Anne- babalar, çocuklarının her türlü sorunununu çözmek için kendilerini sorumlu hissederler. Burada problemin ne olduğu ve ne şekilde yardımcı olunması gerektiğinin bilinmesi önem kazanmaktadır. Tüm sorunları anne-baba çözerse, gelecekte nasıl bir durum onları beklemektedir? Bu sorunun yanıtı, çocuk ve aile açısından mutlaka değerlendirilmelidir. Çocuklar, sorunlarını çözerek büyürler, bu fırsat onlara tanınmalıdır. Hatta, özel olarak çözülmesi gereken ortamlar bile yaratılabilir. Örneğin, yeni yürümeye başlayan bir çocuğun düştükten sonra yerden kalkması, onun için problemdir. Bebeğin, uzaktaki bir objeyi almak için uzanması ve başarması; onun için sorunun çözümüdür.
Problem çözme davranışı desteklenmesi gerekirken; anne-baba çocuklarının ödevlerini kendileri yaparsa çocuklarını bu süreçten yoksun bırakırlar.

Ev ödevleri, dersin bireysel kısmıdır, öğrenilenleri pekiştirmek ve eksikleri tamamlamak amaçlı verilir. Farklı malzemeler, değişik, boyutlu uygulamalara yer verilir. Çocuk, öğrenmenin bu boyutundan eksik kalmamalıdır. Belki, yetişkinler için karton, boya, artık malzemeler ile çalışmalar çocuğun altından kalkamayacağı şeklinde algılanıp, kendileri tarafından yapılmaya çalışılsa da; bu çalışmalar öğrenci için önemlidir.

Dikkat edilecek husus; sınıfça ORTAK karar alınıp; yetişkinlerin YAPMADIĞI ödevlerin sınıfa getirilmesidir. Okullarda sanki anne-babaların ödevleri yarışmaktadır. En güzel ödevi yapma ve nota dayalı sistem olduğu için yetişkinler, ellerinden geleni yapmaktadır!!! Bu şekilde ödevler asıl amacına hizmet etmemektedir. Yetişkinler, ancak malzemeleri sağlamalı ve rehberlik yapmalıdır.

Ödev yapmak, bir sorumluluktur. Çocukta sorumluluk duygularının gelişmesine destektir. Anne-babanın görevi; çocuğa, ödevlerini sağlıklı bir şekilde yapabileceği ortam hazırlamaktır.

Ödevleri anne-babanın yapması, ya da başkasının yapması çocuğa ödevle ilgili olarak, hiçbir şey kazandırmayacaktır. Çocuğa, rehberlik yapılabilir; ödev yapmak asla!
Çocuğun özgüvenini zedeler, ileriki hayatı için çok önemli olan bu kazanımı elde edememiş olur. Yapabilme, başarabilme duygusunu yaşamasına engeldir. Çocuk zorlanıyorsa öğretmen ile iletişim kurulmalı, ödevlerde belki yeniden yapılanma sağlanmalıdır. Öğretmen de çocukların gelişim ve yaşlarına özen göstererek, çocuğun gözünü korkutmayacak ödevler vermeli ve çocukların hevesle yapmalarını sağlamalıdır.
Çocuk, motivasyon konusunda desteklenmelidir. Çocukla birlikte, ödev yapmanın gerekliliği ile ilgili anlaşma sağlanmalıdır. Aslında ödevler, her çocuğun gelişim düzeyine ve psikolojik yönüne uygun olarak caydırıcı olmayıp, çocuk, başardıkça artırılarak düzenlenmelidir. Bu noktada aile, okul ve belki uzmanlar işbirliği içinde olmalıdır.
Aynı yılın çocukları sınıfta farklılık yaratmakta; yılın başında ve sonundaki aylarda doğan çocuklar birarada bulunmaktadır. Buna ayrıca değişik gelişim düzeylerini, algılama biçimlerindeki farklılıkları, duyusal (işitsel, dokunsal, görsel vb.) zeka türlerini de eklersek; ödev yapma ile ilgili bireyselliğin önemli olduğu ortaya çıkacaktır. Tüm, bu saptamalardan sonra verilen ödevleri çocukların kendilerinin yapmaları başarı yönünde etkili olacaktır; ödevden beklentileri karşılayacaktır.

Ödev bilinci kazandırmak bu konuda önemlidir. Çocuk, kendisine eziyet olsun diye ödev yaptığı fikrine sahip olmamalıdır. Ödev yapmaya neden ihtiyaç olduğu çocuklara kavratılmalıdır. Öğrenilen bilgilerin kalıcı olması ve unutulmaması için ödevlerin beyin çalışmasını desteklediği anlatılmalıdır.Ödevlerinde zamanında yapılmasının önemi üzerinde durulmalıdır.

Ödevleri, çocuğunuzun yapması dileğiyle...


ÖZNUR SİMAV
PEDAGOG-AİLE VE İLETİŞİM DANIŞMANI


İstanbul Çocuk Gelişim Uzmanı uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!