HUYSUZ ERKEK SENDROMU

            Yazının başlığına bakınca çok farklı geliyor aslında ama şöyle toplumumuza bir baktığımızda erkeklerimizin aslında bu sendromu ne kadar çok yaşadıklarını görebiliyoruz.

Literatüre bakıldığında farklı tanımları olan bu sorunun biyolojik yönden erkeklerdeki testosteron yani erkeklik hormonundaki ani düşüşten kaynaklanan, aşırı sinirlilik ve huysuzluk haline ""HES"" , yani HUYSUZ ERKEK SENDROMU denildiğini görüyoruz. Psikolojik yönden yetişkin kişiliği olgunlaşmamış ve bebeksi büyütülmüş, aşıı şımartılmış ve iş yapma kapasitesi sınırlı, güvensiz kaçınan bağlanma stiline sahip erkeklerin yaşadıkları bir sorun olarak tanımlandığı görülmektedir.   

Yetişkin erkeklerin % 35 ile % 40'ında bu sendrom görülür ve aslına bakarsanız da bu sendromun erkeğin yaşı ile pek de ilgisi yok. Neden yok olduğu konusu ise ayrı olarak ele alalım.  Ülkemizde çocukluğundan beri cinsel olarak tabu altında yetişen erkeklerin, yetişkin olduklarında sağlıklı cinsel gelişim ve sağlıklı cinsellik konusunda bilgilerinin yok denecek kadar az olması bu konudaki sorunlarının olduğundan bile bihaber oldukları görülebilir. Çocukluğunda cinsel yönden sağlıklı bilgilendirilmemiş, abartılı erkeksi cinsellik algısı verilmiş ve duygusal cinselliğin ne olduğunu bilmeden hayvansı cinsellik bilgisi verilmiş erkeklerin sorunudur bu aslında.

Güçlü erkek imajını cinsel performansına endeksleyen, kadına karşı yetersiz cinselliğini kamufle etmek adına abartılı erkeksi gösteriler yapan, kızgınlığı hiç geçmeyen ve içinde sürekli bir öfke taşıyan erkeklerdir bunlar. Bastırılmış cinselliğini kışkırtılmış erkekliğe dönüştürdüklerini görürsünüz bu modellerin. İçlerinde bastırdıkları olumsuz duygularını kendisinden daha zayıf kişilere yönlendirmekte sakınca görmezler. Bu evde eşi yada çocuğu ile geçinemeyen, işyerlerinde aman uzak duralım denilen kişilerdir ama bu durumdan kendisi hariç herkesin haberdar olduğunu görürsünüz.

Aslında bu erkekler hep Menapozdadırlar ama farkında değillerdir. Şimdi sizler nasıl olurda erkekler menopozda olur demeyin. Tamamen erkeğin kişilik yapısıyla ilişkili olan bu sendromda, erkeğin başta kendisine olmak üzere, sevdiklerine, işine gücüne, çoluğuna çocuğuna ve hayata karşı olumsuz bir bakış açısı olur. Sürekli başarılı olmak zorunda hissederler kendilerini ve açıklarının ortaya çıkmaması adına her şeyi göze alırlar.

HES'e sahip erkek, hayatı hem kendisine, hem de sevdiklerine zehir eder. Yaşanması muhtemel sorunları paratoner gibi kendine çeker ama habersizce. Her kötü olay beni buluyor algısından kurtaramazlar kendilerini. Sürekli sorunlarla uğraşmaktan kendini dinlemeye vakit yaratamazlar.

Bu erkeklerin, kendi cinsinden diğer kişilere göre, testosteron hormon seviyeleri daha düşük sevilerdedir. Cinsel açıdan hızlı cinsel ilişki yaşarlar ve ilişki süreleri birkaç dakika ile sınırlıdır. Çünkü bir an önce cinsel açıdan doyuma ulaşmak arzusundadırlar ve bu onların cinsel erken boşalma sorunları yaşamasına yol açar. Bir kadınla doyumlu ve sağlıklı bir cinsel ilişki kurma ve yaşamakta çok zorlanırlar. Bu sorunları nedeniyle zamanla eşinin onunla cinsel tatminsizler yaşamaya başladığı görülür ama bunu kabul edip durumu düzeltmek adına bir şey yapmazlar. Cinsel fantezileri gerçek sananları saymak istemiyorum bu arada.  Bu durum onların cinsel yaşamlarını olumsuz etkilemekte ve bakış açılarında katı ve esnek olmama halini ortaya çıkarmaktadır. Erkeklik adına aşırı mükemmeliyetçi ve katı kuralcı olurlar. Adeta her şeyin dakikasında olmasına dikkat ederler ve bu yüzden takıntılar ve zorlantılar yaşarlar ama çözüm aramazlar.

