DİKKAT EKSİKLİĞİ VE HİPARAKTİVİTE BOZUKLUĞU “DEHB” DÜZELTME YOLLARI, EĞİTİMİ

Tanılamada dikkat Edilecek Hususlar: Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu üzerinde yıllarca yaptığım gözlem,görüşme, inceleme, test ve uygulama sonuçlarını kısaca paylaşmak istiyorum. Genelde DEHB toplumumuzda, anne, baba, bakıcı ve öğretmenler tarafından en erken 4 ile 7 yaşları arasında fark edilmekte yada ilköğretim çağında “7-15 yaşları” özellikle 7-8 yaşlarında; eğitim-öğretim sorunları nedeniyle dikkat çektikleri bu sorunlara davranış ve disiplin sorunlarının eşlik etmesi ile daha çok dikkate alınmaya başlanmıştır. Bu konuda deneyimlerime dayanarak belirtmek ve vurgulamak isterim ki; DEHB’ i belirlemede bu yaş dilimlerinin dikkate alınması ve açıkladığım belirtilerin en az yarısının “3 yada dört tanesinin” son 5 yada 6ay içinde gözlenmiş yada görülmüş olması gerekmektedir.Şimdi DEHB konusundaki özellikleri DEHB Testi’ ni dikkate alarak, tek tek ele alıp, kısa ve öz açıklamalar yapmak istiyorum.

Testin, 1,2,3,4,5 soru cümleleri; Atak yada dürtüsel davranışları belirlemede kullanılan soru maddeleridir. “1,2,3,4,5,10,19,21,24,26,35,38,40” özellikle önemi ve ayırıcı tanılama açısından tekrar vurguluyorum. Çocuğunuzun, bu test maddelerinin en az % 50 ve üstündeki sorulara; “Genellikle veya Çoğu Zaman” yanıtını vermiş olması ve son 5-6 ay içinde bu belirtilerin görülmüş olması halinde; tanılamada bu sonuçları yeterli sayabiliriz. ATAK yada DÜRTÜSEL Davranışlar ne anlama gelmektedir. Test öncesi çocuğunuzda aşağıda anlaşılacak biçimde ve ayrıntılı olarak açıkladığım “Teknik ve mesleki terim ve kavramlar kullanmadan kaçınarak” Bu özelliklerden en az üç yada dört özelliğin çocuğunuzda bulunması, ayırıcı tanılama için yeterli bir ölçüttür. Ancak bu özelliklerin, en az iki farklı ortamda “Evde, misafirliklerde, okulda, oyunlarda, çevrede vb” görülmesi gerekmektedir. Çocuğunuzda DEHB olup olmadığı konusunda kuşkularınızı gidermek istiyorsanız; DEHB testini uygulayarak; kafanızdaki soru işaretlerini giderebilirsiniz. Çocuğunuz okul çağı çocuğu is, bu testi anne yada baba ve öğretmeni ayrı ,ayrı yanıtlamalı ve ortak, örtüşen sorunlar belirlenerek, gerekli tıbbi tedavi, davranış terapisi ve eğitim önlemleri alınmalıdır.
.1. Atak yada Dürtüsel Davranışlar: Bireylerin isteklerini, arzularını, dürtülerini; kısaca kendilerini kontrol etmekte ve denetim altına almamakta güçlükler yaşayan, erteleyemeyen, düşünerek hareket edemeyen; daha doğrusu her istenilen ve aklına gelen şeyin yada hareket ve eylemlerin herhangi bir amacı , hedefi bulunmadığı gibi sonuçları ve çevredeki olumsuz etkileri de düşünülmeden yapılmış olması en belirgin özelikleri oluşturmaktadır. Bu nedenle birey, “Neyin doğru neyin yanlış, neyin yapılması gereken veya yapılması gerekmeyen, neyin onay görecek veya görmeyecek vb hareket,eylem yada davranış olduğunu anlayamaz.” Olumlu yada olumsuz davranışları ayırt edip, kestiremeden yapar. Sabırsız, tahammülsüz, aceleci sırasını beklemeden hareket eden, davranan ve yapan, paylaşamayan, ayıca bazı dikkat ve ilgi çekici hareket ve davranışlar yapan. “ Tükürme, dürtme, saç, kulak, el, kol, ayak vb vücudunun organlarını rasgele çekme, itme vb. olumsuz davranışlarda bulunmak.” Bu gibi dürtüsel ve atak davranışlar her ne kadar küçük yalarda başlarsa da yaş ilerledikçe özellikle ergenlik sonrası azalmalar gözlenir. Bu nedenle “Ergenlik Dönemine has özelliklerle, yada Nevrotik Özelliklerle” bu olumsuz davranışların, karıştırılmamasına dikkat ve özen gösterilmelidir.”
Hiper Aktif yada Aşırı Hareketlilik: Testinin, “9,14,17,22,28,30,34,36.soru maddeleri;” Aşırı Hareketlilik sorununu belirlemek için kullanılmaktadır. Bu sekiz soru maddesinden en az yarısına, “Genellikle veya Çoğu Zaman” yanıtı vermiş olması ve son 5-6 ay içinde bu belirtilerin ilgili çocukta görülmüş olması halinde; Aşırı Hareketli “Hiperaktif “ sorununu bulunduğunu, tanılama için yeterli sayabiliriz. Ancak burada zaman, zaman yanlış tanılamaya yol açan ve tıpa tıp aşırı hareketli davranışlarla benzer özellikleri gösteren “Kinestetik Yetenek ada Kinestetik Enerjiye Sahip Çocuklarımızın” karıştırılmamasına, gerekli özen gösterilmelidir.
