Kadınların hayat boyu en çok zorlandığı dönemlerden birisi de; gebelik sonrası emziklilik dönemidir. Gebelikle beraber alınmış kilolar, yeni anne olmanın verdiği panik ve yorgunluk, yeterince sütüm olur mu ve süt yapsın diye yediklerim de iyice kilo aldırır mı endişesi bu dönemin en bilinen problemleridir…
Emziklilik döneminin kırılma noktası annenin sütünün olup olmadığı, bebeğin yeterince emip emmediği ve yine bebeğin anne sütüyle doyup doymadığıdır. Annelerin yaptıkları en büyük yanlış ise; süt miktarını arttırıyor inancı ile tatlı, unlu ve yüksek kalorili gıdalardan zengin beslenmektir. Bu şekilde beslenmek sadece gebelikle beraber gelen kilo fazlalığına biraz daha destek vermeye ve kilolar yüzünden iyice çaresiz hissetmeye yol açar ne yazık ki.

Şeker tüketiminin artmasıyla beraber süt salınımının veya yapımının arttığına dair hiçbir bilimsel veri yoktur. Bilimsel olarak ön görülen; bebek anneyi ne kadar emerse süt salınımı ve yapımın o kadar stimüle (uyarılacağı) olacağı ve süt miktarının alınan sıvı miktarı ile alakalı olduğudur. Su bilinen en iyi sıvıdır. Yani süt miktarının yeterli gelmesi için annenin günde 2.5-3.0 lt su içmesi ve bebeğini sık sık emzirmesi yeterlidir. Yoğun şeker içeren hiçbir sıvı fizyolojik olarak sudan daha fazla etkin değildir. Ancak emziklilik döneminde annenin yeni koşullardan ötürü hissettiği stres, uykusuzluk ve beraberinde gelen depresif hal seratonin hormonunun(mutluluk hormonu)baskılanmasına yol açar. Şeker tüketimi, vücutta mutluluk hormonunun salınmasını arttırdığı için; stresin bir miktar azalmasında da etkili olur ve süt yapımı buna bağlı olarak artar. Yani süt yapan aslında şeker değil, stresin azalmasıdır.

Anneler, emzirme döneminde kalorijenik dediğimiz yüksek kalorili gıdaları fazlaca yüklenip kilolarını daha da arttırmak yerine hafif egzersiz yaparak, bebeğin uyuduğu her fırsatta dinlenerek ve kendilerine her gün bebekleri olmadan kısa da olsa vakit ayırarak stres faktörünü otomatik olarak azaltacaklardır. Klinikte takip ettiğimiz bir çok annede, stres ve mutsuzluk halinin ortadan kalkmadığı taktirde ne kadar tatlı tüketseler de süt yapımının yetersiz olduğunu, defalarca kez tecrübe etmiş bulunuyoruz. Anneler ve kayınvalidelerin dediği gibi “ne istersen ye, sen süt veriyorsun” lafı medikal olarak ancak “ne istersen ye, sen hamilesin” lafı kadar geçerlidir. Nasıl ki hamileyken anne adaylarının fütursuzca kilo alması doğru değilse, anne olduktan sonra yani emzirme döneminde annenin kontrolsüzce kilo alması da doğru değildir. Anne kilo vermeyi başaramıyorsa bile emzirme döneminde kilo almamayı başarmalıdır.

Süt miktarını arttırmak için gereksiz kalori yüklenmek yerine mümkün olan her şeyin sıvı olarak tüketilmesini önerebiliriz. Örneğin; meyve yerine şeker eklemeden komposto yapmak (bakınız; meyvenin suyunu sıkın için şeklinde önermiyoruz!) hem meyve yemenizi hem de sıvı almanızı sağlayacaktır. Ya da yoğurt yemek yerine ayran içmek (eğer bebekte veya annede gaz yapmıyor ise, eğer yapıyorsa da; az yağlı yoğurt çorbası olarak tüketmek olabilir), az miktarda zeytinyağıyla yapılmış sebze yemeklerini daha sulu pişirip suyuyla beraber yemek sayabileceğimiz seçeneklerden sadece bir kaçıdır.

İstanbul Diyetisyen uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!