Bir insanla empati kurmak, onu anlamak onu sevmek demektir. Doğadaki süreçleri, yağmurun neden yağdığını, bitkilerin nasıl büyüyüp geliştiğini, ay ve güneşin varlıklarını anlamak istediğimiz gibi, karşımızdaki kişinin de içinde bulunduğu durumu, duygu ve düşüncelerini anlamak bize ilişkilerimizde yol gösterici olur.

Empati, bir kişinin kendisini karşısındakinin yerine koyup, onun duygu ve düşüncelerini doğru olarak anlaması, hissetmesi ve bu durumu ona iletmesi sürecine denir. Karşısındaki kişiyle empati kurmak isteyen kişinin, onun rolüne girmesi, olaylara onun bakış açısıyla bakması gereklidir. Empatik iletişim, kişilerin de kendilerini daha iyi tanımalarına yardımcı olan bir süreçtir ve kişilerarası yakınlığı arttırır.

Psikoterapi alanında empatinin vazgeçilmez bir yeri vardır. İlişkileri kurarken öncelikle empati yoluyla karşıdaki kişinin ihtiyaçlarının neler olduğunu anlayarak, kişiyi de sürece dahil ederek farkındalık kazandırılmaya çalışılır. Empati yeteneği, danışan kişinin iyileşmesine ve ruhsal gelişimine katkıda bulunur.

Empati eğitimle geliştirilebilen bir süreçtir. Karşımızdaki kişi bizimle sıkıntılarını paylaşıyorsa öncelikle onu dinlediğimizi gösteren mesajlar iletmeliyiz. Bunu beden dilimizle de desteklemeliyiz. Hemen önerilerde, akıl vermelerde bulunmak yerine öncelikle yansıtmalı iletişim yöntemini kullanabiliriz. Örneğin okuldan eve gelip verilen ödevlerle ilgili şikayet eden çocuğunuza onu anladığınızı ileten mesaj şu şekilde olmalıdır:

Problem : “öff yine çok ödevim var, ben ne zaman televizyon seyredeceğim, bu akşam maç vardı.”

Yansıtmalı dinleyiş : “hem ödevini yapıp sonra da televizyon izlemeye zamanın kalmayacağını düşünüyorsun.”

Diğer bir örnek :

Problem : “Bütün gün ev ile uğraşıyorum, hiç bitmiyor yemek, çamaşır, bulaşık...kendime ayıracak beş dakikam yok.”

Yansıtmalı dinleyiş : “Ev işleri seni iyice bunaltmış.”

Eğer bu özetleme, kişinin iç dünyasına uygunsa, onun kendisini anlaşılmış hissetmesine yol açar. Başkaları tarafından anlaşılmak ise, kişileri rahatlatır ve birbirlerine güvenmeleri sonucunu doğurur. İlk örnekte anne (Ya da aile üyelerinden herhangi biri) hemen akıl verme yoluna gitseydi, iletişim kesilecekti. Hatta öncelikli olarak yargılama hatasına düşmek, karşıdaki kişinin kendini ifade etmesine olan isteğini ve kendine güvenini de zedeleyecekti. Çocuk anlaşılmadığını hissedecek, çözüm yolları üretemeyecekti. Empati ve yansıtmalı dinleyiş kişinin çözüm yollarını kendisinin yaratmasına zemin hazırlar.

Empati aynı zamanda karşıdaki kişiye saygı duymak demektir. Karşımızdaki kişi bizi dikkatle dinler ve anlamaya çalışırsa, kendimizi ciddiye alınmış hissederiz. Ciddiye alınmak, önem verilmek bize varolduğumuzu, değerli olduğumuzu hatırlatır. Eğer kişi, bizimle empati kurar, değer verdiğimiz şeyleri dikkate alırsa o kişi görüşlerimize katılmasa bile, kendimizi rahatlamış hissederiz.

İyi bir dinleyici, göz kontağı kuran, karşısındaki kişilerin fikirlerine önem veren, iletilmek isteneni karşısındakinin bakış açısıyla anlamaya çalışan, dinlerken duyguları ve düşünceleri bir arada değerlendirebilen, konuyu anlamak için yargılamak ve akıl vermeye çalışmaktan önce sorular sorarak durumu anlamaya çalışan, karşısındakinin konuşmasının bitmesini bekleyen, sabırla dinleyen kişidir.

Empati kurmak kişinin karşısındakini anlaması demektir. Anlaşıldığını hisseden birey mutlu ve güvenli olur. Aslında insanların sizden beklediği, yaşı, cinsiyeti, ailedeki konumu ne olursa olsun sizin de diğer insanlardan beklentilerinizle aynıdır.