Aşırı Hareketli Çocuklar, normal akranları “yaşıtları” olan çocuklarla kıyaslandığında, onlara göre; aşırı hareketli, olduğu yerde duramayan, içi içine sığmayan sürekli hareket ve eylem içinde olan, kendisiyle birlikte organları “özellikle ayakları,elleri ve başı da hareket eden “ kıpır, kıpır eden, her türlü etkinlikte olağan üstü hareketli ve aktif, daha doğrusu yaşının üstünde bir performans gösteren ve adeta bitip tükenmeyen müthiş bir enerjiye sahip; bulunduğu ortamlara uygun olmayan “ Ev yada büroda koltuğun üstünden yada divan ve ranzadan atlama, yüksek bir yere tırmanma yada atlama, çekmeceleri çekme ve karıştırma, masanın üstündeki eşyaları karıştırma vb hareketlerle adeta evin ve büronun altını üstüne getirirler..” vb. davranışlar gösteriyorsa; Hiperaktivite yada Hiperaktif tanısını koyabiliriz Hiperaktif Çocuklar, oyun oynarken ve etkinliklerde, o kadar dikkat çekici ve yaşının üstünde bir performans gösterirler ki, onların bu çok hareketli durumları hemen göze çarpar. Diğer çocuklar belirli bir süre oyun oynadıktan sonra dinlenirken, bu çocuklar saatlerce oynamasına rağmen, şaşırtıcı enerjileri sayesinde yorulma nedir bilmezler. Oyunda sabırsızlıklar gösterirler, sürekli konuşur ve çevresindekilere laf yetiştirirler, tahammülsüzdürler, uyarıları duymazdan ve görmezden gelirler; bu nedenlerle arkadaşları ile sık, sık anlaşmazlıklar yaşarlar, bazen kavga bile yapmaktan bile çekinmezler.
Yüksek düzeydeki bu enerji ve hareketliliklerine, dürtüsel davranışları da eklendiğinde; bu iki olumsuz özelliklerden kaynaklı davranış ve eylem biçimlerine eşlik eden davranış örüntüleri sonucu; çevresindeki diğer olgu,olay, kişi yada ders ve diğer etkinliklere de kendilerini vererek katılma güçlükleri ve sorunları yaşarlar.
Her hareketli çocuk, mutlaka hiper aktif değildir. Çocuklar yaşlarının getirdiği özelliklere bağlı olarak, farklı davranışlarda bulunabilirler veya haylaz yada yaramaz olabilirler. Koruyucu anne-baba “ebeveyn” tutumları sonucu şımartılan çocuklar; “şımarıklık nedeniyle” aşırı serbest davranan, kural tanımaz, söz dinlemez , her istediklerin yaptıran, yaramaz, haylaz vb. özellikler taşıyabilir ve benzeri davranışlarda bulunabilirler. Özellikle, kinestetik yeteneğe “zekaya” sahip çocuklar sık ,sık hiperaktiflerle karıştırılırlar. Bu nedenle kinestetik yetenek konusunda bazı açıklamalar yapma gereğini duydum.
Kinestetik Yetenek yada Zeka: Bedensel, vücutsal, kassal olarak yapabileceğimiz hareketlerin tümüyle ilişkili “Ellerini ve ayaklarını kontrol etme, daha doğrusu vücut ve kaslarını kullanabilme, vücut dili, folklor, bale,dans, sanat vb. becerilerini sayabiliriz” ve doğuştan donanımlı bir yetenektir. Birey, kas ve yüz ifadeleriyle, duruşuyla sürekli hareketli, yerinde duramayan özellikleri ile benzerlik gösterse de, davranışlarında vücut ve kaslarını sık kullanan ve dokunarak kendini ifade eden vb özellikler gösteren yetenek lerde farklılıklar gözlenir. Bu yetenek her bireyde belirli oranda bulunur, bazen farkında olmadan gerçekleştirdiğiniz bedensel bir hareketler yapabilirsiniz. Bu hareketler önceden programlandığı için farkında olmada otomatik olarak yaparsınız Kinestetik yeteneğe sahip çocuklarda bu durum ve özellikler, yaygın ve belirgin biçimde görülür.
Bütün bu açıklamalardan yola çıktığımızda aslında, aşırı hareketli çocuklarla benzerlik gösteren, kinestetik yetenekli çocukları ayırt etmek çok kolaydır. Bu çocuklar donanımları gereği ve merak güdüsünün etkisi ile eşyaları dokunarak kurcalamadan hoşlanır ve zevk alırlar. Bu nedenle ilgilerini çeken eşya yada araçları “oyuncakları” dokunarak ve kurcalayarak oynarlar. Çevrelerindeki insanların ilgisini çekmek için de aynı yöntemi kullanırlar. Hiperaktif Çocukların en belirgin ve tanılamada ipucu veren özelliği; dikkat sorunları yaşamalarıdır. Oysa kinestetik yetenekli çocuklar dikkat sorunu yaşamazlar. Yine aşırı hareketli çocuklar, çoğu zaman sosyal etkinliklere ve oyunlara katılma güçlüğü yaşarken, kinestetik enerjiye yada yeteneğe sahip çocuklar ilgilerini çeken konularda, “ders etkinlikleri,beden dili, spor,sanat vb.” ilgileri yüksek ve şaşırtıcı başarılara, özellikle el becerilerine sahiptirler
DEHB oluşturan, “Hiperaktif, dürtüsellik, dikkat dağınıklığı vb” davranışların, genellikle 6-7 yaşlarından önce ortaya çıkması ve aynı davranışların, hangi ortamda olursa olsun “ev, kreş,okul, sokak, misafirlik vb” gözlenmesi; diğer çocuklardan ayıran en güçlü tanıdır. Aşırı Hareketli ve Atak Çocuklarla, Kinestetik Yeteneğe “ Zeka yada Enerji” sahip çocukların, yukarda belirttiğim onları birbirinden ayıran özelikleri dikkate alınarak; karıştırılmamaları ve yanlış tanılamamaya özenle dikkat edilmelidir.. Ayrıca DEHB, benzer özellikleri gösteren Nevrotik Özelliklerle karıştırılmamalıdır. Çocuklarda, dün, bu gün dahil, son birkaç ayda “ özellikle son 5-6 aylık süre içinde” uyguladığımız teste; tanılamaya uygun özeliklerin belirlenmiş olması, ” DEHB” tanılamada ayrıcı olarak kullanılan diğer bir özellik olduğu unutulmamalıdır.
