Cinsellik ve Cinsel Sorunlar Normal cinselliğin tanımını yapmak zordur ve klinik olarak da pek kullanışlı değildir. Anormal cinselliği tanımlamak ise daha kolaydır. Kişinin kendine ya da diğerlerine zarar veren, oldukça kısıtlı olan, bir partnere yönlendirilemeyen, birincil cinsel organların uyarılmasını dışlayan, suçluluk ve anksiyetenin uygunsuz olarak eşlik ettiği cinsel davranış olarak tanımlanabilir.

Cinsel işlev bozukluğu; biyolojik sorunların, intrapsişik karmaşaların, kişiler arası zorlukların ya da bunların birleşiminin ortaya çıkardığı bir durum olabilir. Her çeşit stres, emosyonel rahatsızlık ve cinsellikle ilgili bilgisizlik kişinin cinsel işlevini etkileyebilir. Erkeklerin %39’unda ve kadınların %41’inde cinsel işlev bozukluğu vardır ve sonuç olarak iyilik hali ve yaşam kalitesinde bir azalma ifade edilmektedir

Günümüzde cinsel işlev bozukluklarına ilginin artışı son yıllardaki kültürel ve bilimsel gelişmelere, cinsel işlev bozukluklarının tedavisinde özel tekniklerin gelişimine bağlıdır. Psikiyatrinin bu alana ilgisinin artışı da psikiyatrik uygulamada bu alanın önemli bulunduğunun göstergesidir.

Aşk ve cinsel yakınlık, düşünsel, duygusal ve davranışsal boyutları ile iki insan arasındaki bir etkileşimdir. Düşünsel boyut, kendini bir başkasına açma kararı vermektir. Bunlar geçmiş, bugün ve gelecekle ilgili duygular, ümitler, değerler, korkular ve savunmalar olabilir. Duygusal boyutta, bir başkasına sevgi duyma, onu koruma, ona güvenme, onu düşünme ve merak etme, benzerlik ve farklılıkları keşfetme arzusu vardır. Davranışsal boyutta da, fiziksel yakınlaşma, dokunma, bakma, gülümseme gibi yüz iletişimi, öpme ve sevişme isteği ön plana çıkar.

Cinsel ifade ve davranış insan yaşamının ayrılmaz bir parçasıdır. Cinsel uyarılma ve onun son noktası olan cinsel davranış, fizyolojik, psikolojik, ve kültürel etkenlerin etkisi ile şekillenmektedir.

Birçok insanın cinselliğin doğal ve içgüdüsel olduğu, yani içten geldiğini düşünmesine rağmen insanda cinsellik öğrenilen bir davranıştır. İnsanlar da hayvanlara benzer şekilde, türünü sürdürmeye programlandığı için, öğrenme olmaksızın da cinsel birleşme gerçekleşebilir. Doğa açısından önemli olan da cinsel birleşmedir. Ancak belirli cinsel birleşme biçimlerinin diğerlerinden daha iyi olduğu, bazı davranışların diğerlerinden daha çekici olduğu, bazı partnerlerin ve yerlerin diğerlerinden daha uygun olduğu gibi düşüncelerin tümü öğrenilerek edinilmektedir.

Ülkemizde yaygın ve okul çağında başlayan bir cinsel eğitimin olmaması ve cinsel bilgi kaynaklarının (okul, öğretmenler, uzmanlar, kitaplar vb.) yeterli ölçüde kullanılmaması gibi nedenlerle cinsellik alanında ciddi boyutta bir bilgi eksikliği görülmektedir. Bu bilgi eksikliği, sağlıklı bir bedene ve psikolojik yapıya sahip olmasına rağmen çok sayıda bireyin ya da çiftin cinsel yaşamlarında sorun yaşamasına, bu nedenle ilişkilerinin bozulmasına neden olabilmektedir. Cinsel bilgi ve eğitim eksikliği, özellikle cinsel deneyim eksikliği ve toplumun cinselliğe yaklaşımında katı, tabular ve yasaklarla yüklü tutucu tavırla birleştiğinde birçok cinsel soruna ve cinsel işlev bozukluklarına yol açabilmektedir.

İnsanda cinsel davranış özellikleri ve cinsel işlevin, merkezi sinir sistemi ve endokrin sistem ile nörokimyasal, nörofizyolojik ve psikolojik süreçlerin karşılıklı etkileşimi ile karakterize, kompleks bir davranış paterni olduğu ortaya konulmuştur. Sağlıklı ve doyumlu bir cinsel yaşam, ancak bu süreçlerin tümünün tam olarak işlev görmesiyle olur.

