Cinsellik, her insanın hayatının doğal bir parçasıdır ve kavram olarak cinsel kimlik ve cinsel davranış özelliklerimizi kapsar.

İnsan olmak, ruh ve beden ile var olmak demektir, ve doğuşta bizde var olan ve bedensel özellik olan cinsiyetimiz ruhsal gelişimi de etkiler. Bir bedene sahip olarak dünyaya geldiğimizden itibaren cinsel bir kimliğimiz var. Birer kız veya erkeğiz, ve bu, çocukluğumuzdan beri belirli bir davranış biçimi, giyim tarzı, oynadığımız oyunlarında da belirliyici olur. Çocukluk ve daha sonra ergenlik dönemlerinde bedenin değişimi ve ruhsal gelişimi ile birlikte cinsel kimliğimiz de belirginleşir. Yetiştiğimiz aile ve yaşadığımız toplumun kültürel yapısı da gelişen bu cinsel kimliğimizi etkileyerek, kişinin ahlaki tutum ve cinsel davranış özelliklerini etkiler. Böylece şekillenen cinsel kimlik ve cinsel davranış özellikleri yetişkin dönemlerinde bir birey olmanın temel parçasını oluştur.

Cinsel davranışımız belirli bir döngü içinde ilerler ve cinsel istek ve cinsel uyarılma, heyecanlanma evresi ve cinsel doyuma ulaşma evresini kapsar. Bu evrelerin herhangi birinde veya birkaçında uzun süreli rahatsızlıklar cinsel işlev bozuklukları olarak ele alınır. Bunlar, sıra ile, cinsel isteksizlik, cinsel tiksinti bozuklukları, uyarılma ve heyecan duyma yetersizliği, orgazm bozuklukları ve cinsel birleşmede ağrı duyma ve vajinismus bozukluklarıdır. Bu durumlar kişide rahatsızlığa yol açıyor veya çiftte cinsel uyum sorunun ortaya çıkmasına sebep oluyorsa cinsel işlev bozukluğu olarak tanımlanır ve tedaviyi gerektirir.

Cinsel işlevlerle ilgili sorunlar oldukça sık rastlanır. Yapılan yurt dışı araştırmalar, kadın ya da erkek ayırımı olmaksızın, her üç kişiden biri, hayatın en az bir döneminde bir cnsel işlev bozukluğu yaşadığını ortaya koymaktadır. Ülkemizde yapılan çalışmalara göre ise cinsel hayatı aktif olan erkeklerin %70’i, kadınların ise %80’i cinsel işlev bozukluğu yaşamaktadır. Bu şaşırtıcı oranlar sorunun ne denli yaygın olduğunu da gösterir.

Neredeyse her kadının bir çeşit cinsel endişesi vardır. Bu endişeler vücut hakkında güvensizlikten cinsel partner olarak görevlerine ya da küçük bir cinsel sorundan bariz bir cinsel bozukluğa kadar geniş bir alana yayılır. Kadınlarda en sık görülen cinsel işlev bozuklukları cinsel isteğin azalması ya da olmaması, eşin cinsel ilişki arzusu ile kadının cinsel arzusu arasında zamansal uyuşmazlık, erkeğin ''cinsel davranışından memnun olmama’’ şikayeti, orgazm olamama, ilişkide ağrı ve ilişkiyi imkansız kılan istem dışı kasılmalar, yani vajinismus durumu .

Kadınlar cinsellikleri hakkında rahat konuşamazlar. Çoğu zaman bu sorunlar bariz bir şeklde ilişkide problem yaratmadıkça şikayet olarak dile getirelemez. Bir problem varsa bile, çoğu zaman kadın, bir çözüm bulmak yerine problemini içine atmayı tercih eder, bir hekime başvurmakta çekinir veya sorunun zamanla geçeceğini düşünerek yıllarca bekler ve mutsuz olur.Zaman geçtikçe de sorunlar büyür, ilişkide çatışmalara ve çiftin birbirinden uzaklaşmasına ve ayrılıklara neden olabilirler. Aslında Kadın Hastalıkları Uzmanına başvuran hastada cinsel işlev ile ilgili problem varsa, bu tecrübeli hekim tarafından da fark edilebilir. Bu tür kadınlar muayenden korkar, huzursuz olur, veya hiç muayene olamazlar. Sorgulandığında da çoğu zaman cinsel birleşmede ağrı şikayeti olduğunu veya travmatik bir muayene veya doğum hikayesi olduğunu ortaya çıkar.

