Epilepsi !.
Epilepsi !.

Epilepsi diğer adı ile sar'a eski çağlardan beri bilinen, beyinden kaynaklanan bir hastalık ya da belirtidir. Yaygın olarak; bayılma, ağızdan köpük gelmesi, kol ve bacaklarda kasılmayla şekillendiği düşünülür. Ancak, epilepsi nöbetleri çok farklı görünümlerde ortaya çıkabilir. Bazı epilepsi nöbetleri, eski hekimlerin deyimiyle “Petit mal” yani küçük nöbet şeklinde sadece kısa süreli bir dalmayla şekillenebilir.

Beyni bir şekilde etkileyen geçici ya da kalıcı herşey epilepsi nöbetine neden olabilir. Bazı insanların epilepsi hastası olmaksızın belirli koşullarda mesela kan şekerinin ani ve aşırı düşmesi sırasında, epilepsi nöbeti geçirebilmeleri mümkündür. Ama epilepsi hastalığından bahsedebilmek için nöbetlerin kendiliğinden tekrarlar hale gelmesi gerekmektedir.

Epilepsi halk arasında mistik bir hastalık olarak görülmektedir. Cin çarpması, büyü gibi doğaüstü güçlerle açıklanmaya çalışılmıştır. Hastalığın irsi olduğu ya da sadece çocukluk çağına ait olduğu düşünceleri de yaygındır ve bunlar da önemli ölçüde yanlıştır. Günümüzde bilim, bu hurafelere karşı epilepsinin ortaya çıkışının açıklanmasına yönelik önemli veriler sunabilmektedir. Ancak epilepsi ile ilgili herşey henüz açıklanabilmiş değildir.

Beynin fonksiyonel ünitesi nöronlardır(sinir hücresi). Beyin, sinir hücrelerinin elektriksel olarak uyarılmaları ile çalışır . Sinir hücrelerinin gerektiği kadar uyarılması, gerektiğinde baskılanması ince bir takım ayarları gerektirir. Bu ayarlarda bozulma, aşırı bir elektrik faaliyet oluşması epilepsi nöbetlerine neden olabilir.

Epilepsinin oluş mekanizmaları tamamen anlaşılabilmiş değildir. Bu konuda çok yoğun araştırmalar vardır ve her geçen gün yeni bilgilere ulaşılmaktadır.

Epilepsi pek çok değişik görünümü olan, çok farklı sebeplerle ortaya çıkabilen heterojen bir hastalıktır.

Sık görülür. Doğumdan ölüme kadar her yaş grubunda başlayabilir. En sıklıkla rastlanan sebepleri doğum esnasında oksijensiz kalma ve benzeri durumlar, beyinde menenjit ve benzeri iltihabi olaylar, beyin tümörleri, beyin damar hastalıkları, kafa travmalarıdır. Kalıtımsal (irsi) epilepsiler ise genellikle 20 yaş öncesinde başlar ve epilepsilerin sadece bir kısmından sorumludur. Hastaların yarısına yakınında epilepsi nöbetlerinin sebebi bilinemez.

Epilepsi nöbetleri büyük kriz şeklinde olabilir. Bu tür bir nöbette hastanın ani olarak bilinci kapanır, yere düşer ve vücudunda kasılmalar olur. Bir iki dakikada nöbet sonlanır. Ancak hastanın tamamen kendine gelmesi daha uzun sürer. Küçük nöbetlerde ise hasta ani olarak cevapsız hale gelir. Konuşulanları duymaz. Ancak vücudunda kasılmalar yoktur, yere düşmez. 10-20 saniye devam eden bu tür bir nöbet sonrası hasta hemen kendine gelir ve aktivitesine devam eder. Tanımlamaya çalıştığım bu iki tür nöbet dışında da pek çok nöbet tipi ve görünümü mevcuttur. Epilepsi nöbetleri sırasında sıklıkla bilinç kapansa da kişi kendini kaybetmeyebilir. Bütün epilepsi nöbetlerinin ortak özellikleri, ani başlamaları, kısa süreli olmalarıdır.

