İKİ HER ZAMAN BİRDEN DAHA GÜÇLÜDÜR

Evlilikte Bazı İlkeler

Evlilik yasalar önünde bir ortaklık sözleşmesi olsa da, duygusal anlamda yaşamlarınızı yanyana gönül gönüle, sevgiyle birarada geçirmek için eşlerin akustik dansıdır. Evlenmeye karar verdiğinizde, evinizi geçindirmek, birbirinize destek olmak, hayal kırıklıklarını hazmetmek, iyi ve kötü günde birlikte olmaya söz vermişsiniz demektir.

İki neden güçlüdür? Daha önce tek tek ellerine bulunurukları güçleri ikiye katladıkları için! Bu güce birleşme, aşk, sevgi, şefkat, paylaşım gibi birçok kaynak barındırır. Bu gücü güç yapan eşlerin bu anstaki uyum becerileridir. İlk başta zorlanabilirler ancak zamanla bu dansa ayak uydurmayı ve bu danstan zevk almayı çift öğrenir. Öğrenemyen çift sadece dans edemedikleri ile kalmayıp, uyumsuzluğun acısıyla kıvranırlar bazen de salonu terk etmek isteyebilirler.

Çift anlaşamadığı zaman çok büyük bir enerji açığa çıkar. İkinin gücü burda da etkilidir. Bu çıkan enerjiyi birbirlerini incitmek için kullanabilirler. Bunun en büyük kaynağı da iletişimsizlik olur. Bunun sonuçları yaşam kısıtlanması, moralsizlik, anlaşmazlıklar gibi çıktılardır. Bu çıktıları ışıldayan bir enerjiye dönüştürmek yine çiftin tekelindedir.

Sağlıklı bir evliliğin göstergesi; düşüncelerin ve duyguların açık bir şekilde ifade edilmesidir. İfade biçiminiz karşılıklı duruşunuzu belirler. Bu duruşu olumlu bir hale getirmek için bazı ilkeler vardır. Bunlar:

Aklınızdan geçen tüm kaygı, korku ve isteklerinizi söyleyin. Gerçekten söyleyin; ipucu vererek dolaylı konuşarak değil duygu ve isteklerinizi dile getirin.

Eşinizin aklını okumaya çalışmayın ve de eşinizin aklınızı okumasını beklemeyin.

Konuşmanıza “bence....., ......ben böyle hissediyorum,........düşünüyorum” vb.gibi başlayın ve devam edin.

İstediklerinizi söyleyin, istemediklerinizi değil.

Şikayetler geçmişe odaklanır ve umutsuzluk yaratır. Bunun yerine geleceğe odaklanarak rica edin.

Duygularınızı dile getirin. Ne hissettiğinizi söyleyin. “Ben ..........hissediyorum.” Hangi duyguyu hisseettiğinizi net ifade edin. Acı, korku, değersizlik, kaygı, mutluluk , vb.

Duygularınızı kelimelere dökün, davranışlara değil.

Kışkırtıcı bir dil kullanmayın.

Eşinizin düşünceleri hakkında konuşmayın, eşinizin düşüncelerini O'na sorun.

İlişkinizle ilgili sorumluluğu üzerinize alın. Karşı taraftan beklemeyin. Her eş kendi üzerine düşen sorumluluğu üstüne alırsa beklentile gerçekleşmeye başlar.

Eşinizin bireyselleşme ve sosyalleşme ihtiyacına saygı duyun ve bu ihtiyacı karşılıklı görüp uzlaşın.

Kördüğüm haline gelmiş konuşmaları çözümleyin.

Küçük düşürücü yorumlar yapıp, ilişki atmosferinizi kiletmeyin.

Yaşadıklarınız hakkında bilgi verin, eleştirmeyin. Eleştirseniz karşı tarafın duyguları incinir ve savunmaya geçmesine neden olur ve bu durum sorunu çözmez.

Olumsuz yorumlar yapıp sınır ihlali yapmayın. Bu durum karşı tarafın savunmaya geçmesine neden olur ve benlik saygısına zarar verir. Bu da kaygılı, öfkeli ve ters tepkilere neden olur.

Şefkatli davranın ve içgörü kazanın, kendinizi tanıyın.

Başarılarınızn , anlık sevinç ve mutluluklarınızın tadını çıkarın.

Tüm bunları yapabilmek elbette kolay değildir. Ama mutlu ve doyum sağlayacak bir evlilik için de imkansız değildir. Bu genel hatlarıyla çizilmiş ilkeleri yerine getirmeye çalışan bir eşiniz varsa onu takdir edin, başarma yolundaki çabasını görmezden gelmeyin ve siz de karşılık verin. Göreceksiniz ki o zaman varsa bie kısır döngü tersine dönmeye başlayacaktır. Eşinizle neden evlendiğinizi hatırlyacak o güzel günü tekrar tekrar gülümseyerek anımsamanıza sebep olacaktır. Yıllar sürecek bu birlikteliği daha yaşanabilir hale getireceksiniz ki hayat arkadaşlığına da bu yakışır. Bu yüzden:

“iki birden daha güçlüdür!”


Ankara Psikolog uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!