Deniz balığı mı çiftlik balığı mı ? İkisi arasında ne gibi farklar var ? Sağlık açısından hangisi ? Lezzet açısından hangisi tercih edilmeli ? Tüm çiftlik balıkları aynı özelliklere sahip mi ? Deniz balıkları, denizlerdeki kirlenmeler neticesinde sağlıklı mı ?

Endişelenmeyin tüm bu sorulara rağmen balık yiyebileceğiniz en sağlıklı hayvansal besindir.

Öncelikle belirtmek gerekir ki her iki balık çeşidinin, kendine göre artıları ve eksileri var.

İlk olarak deniz ve çiftlik balıkları arasındaki temel farklardan başlayalım:

DENİZ BALIĞI diye tabir edilen balıklar doğal ortamda bulunup doğal besinler tüketir. Olta veya ağ ile yakalanıp tezgahlara gelir. Arz talep dengesinden dolayı çiftlik balığına nazaran 2-3 kat daha pahalıdırlar.

KÜLTÜR BALIĞI diye de isimlendirilen çiftlik balıkları, artan ihtiyaca cevap vermek amacıyla denizler içerisindeki kafeslerde veya kıyı şeritlerinde toprağın kazılması ile oluşturulmuş havuzlarda (yine deniz suyu içerisinde) hazır yemler veya canlı yemlerle yetiştirilen ve piyasaya sürülen balıklardır. Son yıllarda gelişen sektör öyle yemler hazırlamaya başladı ki bilinenin aksine deniz balıklarından daha lezzetli olduklarını kimse inkar edemez

DENİZ BALIKLARI,doğal ortamda etraflarındaki diğer balıklar, yumurtalar, kabuklular, planktonlar ile beslendiklerinden etlerinde suni besin içeriğine rastlanmaz. Çiftlik balıkları ise genelde; hamsi ve benzeri balıkların unundan oluşan yemlerle beslenir. Yani içerisinde suni besinler de mevcuttur. Üreticiler daha çabuk gelişebilmeleri ve bir an önce tezgaha çıkabilmeleri için daha yüksek enerjili yemlerle besleme yaparlar.

Çiftlik balıkları satışa çıkacak boya gelinceye dek her gün bu yemlerle düzenli olarak beslenirken denizdeki balık ne bulursa onu yiyor. Deniz balığı bir gün istediği besini bulmakta diğer gün ise ya çok az ya da hiç beslenememektedir..…

Doğadaki balıklar besin bulabilmek için devamlı hareket halinde olduğundan, yağ seviyesinin düşük olmasına sebep olur. çiftlik balığı ise Yem için ayrı bir efor sarf etmeyip üstüne yağ seviyesini artıran yemlerle beslendiğinden daha yağlı olurlar.Balığın yağlı olması lezzet açısından arzulanan bir durum olduğundan çiftlik balıkları doğal yaşamdakine nazaran daha lezzetli olabiliyor.

BALIĞIN SAKLANMASI

Raf ömründen bahsetmişken taze balık yiyebilmemiz için en önemli unsur soğuk zincirin bozulmamasıdır. Çiftlik balıkları hasattan tezgaha gelene dek devamlı kontrol altında tutulduğundan soğuk zincir ile ilgili sorun yaşamazsınız.

Ancak deniz balığının hangi şartlar altında yakalandığını ve tezgaha gelene dek buzlanıp buzlanmadığını bilemeyiz. Bazı durumlarda tekne ile veya kıyıdan olta ile yakalansa dahi saatlerce güneş altında beklediği olmakta ve bu durumda balıktaki histamin miktarı sürekli artarak sağlığı tehlikeye sokacak boyutlara gelebilmektedir.

OMEGA-3

Çiftlik balıklarında kullanılan yemlerin;Toplam protein oranı %50 nin üzerindedir. Deniz balığında ise Ege ve Akdeniz gibi fakir denizlerde doğal yaşamdaki bir balığın bu besin değerlerine erişebilmesi oldukça güçtür. Ayrıca yem içerisinde omega-3 yağ asidi, B ve D vitamini, Kalsiyum, Fosfor, Demiz, Fosfor ve İyot içeren besinler bulunması bazı durumlarda çiftlik balıklarının doğadaki balıklara nazaran daha avantajlı olmasını sağlar. Ancak bu her zaman aynı şekilde işlemez. Doğadaki balığın, çok çeşitli besin gruplarından faydalanması ve bulunduğu bölgedeki besin çeşitliliğine göre deniz balıkları omega 3, bakımından çok daha avantajlı olabilmektedir.

