Öğrenme süreci bebek henüz anne karnındayken, duyu bütünleme sayesinde başlar ve doğumdan sonraki süreçte, duyusal gelişimle birlikte merkezi sinir sistemi beslenerek gelişimine devam eder.

Annesinin karnındaki bebek öncelikle annesinin hareketleriyle birlikte hareket ederken iç kulağındaki denge kristalleri de bu salınıma eşlik eder ve vestibuler (hareket) sistemi stimule olur. Elleri ya da vücudu çeşitli yerlere değerken derisinden gelen stimulasyonlar sayesinde taktil (dokunma) duyusu gelişir ve annesiyle ilk iletişimi kurmaya başlar. İşitsel sistemini çevreden gelen sesleri duyarak geliştirmeye veyabenzer şekilde parmağını emerek oral-motor ve tat alma sistemi gelişirken, proprioseptif ve görsel duyularını da kullanır.

Bu kez bebek için çok daha heyecan verici ve karmaşık bir öğrenme süreci başlamıştır. Uyaranların hepsinin dozu giderek artmaktadır ve değişen bu yeni duruma vücudunun adapte olması gerekmektedir. Sinir sistemi bu dönemde nörolojik düzeyde hızla gelişir. Göz teması, mutluluğu ifade etme, sesin yönüne bakma, yakınlarını tanıma ve tepki verme, seslere ses çıkararak karşılık verme gibi sosyal alanlarda ve nesne takip etme ve düştüğü yere bakma, oyuncak tutup sallama, başını tutma alanlarında öğrenme süreci hızla devam eder.

Yaklaşık 6 ay süren bu aşamayı artık daha gelişmiş motor aktiviteler (dönme, oturma, sürünme gibi motor planlama ve vücudun 2 tarafının kullanımı aktiviteleri) ya da sosyal ve psikolojik farkındalıklar takip eder. Bu süreç sinir siteminde sırasıyla; taklit becerileri, hafıza kullanımı, duruma göre kendini ayarlayabilme ve özkontrol, yabancılara tepki, damak tadı, kıyaslama, şakaları anlayarak şaka yapma, fikir üretme, özgüven, 3 boyutlu görsel farkındalık, saklandığını gördüğü bir objeyi bulma, basit direktifleri anlama ve yapma,el çırpıp nesneleri orta hatta birbirine çarpma, insanların ruh halini anlama ve ona göre davranma,emekleme ve yürüme gibi alanlarda farklılıkların ve gelişimlerin kendini net olarak gösterdiği süreçtir.

Yaklaşık 2,5 yaşına kadar devam eden bu süreci çocuğun dili anlamaya ve kullanmaya başladığı dönem takip eder ve iletişimde en önemli süreçlerden biridir. Dil gelişimiyle birlikte dikkatin, bilateral merdiven inip çıkmanın,ve el-göz koordinasyonunun da gelişimi 3. aşamada meydana gelir. 3 tekerlekli bisikleti kullanma, yürürken engelleri adım atarak geçme, çömelip kalkabilir ya da geri geri yürüme, yine 3. aşamanın gelişim basamaklarıdır.

Çocuğun akademik gelişimin başladığı son aşama ise 4 yaşından sonraki dönemdir. Bu aşamada çocuk günlük yaşam aktivitelerinde daha kontrol sahibidir. Gününü planlayarak uygulamaya geçirebilir veya davranışlarını rahatlıkla kontrol eder.

Bütün bu bahsettiğimiz gelişim basamakları doğru çalışan bir duyusal bütünleme süreci işlediği zaman meydana gelir.

Normal duyusal sürecin bu aşamalarından herhangi birinde sorun yaşayan çocuklar, duyu bütünleme terapisine ihtiyaç duyarlar. Çünkü öğrenmenin temelinde duyu-motor gelişim yer almaktadır.

Çocuğun çevre ile etkileşimi beyin gelişimini şekillendirir.

Duyu bütünlemede duyusal gelişim aşamalarından herhangi birinde bir problem olduğunda çocuğun günlük yaşamına;

Öğrenme süreci,
Hafıza,
Görsel yetenekler
İşitsel yetenekler
Kişilerle ve çevreyle iletişim-etkileşim
Kaba motor hareketler,
Oyun oynama yetenekleri,
Uzay-zaman farkındalığı,
Öğrenilmiş bilgiye erişim,
İnce motor beceriler,
Denge ve koordinasyon,
Geleceği ya da bir hareketi planlama becerileri
Aynı anda farklı iki aktiviteye odaklanabilme,,
Dikkat ve konsantrasyon,
Yemek yeme,
Konuşma, ,
El-göz koordinasyonu,
Yeni fikirüretme ve uygulamak için işleme koyma,
Özgüven,
Duygusal ve fiziksel tepkileri ayarlayabilme,
Yeni duruma adapte olabilme,
Odaklanma ve sürdürme,
Sinir sistemi gelişimi,
Akademik beceriler,
Sosyal hayata uyum,
Psikolojik gelişim,
Öfke kontrol
Uzak ve yakın hafıza,
Günlük yaşam aktivitelerinde vücudun doğru kullanımı, ,
Bisiklete binme,
Koşma
gibialanlarda zorluk belirtileriyle yansıyarak; akademik, fiziksel, sosyal ve psikolojik hayatlarına negatif yansır.

Bir binanın temelinin sağlam olması gerektiği gibi, öğrenmenin temelini de duyu bütünleme oluşturur. Duyu bütünleme de yaşanan sorunların sebep olduğu problemler, doğru sebepler bilinmediği için çoğu zaman yanlış yöntemlerle ortadan kaldırılmaya çalışılır ve çocuk için doktor-psikolog-pedagog-özel dersler arasında gidip gelinecek bir maraton başlar.

Duyularımız beynimizi besleyerek onun gelişimini sağlar. Eğer çocuğunuzun bizim yemek yemeye ihtiyacımız olması kadar doğal olan ihtiyaçlarını ona yasaklamak yerine, neden saplantı haline getirdiğini anlar ve ona göre bir yol çizerseniz, onun mutluluğu hayatınızı kolaylaştıracak; sizin ve tüm ailenin yüzündeki gülümsemelerin gün geçtikçe artmasını sağlayacaktır.

İhtiyacı olan uyaranları doğru zamanda ve doğru yöntemle alan çocuk öncelikle huzurlu olacak, bununla birlikte hızla gelişip, tüm aileye yansıyacak bir mutluluğa ulaşabilecektir.


İstanbul Fizyoterapi uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!