2. Dikkat Eksikliği yada Dikkat Dağınıklığı:
DEHB Testinin,”6,7,8,11,12,13,15,18,20,23,25,27,29,31,32,37,39. soru maddeleri “ Dikkat Dağınıklığı yada Dikkat Eksikliğini belirlemek için düzenlenmiş soru maddeleridir.

Dikkat Eksikliği yada Dikkat Dağınıklığı özelliklerinde, şu belirgin özellikleri gözlemlemek mümkündür:


Akranları “yaşıtları” çocuklarla kıyaslanıp, karşılaştırıldıklarında; dışarıdan gelen uyarıcılara, dikkatli olmadıkları, dikkatlerinin sınırlı olması ve dikkatlerini toplamadıkları için özellikle ayrıntılara dikkat edip yoğunlaşmazlar. Bu nedenlerle dikkatleri çabuk dağılacağından, dikkat güçlükleri ve sorunları yaşarlar. “Özellikle bilişsel çaba gerektiren görevler ve diğer eğitim-öğretim etkinliklerinde hatalar yaparlar. Baştan savıcı ve aceleci davrandıkları için çirkin yazı yazarak kendilerini ele veririler.” Verilen görevlere, aldıkları sorumluluklara, yaptıkları etkinlik ve oynadıkları oyunlara kedilerini veremezler. Bu nedenle verilen komut ve yönerge, söylenen sözler ve sözlü anlatımlar vb durumlara, dikkat dağınıklığı ve dikkatlerini toplama güçlükleri çektikleri için kendilerini veremezler. Uzun süreli “Normal akranları kadar” dikkatlerini toplayamazlar. Bu durumlarından dolayı aile ve öğretmenleri tarafından dinlemeyen ve dinlemezden gelen,umursamayan gibi haklarında yanlış izlenimler edinilmesine sebep olurlar. Çok basit ve yapabilecekleri görevlerde bile “yanlış algılamaları sonucu” sevmeme, kaçma,uzak durma yada yapma, tamamlama ve sonuçlandırma güçlükleri. çekerler. “Özellikle bilişsel çaba gerektiren görevlerde isteksiz davranma, zorlanma, kaçma ve unutkanlık vb. davranışlar” gözlemleriz.


Dikkat Dağınıklığını anlayıp, kavramak için dikkat,algılama ve öğrenme süreçlerini bilmek gerekmektedir. Kısaca açıklamak gerekirse:


Bireyler dış çevredeki çok sayıda uyaranlarla sürekli karşı karşıya gelmektedir. Bu uyaranlar görsel, duyuşsal yada işitsel, bilişsel vb uyaranlardır. “ Ses, gürültü, ışık, sözlü ve yazılı anlatım, deney,uygulama vb” Ancak bu çok sayıda uyaranla bombardımana uğrayan organizma; ilgi, istek, ihtiyaç ve gereksinim duyduklarına “içsel uyaranlar” dikkatini verir, yoğunlaşır ve odaklanır. “ Dikkatte Seçicilik” Seçici dikkat oluşturan uyaranlar dışında kalan çok sayıda uyarana, dikkatini vermez ve bu uyaranlara karşı dikkat oluşmaz. Dikkat oluşunca algılama gerçekleşir.Dikkat ederseniz, görsel, işitsel, duyuşsal, bilişsel vb. süreçlerden herhangi birindeki aksaklık dikkati olumsuz etkiler. Bireyin ihtiyaç ve gereksinimleri, hazır bulunmuşluğu “ilgileri, donanımları, potansiyeli,zekası, yeteneği ve yaşantı biçimleri, beslenme, uyku, eğitim - öğretim şekilleri ve yöntemleri, öğretmen ve aile tutum ve davranışları güdüleme,amaçlar ve hedefler, ödül yada ceza, vb.” ve burada belirtmediğim çok sayıda faktör dikkati olumsuz etkilemektedir.
Dikkat oluştuktan sonra, algılama gerçekleşir. “duyumları algılama, anlamlandırma ve yorumlama süreci” Algılamanın oluşumunun ön koşulu bireyde seçici dikkatin oluşmuş olması koşuluna bağlıdır. Daha sonra, öğrenmenin oluşması için güdülenme olmalıdır. Güdü olaylar, olgular ve durumlar karşısında “dış uyaranlar” bireyi amaç ve hedeflerine ulaşmak için içten gelerek; harekete ve eyleme geçiren güçtür. Bu güç fizyolojik kökenli olan istek ve ihtiyaçlarımız “açlık, susuzluk,uyku vb.” devreye girdiğinde “dürtü” , duygusal, sosyal yada toplumsal ve psikolojik ihtiyaçlarımız “ sevilme,sayılma, beğenilme, takdir edilme, onay görme vb. olumlu benlik duyguları başarı, güç,statü, yeteneklerini ve kendini gerçekleştirme vb. ihtiyaçlar “güdü” adını alır. Birey fizyolojik, sosyal ve psikolojik kökenli bu istek ve ihtiyaçlara karşı tepki vermeye zorlanır. Bunların sonucu güdülenme oluşur. Diğer değişle ancak ortada bir neden yokken yada istek veya ihtiyaç duyulmadan dikkat oluşmaz. Bireyin ancak istek ve ihtiyaç duyduğu konularda merak ve yönelme ve çaba oluşur ve birey bunun sonucu duygu ve düşüncelerini toplayarak, odaklandığında;dikkatini toplamış olur. Burada belirttiğim dikkat yoğun ve seçici olan dikkat durumudur. Bu dikkat durumunda güdülenme ve güdülenmeye bağlı motivasyon üst düzeydedir. Görüldüğü gibi dikkat olmadan, algılama, güdülenme; güdülenme olmadan motivasyon ve motivasyon olmadan öğrenmeye hazır hale gelinmez. “ Öğrenmenin ön koşulları yada öğrenmeye etkileyen süreçler. “ Tüm bu faktörler birbirinin devamı, birbiriyle iç içe ve birbirleriyle ilişkili ve bağlı kavramlardır. Burada öğrenmenin oluşumunu ve öğrenmeyi etkileyen diğer faktörleri ve koşulları açıklanmamış, yeri geldiğinde açıklayıcı bilgiler verilecektir.
