KENDİLERİNE ZARAR VEREN ERGENLERİN ORTAK ÖZELLİKLERİ

Psikolojik yardım alma süreçlerinde terapistliklerini üstlendiğim kendine zarar veren ergenlerde, aşağıdaki noktalar ortak özellikler taşımaktadır:

- Kendine zarar verme davranışlarına, özellikle keserek zarar vermeye başlama yaşının 12-13 yaşları olduğu söylenebilir.

- Kesme davranışının belirli periyodlarda tekrarlayıcı olduğu ve zarar verme davranışlarından en sıklıkla kullanılan ve en fazla zevk alınan metodun kendini kesme olduğu dikkat çekmektedir. Kesme ve deriyi çizmenin verdiği haz, diğerlerine göre daha fazla görünmektedir. Ardından kendisini bir yerlere vurma ve saç yolma gelmektedir.

- Kan görmekten ve acı çekmekten ne denli zevk aldıklarını söylemeleri ve kesmenin kendilerine verdiği zevkten ısrarla söz ediyor olmaları tekrarlayıcı niteliktedir.

- Kendine zarar veren ergenlerin anne babalarının, ergen küçük yaşlarda iken ayrı yaşamaya başlamış ve boşanmış çiftlerden oluştuğu söylenebilir ( tedavisini sürdürdüğüm

ergenlerin ailelerinde boşanma genellikle ilkokul öncesi döneme denk gelmektedir).

- Kendilerine zarar veren ergenlerin babalarını tanımlayışları genellikle dengesiz, olur olmaz yerde kızan, içi boş otorite figürleri şeklindedir. Büyük çoğunluğu anne figürünü,

oldukça baskın, katı ve kuralcı, nüfuz eden; ama öz bakımları yerinde olmayan, feminen özelliklerden uzak bir şekilde tasvir etmektedir. Annelerin bir kısmının geçmişte

dissosiyatif bozukluk, majör depresyon, alkol, madde kullanımı ve intihar girişimlerinden ötürü psikiyatrik yardım aldığı ya da devam ettiği söylenebilir.

- Hiçbirinin uyuşturucu kullanmadığı görülmektedir; deneme amacıyla esrar birkaç kerelik kullanımlarının dışında.

- Major depresyon başgösterene kadar ders başarıları yüksektir. Okuldan kaçma ve diğer herhangi bir disiplin cezası almamış olmaları ile kondakt (karşı olma bozukluğu) ve diğer davranım bozukluğu olanlardan ayrılmaktadırlar.

- Beden imajları ile ilgili problem yaşıyor oldukları görülmektedir (kendilerini kilolu ve çirkin bulmaları gibi).

- Kesme ve diğer zarar verme davranışlarının madde ve alkol kötüye kullanımına bağlı olmadığı görülmektedir.

- Sözkonusu ergenlerin kardeşlerinde de yeme bozukluğu ve self mütilatif davranışlar görülebilmektedir.

- Ergenler zarar verdikleri bölgeleri gizlemeye çalışmaktadırlar (çoğunlukla (uzun kollu giysiler giyerek kollarındaki kesileri gizleme eğilimi)

- Sıklıkla zarar verilen beden bölgelerinin sırasıyla kollar, eller, bilek bölgeleri ve bacaklar ve nadir olarak boyun bölgesi olduğu görülmekte, cinsel organlara ve göğüse kesinlikle

zarar vermemektedirler.

- Kesikler asla kötürüm edecek düzeyde ya da bir uzvu bedenden ayıracak derinlikte değildir.

- Zarar verme biçimleri sırasıyla kesmek, yakmak, yara kabuklarını soymak, yaraları kanatmak, kafaya vurmak, saç yolmak olmak şeklinde sıralanabilir.

- Bu davranışları yapma nedenlerini, anlık rahatlama, öfkeyi kontrol etme, kan görünce rahatlama, sakinleşme ya da o andaki gerilimi giderme ve zevk alma olarak açıklamaktadırlar.

