İnternet çağımızın en önemli buluşlarından biridir. Kimilerine göre en önemli buluş olmakla birlikte vazgeçilmez bir imkanlar bütünüdür. İmkanlar bütünü derken kastettiğim internet mecrasının içerisinde gündelik yaşamda, gerçek hayatta olan birçok şeyin bulunmasıdır.

Öyle ki internet aleminin içerisinde neredeyse “yok yok” diyebiliriz. Hatta insanların birçoğu yüksek bir zihinsel çaba harcayarak internet dünyasını günden güne zenginleştirmeye ve gerçek yaşama yakınlaştırmaya çalışıyor.

Tahmin ediyorum önümüzdeki on yıl içerisinde internet insanlığın fizyolojik ihtiyaçları hariç birçok ihtiyacını giderebilecek hale gelecektir. Böylelikle bizlerde sanal yaşam ile gerçek yaşamı iç içe geçirerek sosyal varlıklar olma özelliğimizi yitirmek tehdidiyle karşı karşıya kalacağız.

Bu tehdit artık tüm dünya tarafından ciddiye alınmakla birlikte kişilerin; özellikle erken yaşlarda internet, sosyal medya ile tanışan kişilerin davranışsal, bilişsel, sosyal yönden olumsuz etkilendiği görülmektedir. Bu kişilerin içinde bulundukları psikoseksüel gelişim dönemleri de dikkate alındığında yaşadıkları kimlik kargaşasının daha da arttığı gözlemlenmektedir.

Eğer ki ergenlik dönemini baz alırsak yaşanılan bu kimlik arayışı sürecinde, internet ortamında yaratılmış olan sahte veya sanal kişilik prototipleri ergenlerde ideal benliği gerçek olmayan ve ulaşılması oldukça zor olan bir konuma sokmaktadır. Hali hazırda ergenlik döneminin karmaşık düşünce yapısı içinde olan, depresyona meyilli ve benlik saygısı yeni yeni oluşan bireylere bir de bu oluşturulan idealler eklendiğinde birey nezdinde içinden çıkılmaz bir hal almaktadır. Genel olarak erken yaşta internet kullanımının problemli internet kullanımını doğurduğunu yapılan araştırmalar göstermektedir.

Yani erken yaşta internet kullanımının bireyi sosyal yaşamdan uzaklaştırdığını, bilişsel olarak odak noktasının sanala sabit kalıp gerçekliğe dönmekte zorlandığını, davranışsal olarak obsesif(telefona sıklıkla bakmak vs.) davranışlara sürüklediğini söyleyebilirim. Yazımı problemli internet kullanımı ve bağımlılığa örnek olacağını düşündüğüm ve yaşamış olduğum bir örnekle bitirmek isterim. Geçenler de bir danışanım telefonunun şarjı bittiğinde tamamen çocuk saflığıyla bana şu sözleri sarfetti. “Telefonum açık veya yanımda olmayınca kendimi çıplak gibi hissediyorum”.


Bursa Psikolog uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!