Özet olarak, istek olmadan yada ihtiyaç duyulmadan dikkat oluşmaz. Alanında yeterliliği ve deneyimleri olan bir eğitimci, anlatacağı bir konu hakkında öğrencilerin ilgisini çekemiyorsa, ihtiyaç duymasını sağlayamıyorsa yada örencide konu hakkında merak uyandıramıyorsa, öğrencinin beklentilerini karşılamıyorsa “ bilgi öğrencinin işine yaramıyorsa, bireysel ayrıcalıklarına ve performansına, hedef ve amaçlarına uygun değilse” olumlu algılama, farkındalık düzeyi ve seçici dikkat oluşmayacaktır. Dikkat oluşmayınca, güdülenme ve motivasyon oluşmayacağından ; öğrenme “davranışta istendik ve kalıcı değişiklik” gerçekleşmeyecektir.
Ders başlamadan, zil çaldı ders bitti.
Tüm bunların sonucu normal dikkat süreçlerinde düzenlemeler yapılmakla kalınmayarak, zaten dikkat sorunu olan çocuklarımıza normal bireyler dışında bazı önlemler de almaya ve düzenlemeler yapmaya gereksinim duyulası gerekmektedir. “Dikkat Eksikliği yada Dikkat Dağınıklığı” sorunu olan bu çocuklarımızı normal akranlarından ayırıcı ve yukarda açıklanan özelliklerine uygun “ seçici dikkat oluşturacak, daha az ve daha kolay, daha az süreli görev ve ödevler, kısa cümleli sorular, kısa cevaplı “ görev, ödev, proje, etkinlik,aktivite vb. verilmeye özen gösterilmelidir. Diğer öğrencilerle aynı görev ve ödevler verilmesi durumunda, yukarda belirttiğimiz özellikler ışığında sonuç alınamayacağı ortadadır. Bazı öğretmen ve anne-babalar çocuklarını aynı görevleri yapmaları için zorlarlar. Çocuk zoraki verilen bu görevleri kendisi için değil, büyükleri için; bu görev ve ödevleri yapıyormuş gibi görülür. Ancak yapıları gereği, umursamaz tutumla,direnç göstererek, görev anında orada değil de başka yerdeymiş gibi davranır yada çevresi ve çevresindeki farklı eşya, araç ve gereçlerle ilgilenerek; kendilerini ele verirler.
Tüm bu özelliklerin sonucu, özellikle zorlandıkları görevlerden kaçma, sevmeme, isteksizlik, görmezden duymazdan ve dinlemezden gelme, aldıkları görev ve ödevleri unutma, araç gereç ve ders materyallerini kaybetme, ayrıntılara dikkat edememe, görevleri tamamlayamama vb. özellikler ayırıcı tanımlamada kullanılabilecek özelliklerdir.
Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu “rahatsızlık, hastalık, sendrom vb” sorununun tanılamasında; genellikle atak ve dürtüsel davranışlar sergileyen çocuklar aynı zamanda çok hareketli yani hiperaktif özellikleri de taşırlar. Ancak bu olumsuzlukların sonucuna göre, DEHB sorunu olan her çocuğun, mutlaka dikkat eksikliği sorununun da olduğunu söyleyemeyiz. Bazı çocuklarımızda aşağıdaki üç özelliğin bir arada bulunabilmesi halinde, Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite tanısı koyabiliriz..
“DEHB” Testinin ışığında, çocukta:
a) Dikkat Dağınıklığı yada Dikkat Eksikliği özellikleri görülebilir.
b) Hiperaktif yada “Aşırı Hareketli” özellikler görülebilir. Bu durumdaki çocukta Atak yada Dürtüsel Davranışlar da görülür.
c) Dikkat Eksikliği ve Hiperaktiflik “Aşırı Hareketlilik” bir arada görülebilir.
Ayrıntılı Tanılamada, tereddüt ve kuşkular bulunması halinde; “DEHB Testi “ dışında , Depresyon Testi, Nörolojik ve Psikolojik Testler yada alt testle de “Dikkat, Algı vb” kullanılmasına ihtiyaç duyulabilir.
Atak yada Dürtüsel Davranışların Tedavisi ve Düzeltilmesi:
1. Tıbbi Tedavi ve Düzeltme Yöntemi:
a) İlaçlı Tedavi: İlaçlı tedavi testteki soruların yarısından fazlasına “ Genellikle yada Çoğu Zaman “ yanıtı alınmış ise ve çocuk kendini düşünmede tehlikeye atıcı davranışlarda bulunuyor ve bunun sonucu sık, sık istenmedik olaylar ve kazalar başına geliyor ise ilaçlı tedaviye gereksinim duymaktadır.