- Zarar verme davranışlarını kendilerini öldürmek için yapmadıklarını ifade etmektedirler.

- Kendilerine zarar verme davranışları açıkça ikincil kazanç sağlama ve diğerlerini kontrol etme amaçlı değildir.

- Kendilerine zarar veren ergenlerin öykülerinde fiziksel ve cinsel istismarın ağırlığı dikkat çekicidir.

- En az bir defa ilaçla intihar girişiminde bulundukları göze çarpmaktadır.

- En çok kullanılan materyaller genellikle, maket bıçağı ve jilet, makas, tırnak makası, bıçak çok nadir olarak da kalemtıraş bıçağı olarak sıralanabilir.

- Kendine zarar veren bu ergenler diğer davranış bozuklukları gösteren ergenlerle kıyaslandıklarında cinsel konularda muhafazakâr denilebilecek bir tutum içerisinde görünmektedirler (libidinal boşalım kesme davranışı ile sağlanıyor olabilir)

- Birçoğunun özellikle resim ve karikatür gibi yetenekleri olduğu görülmektedir (beden bir nevi tual olarak kullanılmaktadır. Bu yetenek tedavinin başlarında ergene ulaşmada bir yol olabilir).

- Sözkonusu ergenlerin çoğunlukla ablalarının, hayatlarının bir döneminde psikiyatrik tedavi (özellikle bulimia nervoza tedavisi) gördükleri ya da tedavi almayı gerektirir bir noktaya geldikleri söylenebilir. Kesme davranışını bir dönem kendileri de uygulamış olan bu bireyleri de düşündüğümüzde söz konusu ailelerde eyleme dökme davranışının fazlaca yer aldığı ve öfkenin söze dökülemediği ifade edilebilir.

- Ergenlerin bir kısmında (tedavilerini yarıda bırakmış olanların tekrar tedaviye başlamaları ile edinilen bilgiler doğrultusunda) kesme davranışlarının yerini belli bir dönem sonra bedensel ağrılar ve özellikle yoğun baş ağrıları almaya başlamış olup migren! tanısı aldıkları görülmektedir. Kesme davranışı psikosomatik bir durumla yer değiştirmiş olabilir.

- Bu ergenlerin içinde psikoz tanısı almaya yakın olanlar mevcuttur ancak onlar ayrı tutularak düşünüldüğünde kendine zarar veren ergenler; normal ergenlerle, davranış bozukluğu ve sınır problemleri olan ergenlerin arasında bir alanda konumlanabilirler.

- Çoğunlukla iki uçlu duygu durum bozukluğu yada sınır kişilik bozukluğu tanısı ile tedavi görmektedirler.

- Genelde ilk kesme davranışlarını akşam saatlerinde veya geceleyin gerçekleştirmektedirler.

- Çoğunda şu ifade ortaktır: Aslında kestikleri zamanın bir kısmında her şey yolundadır buna rağmen bazen yine de kendilerine zarar verebilmektedirler.

- Özellikle kesme davranışından bahsettikleri zamanlarda kesmekle ilgili fiil ya da deyimlere daha sık başvurdukları dikkati çekmektedir. Örneğin, “kes sesini, kısa kes” şeklinde ve “kesip atmakla” sonlanan cümleler kurdukları söylenebilir. Kesme şeklinde cereyan eden kendine zarar vermenin bu formu, sanki ruhun her tarafını kaplamış ve nüfuz etmiş ve dile pelesenk olmuştur.

- Kendilerine zarar veren kız ergenlerde özellikle kesme ve diğer zarar verme davranışlarından söz ederken bunları fark edilebilir bir coşku ile adeta hipomanik bir duygulanıma girmiş şekilde, büyük bir iştahla anlattıkları görülmektedir. kliniğe başvurduklarında depresif durum içerisinde olan, konuşmalarından ve yüzlerinden hüzün okunan ergenlerin,

kesme davranışlarından bahsederken canlanmakta oldukları ve bir enerji artışı yaşadıkları söylenebilir.


İstanbul Psikolog uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!