Epilepsinin tanısında kullanılan en temel araştırma yöntemi elektroensefalografi(EEG)'dir. Kafa derisi üzerine yerleştirilen elektrotlar aracılığıyla beynin elektriksel aktivitesini kaydeden bir yöntemdir. Beynin değişik bölgelerinde zaman zaman ortaya çıkan elektriksel bozukluğu gösterir.

Ne yazık ki, hekimler çoğu zaman hastalarının nöbetlerini görmezler. Epilepsi nöbeti hasta hastaneye getirilene kadar sonlanır. Bu nedenle, epilepsi tanısı, hasta ve yakınlarının nöbete ait belirtileri iyi bir şekilde tarif etmeleri ile konur. Bu nedenle yanlış tanı seyrek değildir. EEG ise sadece tanıya yardımcıdır ve her zaman bozuk olmayabilir.

Beynin MR (manyetik rezonans) gibi yöntemlerle incelenmesi epilepsinin sebebini anlamak içindir ve pek çok epilepsi hastasında normal olabilir.

Epilepsi hastalığı akıl hastalığı değildir. Zeka geriliğine neden olmaz. Bazı epilepsili hastalarda bu tür problemler görülebilir ancak bu kural değildir. Pek çok epilepsili kişi mesleki başarıları ile dikkati çekmiştir. Epilepsili bireyler evlenip, çocuk sahibi olabilirler.

Epilepsi tedavi edilebilir bir hastalıktır. Ancak ne yazık ki, ülkemizde epilepsi hastalarının küçümsenmeyecek bir kısmı tedavilerini sürdürmemektedirler. Epilepsi tedavisi ilaçlarla yapılır. Hipertansiyon yada diyabet hastalığında olduğu gibi epilepsi hastalığında da ilaçların sürekli ve düzenli alınmaları esastır. Epilepsi tedavisinde kullanılan ilaçlarla epilepsi nöbetleri %50-80 oranında kontrol altına alınabilir. Bir kere nöbetler kontrol altına alındığında, en az iki yıl ilaçlar düzenli olarak kullanılır. Bu sürenin ucu ise belirsizdir. Kimi zaman 2-4 yıl sonra ilaçlar kesilebilse de bazen ömür boyu tedavi gerekebilir.

Süregen ilaç tedavisinin sonucu olarak istenmeyen yan etkiler karşımıza çıkabilir. Hayatı tehdit eden yan etkiler sık olmasa da, tedavi ile ilgili yan etkilerle de yakından ilgilenmek gerekir. Bu nedenle düzenli sağlık kontrolleri yapılmalıdır.

Hastaların bir kısmında nöbetler tedaviye rağmen durmaz; yani tedaviye dirençlidir. Bu hastaların bir kısmında epilepsi cerrahisi bir tedavi yöntemi olabilir. Bu yöntemin esası, epilepsi nöbetlerine neden olan “epileptojen “ bölgenin sınırlarının belirlenmesi ve bu bölgenin ameliyatla çıkarılmasıdır. Epilepsi cerrahisi gelişmiş epilepsi merkezlerinde uygulanır. Ekip işidir. Epilepsi cerrahisinin uygulanamadığı ya da uygulanıp başarısız olduğu tedaviye dirençli epilepsi hastalarında vagal sinir stimulasyonu (VNS-pil olarak bilinmektedir) pahalı ancak kısmen etkili bir yöntemdir.

Epilepsi hastalığının diğer bir vurgulanması gereken yönü epilepsili hastaların sosyal sorunlarıdır. Toplumun hastalıkla ilgili olarak eğitilmesi epilepsili hastaların belki de en önemli ihtiyacıdır. İşsizlik, evlenememe, nöbetler nedeniyle utanma ve buna bağlı sosyal çekilme sıkça karşılaşılan sorunlardır.

Epilepsili hastaların çeşitli toplumal sorunları ve öneriler

Kimi zaman hastalığın kendisi değil yarattığı kısıtlılıklar insanı yaşamdan bezdirir. Bu nedenle epilepsi hastalarımıza güçlükle uygulayabilecekleri ağır kısıtlamalar yapılmamasını öneririz.