HASTALIKLARA KARŞI DİRENÇ

Suların ısınması ile birlikte balık çiftliklerinde görülen bazı hastalıklara karşı balıkları korumak amacıyla çeşitli antibiyotikler kullanılabilmektedir. Bakanlık tarafından uygulanan ve Avrupa Birliği ülkeleri tarafından da kabul edilen ölçütlerdeki sınırlara uygun davranıldığı sürece sorun olmaz. Ancak bazı bilinçsiz üreticiler yüksek miktarda antibiyotik kullanarak uzun vadede hastalıkların daha çok direnç kazanmasına sebep olmakta ve geleceğimizi tehdit etmektedir. (ancak,bu durum diğer hayvansal gıdalara,(tavuklara) nazaran oldukça düşük boyuttadır. Doğadaki balıklarda ise hastalıklara karşı direnç kendi bağışıklık sistemi ile sağlandığından,bir kimyasal alması söz konusu olmamaktadır.

AĞIR METAL VE CIVA SEVİYESİ

Kanalizasyon ve sanayi atıklarının olduğu bölgelerde yakalanan balıklarda ağır metal, mikrobiyolojik ve kimyasal kirlilik de gözlenmektedir. Özellikle cıva gibi sağlık için risk teşkil eden ağır metaller ,dip balıklarında sıklıkla gözlenmektedir.

Yediğimiz besinler aracılığı ile aldığımız cıvanın insan vücudundan atılması da uzun sürede olmaktadır. Bu sebeple attığımızdan daha hızlı cıva alırsak vücudumuzdaki miktarı hızla artar ve cıva zehirlenmesi gibi ölümcül olabilecek sonuçlarla karşılaşabiliriz. Bu sebeple hangi bölgeden avlandığını bilmediğimiz,Deniz balıklarından çok iri olanlarının ve dip balıklarının tüketilmesi pek tavsiye edilmez.

Çiftlik balıklarına ruhsat verilebilmesi için denizin temiz, bol akıntılı, oksijen seviyesi yüksek bölgelerine kurulu olması şartı aranır. Ayrıca kafesler yüzeye yakın bölgede olduğundan dipte beslenmediğinden bu tip ağır metallerden olabildiğince uzakta büyümektedirler.

Soğuk havalarda deniz balıkları açıklara ve derinlere giderler. Bu balıkları kış şartlarında avlamak biraz zorlaşır. Çiftlik balıklarını ise yılın her mevsimi ve her günü aynı tazelikte tezgahlarda bulabilirsiniz.

FİYATTAN BAHSETMEDEN OLMAZ

Deniz balıkları arz talep dengesi ve toplumdaki algısı sebebiyle oldukça yüksek fiyatlardan satılıyor. Arada 3 kat gibi ciddi bir fark olunca insanlar ister istemez çiftlik çipurasına yönelmek durumunda kalıyorlar.

SONUÇ:

Denizlerimizdeki kirlenme ile birlikte nereden geldiğini ve hangi şartlar altında yakalanarak muhafaza edildiğini bilmediğimiz balıklarda, yüksek risk payı vardır. Kirli bölgelerden avlnmayan ve doğal beslenme sebebiyle, çok iri olmayan deniz balıkları sağlıklıdır diyebiliriz.

KİŞİSEL GÖRÜŞÜME GELİNCE; Avlanmanın yasak olduğu ve balığın kıt olduğu dönemlerde,çiftlik balığı,diğer zamanlarda ise tezgahlarda;en bol ve ucuz olan deniz balıkları; daha sağlıklı ve lezzetli olacaktır.Unutulmaması gereken diğer husus,Balıkları ,ateşten 20 cm yukarda ızgara,buğulama ve fırınlama tekniği ile PİŞİRMELİDİR,İster deniz ,ister kültür olsun Ama haftada 2 kez sofranızda BALIĞINIZ OLSUN,SAĞLIKLI GÜNLER DİLEKLERİMLE


İzmir Diyetisyen uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!