Cinsel işlev bozukluğu yaşayan kadınların tedaviye çift olarak başvurulması daha uygundur. Cinsel işlev bozukluğu aslında çiftin cinsel uyum bozukluğu olduğunu gösterir, ve eşi de değerlendirme ve tedavi sürecine katılırsa, tedaviye uyum daha iyi olur, problem daha etkin bir şekilde ve kısa sürede çözülür.

Tedavi süresince ilk başvuruda muayene yapılır, bedensel bir problem var mı değerlendirilir, gerekirse hormon tetkikleri ve diğer tetkikler istenebilir. Hem kadın hem de eşi ile görüşülerek sorunun tam olarak ne olduğunu saptanır ve çifte özel bir tedavi planı oluşturulur. Bu değerlendirme aşamasından sonra bilişsel aşamada danışanların yanlış bildiklerinden arınması ve doğru bilgilendirilmesi sağlanır. Aynı zamanda ilişki her yönü ile gözden geçirilir, cinsel işlevi etkileyebilen çatışmalar varsa, bunlar tartışılır ve yeniden yapılandırmaya gidilir. Danışanlara özel ev ödevleri ve ekzersizler verilir, bu ekzersizlerin bir kısmı muayenede de uygulanır. Son aşamada ise tedavinin kalıcı olması için önerilerde bulunulur. Tedavi, haftada bir görüşme şeklinde ayarlanır. Başvuru nedenine ve çiftin tedaviye uyumu ile değişmekle beraber, tedavinin ortalama süresi 4-5 seans şeklindedir.

Özellikle uzun süren bozukluklarda eşinde de cinsel isteksizlik, sertleşme sorunları veya erken boşalma problemleri ortaya çıkabilir. Bu durumda konu ile ilgili ve deneyimli olan üroloji uzmanından erkeğin de değerlendirilmesi istenebilir. Ayrıca tedavinin başarısı her iki tarafın beklentilerin karşılanması ve uyumlu, mutlu cinsel hayatın sağlanması ile ölçülür. Bunun için eşinin de beklentilerin bilinmesi, varsa, yanlış bilgilerin düzeltilmesi ve bilinçlendirilmesi doğru bir yaklaşım olur.

Umutsuzluk içinde, tedaviden fayda görmesinin zor olduğunu düşünen insanlar vardır, ancak, cinsel işlev bozuklukların yüzde yüze yakın başarı oranı var, ve tedavi genelde kalıcı oluyor. Tedavi başarısının en önemli etkeni başvuran kişi veya çiftin tedaviye uyumu. Yıllar süren ağır vajinismus sorunları bile doğru yaklaşım ile 4-5 seansta çözebilmekteyiz.

Cinsel sorunların oluşmasında çeşitli etkenler rol oynar. Özellikle muhafazakar toplumlarda cinsel eğitimin olmaması, cinselliğin yasak ve bastırılmış olması, bekaret kavramına verilen abartılı önem, yanlış inançlar ve aile yapısı gibi pek çok faktör kadınların kendi bedenlerini tanımamasına, cinsel organlarından utanmasına ve cinsel kimliği yok sayılarak yaşamasına neden olur. Bizim toplumumuzda da cinsellik konuşulmaz, yaşamın doğal bir parçası olan cinselliğe ayıp ve günahmış gibi davranılır ve cinsel kimliğimiz yok sayılır. Ailede çocuklara genelde hiçbir bilgi verilmez, insanlar bilgileri sağlıksız bir şekilde çevreden veya internetten alır. Bu bilgiler çoğu zaman yanlış olur ve kişide gereksiz korkulara, yanlış beklentilere , bazen de kendisi ile ilgili eksiklik düşüncelerine neden olur. Toplumun biliçlendirilmesi tabi ki kolay değil ve uzun süre alır, çok geniş bir konu. Cinsel eğitim, ahlaki değerleri ile ailede başlamalı ve okulda sağlıklı bir şekilde devam etmelidir. Bu konuda geniş çalışmalara ihtiyaç vardır.

Sağlıklı ve mutlu cinsel yaşam her kişinin hakkıdır ve aile veya çift ilişkilerinde önemi yadsınamaz. Cinsel işlev bozuklukları, çiftin cinsel uyumsuzluğu doğru yaklaşım ile uzman kişinin ilgilenmesi ile kolayca tedavi edilebilen bir sorundur. Cinsel işlev bozuklukları ve Vajinismus polikliniğimize tedavi veya bilgi edinmek amacıyla başvuranlara yardımcı olmak da toplum bilinçlendirilmesine katkıda bulunacağını inanıyoruz.


Bursa Kadın Doğum uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!