Bu durumda çocuğun, Psikiyatri, özellikle Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi tarafından incelenerek, yapılan ilaçlı tedavi yöntemidir. DEHB sendromunun tedavisinde psikotümülan ve türevi ilaçlar kullanılır. “Ritalin, Permolin, Cylert, Dexedrine vb ilaçlarla türevi ilaçlar doktor kontrolünde ve belirlediği dozajlarda ve sürede kullanılmalıdır.” Yan etkileri, iştahsızlık ve iştahsızlığa bağlı kilo kaybı, uyku tutma ve uykuya dalma güçlükleri ortaya çıktığında; doktorunuza başvurarak yan etkileri azaltıcı dozajlar düzenlenebilir. Avrupa Ülkeleri ve gelişmiş ülkelerde özellikle Ritalin çikolata gibi yaygın olarak kullanılmaktadır. Şu anda çocukları olumsuz etkileyecek yan etkileri bulunmaması, daha sonra yapılan araştırmalarla yan etkilerinin olmayacağı anlamına gelmemektedir.
b) Psikoterapi Tedavisi: Bireylerin olumsuz tutum, tavır ve davranışlarını ortadan kaldırmak amacına yönelik davranış Terapilerini “Bilişsel ve Davranışçı Terapiler” sürecidir. Bireyin kendini ve davranışlarını kontrol edebilme, düşünerek hareket edebilme, olumlu yada olumsuz davranışları ayırt edebilme, davranışlarını düzenleyebilme, empati kurabilme “kendini başkalarının yerine koyarak, aynı olumsuz davranışın kendisine yapılması durumunda yaşadığı hisler ve gerçeklerle yüzleşmesi vb sağlanmalıdır” olumlu davranışın sonuçları ile olumsuz davranışın sonuçlarını görebilme “olumlu dönütleri yaşamasını sağlamak” Elinde olmadan yaptığı bu olumsuz davranışların, akranları, ailesi, öğretmenleri, arkadaşları vb. tarafından yanlış anlaşılmalara ve yargılara “ kızma, darılma, eleştirilme, dışlama, uyarılma yalnız bırakılma, cezalandırılma vb “ götürdüğünün hissettirilmesi, olumlu davranışların olumlu sonuçlarının da aynı şekilde hissettirilmesi, farkındalık yaratılması ve gerçeklerle yüzleşmesinin sağlanması ve sonuç olarak kişiliğinin bir parçası haline gelen olumsuz tutum,tavır ve davranışların “ Küskünlük, kırıcılık, karşı gelme, umursamazlık, oyun bozanlık, yanız bırakılmışlık, dışlanmışlık, horlanılmışlık, itilmişlik, kakılmışlık, başarısızlık, yaramazlık, haylazlık ve tüm bu ve benzeri olumsuzlukların sonucu ortaya çıkan öfke, kin, nefret ve öç alma duyguları” söndürülerek, yerine olumlu davranış örüntülerinin kazandırılmasına yönelik, uzun soluklu “Davranış Terapisi” sürecini kapsar. Terapi süresince istendik ve olumlu, değişen davranışlar hissettirilerek, yeni kazanılan davranışlardan haz alması, mutlu olması ve gurur duymasını sağlayıcı ödül, onay vb. pekiştireçler sürekli kullanılmalıdır.
Toplumumuzda, 20 yy’ da olmamamıza rağmen; DEHB tedavisi için olmazsa olmaz olan bu yöntem konusunda “Psikologdan destek Alma” güçlükleri yaşanmaktadır. Bireyler, herhangi bir rahatsızlığı olduğunda kolaylıkla doktora giderken, psikolojik sorunlarının çözümünde yada tedavisinde o kadar istekli ve duyarlı davranmamaktadırlar.
Ben, 1992 yıllarından bu güne kadar, yıllarca mesleğimizin tanıtımı konusunda mücadele ve çabalar vermekle kalmadım, ücretsiz psikolojik yardım,destek ve yönlendirme hizmetlerini; bu güne kadar karşılık ve maddi çıkar beklemeden verdim. 1990’ lı yıllardan bu güne, diğer değişle ülkemizde “Psikoloji, Psikolog Psikiyatri vb. konularında” TV Programlarının yaygın olmadığı yıllarda, Radyo ve TV Programları yaptım. Bu programlarda, “Canlı Bağlantılı Radyo Programları, Psikologunuz Diyor ki” halkımızın ve dinleyicilerin sorularını canlı bağlantılı alarak, anında yanıtladım. Daha sonraki yıllarda çeşitli yerel TV Kanallarında “ 14.00 Çayı, Toplumumuz Neden Şiddete Yöneliyor, Psikologunuz Diyor ki vb programlara katılarak” mesleğimizin önemini, yararlarını, her bireyin psikologa ihtiyaç duyabileceğini ve psikologların ilgilendiği konular hakkında halkımıza açıklayıcı bilgiler vererek sorunlarını paylaşıp, çözmeye özen gösterdim.
Çağımızda Eğitim sistemimizden kaynaklı sorunlar, “ Eğitim sisteminin ezberci, kuru bilgi yükleyici çarpıklığı ve eleyicilik esası gereği, akademik başarıyı ön plana alan ve ilgi ve diğer yetenekleri dikkate almayan ve sınav endeksli vb yapısı “ iş ve işsizlik gibi ekonomik sorunların olumsuz etkileri, ailevi sorunlar, arkadaşlık sorunları, çevrenin ve yaşamın bireyler üzerindeki olumsuz etkileri, güçlükler, zorluklar, baskılar vb. bu sorunların üstesinden gelememe, çözüm üretememenin sonucu oluşan yetersizlik, çaresizlik duyguları vb “Normal dışı ve normalden sapan davranışlar ” psikolojik sorunlara yol açtığı, bu sorunları her bireyin yaşayabileceği, biz psikologların bile bu tür sorunları olabileceği, tüm bu nedenlerle çekinmeden psikologa gidilmesinin “ Psikologla görüşülenlerin danışan ile danışman arasında gizli kalacağını” defalarca programlarımda ve bire bir görüşmelerim de dile getirdim. Erken tanının ve tedavinin önemli ve ilk adımı olduğunu, sorun ilk ortaya çıktığında terapi alınmaması halinde, süreç içinde sorunların ve septomların üstesinden gelinemeyecek kadar büyüyeceğini ve yeni septomlara yol açarak, tedavinin güçleşeceğini sürekli dile getirip vurguladım.
