Dünyada diyabet sıklığı giderek artmaktadır. Günümüzde dünyada 382 milyon şeker hastası ve 316 milyon prediyabet(gizli şeker) hastası vardır. 2035 yılında dünyada 592 milyon diyabet hastası olması beklenmektedir. ABD’de 5.1 mlyon kişi her yıl diyabet ve bağlı komplikasyonlar yüzünden ölmektedir. Ülkemizde diyabet ve diyabete bağlı gelişen sağlık problemleri önemli bir yer tutmaktadır. ÜLKEMİZDE her 100 kişiden 14 de şeker hastalığı, her 100 kişiden 12’ de gizli şeker vardır. Her yıl 14 Kasım’ da kutlanmakta olan Dünya Diyabet Günü, diyabet dünyasının en önde gelen farkındalık kampanyasıdır. Bu kampanya tüm dünyada giderek yükselmekte olan diyabet hastalığındaki artış oranlarının önemli bir endişe kaynağı halini alması üzerine, Uluslararası Diyabet Federasyonu(IDF) ile Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından 1991 yılında başlatılmıştır. 1921 yılında insülini bularak diyabet hastası milyonlarca hastanın tedavisini mümkün kılan biyokimyacı Fredrick BANTİG’in doğum yıl dönümü anısına her yıl 14 Kasım’da “Dünya Diyabet Günü” olarak düzenlenerek çeşitli etkinlikler yapılmaktadır.

Diyabet ve sorunları konusuna dikkat çekmek amacıyla 14 Kasım Diyabet Günü'nün Mavi Halka şeklinde bir amblemi bulunuyor. Mavi renk, umudu; halka da birliği temsil ediyor. Yapılan bilimsel çalışmalarla ülkemizde 7 milyonun üzerinde diyabetli olduğu, yaklaşık 3 milyon kişinin ise diyabetli olduğundan haberdar olmadığı tespit edilmiştir. Diyabet hastalığının görülme sıklığının obezitenin artışına paralel olarak hızla arttığı ve 20 yaş üzeri her yedi kişiden birinin diyabetli olduğu ortaya çıkmıştır. Yapılan büyük bir çalışmanın sonuçlarına göre, (TURDEP-II) son 12 yılda diyabet sıklığı ülkemizde yüzde 90 artarak yüzde 7,7'den yüzde 13,7'e çıkmıştır, obezite oranı yüzde 44 artmıştır. Hareketsiz yaşam tarzı, sağlıksız beslenme ve obezitedeki (şişmanlık) artışın bu sonuca çok önemli katkısı olduğu bilinmektedir. Diyabet kısaca, vücudun kan şekerini uygun şekilde kullanamaması ve depolayamaması olarak tanımlanabilir. İnsülin eksikliğinde veya etkisizliğinde "diyabet" ortaya çıkar. Kanda şeker miktarı artar ve böbreklerden idrarla dışarı atılır. Rahatsızlığın iki tipi vardır: İnsüline bağımlı diyabet ve İnsüline bağımlı olmayan diyabet. Kişinin kan şekeri düzeyi normalden yüksek olmasına karşın, diyabet tanısı koymaya yeterli yükseklikte değilse, bu durumda kişi prediyabetik yani gizli şeker hastası olarak tanımlanabilir. Pre-diyabetik olan kişilerin çoğunda 10 yıl içinde Tip 2 diyabet geliştiği çalışmalarla tespit edilmiştir. Diyabetli kişilerde sıklıkla: halsizlik, aşırı iştah, aşırı susama ve su içme, sık idrara çıkma, kilo kaybı, bulanık görme, cilt enfeksiyonları, İyileşmeyen yaralar meydana gelebilir. Diyabet tanısı için 10-12 saatlik açlık sonrası kan şekerine bakılır. Aşağıdaki kriterlerden birisi varsa, kişi diyabetli olabilir. Açlık kan şekeri 126 mg/dl'den yüksek, rastgele ölçülen kan şekeri düzeyi 200mg/dl'den yüksek, şeker yükleme testi sırasında kan şekeri düzeyi 200mg/dl veya üzerinde ise kişi diyabetli olabilir. Hemen doktora başvurmalıdır. En önemli tedavi şekli yaşam değişikliğidir. Diyabet tedavisinde diyet tedavisi, egzersiz yapmak ve şeker kontrolü sağlanamadığı durumlarda ilaç tedavisi yapılmaktadır. İlaç tedavileri içinde oral antidiyabetikler, insülin tedavisi seçenekleri bulunmaktadır. Ne yazık ki diyabeti tamamen iyileştirici bir tedavisi yoktur. Dünyada her 30 saniyede bir, diyabetik ayak ülseri nedeni ile bir hastanın ayağı kesildiği tahmin edilmektedir. Ayrıca diyaliz ünitelerinde tedavi gören hastaların yüzde 50’si diyabetlidir. Diyabetli hastaların %10-20'si bobrek yetersizliği nedeniyle kaybedilmektedir. Dünya'da her 10 saniyede üç kişi diyabet oluyor ve her 15 saniyede iki kişi diyabete bağlı nedenlerden ölüyor. Birçok ülkede ölüme neden olan hastalıklar içinde diyabet beşinci sırada yer almaktadır. Yetişkin diyabetlilerde, diyabetli olmayan yaşıtlarına kıyasla kardiyovasküler olay riski 4 kata kadar çıkmaktadır. Diyabetlilerin %60-75'i kardiyovaskuler hastalıklar (koroner arter hastalığı ve inme) nedeniyle kaybedilmektedir.Diyabet, yaşam süresini beş ile on yıl arasında kısaltmaktadır. Tüm dünyada böbrek yetmezliği tedavisi uygulanan olgular ile 65 yaş altı körlük ve travma dışı amputasyon olgularının en yaygın nedenini diyabet oluşturmaktadır. Diyabet suresi 15 yıla ulaşan diyabetlilerin %2'sinde korluk ve %10'unda ciddi gorme kaybı geliştiği bilinmektedir.

Tip 2 Diyabet Ve Komplikasyonlarından Korunmak İcin Aşağıdaki Tedbirler Önerilmektedir:

Boya uygun vucut ağırlığı hedeflenmeli ve bu ağırlığın korunmasına calışılmalıdır.

Yeterli ve dengeli beslenmeli; gunde en az 5 (beş) porsiyon sebze ve meyve tuketilmelidir.

Gunluk enerjinin %25-30' u yağlardan sağlanmalı, enerjinin doymuş yağ asidinden gelen
oranı %10' un altında olmalıdır.

Şeker gibi basit karbonhidratlar gunluk enerjinin ≤%10' unu aşmamalı, basit karbonhidratlar
yerine kurubaklagiller, tam tahıl urunleri tercih edilmelidir.

Gunluk alınan tuz miktarı 5 g'ı aşmamalıdır.

Fiziksel olarak aktif olunmalıdır. Haftanın en az 5 gunu, duzenli olarak en az 30 dk orta yoğunlukta aktivite (orneğin tempolu yurume egzersizleri) yapılmalıdır. Kilo kaybı sağlanması icin daha fazla fiziksel aktivite yapılması gereklidir.

Sigara kullanılmamalı ve aşırı alkol tuketiminden kacınılmalıdır.

Gunumuzde Tip 1 diyabetin onlenmesini sağlayabilecek etkin bir yontem mevcut değildir.

Diyabetin komplikasyonlarından korunmak icin erken tanı şarttır.

Yard.Doç.Dr.Fevzi Balkan

Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı


İstanbul Dahiliye uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!