Kaygı, yaşam mücadelesine karşı motivasyon kaynaklarından biri... Ancak fazlası, panik atağı işaret etmektir.

Panik atak, psikiyatrik bozukluklardan kaygı (anksiyete) bozuklukları içinde ele alınan bir hastalıktır. Günümüzde hastalığın görülme sıklığı gittikçe artmaktadır. Hastalığın teşhisi 1860’larda yaşanan Amerikan iç savaşına kadar uzanır. Sigmund Freud, 1895’de bu duruma “anksiyete nevrozu” adını vermiştir.

Panik atak, aniden başlayan ve zaman zaman tekrarlayan, insanı dehşet içinde bırakan yoğun sıkıntı ya da korku nöbetleridir. Atak birden başlar ve genellikle 10 dakikada ya da daha kısa süre içinde hızla doruk düzeyine ulaşır. Bu duruma, bir tehlikenin yaklaştığı, kötü bir şeyler olacağı duygusu ve kaçma isteği eşlik eder.

Panik atakları için tedavi arayışında olanlar genelde korkularını çok yoğun olarak tanımlarlar; ‘öleceğimi hissettim’, ‘kontrolümü kaybettim’, ‘kalp krizi ya da felç geçirdiğimi düşündüm’… Tüm bu belirtiler kişide endişe, dehşet, tedirginlik, gerginlik, sinirlilik ve çaresizlik gibi duyguların yaşanmasına neden olur.

Panik atağın temelinde kendini güvende hissetmeme ve kontrol kaybı endişesi yatmaktadır. Günümüzde insanlar yeni durumlara ve yaşam olaylarına uyum sağlamada zorlanmaktadır. Dış dünyadan gelen bir tehlikeye karşı ilk gelen tepki korkudur. Korkan insan bedeniyle ve içgüdüleriyle tepki verir, ya kaçar ya da korktuğu nesneyle, durumla savaşır ya da donakalır. Kaçamayınca ya da tehdit kaynağını yok edemeyince ciddi zorlanma yaşar.

Panik Atağın Belirtileri;

Çarpıntı

Kalp atımlarını duyumsama ya da kalp hızının artması

Terleme, titreme ya da sarsılma

Nefes darlığı ya da boğulduğunu hissetme

Soluğun kesilmesi

Göğüs ağrısı ya da göğüste sıkıntı hissi

Bulantı ya da karın ağrısı, baş dönmesi

Sersemlik hissi, düşecekmiş ya da bayılacakmış gibi olma,

Gerçek dışılık algısı, benliğinden ayrılmış olma

Kontrolünü kaybedeceği ya da çıldıracağı korkusu

Ölüm korkusu

Paresteziler (uyuşma ya da karıncalanma hissi)

Üşüme, ürperme ya da ateş basmalarından oluşur.

Panik atak nedeniyle acil servislere yapılan sık başvurular sonucunda hastalar hem duygusal hem de ekonomik yönden yıpranmaktadır, yaşamlarındaki diğer kişilerle ilişkileri bozulmaktadır ayrıca işlerini veya eğitimlerini aksatmaktadırlar. Panik ataklar, kişinin günlük yaşamını, ev yaşantısını ve cinsel yaşamını etkilemektedir. Kişiler, acil servislere başvurmaktan çalışamaz hale gelebilirler. Bir kısmı kalp krizi geçireceği endişesiyle, o güne kadar yaptığı fiziksel aktivitelere, spora, ve yine aynı korkuyla cinsel yaşamlarına ara verirler.

Panik atağın tedavisinde psikiyatrik ilaç kullanımına eşlik eden bilişsel davranışçı terapiler özellikle yanlış inanışların üzerine gitme, basitten başlayarak korkuyla yüzleştirme hastalarda iyileşme anlamında yüksek oranda olumlu sonuçlar doğurmaktadır.


İstanbul Psikolog uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!