2. Eğitim Yöntemi ile Düzeltme:
1, 2,3,4,5. sorular, “ Kurallara uymada güçlük yada normal dışı davranışları” belirlemek ve tanılamakta kullanılmaktadır. Anne- baba, bakıcı, “ebeveyn”, öğretmen vb. çocuğun bu davranışlarını sorun olarak belirlemeden önce; şu hususlara dikkat etmeli ve kendini sorgulayıp; öz eleştiri vermelidir.
- Konulan kurallar, çocuğun yaşına ve özelliklerine uygun mudur?
- Farklı farkı ortamlarda bile, aynı davranışları mı gösteriyor?
- Olumsuz davranışları, dikkat ve ilgi çekmek amacı ile mi yapıyor olabilir mi?
- Bu ortamlardan yada bu ortamlarda ki olumsuz koşullardan kaynaklanıyor olabilir mi?
Tüm bu sorulara verdiğiniz yanıtlar “Hayır” ise testin ilk 5 sorusunun en az ikisi yada üçüne “Genellikle” yada “Çoğu Zaman” yanıtı verilmiş ise: çocuğunuz “ Kuralara Uyma da Dürüsel Sorunlar yaşamaktadır.” Bu sorunla ilgili, aşağıdaki önlemleri alıp; gerekli çalışma ve düzenlemeleri yapmalıyız.
Yaptığı olumsuz davranışlardan oluşan bir davranış listesi düzenleyiniz. Uymak da zorlandığı ve güçlük çektiği kuralları belirleyin. Kızmak,öğüt vermek, tembih etmek, cezalandırmak vb. yöntemleri kesinlikle kullanmayınız. Bu tepkisel davranışların yerine yaptıklarını gördüğünüz halde, bu olumsuz davranışları görmemiş gibi davranarak, görmezden gelmeniz; daha yarar sağlayacaktır, unutmayınız. Ancak olumsuz davranışların zıttı olan, olumlu davranışları yapması halinde; mutlaka, anında ödüllendiriniz. Kesinlikle yeni davranışı daha sonra gerek olumlu “ istendik davranışlar” , gerekse olumsuz “istenmedik davranışlar” yapması halinde; olumlu yada olumsuz yaptığı davranışları birbiriyle kıyaslamaktan kaçınınız. ”Özellikle olumlu davranışta bulunan, çevresindeki başka çocukları örnek göstererek kıyaslamalardan kaçınılmalıdır. “
Örnek 1: “ Odası yada çantası çok dağınık, eşyalarını toplatamıyorsanız. Gel birlikte toplayalım. Eşyaların büyük bölümünü siz toplamış olsanız dahi, başlangıçta ki günlerde az eşya toplamasını dahi yeterli bulunuz. Aferin, bak ne kadar güzel ve düzenli oldu. Şeklinde güzel bir söz yada ödülle; “maddi, duygusal yada gurur verip, onure edici sözler vb” anında olumlu davranış pekiştirilmelidir” Benden ödül olarak ne yapmamı istersin? Şeklinde sorularla istemine uygun ödüllerin seçilmesi daha önem kazanır. “Sevdiği yemek, pasta vb”. Bu ödülün o gün yalnız onun için hazırlandığı izlenimi verilmesi yada uygulamada kullanılması çok önemlidir..Daha öncesinde olay “ çocuk tarafından yapılan olumlu davranış çok basit de olsa, kısman de yapmış olsa “ baba ile paylaşılır ve gerekli yardım isteneceği, çocuğun desteklemesi gerektiği, söylenir. Akşam baba eve geldiğinde tüm koşullar oluşturulmuştur. “Senaryo” Baba sorar,” Bu özel sofra benim için mi hazırlandı?” Anne, açıklama yapar. “Hayır babası çocuğumuz için, bu gün çocuğumuz ne yada neler yaptı. Baba ”Aferin! Benim oğluma yada kızıma” Benim çocuğum çok düzenlidir. Ben onu çok seviyorum. Anne, ben de.. Onur ve gurur duymasını sağlayıcı olumu pekiştireçler kullanılır. Çocuk, kendisinin yaptığı, olumlu davranıştan haz duymasının yanında ben de yapabiliyorum düşüncesi ile öz benlik öz güven ve güven duygusunun kazandırılması çok önemlidir. “Olumlu Benlik Duyguları”
Örnek 2: Çocuğunuzun özelliklerine uygun “ daha basit ve kolay” görevler veriniz. Belirleyeceğiniz süreler daha az ve daha kısa olmalı “ Çocuk öğrenci ise konuyu parçalara ayırarak, parçadan bütüne öğretim yöntemi kullanılmalıdır. “ Arkadaşı ile kısa süreli de olsa anlaşarak oynadıkları yada görev yaptıkları “ Arkadaş seçiminde, olumlu özelliklere sahip ve herkesle anlaşabilen çocuklar tercih edilmelidir” Aman, benim çocuğum; arkadaşı ile nasıl anlaşıyor, paylaşıyor, oynuyor, ödev yapıyor, ders çalışıyor vb. söylemlerle kalmayıp,somut pekiştireçlerle olumlu davranışları destekleyiniz. “Sevdiği yiyecek ve içecekler ikram edilerek” Sıkılıp görevi bıraktığında zorlamayın. Belirli bir aktivite ve etkinlik sonrası devam ettirmesini sağlayıcı koşullar oluşturunuz. Ev dışında benzer durumları öğretmenlerin de pekiştirmesi ve aile ile paralel yürütmesi; olumlu davranışın kazandırılmasın da gerekli diğer bir koşuldur.. “Okul Öğrencileri”
6. “Belirgin derecede dikkatsizdir.” Öncelikle dikkat eksikliğine ve dağınıklığına sebep olan etmenleri belirlemek, kontrol altına alarak, gerekli düzenlemeleri yapmak gerekmektedir. “ Görsel algılama güçlüğü ve dikkat sorunlarından dolayı ,anlık işlevsel ve bilişsel sorunlar yaşarlar.Özellikle algılama güçlükleri ve dikkatlerini ayrıntılara verememeleri sonucu; üst düzeydeki kavramların kazanılmasında ciddi sorunlar yaşarlar. Bunun sonucu belleğin işlevsel görevlerin yerine getirilmesinde meydana gelen bilişsel sorunlar sonucu dikkatlerini toplayamaz, gerekli dikkati gösteremez ve bunun sonucu hatalar yapar ve öğrendiklerini sık sık unuturlar.” Bu durumdaki çocuklara,başlangıçta seçtiğimiz görevleri kendi günlük yaşamına uygun, basit, kolay ve yapabileceği görevler seçmekle birlikte, öğrendiklerini unutmamaları için sık,sık tekrarlara yer verilmelidir.
