Glokom halk arasında göz tansiyonu olarak da bilinen, kronik (uzun süreli) çoğu zaman sinsi, görmeyi zamanla azaltan, körlüğe sebep olabilen ve en önemlisi, erken dönemde hiçbir belirtisi olmayan tehlikeli ama önlenebilen bir hastalıktır.

Glokom gerçekte göziçi basıncının normal değerler olarak kabul edilen 20-21 mmHg basınçlık değerlerin üzerinde olması ve buna bağlı olarak ışık retina sinir lifleri ve bu sinir lifleri ile beyindeki görme merkezi arasında iletimi sağlayan GÖRME SİNİRİ nin hasarlanması tablosudur. Eskiden halk arasında “karasu” adıyla da bilinen bu hastalık günümüzde aydınlanmış toplumlarda GLOKOM ismiyle geniş kitlelerce bilinmektedir. GLOKOM SİNSİ BİR HASTALIKTIR. Hastalığın erken dönemlerinde hemen hiçbir şikayet ve bulguya neden olmaması toplumsal taramaların ve bilinçlendirmenin önemini artırmaktadır.Genetik-ailesel geçiş şart olmamakla beraber glokom saptanan ailelerde diğer bireylerde görülme şanssızlığı daha yüksektir.Erken tanı konulması halinde nedene yönelik oldukça geniş tedavi seçenekleri ve medikal tedavi ile kişide herhangi bir bozukluk oluşturmaksızın kontrol altına alınabilmektedir.

Ailesinde glokom saptanan bireylerin bilinçlendirilerek hekime başvurmasının sağlanması ve bilinçli toplumlarda aralıklarla yapılacak göz muayenesi ve toplumsal kuruluşların organizasyonuyla yapılan toplum taramaları glokom riski taşıyan kişilere ve onlara daha sağlıklı yaşam vermeye çalışan göz hekimlerine ERKEN TANI şansı vermektedir.

Glokom hastalığının tanı süreci öncelikle göz içi basıncının ölçülmesiyle başlar. Hastalığın bir bulgusunun olmaması nedeniyle birazda tarama amaçlı olarak göz hekimine başvuran tüm hastaların göz içi basınçları mutlaka ölçülmelidir. Özellikle yakın görme problemlerinin başladığı (PRESPİYOPİ) 40’lı yaşlar kişinin göz hekimi ile tanıştığı yada daha sık görüştüğü yaşlar olması ve glokomun en sık ortaya çıktığı yaşlar olması nedeniyle önemlidir.Bu dönemde yapılacak bir ölçüm hastalığın tanı ve tedavisi için çok önemlidir.

Göz içi basıncı günümüzde daha pratik, uygulanabilirliği kolay, temas etmeksizin uygulanması ve daha hijyenik olması nedeniyle ‘NONKONTAKT TONOMETRE yada diğer adıyla AİR-PUFF TONOMETRE’ ile ölçülmektedir. Ancak yöntemin bu avantajlarına karşın kornea kalınlığı ile ilişkili ölçüm farklılıkları olabilmektedir. Korneası kalın olan kişilerde bu ölçüm yöntemi ile olduğundan daha yüksek ölçümler elde edilmektedir. Bu nedenle özellikle göz içi basıncı yüksek olarak bulunan olgularda kornea kalınlık ölçüm metodu olan PAKİMETRİ mutlaka yapılmalı ve normalize kornea kalınlıklarına göre belirlenmiş uyarlamalarla gerçek göz içi basıncı hesaplanmalıdır.

Glokom gelişimi için kişisel ve ailesel yatkınlığı bulunanların dışında özellikle sistemik yada özellikle üveit ve allerji gibi nedenlerle KORTİZON ve KORTİZONLU GÖZ DAMLASI kullananlar, sigara kullananlar, diyabeti olanlar, anemisi olanlar, hipermetropisi olanlar ve göz travmasına maruz kalanlarda glokom riski daha fazladır.

