Sınır kişilik bozukluğu, özellikle ilişkilerde terkedilme, ayrılma veya ayrılma olasılığı ortaya çıktığında yoğun belirtilerle kendini gösteren bir hastalıktır. Bu dönem eğer atlatılırsa, şikayetler hızla kaybolabilir ve rahatsızlık iyileşmiş gibi bir yanılgı içine düşülür. Aslında hastalık, bir sonraki ayrılma dönemine kadar uykuya yatmıştır.

Borderline kişilik bozukluğu veya kişilik özelliklerine sahip olan kişiler yaşamalarının çoğunu bahsedilen hareketli dönemlerden daha çok, boşluk duygusunun eşlik ettiği, sevilen kişilerle çatışmadan kaçındıkları ve aşırı uyumlu olabildikleri ruhsal durumlar içinde geçirirler. Kişiler bu dönemde boşluk hissi dışında herhangi bir sıkıntı yaşamayabilirler. Aslında kaybedilmekten korkulan kişilere aşırı uyum göstererek yaşadıkları bu dönemde, ortaya çıkacak bir kriz anında patlayacak öfke biriktirmektedirler.

Sonra birgün beklenen olur. Sevilen kişi veya eş, ayrılmayı işaret eden bir davranış gösterir. Kişi kendisini sevilmez, terkedilmiş, çaresiz hisseder. Algılanan acı çok fazladır. Tam bu sırada, bir önceki dönemde biriktirilmiş olan öfke tüm yoğunluğu ile ortaya çıkar. Sevilen ve yüceltilen kişi artık düşman olmuştur. O kişiye zarar vermek için elden ne geliyorsa yapılır. Evden kovulur, patronuna şikayet edilir, yasal problemleri varsa deşifre edilebilir, tartaklanabilir, intihar tehditleri ile manupule edilebilir.Kişi adeta kendisine yapılan haksızlıkların intikamını alan kontrolü yitirmiş kızgın bir çocuk gibidir.

Bu hal de bir süre sonra sona erer. Yapılan abartılı tepkilerden aşırı bir suçluluk hissi başlar. Kişi bu dönemde kendisini cezalandırabilir. Gösterdiği tepkileden ötürü kendisine kızgındır. Bu kendini cezalandırma döneminden sonra kişi yine yaptıkları için aşırı özür dilediği ve eşine aşırı uyum gösterdiği duygularından kopuk moduna geri döner. Bir sonraki kriz anına kadar…

Sınır kişilik bozukluğu olan kişilerin aile öykülerinde fiziksel, cinsel, sözel kötüye kullanımın, patlayıcı öfkeler veya şiddetin, eksik veya tutarsız anababa bakımı ve şefkat, eleştirel, dışlayıcı ve çocuğun gereksinim ve duygularını bastıran ortamlara sık rastlanır. Ayrıca biyolojik olarak da duygusal değişkenlik ve dürtüsel özellikler hastalığın kökeninde rol oynar.

Uzun yıllar tedavisi imkansız veya çok zor olarak kabul edilen bu rahatsızlıkla ilgili umut verici araştırmalar yapılmaktadır. Son yıllarda Hollandalı bir grup tarafından, 86 sınır kişilik bozukluğu vakası ile yapılan çok merkezli bir araştırmada, Şema Terapi’nin hastalığın tedavisinde, o zamana dek tek etkili tedavi olarak kabul edilen Transferans Odaklı Psikoterapi’ye göre daha etkili olduğu bulunmuştur.

Üç yıl süren ve haftada iki seans olarak yürütülen bu psikoterapi çalışmalarında tam iyileşme Şema Terapide %45, Transferans Odaklı Terapide ise %25, belirgin iyileşme ise Şema Terapide %66, Transferans Odaklı Terapide ise %42 olarak saptanmıştır. Bu sonuçlar tedavisiz olarak kabul edilen bir rahatsızlık için oldukça umut vericidir.

Borderline Kişilik Bozukluğunun Şema terapi ile tedavisinde izlenen aşamalar şunlardır:

1. Terkedilmiş Çocuğu İyileştirmek: Kişinin ayrılmaya ve yalnız kalmaya olan hassasiyeti azaltılır. Ayrılma ve yalnızlığın abartılı algısı ve sonuçları gözden geçirilir.

2. Kopuk Korungan’ı Atlatmak: Kişinin hayatının çoğunu geçirdiği ve çevresindekilerle gerçek bir duygusal bağlanmaya girebilmesini engelleyen bu modun atlatılması sağlanır.

3. Duygulanım Düzenlemesi ve Başaçıkma Becerileri: Bu aşamada kişiye öfke kontrolü, duygularını uygun yöntemlerle ifade edebilme becerileri kazandırılır.

4. Cezalandırıcı Ebeveynle Savaşmak: Kişinin, kendisine yönelik aşırı katı tutumunu tanıdığı ve onla savaşabilmesi için gerekli argümanları ve teknikleri edindiği bir dönemdir. İçindeki aşırı eleştirel ses, artık onun sesi olmaktan çıkar. Karşı konulması ve özellikle yaralı yanlarımızın kendisinden korunması gerektiği anlaşılan bir duruma dönüşür.

5. Kızgın & Dürtüsel Çocuğu Yeniden Yönlendirmek: Burada öfkenin sağlıklı yollarla dışa vurulması ve yıpratıcı tepkilerin sınırlandırılması için teknikler edinilir.

6. Sınırları Belirlemek: Kişi kendisinin ve başkasının sınırlarını algılamayı öğrenir.

7. Sağlıklı İlişkiler Geliştirmek: BKB olan kişiler genellikle rahatsızlıklarına uyan kişilerle beraber olma eğilimindedirler. Buna Şema Kimyası denir. Kişi şemaları yani rahatsızlığını tetikleyen kişilere karşı bir çekim hisseder.Yani herkese mavi bocuk dağıtan, çapkın, tutarsız kişiler çok daha fazla çekim yaratırlar. Dolayısı ile kişi ilişkilerinde beklediği felaketleri yaşayacağı eşler seçme eğilimindedirler. Bu aşamada, kendini gerçekleştiren kehanetler yaratmak yerine, kişiler daha sağlıklı ilişkiler geliştirmek için yeni bakış açıları geliştirirler.

8. Bireyselleşme: Doğal eğilimlerini izleyerek, kişiler kendilik sınırlarını oluştururlar ve güçlü bir kimlik algısı geliştiriler.

9. Aşamalı Sonlandırma: Kendilik sınırlarının belirginleşmesi ile aşamalı olarak tedavi sonlandırılır.


İstanbul Psikiyatri uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!