coşku, kahkaha çocuksu olmakla suçlandı… gelinen nokta ise; kendi hayatlarından bir türlü mutlu olamayan, tatminsizlikle boğuşan, sürekli daha çok isteyen, aldıkça doymayan, doymadıkça alan insanlar, aileler, ülkeler olundu…

Bütün bu karmaşanın içerisinde tek bir insan değişim için acı içinde kıvranıyor ise, bu gerçekten çok anlamlıdır. Bu acı, kişinin değişime olan doğum sancılarıdır. Değişim ancak ve ancak farkındalık ile olur. Farkındalık ise en kolay yaşanılan en acı tecrübelerden edinilir. Bu sebeptendir ki, en bilge kişiler büyük acılardan geçmiş kimselerdir. Mevlana ‘Hamdım, yandım, Piştim' derken tamda bundan bahsetmektedir. Bütün bu söylediklerimden, daha mutlu ve huzurlu bir hayat için mutlaka herkesin büyük bir acı bir tecrübeden geçmesi gerektiği anlaşılmasın. Acılar, yaşam olayları onları duyarsanız, dinlerseniz size hayatınızla ilgili neyi değiştirmeniz, hangi konuda olgunlaşmanız gerektiği ile ilgili büyük ip uçları verebilir ama sadece yaşadığı hayatta tam olmadığını hisseden, kendine güvensizlik, yetersizlik, umutsuzluk, çaresizlik gibi birçok duygu ile uzun yıllar yaşamış insanlarda farkındalıklarını arttırarak kendilerini daha yüksek bir bilinç seviyesine getirebilirler.

Öncelikle, kendinizi nasıl tanımladığınıza bir bakın, Siz kimsiniz ? Nasıl Birisiniz ? Güzel, çirkin, zengin, havalı, kariyerli, sorumluluk sahibi, başarısız, tipsiz, kılıbık, güvensiz, güçsüz, değersiz, bunun gibi birçok özelliğiniz olduğunu düşünebilirsiniz ve hatta bunlara sıkı sıkıya inanır ve sürekli kendinize o özelliğe sahip olduğunuzu kanıtlar durursunuz… kişinin kendisi hakkında inandığı bütün tanımlamalar aslında zihninde yaptığı bir karşılaştırma sonucu oluşmuştur. Zengin olduğunuza inanıyorsanız çevrenizde sizden daha az şeye sahip olan insanlar var demektir buna bakarak zengin olduğunuza karar verirsiniz. İşte benlik hakkındaki bütün inançlarımız tam zıtları ile vardır. Güzel iseniz sizden daha çirkin görünüşte insanlar var demektir. Herkesin güzel olduğu bir dünya düşünün sizin güzelliğiniz anlamlı olmayacaktır. Öyle ise kendimiz hakkındaki düşünce kalıpları sadece zihnimizin ürünüdür ? Onlar sadece düşüncedir zıttı olan durumlarda geçersiz bile olabilir. Değersiz olduğunuza inanıyorsanız, size değersizliğinizi ispatlayacak kişilere ihtiyaç duyarken, bir yandan da en küçük değer veren bir kişiye bağımlı hale dönüşebilirsiniz….

Değişime hazır iseniz kendiniz hakkındaki inançlarınıza bir bakın, bir uzaktan bakın bakalım nasıl duruyor? İnsan tüm bu tanımlamalardan arındıkça, daha çok özüne dönmeye başlar ve aradığınız bütünlük mutluluk huzur hiçbir etikette, şirkette, mağazada, dergide değildir yalnızca ‘Öz' dedir. Siz hiç, kariyerli, zengin, başarılı, sorumluluk sahibi küçük bir çocuk gördünüz mü? Belki vardır ama bunlar onun umurunda bile değildir çünkü o henüz özündedir… ve kendisini hiçbir şey ile tanımlamamıştır.

Sevgiyle Kalın Aylin AYDEMİR TÜRKOĞLU


İstanbul Psikolog uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!