Bu erkeklerin beyninin, erkeklik hormonunu yeterince üretmemesi de bu erkekleri, sinirli, depresif ve mutsuz erkekler haline dönüştürmektedir. Gerek eşine gerekse cinsel partnerlerine karşı cinsel yönden güçsüzlüklerini kapatmak için, farklı arayışlara yönelmelerine yol açabilmektedir. Bu durum çoğunlukla yanlış cinsel deneyimler ve istenmeyen sonuçlarla bitmekte, bu HES yaşayan erkeği bir kez daha pekiştirerek yanlışa devam ettirtmektedir.

 Huysuz Erkek Sendromu olan bir erkeğin ""mutluyum"" dediğini duyamazsınız. Mutlu olamamakta ve nedenini bir türlü bulamamaktadır. Geçen zaman sorunu daha fazla derinleştirirken çözümü de aynı oranda zorlaştırmaktadır. Kendisi mutlu olamamışsa etrafındaki herkesin de mutsuz olması için adeta özel bir uğraş verir arkında olmadan. Onların da kendisi gibi çok çalışmasını ister, hata yapmalarına izin vermez ve yaptıklarına pişman eder. Mutlu gördüğü yakın çevresindeki insanların özel hayatlarında sorun çıkması için sürekli yeni durumlar ve sorunlar yaratırlar.

Unutmayın ki her çocuk anne sevgisine muhtaçtır. Her anne de çocuğunu önce sevgi ile doyurur. Ancak bazı kadınlar, anne olduklarında sevgilerini yeterince çocuklarına hissettiremezler. Anne sevgisinden yoksun kalan erkek çocukları sinirli, öfkeli ve hırçın olurken, bağlanmayı güvenli gerçekleştirmeyen bir kişi olarak büyümeye başlamaktadır. Yetişkin yaşamında ise kaçınılmaz olarak karşı cinse duygusal ve cinsel açıdan sağlıklı bağlanamayan ve sürekli sorunlar yaşayan bir kişi haline dönüşmektedirler. O zaman şöyle dersek yalan söylemiş olmayız sanırım;  Annesinden yeterince sevgi görmemiş erkekler HES'li olmaya en güçlü aday olarak ortaya çıkar.

Güvensiz kaçınan bir bağlanma stiline sahip olduklarını bilmedikleri için sevdiklerine hem aşırı eziyet eder hem de arabesk tarzı sevgi gösterisinde bulunur. Onlarla birlikte mutlu olmayı başaramadığı için ondan ayrılmak isteyenlere izin vermez, hatta zarar verici davranışlar bile gösterirler. Bu zarar verme ‘ya benimsin ya kara toprağın' dercesine yaşanır ama bir kadını çok sevmesine rağmen dövmekten ve ona her türlü şiddet uygulamaktan bile çekinmezler. Ona zarar veremediğinde ise olay kendine zarar vermekle sonuçlanabilir.

Yetişkin yaşamına gelen bu erkekler eşlerine naz/kapris yapar, eşlerinden annelik bekler. Sürekli mızmızlanır ve şikâyetlerinin ardı arkası kesilmez. Sürekli mutsuz olduğundan bahseder, alıngandır, hep ilgi bekler. Sevildiği halde, sevilmediğini sanır ve bundan sürekli şikayet eder. Sık sık depresyona girip çıkar, eşinden aşırı ilgi bekler, umduğunu bulamadığı zaman hırçınlaşır. Eşi ve onu sevenler ona yardım etmek istediklerinde çaresiz kaldıklarını görürler ve vazgeçerler. Son çare ‘ne hali varsa görsün' dercesine ondan uzaklaşmayla sonuçlanır.

Peki çözüm ne? Eğer sizde de böyle belirtiler varsa, önce erkeklik hormonunuzu ölçtürün, sonrada mutlaka psikolojik yardım alın. Benim HES'li erkeklerle yaptığım terapiler ki özellikle bu konuda cinsel ve bilişsel terapiler almaları, bu sorunu yaşayan bireyler için mucizevi sonuçlar yaratabilmektedir.

Unutmayın ki cinsellik bedenen olduğu kadar gerek ruhen gerekse de duygularla paralel yaşanacak bir olgudur. Bu olgudan zevk alabilmek için zihnen ve ruhen buna hazırlıklı olmak ve yaşanacak sorunun bedende başlayıp beyinde devam ettiğini göz önüne almak unutulmaması gereken bir gerçektir.

Kadına uygulayacakları şiddeti çarpan kalpleriyle sınırlı tutmayı öğrenmeleri, duygularını yapıcı ve olumlu alanlara yöneltmeleri, yaşamlarını yeniden yapılandırarak, hayatlarındaki tıkanıklıkları açmaları için mutlaka psikolojik destek almaları gerekir.

Son olarak şunu söyleyebilirim; bu sorun günümüz çağdaş erkeğinin gizli kalmış bir sorunu olarak her gün daha fazla gizlice artmaktadır.

                                           

İstanbul Psikolog uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!