Cinsel Yanıt Döngüsü

Masters ve Johnson kadın ve erkek cinsel yanıtını kendi içinde arka arkaya dört evreye ayırmıştır. Bu evreler uyarılma evresi, plato evresi, orgazm evresi ve çözülme evresidir

Uyarılma evresi

Uyarılma evresi erotik düşüncelerin başlaması ve erkekte ereksiyonun kadında vaginal ıslanmanın sağlanması ile karakterizedir. Ek olarak nefes alıp vermenin hızlanması, kalp hızı ve kan basıncı artmasıyla cinsel ilişki için vücut hazırlanır. Kadında cilt yanıtı (beneklenme tarzında) sıklıkla göze çarpar ve ek olarak uyarılma esnasında memelerde kabarma ve meme başında dikleşme olur. Aynı zamanda vaginada penise uyum için genişleme ve balonlaşma başlar.

Plato evresi

Plato fazı orgazmdan önceki ilerlemiş uyarılma fazıdır.

Orgazm evresi

Orgazm esnasında daha yoğun şekilde zevk alma gözlenir. Uyarı çeşidinden bağımsız olarak kadın orgazmı genellikle vagina etrafındaki ve perineal bölgedeki kaslarda, orgazmik platformun şişmiş dokularında 8 saniye süren ritmik kasılmalardan oluşur. Orgazmın özellikleri tüm kadınlarda aynıdır ve klinik kanıtlar kadın orgazmının genellikle klitoris uyarısının bazı formları ile tetiklendiğini göstermiştir. Erkek orgazmından sonra refraktör dönem varken tersine kadın orgazmında fiziksel refraktör dönem yoktur. Kadında orgazm baskılı değilse uyarı devam ettiği sürece tekrar tekrar orgazm oluşabilir.

Çözülme evresi

Cinsel yanıt döngüsünde son dönem olan çözülme evresinde sekse özel psikolojik yanıtlar azalır ve tüm vücut başlangıç duruma döner. Cinsel stimülusla olan somatik yanıtlar azalır. Kalp hızı, kan basıncı, solunum ve cilt vaskülaritesi orgazm sonrasında dakikalar içinde dinlenme durumuna döner.

Cinsel Sorunlar ve Bozukluklarla ilgili Sınıflamalar

Masters ve Johnson’a göre Cinsel işlev Bozukluğu insan cinsel yanıt döngüsünde tatminkar cinsel uyarılma ve/veya doyuma ulaşmada yetmezliğe yol açabilecek herhangi bir aksamadır.

Cinsel sorunlar ve bozuklukların sınıflandırılması genel olarak kullanılan sınıflama sistemleri Amerikan Psikiyatri Birliği tarafından geliştirilen DSM (Diagnostic Statistical and Manual of Mental Disorders) ve Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından geliştirilen ICD (International Statistical Classification of Diseases) tanı sistemleridir.

DSM sınıflaması

DSM IV cinsel sorunları üç ana başlık altında toplamıştır. Bunlar; cinsel işlev bozuklukları, parafililer ve cinsel kimlik bozukluklarıdır.

A.Cinsel işlev bozukluklarının alt sınıfları:

1-Cinsel istek bozuklukları

Azalmış cinsel istek bozukluğu

Cinsel tiksinti bozukluğu

2-Cinsel uyarılma bozukluğu

Kadında cinsel uyarılma bozukluğu

Erkekte erektil bozukluk

3-Orgazm bozuklukları

Kadında orgazm bozukluğu

Erkekte orgazm bozukluğu

Prematür ejekülasyon

4-Cinsel ağrı bozuklukları

Disparoni

V ajinismus

5-Genel tıbbi duruma bağlı cinsel işlev bozuklukları

6-Madde kullanımının yol açtığı cinsel işlev bozuklukları

7-Başka bir yerde tanımlanmamış cinsel işlev bozuklukları

Her bir bozukluğun alt tipleri de belirlenmiştir. Bu alt tipler, bozukluğun başlangıç şekline göre; primer (yaşam boyu) veya sekonder (kazanılmış), niteliğine göre; yaygın veya durumsal, etiyolojiye göre; psikojenik veya karışık tiptir.

B.Parafililerin alt sınıfları:

Egzibisyonizm (Teşhircilik)

Fetişizm

Frottorizm (Sürtünmecilik)

Pedofili (Çocuğa cinsel sevi)

Cinsel mazokizm

Cinsel sadism


Transvestik fetişizm


Voyörizm (Gözetlemecilik)


Başka bir yerde tanımlanmamış parafili

C.Cinsel kimlik bozuklukları

Cinsel kimlik bozukluğu

Başka bir yerde tanımlanmamış cinsel kimlik bozukluğu

ICD sınıflaması genel itibari ile DSM sınıflaması ile aynıdır. Ancak cinsel sorunlar yukarıdaki gibi kategorize edilecek kadar keskin sınırlarla ayrılmaz. Genetik, gelişimsel, çevresel, kültürel bir çok faktörün etkisinde multifaktoriyel düşünülmesi gereken durumlardır. Büyük bir sorunun bazen çok basit ve kolay, küçük bir sorunun ise çok karmaşık altyapısı bulunabilmektedir. Sonraki yazılarda kadında ve erkekte görülen cinsel problemlere ayrı ayrı değineceğiz


İstanbul Psikiyatri uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!