Oldukça yaygın bir ruhsal rahatsızlık olan panik atak, insanları mesleki, sosyal, ailevi ve duygusal alanlarda derinden etkilemekte, yaşamdan alınan doyumu azaltmakta ve çözüm bulunmadığı takdirde hayatı bir kâbusa dönüştürmeye tek başına yetmektedir. Bu yazının amacı insanların hayatlarını bu denli etkileyen panik atak rahatsızlığının iç ve dış dinamiklerini açıklayarak ilgili kişileri bu rahatsızlık ve tedavi yöntemleri hakkında bilgilendirmektir.

Panik atak nasıl bir rahatsızlıktır?


Panik atak; kişinin ruhsal dengesinin ani bir şekilde bozularak, beklenmedik bir şekilde yoğun bir kaygı, ölüm korkusu, baş dönmesi, mide bulantısı, nefessiz kalma, göz kararması, aşırı terleme, titreme, kontrolünü kaybedeceği korkusu gibi belirtileri ruhun derinliklerinde yaşamasıdır. Bu rahatsız edici durum herhangi tetikleyici bir sebebe bağlı olarak yaşandığı gibi sebepsiz yere de aniden çıkabilir. Panik atağı ilk defa geçiren biri yaşadığı bu olayları genellikle anlamlandıramaz, hayatında ilk defa kendisini bu derece korkmuş, savunmasız ve çaresiz hissettiği için endişesi daha da artar. Çoğunlukla kalp krizi ya da başka bir fiziksel rahatsızlık yaşadığını düşünerek kendini en yakın hastanenin acil servisine ulaştırma ihtiyacı hisseder, oysa yaşanılan bilinçdışının derinlerdeki çığlıdır. Diğer bir deyişle tüm bu yaşanılanların kökeninde ruhsal bir takım faktörler rol oynar ancak gerek bilgisizlikten gerekse kendisine ruhsal bir rahatsızlığı konduramadığından çoğu zaman kişi bunun bilincine geç varır. Yaşanılan tek bir panik atak bile kişinin sonraki yaşantısını oldukça çekilmez bir hale getirmeye yetebilir, zira bir kere bu durumu tecrübe ettikten sonra aynı durumu tekrar yaşayabileceklerini düşünmek bile kaygının artmasına tek başına yeterli olabilir. Kişi böyle durumlarda gerçek bir panik atak yaşamasa bile, “ya tekrar yaşarsam” “ya bu sefer baş edemezsem” “ya bu sefer gerçekten aklımı yitirirsem” gibi düşüncelerle hayatlarını kâbusa çevirebilirler.

Panik atağın birden fazla tekrarlandığı durumlarda ise hayat kişiler için çekilmez bir hal alabilir. Bu durumlarda kişiler yaşamlarının merkezlerine panik atağı koyarlar. Tüm yaşantılarını, işlerini, sosyal ilişkilerini, özel hayatlarını panik atağa endeksli bir hale getirebilirler. Bu durum kişi için son derece rahatsız edicidir, çünkü zihinsel ve fiziksel enerjilerinin büyük bir kısmı panik atak ve onu önlemeye yönelik olarak harcanır. Önlem alınmadığı takdirde bir süre sonra kişide depresyon, sosyal fobi, özgüven kaybı, kendini eve kapatma, başkalarına bağımlı bir hayat kurma gibi diğer sıkıntılara davetiye çıkarabilir. Tüm bunlar yetmezmiş gibi panik atakla mücadele eden bazı kişiler başkaları tarafından “hasta” ya da “doktorsitesi.com/psikoloji" class="articleCrossLink">psikolojik rahatsız” olarak nitelendirilmemek için bu durumlarını sürekli gizleyerek ekstra bir çaba sarf eder ve stres yaşarlar.

Panik atak gerçekte nasıl bir rahatsızlıktır?


Vücudunda kızarmalar, kaşınmalar veya mantar gibi şikâyetleri olan bir kişinin ilk aklına cildiye ile ilgili bir sorun yaşadığı gelir ve başvurduğu doktor genellikle bir cildiye uzmanı olur. Ancak yapılan tahliller sonucunda durumun basit bir cilt rahatsızlığından ziyade, kaynağının karaciğerdeki yağlanma sorunu olduğu, daha kapsamlı bir tıbbi müdahale gerektiği sonucuna varılabilir. Bu doğrultuda bambaşka bir tedavi yöntemi belirlenir. Dolayısıyla aslında ciltteki sorun, karaciğerdeki bir sorunun dışavurumudur. Alınan önlemlerle kişinin ciltle ilgili sorunu kontrol altına alınsa bilme, sorunun kaynağına inilmedikçe karaciğer yağlanması kişide halsizlik, yorgunluk, iştahsızlık gibi başka semptomların nüksetmesine neden olabilir.

