Son zamanlarda daha fazla dışarıya çıkamayan veya evden uzaklaşmakta zorlanan, başına bir olay geleceğini düşünen veya panik atak geçireceğini düşünen insanlar daha fazla terapiye başvurmaya başladı. Çünkü hayatı kaçırıyorlar ve evin içinde hayat sınırlı değil mi? Aynı gerçeği değerlendirmeleri bozuk olduğu için dışarıya çıkamayan akıl hastalığı olan hastalar gibi onlarda dış dünyadan, hayattan korktukları için dışarıya çıkamazlar. Oysa bu bir akıl hastalığı değildir. Bunlar genelde genç insanlardır ve evlerinin etrafından ayrılamazlar. Dış dünyadan korkuyorlar, çekingen ve insiyatif alamayan, bağımlı karakter özelliğine sahip insanlar. Oysa hayat dışarıda, hayatı güzelleştiren ve kolaylaştıran şey insanlarla kurulan ilişkilerdir.

Terapide bu kişiler kendilerini değiştirip geliştirdikçe, hayata daha farklı baktıkça kendiliğinden kendilerini düzenlerler, düzeltirler. Bu insanlar geçmişte ailesinin koruyucu kollayıcı tutumları ve korkutularak yetiştirilmeleri, kendini koruyabilecek gücü kendinde hissetmemeleri ve kötümser bir bakış açısına sahip olmaları ile hastalığın dinamikleri anlaşılabilir. Kendilerine olan özgüven duygusu yetersizdir ve hayat olayları ile beraber çabucak koyuverirler kendilerini hastalığa.

İlaç tedavisi var ama ilaçlar zor durumda verilir, çünkü ilaçlar kalıcı psikolojik tamirat yapmaz. İlaç bırakılınca hastalık nüks eder. Psikolojide bilince hitap eden tavsiye ve müdahaleler kişiyi kalıcı olarak değiştiremez, çünkü hasta olan mantıklı olan tarafımız değil duygusal ve hasarlı olan tarafımızdır ve tırsaklık kişiliğe kazınmıştır. Ancak neden böyle olduğunu analiz eden bir terapi çalışması kişinin hayattaki konumunu belirleyip okyanusa açılmasında bir rota belirleyecektir.


İstanbul Psikiyatri uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!