Glokom erken dönemde fark edilmemesi halinde geri dönüşü olmayan GÖRME ALANI KAYIPLARINA ve hatta körlüğe bile yol açabilen bir hastalıktır. Gözde görme kaybı oluştuktan sonra geriye dönüş olmadığı için glokom’da erken teşhis büyük önem taşımaktadır. Glokoma bağlı değişikliklerin başında retina sinir lif tabakasında incelme yani görme sinir hücrelerinde kayıp gelmekte olup bu aşamada tanı ve hastalığın derecesini saptamada OCT ve GÖRME ALANI tetkikleri kullanılmaktadır. B u tetkiklerin bir diğer amacı da hastalığın takibinde bir önceki incelemeye göre ilerleme yani görme sinir hasarının devam edip etmediğinin saptanmasıdır.

RESİM : Glokoma bağlı görme alanı kayıpları

RESİM : Optik disk ve retina sinir liflerinin OCT cihazı ile değerlendirilmesi.

GLOKOMDA TEDAVİ VE TAKİP

Glokom tedavisinde en önemli aşama hastanın bilgilendirilmesi, bilinçlendirilmesidir. Bu aşamada hastaya hastalığının önemli, körlüğe kadar gidebilir ancak ÖNLENEBİLİR karakterde olduğu, uygun tedavi uygulaması ile hastanın mağduriyetinin önüne geçilebileceği anlatılmalıdır.

Tedavide çoğu kez göz içi salgılamayı azaltan ilaçlar yada dışa akımı artıran ilaçlar tek başına veya beraberce başarılı olmaktadır. Göz içi basıncı normal sınırlara inmiş olsa dahi başarının işareti 2-4 aylık aralarla göz içi basınç ölçümü ve 6-12 aylık aralarla yapılacak OCT ve Görme alanı muayenelerinde ilerleme-sinir hücre kaybı, incelmesi ve görme alanı kaybının olmamasıdır.

Glokomda tedavi göz hekimi tarafından aksine bir karar verilmedikçe ömür boyu sürecektir.

İlaç tedavisi altındaki hastada basıncın artması ya da basınç normal sınırlarda olmasına rağmen OCT ve görme alanı bozukluklarında artış halinde ilaç değiştirilebilir yada kullanılan ilaç sayısı ve dozu artırılabilir.

Kullanılan damla tedavilerine rağmen, tedavide yetersizlik saptanan hastalarda dışa akım kanallarını genişleten laser tedavileri veya yine dışa akım miktarını arttırmayı amaçlayan drenaj ameliyatları (TRABEKÜLEKTOMİ) glokom tedavisinde başarıyla uygulanan alternatif yöntemlerdir. Cerrahi tedavi, ilaç tedavisinin bir alternatifi olmayıp gerektiğinde uygulanmak üzere rezerv olarak tutulmalıdır. Cerrahi tedavi sonrasında bir yada birden çok ilaç kullanımı gerekli olabilir.

GLOKOM HASTALARINA ÖNERİLER / TAVSİYELER

Glokom; hasta ve göz hekiminin birlikte yürüteceği bir süreçtir. Lütfen Göz hekiminizle diyaloğunuzu kesmeyin.

Glokom tedavisi; hastalarımızın kendilerine karşı en büyük sorumluluğu ve görme kayıplarından korunmanın tek yoludur. Lütfen tedavinizi aksatmayın ve özellikle ilaçlarınızı kesmeyin.

Glokomla mücadele ve tedavide başarı değerlendirmesinin köşe taşları; düzenli kontrol muayeneleri ve gerektiğinde OCT ve Görme alanı tetkiklerinin uygulanmasıdır. Lütfen kontrollerinizi aksatmayın.

Glokom tanılı hastalarımızın göz içi basınç dinamiğinde değişiklikler yaparak tedavi etkinliğini azaltacak bazı ilaçların varlığı bilinmektedir. Başka hastalıklarınızla ilgili kullanmak zorunda olduğunuz ilaçlarla ilgili mutlaka göz hekiminizi bilgilendiriniz










































İstanbul Göz Doktoru uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!