Burun deliklerini birbirinden ayıran ortadaki bölmeye septum adını veriyoruz. Septumun ön kısmı kıkırdak, geride kalan kısmı ise kemikten oluşur. Gerek gelişim sırasında septumun aşırı büyümesi, gerekse buruna gelen bebeklik ya da küçük çocukluk döneminde alınan, hatırlanmayan çarpma ve darbeler sonucunda oluşan eğilmelere bağlı olarak, septum "S" ya da "C" şeklinde kıvrılır ve normalde olması gereken düzlüğünü kaybeder, eğrilir, yamulur.

Buna septum deviasyonu diyoruz. Septum deviasyonu, bütün insanların yaklaşık % 70'inde vardır, ancak çoğu zaman kişiye rahatsızlık vermez ve insanlar böyle bir problemin varlığının farkında olmaz. Genellikle travma sonucu oluşan deviasyonlarda burun tıkanıklığı ile birlikte burunda şekil bozukluğu da ortaya çıkar. Septumun kıvrılması ya da kalınlaşması, burun içindeki hava yolunu daraltır ya da tamamen burun tıkanıklığı yapar. Septumun bir tarafa doğru kaymasıyla kaydığı taraftaki burun deliği daralırken, diğer burun deliği ise genişler.

Her iki burun deliğinden geçen hava akımının dengesi bozulur. Bu durumda geniş olan taraftan fazla, burun tıkanıklığı olan taraftan daha az hava geçer. Hava akımının dengesinin sağlanması için geniş olan tarafta, konka dediğimiz etler büyümeye başlar ve zamanla geniş olan taraf da daralır. Bu duruma da, halk arasında burun eti büyümesi diye bilinen konka büyümesi denir. Yani septumdaki eğrilikler, zaman içinde konkaların da büyümesine neden olur, sonuçta her iki burun deliğinden de hava geçişi azalır ve burun tıkanır. Diğer taraftan konkaların büyümesi sinüslerin de burun boşluğuna açılan ağızlarının tıkanmasına ve sinüzite yol açabilir. Burun tıkanıklığı ile birlikte baş ağrısı, horlama gibi şikayetler de ortaya çıkabilir. Burun tıkanıklığı olması ağızdan solunumu arttırır, bu durum sık sık üst solunum yolu enfeksiyonlarının ortaya çıkmasına zemin hazırlar.

Septumun eğrilmesi bazen sadece burun tıkanıklığı ile kalmaz, burun şeklinde dıştan fark edilecek şekil bozukluklarına, eğriliklere neden olur. Burada unutulmaması gereken iyi nefes alamayan bir burnun çok büyük bir ihtimalle güzel de olamayacağıdır. Yani eğer burnunuz eğri ise zaten burun tıkanıklığı problemi yaşıyor olmanız da son derece olasıdır.

Genellikle septum cerrahisi uygulanacak hastalar eğer burunda şekil bozukluğu varsa, aynı ameliyatta burun estetiği ameliyatının da yapılmasını isterler. Hem burun estetiğini hem de septum deviasyonu ameliyatını aynı anda yapmakta yarar vardır, özellikle eğri burunlarda bu uygulama daha avantajlı olur. Horlama şikayeti olan hastalarda bazen tek başına deviasyon, horlamanın sebebi olabilir. Bu durumda deviasyonun düzeltilmesi horlamanın ortadan kalkmasını sağlar. Estetik burun ameliyatında eğrilik düzeltilemezse ne burun tıkanıklığı düzelir ne de görüntüde bir düzelme olur. Her şey bu noktada iç içe geçer. Ama eğrilik düzeldiği anda da güzel ve nefes alabilen bir burun ortaya çıkar.

Her burun estetiği hastası ameliyattan sonra mutlaka daha iyi nefes almalıdır. Ancak her iki ameliyatın aynı bölgede ve iç içe olması nedeniyle bazı çok önemli noktalara dikkat edilmesi gerek. Septum, bir orta direk konumunda olup burnu ayakta tutan en önemli destekleyici yapıdır. Septumdaki şekil bozuklukları birkaç değişik yol ile düzeltilebilir. Eğrilik septumun tabanındaysa septumun tabanında kenarlara taşan fazlalıkları alınıp düz bir septum oluşturulabilir. Bu uygulama çoğu zaman yeterli olur ve septumdan bir parça çıkarmaya gerek kalmaz. Bu çok önemli. Çünkü burnu ayakta tutan destekleyici yapı korunmuş olur. Eğer eğrilik septumun gövdesindeyse eğri olan kısmın çıkarılması zorunlu hale gelir. Septumun bir kısmının çıkarılması gerekiyorsa, ameliyatın en can alıcı kısmı burasıdır. Septumdan kıkırdak ve kemik çıkarılırken, üstte ve önde en az 1 cm. genişliğinde bir köprü kalacak şekilde çıkarılması ve en az yarısının geride bırakılması gerek. Buna dikkat edilmemesi halinde, yani septumdan normal limitlerin üzerinde kıkırdak çıkarıldığında, burunda çökme ve düşme gibi durumlar ortaya çıkabilir. Neden? Çünkü burun çatısını ayakta tutan en önemli destek zayıflatılmış olur.

