Çocuklarda bağlanma ve bağlanmayı etkileyen faktörler
Çocuklarda bağlanma ve bağlanmayı etkileyen faktörler

Yaşamda ilk kişilerarası görevimiz ilk bakıcımızla, ki bu çoğu zaman annemizdir, bağ kurmaktır. Bir bebek olarak temel ihtiyaçlarımızın karşılanması bakımından tamamen başkasına bağımlı olduğumuzdan, bu bağ yaşamamız için temeldir.

Bağlanma, çocuk ve bakım veren kişi arasında gelişen; ilişki kurma, çocuğun bakım veren kişiyi arama ve yakınlık arayışı davranışları ile kendini gösteren, özellikle stres durumlarında belirginleşen, dayanıklı ve devamlılığı olan duygusal bir bağ olarak tanımlanmaktadır. Yaşamın erken dönemlerinden itibaren çevreyle olan etkileşim sonucu gelişir (Thompson 2002). Bağlanma yalnızca çocukluk ile sınırlı olmayıp yaşam boyunca sürer. İlk temel ilişki olan anne çocuk ilişkisi, sonraki yaşam dönemlerindeki bağlanmalar için örnek olur.

Bağlanma Modelleri:

Güvenli Bağlanma: Çocuk anneyi bir güven temeli olarak kabullenmekte, anneden ayrılıp bir yabancı ile yalnız kaldıktan sonra teselli edilebilmekte, anneye yapışma gereksinimi az olmakta, yalnız bırakıldıktan sonra annesi girdiğinde annesini olumlu karşılamakta ve annesini net bir şekilde yabancıya tercih etmektedir.

Güvensiz/Kaçınmacı Bağlanma: Çocuk annesi ile temas kurmaktan kaçınmakta, özellikle anne odadan çıkıp tekrar geldiğinde ondan uzak durmakta, annenin temas kurma çabalarına karşı direnç göstermekle birlikte bir temas arayışı içinde görülmektedir. Süreç boyunca anneye de yabancıya da aynı şekilde davranmaktadır.

Güvensiz/Dirençli Bağlanma: Çocuk anneden ayrıldığında çok şiddetli huysuzlanmakta ve anne geri döndüğünde çocuğu rahatlatma çabaları başarısız olmaktadır. Çocuğun farklı zamanlarda hem temas aradığı hem de temastan kaçındığı gözlenmiştir. Çocuk annesi ayrılıp geri döndükten sonra kızgınlık ve şiddet davranışları gösterebilmekte, yabancıdan gelen temas ya da rahatlama çabalarına direnç göstermektedir.

Güvensiz/Dağınık Bağlanma: Çocuk şaşırmış, endişeli, dikkatsiz davranışlar göstermekte, güçlü bir yakınlık arayışının hemen ardından güçlü bir sakınma davranışı gösterebilmektedir. Annesine doğru giderken başka yönlere bakabilmekte, bağlantılı olmayan duygusal dışavurumlar gösterebilmektedir.

Bağlanma durumlarını yaratan tek bir sebep yoktur; ailenin davranışları, çocuğun özellikleri, aile ve kültür etkili olur.

Ailelerin Davranışları: Araştırmacılar değişik bağlanma tiplerinin, annelerin bebeklerinin ihtiyaçlarına gösterdikleri duyarlıklarının bir sonucu olduğunu savunmuşlardır. Ağlamalarına hemen cevap verilen 3 aylık bebeklerin, 12 aylıkken “güvenli bağlanma” kategorisine girdikleri gözlenmiştir (Ainsworth ve Bell, 1967). Tersi aile tutumlarında ise bebekler güvenli olmayan bir bağlanma göstermektedir. Çoğu araştırmalar buna benzer temel sonuçlar bulmuştur.

Çocuğun Özellikleri: Gözlemler güvenli bağlanma için “sorumlu” anne- babalara ihtiyaç duyulmasının yanında, ailelerin de bu bakımı gerçekleştirebilmeleri için “karşılık veren” bebeklere ihtiyaçları olduğunu bulmuştur. Bağlanma karşılıklı bir ilişkidir. Bir tarafın vermesi için onun da karşıdan alması gerekir. Araştırmalar, anneleri ile sosyal ilişki kurmak yerine daha uzun süre nesneler ile oynayan çocukların, ileride güvenli olmayan bağlanma gösterdiklerini bulmuştur (Lewis&Feiring,1989).