-Her çocuk bisiklete binmek ister. Nöbetleri kontrol altında olan bir çocuğu bisiklete binmekten alıkoymanın anlamı yoktur. Düşme tehlikesine karşın başa bir kask takılabilir. Çok ciddi nöbetleri olan çocuklar ise kasklı bir şekilde üç tekerlekli bisikletlere binebilirler. Epilepsi hastaları spor aktivitelerine katılabilirler. Ancak su içerisinde ve etrafında yapılan sporlarda ilave bir takım önlemlerin alınması gerekir. Ayrıca açık denizde yüzmek asla tavsiye edilmemesi gereken bir aktivitedir. Epilepsi hastalarının yapabileceği, çeşitli önlemler alındıktan sonra yapabileceği ve hiç yapamayacağı sporlar vardır. Hiç yapamayacağı sporlara örnek olarak dağcılık, sürat sporları (araba, deniz araçları) sayılabilir.

-Bazı epilepsi hastaları belirli ışık uyaranlara karşı duyarlıdırlar. Böyle bir uyaranla karşılaştıklarında uyaranı takiben nöbet geçirebilirler. Bu uyaranlar bilgisayar oyunları, televizyon, disko ışıkları ve benzerleridir. Ancak tüm epilepsilerde bu özellik izlenmez. Nöbetleri ışığa duyarlı olan hastalar bu tür uyaranlardan sakınmalıdırlar. Televizyon seyretmek kadar doğal bir ihtiyacı nereye kadar kısıtlayabiliriz? Televizyon seyredilebilir. En az 2 mt. uzaklıkta oturulmalı, özellikle televizyon kanallarını değiştirirken dikkat etmelidir. Uzaktan kumanda cihazları kullanılmalıdır. İyi aydınlatılmış bir odada, uykusuz kalmadan ve dinlenme araları vererek bilgisayar kullanılabilir.

-Evlenme bir medenihaktır.Epilepsi hastalığı evlenmeye engel bir durum teşkil etmez.

Her çocuk doğurma çağına gelmiş epilepsili kadın hasta danışmanlık almalıdır.

Epilepsili ve bu nedenle ilaç kullanan bir kadının sağlıklı bir kadına göre, bebeğinde artmış bir sakatlık riski vardır. Ancak buna rağmen epilepsili kadınların büyük çoğunluğu (%90 üzerinde) sağlıklı bebek doğurabilir. Dikkat edilecek konu, gebelik öncesi bir nöroloji uzmanına konunun danışılması ve gerekli hazırlığın yapılmasıdır.

Anne sütünün en ideal beslenme olması nedeniyle epilepsili annelere mutlaka anne sütü ile besleme tavsiye edilmelidir. Anne sütü alan bebeğin yakından takibi yeterlidir.

-Ehliyet almak bir hak olmaktan ziyade bir sorumluluktur. Ülkemizde kanunen"Epilepsi tespitinde sürücü belgesi verilmez. Şüpheli durumlarda klinik gözlem ve EEG tetkiki dikkate alınır". Pratikte ise ne yazık ki durum böyle değildir. Ne hasta hakları ne de toplum güvenliği açısından sağlıklı bir uygulama yoktur. Hekimler sadece tavsiyede bulunabilmekte ve hastalar tamamen vicdanlarına bağlı olarak ehliyet alıp almamaya karar vermektedirler.

Son olarak bazı önerilerde bulunabiliriz.

İlaçlarınızı düzenli kullanın.

Oturarak duş alın ve banyoyu kilitlemeyin.

Hastanız nöbet geçirdiği takdirde tehlikede kalabileceği yerlerde yalnız olmamasını sağlamaya özen gösterin (deniz, havuz, balkon gibi..). Ama bunu yaparken hastayı aşırı baskı altına almayın.

Nöbet esnasında yapacağınız şeyler; vücut şekli uygunsuz bir durumda ise, ve ağzından tükürük geliyorsa hastayı yana çevirin. Gözlük, kravat gibi bazı giysi ve eşyalar çıkartılabilir.

Bir şeyler koklatma, su dökme, dişlerini açmaya çalışma gibi çabalar anlamsızdır, zarar verebilir.

Hastanızın her zamankinden farklı bir nöbet geçirdiğini veya süresinin uzun olduğunu düşünüyorsanız en yakın sağlık kuruluşuna ivedilikle başvurmalısınız.


İstanbul Nöroloji uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!