Gündelik kullanımda birisi depresyonda olduğunu söylediğinde genellikle söylemek istediği kendisini son zamanlarda mutsuz hissettiğidir aslında. Psikolojideki kimi kavramların gündelik dilde yanlış kullanımlarına sıklıkla rastlıyoruz. Depresyon ve depresyonda olmak, depresyona girmek de bunlar arasında sayılabilir.

Kendisini mutsuz hisseden birisi depresyonda mıdır? Bu soruya evet yanıtı da vermek mümkün ancak genel olarak söylemek gerekirse depresyon eşittir kendisini mutsuz ya da üzüntülü hissetme hali değildir. Bir kimseye depresyon tanısının konulabilmesi için başka bir takım kriterler de gerekmektedir. Yani özetle kendimizi üzgün hissettiğimiz zamanlarda depresyonda olduğumuz söylenemez. Ancak mutsuzluk hali de depresyonun en önemli belirtilerinden birisidir.

Her şeyden önce depresyon psikolojik bir bozukluktur. Mutsuzluk ya da üzüntü hali ise herkesin zaman zaman hissedebileceği doğal duygu durumları arasındadır. Bir kimsenin depresyonda olduğunu ya da depresyona girdiğini söyleyebilmemiz için bu mutsuzluk halinin özellikle son bir haftadır yoğun bir şekilde devam etmesi gerekmektedir. Arada bir yaşanan mutsuzluklar doğal duygu durum değişimidir ve depresyon olarak kabul edilmez ya da en azından tek başına yeterli bir kriter olmaz. Ancak bu durumda olan bir insanın da depresyon başlangıcında olduğunda şüphe de edilebilir. En doğrusu bir uzmana başvurarak ayrıntılı bir değerlendirmeden geçmek olacaktır.

Bir kimsenin depresyonda olduğunu söylemek için çeşitli kriterler olduğunu belirmiştim. Buna göre, depresyonda olan bir insan, özellikle son bir hafta süresince:

Genel ve yoğun bir mutsuzluk ve üzüntü hali içindedir,

Eskiden keyif aldığı şeylerden artık keyif almamaya başlar,

Hareketi ve enerjisi azalır,

Genel bir başarısızlık hissi içerisindedir,

Kendisini suçlama eğilimindedir,

Cezalandırıldığını düşünür,

Kendisine karşı genel ya da özel bir memnuniyetsizliği vardır,

Başka insanlarla konuşma ve görüşme konusunda isteksizdir,

Karar vermekte güçlük çeker,

Olumsuz bir beden imgesine sahip olmaya başlar (kendisini çirkin bulabilir),

Uykusunda bozulmalar olur. Her zamankinden daha az ya da daha çok uyumaya başlar, sabahları dinlenmiş olarak uyanmaz,

İştah kaybı yaşar,

Sağlığıyla ilgili endişeler taşımaya başlar,

Cinselliğe olan ilgisinde azalma olmaya başlar,

Kendini öldürme düşünceleri ya da isteği görülebilir.

Depresyonun genel belirtileri bu şekildedir ancak bu belirtilerin tamamının bir kimsede bulunması gerekmez. Bunlardan 4-5 tanesinin kendinizde olduğunu düşünüyorsanız depresyonda olma olasılığınız yüksektir ve bir uzmana başvurarak tedavi sürecine girmenizde yarar vardır. Ayrıca bu belirtilerin yoğunluğunun da farklı olacağını belirtmeliyim. Depresyon genellikle şiddetine göre hafif, orta ve ağır olarak üç alt başlıkta değerlendirilir. Sahip olunan belirtilerin sayısına ve şiddetine göre konulacak teşhis değişecektir.

Peki depresyon nasıl tedavi edilir?

Hemen her psikolojik bozuklukta olduğu gibi depresyonun tedavisi de uzun sayılabilecek bir süreç gerektirir. Günümüzde depresyonun tedavisinde en etkili olan psikoterapi yaklaşımı Bilişsel – Davranışçı Terapidir. Araştırmalara göre BDT yaklaşımıyla depresyon tedavisinde seanslar haftada bir olmak üzere, ortalama 3 ay içerisinde sonuç alınmaya başlanır ve yine ortalama 6 ay içerisinde de iyileşme gerçekleşir ve tekrarlanma oranı da oldukça düşüktür. Ancak bu sürenin kişiden kişiye, durumdan duruma ve belirtilerin şiddetine göre de değişiklik gösterdiğini bilmeniz gerekir.

Depresyon hafife alınmaması gereken önemli bir bozukluktur. Bireyin yaşam kalitesini önemli ölçüde düşürür. Depresyon geçiren insanlar büyük acılar çekebilirler. Sadece kendilerini değil, çevrelerindeki insanları da yıpratabilirler. Bu nedenle depresyonun özellikle erken aşamada fark edilip tedavi edilmesi son derece önemlidir. Psikolojik bozukluklar arasında depresyon en ölümcül bozukluklardan birisi olarak kabul edilmektedir. Ağır depresyon yaşayan bireylerde intihar eğilimi görülebilmekte ve maalesef kimi depresyon hastaları yaşamlarına son verebilmektedir.

Ama özellikle toplumumuzda depresyon yaşayan kimseler yardım almakta isteksiz olmaktadır. Depresyonda olan bireyde zaten genel bir başarısızlık hissi ve kendine güven düşüklüğü de olmaktadır bu da yardıma başvurmayı geciktirmekte, yardımla iyileşebileceğine olan inancı zayıflatmaktadır.

Bir de insanımızda uzman yardımı almanın bir güçsüzlük, zayıflık göstergesi olduğuna dair yanlış bir kanı da bulunmakta. Buna göre bir insan sorunlarını kendisi çözerse güçlüdür, yardım isteyen insan zayıf, güçsüz bir insandır. Sorunların çözümünü zamana bırakmak gerekir. Bunun için yardım almak gereksizdir gibi hatalı inanç ve düşünceleri sıklıkla görmekteyiz.

Aslında tam tersi söz konusudur. Yardıma talep eden insan güçlüdür ya da en azından güçlü olmak yolunda adım atmaktadır. Çünkü kendisinin ve potansiyelinin farkındadır. Olumlu yönlerinin olduğu kadar olumsuz yönlerinin de farkındadır ve sorunlarını çözmek için bir uzmandan yardım istemekten çekinmez. Daha da güçlü bir insan olmak, sorunlarının üstesinden gelmek için bir sürece girmeye hazırdır.

Evet, kimi sorunlar zaman içerisinde kendiliğinden de çözülebilir. Ancak bu oldukça uzun ve yıpratıcı bir süreç olacaktır. Sorunlarımız geçse bile, altında yatan sebepler aynen durduğu için ilerde tekrarlama olasılığı da yüksek olacaktır. Neden kendimize bunu yapalım ki? Psikoterapi ile sorunların çözümü için yardım almak, kendiliğinden geçmesini beklemekten daha kısa sürecek, çok daha az yıpratıcı olacak ve ilerde tekrarlama olasılığı da oldukça düşük olacaktır. Ayrıca sanılanın aksine ekonomik bedeli de daha az olacaktır.


İstanbul Psikolog uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!