Dikkat ve dikkatsizlik, dikkat egzersizleri eklenecek
Bu düzenlemelere rağmen aynı sorunlar devam ediyorsa; Dikkat toplama egzersizleri uygulanmalıdır. Çocuğa yapabileceği sorumluluklar verin ve sonuçlarını kontrol ederek, mutlaka ödüllendiriniz. Dikkatsizlik ve Dağınıklık durumlarında, günlük yaşam koşullarına ve kendine uygun; görev listesi hazırlanmalı yada eşyalarını belirli yerler koyabilme beceri ve alışkanlığı kazandırıcı çalışmalara yer verilmelidir. “Öğrenci ise yapabileceği düzeyde çalışma programı ek olarak düzenlenerek, gizlice kontrol edilmelidir. Plan yada programda belirtilen görevleri zamanında yapıp, yapmadığı kontrol edilerek; görevleri yerine getirdiği ve aksatmadığı durumlarda ödüllendirilerek, davranışın pekiştirilmesi sağlanmalıdır.” Yapılan hatalar geri bildirimler kullanılarak, hatalarını farkına varması ve yanlışı düzelterek, doğrusunu yapma alıştırmalarına yer verilmelidir. Her davranış kazandırılma işlevinde yapıldığı gibi olumlu davranış pekiştirilmelidir. Daha doğrusu istendik davranışları yaptığında sözel ip ucu kullanarak,“ Ne kadar güzel bir davranıştı, bu davranışını çok beğendim ve hoşuma gitti. Demek ki isteğince en güzelini bile yapabiliyorsun. Seninle gurur duyuyorum. Seni her yönünle seviyorum, ancak bu davranışlarınla daha çok seviyorum” davranışın doğru olduğunun farkına varmasını, bilmesini, görmesini ve istendik davranışla “olumlu” istenmedik “olumsuz” davranışı ayırt etmesini ve olumlu davranışları kazanmasını sağlayıcı olumlu pekiştireçler kullanınız. Bu pekiştireçler, soyut, duygusal ve sosyal pekiştireçler, ” Onun kişiliğine yönelik, taltif ve takdir edici, övücü,gurur duyucu , onurunu okşayıcı vb. “ sözler de olabilir. Maddi, somut pekiştireçler de olabilir. “ yiyecek, para, hediye, etkinlik, aktivite vb.” Tüm buların sonucu çocuk dikkatli davranma alışkanlığı kazanarak, olumlu benlik duyguları “ bende dikkat edebiliyorum, bende yapabiliyorum vb” kendine güven ve öz güven vb duyguları gelişir.
