Diyette kas kaybetmek neden tehlikelidir ve nasıl önlenir?
Diyette kas kaybetmek neden tehlikelidir ve nasıl önlenir?

Zayıflamak isteyen herkesin diyet veya spor yaparken aklında ki en önemli sorudur bu; Kas mı kaybetmişim yağ mı? Kilo verme süreçlerinin doğal sonucudur aslında kas kaybı. Ancak bunu en aza indirmek veya engellemek tamamen bizim elimizdedir. Doğru diyet ve doğru sporla birlikte kas kütlesini korumak veya arttırmak mümkündür.

Son zamanlarda oldukça yaygınlaşan, diyet yapmayan kişilerin bile merak ettiği bir şey var ki o da metabolizma hızıdır. Metabolizmamızın hızını etkileyen bir çok etmen var ama bunların en önemlisi tabiki hareket ve beslenmedir. Vücutta kas kütlesi ne derece ideal veya ideale yakınsa metabolizma o kadar hızlı çalışır. Kas kütlesinin istenen düzeyde olması ve korunması için de haliyle düzenli bir egzersiz ve beslenme hayatının sürdürülmesi gerekir.

Öncelikle popüler diyetler diye adlandırılan onlarca farklı ve bilimsel altyapısı olmayan diyet uygulamaları kas ve su kaybının en büyük sebebidir. Kişi tamamen hareketsiz bir yaşamla birlikte uyguladığı bu diyetler sonucunda kas kaybı sağlayıp yalancı zayıflamayla bir özgüven kazanıyor ancak bu özgüven çok kısa sürüyor. Çünkü giden kaslar metabolizmanın yavaşlamasına haliyle yağlanma sürecinin hızlanmasına neden oluyor. Doğru bir beslenme alışkanlığı kazanılmadığı için de kontrol edilemeyen bir iştah bedeni tekrar ele geçiriyor.

Bunun en büyük sebebi ise diyetlerde olması gerekenden çok daha fazla azaltılan karbonhidrat miktarıdır. Unutmayın ki yağlar en çok kaslar tarafından yakılır ve kasların yağları yakabilmesi için ortamda yeterli miktarda karbonhidratın olması gerekir. Eğer biz ona yeterli karbonhidratı vermezsek vücut aslında hiç istemediği bir yola başvurur o da kasları yakarak enerji sağlamaya başlamaktır. Sorun sadece kas kaybetmekle kalmıyor elbette devamında ortaya çıkan zehirli atıklar kanda yükselerek hem böbreğin hem de karaciğerin kapasitesinin üstünde çalışmasına ve yorulmasına sebep oluyor.

İdeal bir diyetin karbonhidrat oranı ortalama %50-60 arasında değişmesi gerekirken düşük karbonhidratlı yüksek proteinli diyetlerde bu oran %20 lere kadar düşmektedir. Verilen kiloların korunamamasının en büyük sebeplerinden biri de budur aslında. Maddeler halinde özetleyecek olursak;

Vücudun kas yapılanması ve korunabilmesi için yeterli düzeyde insülin hormonuna ihtiyacı vardır.

İnsülin hormonunun istenen ölçüde salgılanabilmesi için de gereken miktarlarda doğru karbonhidratın alınması gerekir.

Sadece protein alınarak kas kütlesi artmaz, alınan proteinin miktarı kadar kalitesi ve kullanılabilirliliği de önemlidir.

Kaslar ancak yeterli karbonhidrat varlığında gelişir ve yağ yakımını gerçekleştirir.

Egzersiz ve sporla birlikte artan enerji ihtiyacı sonucunda yeterli karbonhidrat alınmaz ise kaslar yıkıma uğrar, güçsüzleşir ve yağlanma surecine girer.

Bu süreçte su tüketimi de çok önemli yer kaplıyor. Yeterli su tüketiminin olmadığı bir ortamda ne diyetin ne egzersizin önemi kalmıyor. O yüzden gün içinde dikkat ettiğiniz kadar spor sırası ve sonrasında da suyu mutlaka tüketmeye özen göstermelisiniz. Kaybolan vitamin ve mineral ihtiyacınızı günlük düzenli tüketilen sebze ve meyvelerle karşılamanız mümkün.

Sonuç olarak vücutta kaslarla yağlar bir savaş halindedir. Bu savaşı kimin kazanacağı da tamamen bizim elimizdedir.

Unutmayın diyet bir futbol maçı değildir; alınan sonuçlar kadar bu sonuçların nasıl alındığı da önemlidir.


Samsun Diyetisyen uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!