Aile Etkileri: Aileler üzerinde stres yaratan pek çok faktör, bebeklerin bağlanma tipleri üzerinde etkilidir. En önemli faktörlerden biri düşük ekonomik seviyedir. Fakirlik düzeyinde yaşayan çocuklar, yüksek ekonomik seviyede yaşayanlara oranla daha az güvenli bağlanma göstermektedirler (Shaw, 1994). Bir diğer faktör evlilik anlaşmazlıklarıdır. Evliliklerinde sorun yaşayanların, güvenli bağlanamayan çocukları olma olasılıkları daha yüksektir (Belsky&İsabella,1988). Stresli durumlar anne babada hassasiyet yaratmaktadır, bu da güvenli bağlanma olasılığını azaltmaktadır. Kızgın ve şiddet içeren ilişkiler belirsiz davranışları beraberinde getirmekte, aileler çocukları için tutarlı, güvenli bir kaynak olarak görülmemektedir.

Kültürel etkiler: İçinde yaşanılan toplum önemlidir. Bazen toplum bağlanma tipini belirlemede önemli bir rol oynar. Örneğin, İsrail’ de kibutzlarda yaşayan aileler, çocuklarını gün içinde görmelerine rağmen onlara bakan kendi anne veya babaları değildir. 11-14 aylıkken ortak büyütülen bu çocuklar, aileleri veya onlara bakan kişiler ile yabancı bir ortama sokulduklarında çoğu üzüntü, yarısı korku/ direnç ve sadece %37 si güvenli bağlanma sergilemişlerdir(Sagi, 1985).

Bağlanmak neden bu kadar önemlidir?

Bebekle bağlanacağı figür arasındaki yapıştırıcı olan bağlanma bağı, gelişimin birçok alanında kritik öneme sahiptir.

Birincisi çok doğal olarak öz saygıyı etkiler. Güvenli bağlanmış bireyler kendilerini güçlü, tutarlı, değerli, sevilebilir ve özel algılamayı öğrenirler. Bize bakan bağlanma figürleri tarafından değerli, sevilebilir bulunmuş ve özel görülmüş olmak gerçekten teşekkürü takdiri gerektiren bir unsurdur. Güvenli bağlanmış bireyler öz saygıyı ölçen her kriterde daha başarılı sonuçlar almaktadırlar.

İkincisi güvenli bağlanma bize güvenli temel denilen ve tahmin edebileceğiniz gibi dünyaya açılmak ve onu keşfetmek için ihtiyacımız olan güveni sağlar. Bu güveni hissetmediğimizde yuvadan ayrılmaya hatta kendi içimize bakmaya bile hazır değiliz demektir, dolayısıyla gelişimimiz gecikmiş olur.

Bağlanmayla ilişkili travma nedir?

Anne baba ya da diğer bağlanma figürleriyle ilişkili olarak çocuklukta travmaya neden olabilecek birçok şey vardır. Küçük bir çocuk için yalnız bırakılmak travmatiktir. Bir çocuğun baş edebileceğinden daha uzun bir ayrılık travma etkisi yaratabilir. Bağlanma ilişkisinde belirgin bir kopukluk ya da figürün ölmesi travmatiktir. Bağlanma fügürünün fiziksel veya cinsel tacizi travmatiktir. Çocuk olarak acil ihtiyaç anlarında yalnız bırakılmış olmak da travmatiktir ve bağlanma yaralanmalarına yol açabilir. Bir başka anne babanın çocuğa kötü davranması durumunda, sizin anne babanızın size inanmaması anlattıklarınızı yok sayması ya da anlattıklarınızı önemsiz derecede küçük bulması ve sizi korumaması buna bir örnektir. Güncel bir örnek vermek gerekirse bugün ülkemizde var olan mülteci çocukların savaşın tüm acımasızlığını yaşamış ve halen yaşamakta olduğunu varsayarsak bu şartlar onlar için ağır bir travma teşkil etmektedir. Bu dünyanın güvenli bir yer olmadığının beyinlerine işlenmesidir de denilebilir. Güvenli bağlanma erken çocukluk döneminde ihtiyaçlarınızın karşılanması ile paralel gelişir. Acil durumlarda korunmamak ya da önemsenmemek ortada bırakılmış ve belki de yukarıdaki mülteci çocuklar örneğinde olduğu gibi şiddete maruz kalmış hissettirecektir.


Ankara Çocuk - Ergen Psikolojisi uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!