7. “Dikkati dış uyaranlarda dağılır”
Dikkati Dağıtan Uyaranlar /Faktörler
Dikkat anında bireyi birden fazla uyaran olumlu yada olumsuz etkiler.Bu uyaranlar, duyu organlarımız yolu ile algılanan Fiziksel Uyaranlar, “görsel,işitsel, dokunsal vb “ arasında anlamlı ilişkiler bulunması; Fiziksel uyaranlara , “ışık, ses, renk, basınç, uyku, yorgunluk, beslenme,cinsel vb” faktörleri örnek olarak verebiliriz. Bireyin içsel yaşantıları, yaşantı figürleri , yaşam biçimleri ve bireyin etkilenmesi düzeyinde vereceği tepkiler “ kaygı, başarısızlık, gerginlik ve stres, çatışma, güvensizlik, bağımlılık, yetersizlik, nefret ve kin duyguları, ilgisizlik, isteksizlik, haz alamamak vb Duygusal ve Psikolojik Uyaranlar, bireyin doğuştan getirdiği ilgileri, yetenekleri “duygusal ve zihinsel”, performansı, öğrenme yaşantıları ve hazır bulunmuşluğu, amaç ve hedefler, öğrenim yöntemleri vb” Bilişsel Uyaranlar, bireyin yaşadığı dış çevreden kaynaklı aile yada ebeveyn, arkadaş yada akran, okul ve öğretmen vb. turum ve davranışları, program ve öğretmen merkezli,çağdışı öğretim yöntem ve teknikleri, ödül ve ceza yöntemleri,”ilgi,sevgi, beğeni, değer, konum, statü vb.” insani ve olumlu benlik duygularının yetersizliği Sosyal Uyaranlar ve burada bazıları iç içe girmiş ve bazılarını belirtmediğim çok sayıda uyaran, bireyi olumlu yada olumsuz etkilemektedir. Bunun sonucu dikkatsizlik yada seçici dikkat durumu oluşur. Birey dış çevreden ve içsel dünyamızdan kaynaklı bu uyaranları olumlu algılar, ayırt eder ve zihnimizde eşler. “ Olumsuz koşullarda tersi oluşur” Genelde bireyin ilgisini ve dikkatini çeken, daha doğrusu yaşantı, gereksinim ve ihtiyaçlarına uygun olan ve örtüşen uyaranlar dikkat çeker. Bunun sonucu güdülenme ve bilgileri önce kısa süreli belleğe aktarma ve oradan da uzun süreli belleğe aktarılarak, zihinde kalıcı bilgiler olarak depolanır. Kısaca uyaranlar bireyin işine yarayan,ilgisini e dikkatini çeken uyaranlara karşı seçici dikkat oluşmaktadır. Seçici dikkat oluşmadan öğrenme süreçleri gerçekleşmez ve öğrenme süreçlerinde aksaklıklar, kopukluklar ve olumsuzluklar yaşanacağından; bilgilerin çoğu kısa süreli belleğe gelmeden, kısa süreli belleğe gelenlerde uzun süreli belleğe gidemeyecektir. Tüm bunların sonucu uzun süreli belleğe gidemeyen bilgiler zihnimizce depolanamayacağı için kısa sürede unutma oluşacaktır.
Her birey, kendinin ihtiyaçlarını karşılayan, işine yarayan, önem ve değer verdiği, haz duyduğu ve mutlu olacağı,beklentilerini karşılayan, çevresince değer verilen,önemsenen , yüceltilen ,onay verilen ve bireye uygun olan uyaranlara odaklanır. Bu odaklanmayı bireyin daha önceki yaşantı biçimleri,deneyimleri olumlu yada olumsuz etkileyebilir.
Bu uyaranları kontrol altına aldıktan sonra, ortam koşullarını kendi bireysel özellikler ve potansiyeline uygun düzenlemek. Ses tonunu ayarlama, verilen komutları tekrarlama ve tekrarlatma vb
Çocuğun dikkatini dağıtan faktörlerin düzenlenmesi sonrası, onu ilgi ve dikkatini çeken “daha çok ilgilerine uygun, ilgi alanındaki konu yada yönergeler seçilmesine özellikle başlangıçta çok dikkat edilmelidir.” Dikkatini çekici, dikkatini ilgili uyaranlara “yönerge,konu vb.” vermesini sağlayıcı ortamlar oluşturunuz. Belirli bir süre sonra dikkatinin dağıldığını gördüğünüzde, dikkatini çekici yada dikkatini toplayıp, yoğunlaştırmasını sağlayıcı çalışmalara yer veriniz.” İlgisini çekerek, dikkat çekici sözler, yanıtlayabileceği sorular yönetme, tekrar konuya kendisini vermesini sağlayıcı söz ve eylemler” dikkatini bozma olasılığı olan diğer faktörler de kontrol altına alınmalıdır.
8. “Belirgin Derecede Dağınıktır”:
Dağınıklığın nedenlerini belirleyiniz. Dağınıklığı düzenleme çalışmalarına yer veriniz. Dağınıklık durumlarında, günlük yaşam koşullarına ve kendine uygun; görev listesi hazırlanmalı yada eşyalarını belirli yerler koyabilme beceri ve alışkanlığı kazandırıcı çalışmalara yer verilmelidir. “Öğrenci ise yapabileceği düzeyde çalışma programı ek olarak düzenlenerek, gizlice kontrol edilmelidir. Plan yada programda belirtilen görevleri zamanında yapıp, yapmadığı kontrol edilerek; görevleri yerine getirdiği ve aksatmadığı durumlarda ödüllendirilerek, davranışın pekiştirilmesi sağlanmalıdır.”
Dağınıklığı azaltıcı yöntemlere başvurunuz. Başlangıçta yaptığı dağınıklıkları birlikte düzenleyerek, neleri nerelere ve nasıl koyacağı ve düzenleme yapacağını anlayacağı biçimde açıklayınız. Süreç içinde bu düzenlemeleri bağımsızca yapabileceği koşullar oluşuncaya kadar destekleyin. Ancak kesinlikle eşyaların büyük bölümünün, hele,hele tamamının tarafınızdan kaldırılması yada düzenlemesi gibi duygusal bir hataya düşmeyiniz. Olumlu yönde yapılan düzelmeleri pekiştiriniz. Uygun davranışları yapmasına model olunuz. Düzenli bir arkadaşı ile eşleştirerek yada aynı sırada oturmasını sağlayarak, birlikte yapabileceği görevler veriniz.
Ne kadar düzenli olmaya başladığını geri bildirimlerle görmesini, farkına varmasını,düzensizlikle, düzenli olmayı ayırt etmesini sağlayınız “ 7. Düzeltme yolları ve önerileri”
İstendik davranışları hatırlatıp yaptığında ödüllendiriniz.
Dağınıklık nedenleri
Dağınıklığı nasıl düzenler ve kontrol altına alırız

9.Hareketsiz kalmakta güçlükler yaşar yada oturduğu yerde duramaz. HA ve DEHB Ölçeği' ndki diğer sorularla ilgili DÜZELTME YOLLARI VE EĞİTİMİ konuları süreç içinde eklenecektir.

SAYGILARIMLA...

PSİKOLOG HALİL TÜRKMEN


Gaziantep Psikolog uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!