Evlilik birliğinin mahkeme kararıyla sona erdirilmesi olarak tanımlanan boşanma; nedenleri ve sonuçları bakımından oldukça önemlidir. Türkiye gibi geleneklere bağlı olan ülkelerde evlilik çok önemsenmekte olduğundan boşanma da aynı şekilde önemli görülmektedir.

Çiftler boşanma aşamasına gelirken birçok aşamadan geçmektedir. Boşanma süreci;

boşanma öncesinde eşlerin birbirine yabancılaşması ile ilgili “duygusal boşanma”,

hukuki sorunlarla ilgili “yasal boşanma”,

ayrılma sonrasında para, mal ve nafaka gibi alanların kapsadığı “ekonomik boşanma”,

ana-baba olarak çocukların velayeti sürecinde yüzleşilen ebeveyn olma durumuna ilişkin “aile boşanması”,

çift açısından meydana gelen sosyal değişimler ile ilgili “sosyal boşanma”,

yeniden bağımsızlık kazanarak çiftlerin kendini bulma sorunlarıyla ilgili “psikolojik boşanma” gibi çeşitli aşamalardan geçmektedir.

Boşanma insan yaşamı ve romantik ilişkiler bağlamında bir kriz dönemidir. Her kayıp ve yas sürecinden hareketle boşanma krizi de şu aşamalarda değerlendirilebilir.

İnkar: Bu süreç, boşanmaya karar verilmeden önce başlamaktadır. Duygusal boşanma ile başlayan ilk aşama, ailenin yaşam stresi ile başa çıkamadığını göstermektedir. Bu aşamada, evlilik ilişkisini sürdürebilmek amacıyla çiftler inkar yoluna gidecektir. Bu süreçte ortaya çıkabilecek diğer stres unsurları evlilik dengesinin iyiden iyiye bozulmasına yol açabilir ve eğer evlilik sistemi bu durumu aşabilecek kadar esnek değilse bir kriz süreci başlamaktadır.

Kayıp ve depresyon: Evlilikte kötü giden ilişkilerin inkar edilmesi zorlaştıkça eşler sorunları birlikte aşamayacaklarını kavramakta, bu noktada ise eşlerden biri depresif belirtiler geliştirebilmektedir.

Öfke ve Ambivalans: Bu süreçte, boşanmanın bir gerçek olarak kendisini göstermeye başlaması ile birlikte depresyon öfkeye dönüşmekte ve eşlerin iletişim düzeneklerine bağlı olarak yaşanan tartışmalar çatışma ve öfkeyi arttırmaktadır.

Yeniden yapılanma: Boşanma sürecindeki bireyin öfkesi zamanla azalır, gelecek hakkında planlar yapmaya başlar. Kendisini mesleki, cinsel, sosyal yönden yeterli görmeye başlar ve eşe karşı olan öfke gibi duygular azalır.

Kişi burada bağımsız olarak yaşamının yönünü belirlediğinden olumsuz bir evlilik ilişkisinin bile bireysel gelişimine katkısı olduğu düşünülmektedir.

Yurt dışında yapılan araştırmalarda boşanma potansiyelinin en üst düzeyde olduğu süreçler, evliliğin ilk yedinci yılı ile ilk çocuğun 14 yaşlarında olduğu dönemler olarak belirlenmiştir. Bu dönemlerin evlilik doyumunun endüşük düzeyde olduğu dönemler olduğu ileri sürülmüştür. Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre, boşanmaların %42’lik kısmı evliliğin ilk beş yılında gerçekleşmektedir.

Yapılan çalışmalara göre; evliliği devam ettirme konusunda erkeklerin kadınlara göre daha istekli oldukları, kadınların evlilik içinde yaşanan tartışmalar akabinde boşanma alternatifini daha kolaylıkla düşündükleri, boşanma sonrası sürece yönelik daha fazla plan yapma ve bu planları çevresi ile paylaşma, eşleri ile boşanma kararını daha fazla tartışma, ve yaptıkları planları eyleme dökme eğiliminde oldukları gözlenmiştir.

Boşanma aşamasına gelme nedenleri; iletişim çatışması, aile içi şiddet, aldatılma, eşin ailesi ile olan çatışma, cinsel sorunlar, madde veya alkol kullanma alışkanlıkları, kumar oynama, ekonomik sorunlardır.

2001 yılında kanunlaşan 4722 sayılı Türk Medeni Kanunu’na göre, aile birliğinin kurulmasında ilk adım nişanlanma olarak belirtilmiştir. Evliliğin aileler arasında kabul edildiğini gösteren ve evlilik sözü olarak algılanan nişanlanma sürecinden sonra aile birliği kurulmaktadır.

Evlenme ile birlikte, eşler arasında kurulan aile birliğinde eşlere bazı yükümlülükler verilmiştir. Eşler evlilik birliğinin mutluluğunu el birliği ile sağlamak ve çocukların bakımına, eğitimine, gözetimine beraberce özen göstermekle yükümlü tutulmuştur. Bu yükümlülükleri yerine getirirken birlikte yaşamak ve sadık kalmak zorunlu tutulmuştur. Evlilikte eşlerin birlikteliği ve eşitliği dikkat çekilmiştir. Aile birliğinin korunmasıda kanunda belirtilmiştir. Bu kapsamda, boşanma sürecinde hakim müdahalesiyle uzlaştırma ve uzman yardımı alınması söz konusudur. Bu durum boşanma öncesinde koruyucu ve önleyici önlemlerin kanunlarla alınabildiğini göstermektedir. Aile birliğinin sağlanabilmesi ve korunabilmesi kadar aile birliğinin sonlandırılması da Türk Medeni Kanunu’nda ele alınmıştır. Kanuna göre, zina, cana kast-pek kötü ve onur kırıcı davranış, suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme, terk, akıl hastalığı, evlilik birliğinin sarsılması durumlarında evliliğin sonlanması için dava açılabileceği belirtilmiştir


İstanbul Psikiyatri uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!