Bu örnekten yola çıkarak denilebilir ki; fiziksel sağlıkta geçerli olan kurallar ruhsal sağlıkta için de paralellik gösterir. Gün yüzünde olan herhangi bir psikolojik sorun daha derinlerdeki bir ruhsal rahatsızlığın belirtisi niteliği taşıyabilir. Bu durum panik atak açısından ele alınırsa; aslında panik atak sadece ruhsal bir semptom niteliği taşır. İnsanın ruhsal yapısı, kişilik örgütlenmeleri, bilinçdışının işleyişi ve psikodinamik psikoterapi konularında bilgi ve tecrübe sahibi her ruh sağlığı uzmanı bu gerçeği bilir. Tıpkı karaciğer yağlanmasında olduğu gibi panik atak aslında çok daha derinlerde var olan, kişinin farkında olmadığı bir takım bilinçdışı çatışmalarının gün yüzüne çıkmasıdır. Aslında kişinin bilinçdışı ona “Burada bir sorun var ve bunu çözmelisin” mesajı vermektedir, diğer bir değişle artık kişinin ruhsal sistemi error (hata) vermektedir.

Panik atak tedavisi nasıl olur?


Panik atak tedavisinde çok çeşitli yöntem ve teknikler kullanılır. Bunlardan en bilineni atakları kontrol altına almaya yönelik bir psikiyatrist tarafından başlatılan antidepresan ilaç tedavisidir. İlaç tedavisi çok etkili sonuçlar doğurduğu gibi zaman zaman da kişinin yaşadığı sıkıntıları bir dereceye kadar engellemeden öteye gidemez.

Eğer bir yerde sivrisinek sorunu varsa bu sorunla baş etmede en etkili yöntem sivrisinekleri öldürmek yerine mevcut bataklığı ilaçlamak ya da kurutmaktır. Kullanılan psikiyatri ilaçları sivrisinekleri öldürmekte etkili olabilir, ancak kimi zaman bataklığa müdahalesi olamaz. Hal böyle olunca panik ataktan muzdarip kişi, atakları ilaçlar sayesinde kontrol altına alabilir ama bu sefer de takıntı, depresyon, uyku bozukluğu vb. gibi başka başka semptom ve sıkıntılarla mücadele etmek zorunda kalabilir. Bu durumda daha etkili yöntem psikiyatri tedavisi ile birlikte kişinin farkındalığını arttırarak baş etme becerilerini geliştiren psikoterapi desteği almasıdır.

Psikoterapi bu alanda gerekli eğitimleri almış psikiyatrist, psikolog ya da psikolojik danışmanlar tarafından sürdürülür. Kişiyi dinleme, düşünce yanlışlarını tespit etme, gevşeme egzersizlerini gösterme gibi destekleyici teknikler psikoterapi sürecinde panik atak yaşayan danışanlara uygulanır.

Kişinin ilaç tedavisi ve destekleyici bir psikoterapi sürecine dâhil edilmesi panik atakla mücadele konusunda son derece etkili sonuçlar doğurabilir ancak tüm bu uygulamalara rağmen bu yöntemler kimi zaman bataklığı temizlemede halen yetersiz kalır. Karaciğer yağlanması örneğinde olduğu gibi sorunun kaynağına inmeyebilir. İşte böyle durumlarda dinamik psikoterapi devreye girerek kişide köklü bir değişim yaratmaya yönelik bir iyileşme süreci başlatır. Dinamik kuram dâhilinde uygulanan bir psikoterapi süreci direkt bataklığı kurutmaya yönelik bir eylem planıdır. Bu süreçte danışanın tüm yaşam evreleri, çocukluğundan beri maruz kaldığı ortam ve durumlar, ebeveynleri olan ilişkileri, yaşadığı travma niteliği taşıyan olumsuz tüm yaşantıları, kişilik yapısı gibi konular irdelenir ve analiz edilir. Danışanın şimdiye kadar kendisiyle ilgili bilincine varmadığı ve bastırdığı birçok durumu su yüzüne çıkartılır. Bu tarz bir müdahale panik atak yaşayan kişinin fark edemediği bilinçdışı nedenselliğe parmak basarak sıkıntılarını giderdiği gibi kişinin şimdiye kadar kurduğu hatalı ruhsal döngüsünü yeniden yapılandırmaya yönelik bir süreç niteliği taşır. Böyle bir iyileşme süreci kimi zaman diğer müdahalelerden daha uzun, maliyetli ve zahmetli olsa da layıkıyla uygulandığı takdirde sonuçları son derece etkili ve kalıcıdır. (Bkz: Uzmanın diğer makalesi: Ruhsal Ameliyat: “Hücum Terapisi”)


Manisa Psikolog uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!