Toplum içinde burun estetiği ameliyatından sonra burunda çökme ve düşme gibi problemlerin çıktığına dair kanının nedeni budur. Bu gibi problemlerin görülmesi az da sayılmaz. İçeriden ne kadar çok kıkırdak çıkarılırsa nefes almayı o kadar çok rahatlatacağı zannediliyor. Halbuki ne kadar çıkarıldığından çok, geride ne kadar bırakıldığı önemlidir. Ameliyatı yapmaya çalışmak ile yapmak arasındaki fark işte burada ortaya çıkıyor. Tekniğine uygun bir şekilde, işi bilen bir kişi tarafından yapıldığında, burunda düşme ya da çökme gibi problemler olmaz. Kısaca burun estetiği ameliyatında, problemi mümkün olduğunca septumu koruyarak, kıkırdak çıkarmadan, sadece fazlalıklarını alarak çözmek amaçlanmalıdır. Bunun yeterli olmadığı durumlarda zorunlu olarak kıkırdak çıkarılması gerekiyorsa, çıkarılacak miktar da, geride burna destek olarak ayakta tutmaya yeterli kıkırdak kalacak şekilde ayarlanmalıdır. Fazlası yarardan çok zarar verir. Diğer önemli bir konu da hava yolundaki burun tıkanıklığı açılırken, önden derinlemesine doğru tamamının gözden geçirilmesidir. Ön tarafa çok iyi bir girişim yapılıp derin bölgelerde eksik kalacak bir septum girişimi hiç bir işe yaramaz. Bu nedenle ameliyat sırasında havayolunun tamamının açılıp açılmadığı da dikkate alınacak başka bir konudur.

Burun tıkanıklığına neden olan diğer bir sebep ise, burun boşluğunun yan duvarlarında bulunan konka adını verdiğimiz kıvrımların yani burun etlerinin kalınlaşması, büyümesi ve hava yolunu tıkamasıdır. Sağlıklı her insanda üçü bir tarafta, üçü diğer tarafta olmak üzere toplam altı adet konka vardır. Burun içerisinde her iki tarafta yanlarda bulunan konkaların burun işlevleri açısından önemli rolleri vardır. Burun iç yüzeyinin yapısı ve konkalar, burun içine giren havanın akciğerlere ulaşmadan önce hem nemlenmesini, hem ısınmasını hem de zararlı tozlar ya da parçacıkların filtre edilmesini sağlar. Yani konkaların olması bizim sağlığımız için oldukça yararlı ve önemlidir. Aslında burnumuzun her zaman için boru gibi açık kalmasını istemeyiz. Burun etleri gün içinde geçici olarak bazen büyürler, bazen küçülürler. Gün içinde sabit ve aynı boyda değillerdir. Bu büyüyüp küçülmeleri süzgeçin çapının büyüyüp küçülmesi gibi bir şeydir. Bulunduğumuz ortam soğuk ise burun etleri geçici olarak büyür. Soğuk havada burun tıkanıklığının sebebi budur. Sıcak ve temiz havada ise burun etleri geçici olarak küçülür, böylece burnumuzu daha açık hissederiz ve daha rahat nefes alırız.

Ancak, konkalar kalıcı olarak büyüdüğü zaman burun tıkanır, bu işlevler ortadan kalkar, ağızdan alınan hava doğrudan akciğerlere girer. Bu durumda konkalara cerrahi girişim uygulama gerekliliği doğar. Konkalara yönelik olarak, ya konka rezeksiyonu dediğimiz konkaların çıkarılması, ya bir kısmının kesilerek küçültülmesi, ya da radyofrekans uygulaması düşünülebilir. Konkaların büyümesi horlama şikayetini de ortaya çıkarır. Bu durumda konkaların küçültülmesi horlamanın da ortadan kalkmasını sağlar. Konkalar solunum fonksiyonlarımız için yararlı olduğundan dolayı gereğinden fazla konka çıkarılması da zararlı olup, burunda kuruluklara ve infeksiyona neden olabilir ve kanama riskini doğurur. Konkaların tamamen çıkartılarak burun hava geçişinin açılması başlangıçta hastaya faydalı ve rahatlatıcı gibi görünse de zamanla burun fonksiyonlarının bozulmasına bağlı olarak hastanın şikayetleri daha fazla artabilir ve tedavisi imkansız bir hale gelebilir. Bu nedenle ben çoğu zaman konkaları çıkarmaktan ziyade en modern yöntem olan radyofrekans tekniği ile küçültmeyi tercih ediyorum. Böylece hem konkalar korunmuş olur ve fonksiyonlarını sürdürebilir, hem küçüldüklerinden dolayı burun tıkanıklığını düzelterek nefes alışı rahatlatır, hem de kesmeden, kansız bir işlem olduğundan dolayı kanama riski olmaz.


İstanbul Plastik Cerrahi uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!