Tıpta lomber disk hernisi denilen ancak günlük kullanımda hastaların bel fıtığı olarak adlandırdıkları hastalık, omurgalar arasındaki disk denilen yapılardan gelişmektedir. Bel fıtığı, bel ağrısı ve/veya bacak ağrısına yol açan hastalıklar içinde en sık rastlanan ve önemli bir grubu oluşturur. Belimizde 5 adet omur kemiği, bunların arasında da disk adı verilen özel bir bağ dokusu organı bulunur ve disk omurganın dayanıklılığına, hareketliliğine ve zorlamalara karşı dirençli olmasına, omurgaya uygulanan şok şeklindeki darbelerin emilmesine ve kuvvetin çevre dokulara dengeli bir şekilde dağılmasına hizmet eder. Bel fıtığı, işte beldeki omur kemikleri arasında adeta bir amortisör gibi görev yapan bu disklerin fıtıklaşması sonucu ortaya çıkan rahatsızlıktır. Bel fıtığı genellikle son iki disk yapısından kaynaklanır.

Disklerin iç kısmında nükleus pulpozus denen jöle kıvamında yumuşak bir bölüm, bunun dışında anulus fibrozus adı verilen daha sert bir tabaka, omur kemiklerine bakan yüzlerde ise son-plak olarak adlandırılan kıkırdak yapılar vardır. Dıştaki tabakanın anatomik bütünlüğünün bozularak içerideki yumuşak kısmın dışarıya doğru taşmasına fıtıklaşma denir. Fıtıklaşan yani dışarıya doğru taşan disk, omurilik kanalı (spinal kanal) içinden veya kendisinin arka-yan tarafından geçmekte olan sinirleri sıkıştırır ve hastalık böylelikle ortaya çıkar. Ayrıca fıtıklaşmış diskten ortama salınan bazı kimyasal maddeler de sinir köklerini etkileyerek ağrıya neden olurlar.

Bel fıtığı gelişirken anulus fibrozus dış liflerinin bir kısmı henüz yırtılmamış ve disk materyalinin tamamı diskin içerisinde ise buna kapsamı içerisinde (contained) disk denir. Bu grup kendi içinde taşma (bulging) ve kabarıklık (protrüzyon) olarak sınıflandırılır, Ancak anulus fibrozus liflerinin tamamı bütünlüğünü yitirmiş ve disk içindeki materyal anulusun dışına taşmış ise buna da kapsamı dışarıya çıkmış (uncontained) disk adı verilir. Bu grup ta kendi içinde dışarı taşmış (ekstrüde) ve kopup dışarı çıkmış (sekestre) olmak üzere sınıflandırılır.

Nadiren rastladığımız dura için bel fıtığı ise disk materyalinin dura denen kalın zarı delerek omurilik kanalının içine girmesiyle oluşur. Fıtıklaşan diskin ligaman, membran ve sinir köküyle olan ilişkisinin şekline göre fıtıklaşma; subligamentöz, ekstraligamentöz, submembranöz, transmembranöz veya intraradiküler olarak da adlandırılabilir. Ayrıca kopup dışarı çıkmış disk materyali kafa veya kuyruk sokumu yönünde yer değiştirebilir. Bu durumda kranial / kaudal uzanımlı veya göç etmiş bel fıtığı söz konusudur.

Bel Fıtığı Nasıl Oluşur?

Bel omurganın en fazla yük taşıyan bölgesi olduğundan, gündelik yaşamdaki yük kaldırma, eğilme, dönme benzeri hareketlerden dolayı bel bölgesi insan farkında olmadan pek çok kez travmaya maruz kalmaktadır. Bu nedenle bel fıtığı birçok sebebe bağlıdır. Bel fıtığı en yaygın olarak kas-iskelet sistemi kaynaklıdır ve bunlara mekanik nedenler denir. Diğer bozukluklar sıklıkla omurganın normal yapısında bulunan disk veya faset eklemlerle ilgilidir.

Ağır bir yükü kaldırmak veya ters bir hareket yapmak gibi pek çok dış faktörün yanında kişiye ait faktörler de bel fıtığı oluşmasında önemli rol oynarlar. Kişiye ait faktörlerin başında omur kemikleri arasında bulunan ve disk adı verilen kıkırdak benzeri yapılardaki bozulma gelir. Yaş ilerledikçe diski besleyen damarlar azalır ve diskin beslenmesi difüzyonla olur. Disklerin ihtiva ettiği su oranı da çocuk yaştan itibaren yavaş yavaş azalmaya başlar. Çocuklarda % 80 olan bu oran, yetişkinlerde % 50-60'a düşer. Neticede diskin yüksekliği azalır. Buna disklerdeki beslenme bozukluğu ve kimyasal değişiklikler de eklenir ve sonuçta disk zamanla elastikiyetini yitirir. Mikro düzeyde bulunan çatlaklar üzerine aşırı yük binince veya kişi yanlış bir hareket yaptığında diskin içindeki yumuşak kısım etrafındaki kapsülü kolayca yırtarak dışarıya doğru çıkar ve bel fıtığı oluşur. Bu fıtıklaşmanın komşuluk eden sinire basması sonucu ilgili sinir boyunca bacakta ağrı, duyu kaybı, kuvvet kaybı gibi bulgular da ortaya çıkar. Bunun yanında fıtıklaşmış diskten ortama salınan bazı kimyasal maddeler de sinir köklerini etkileyerek ağrıya neden olmaktadır.

Damar hastalıkları, şeker hastalığı ve sigara kullanımı; diske gelen kan akımının miktar ve kalitesini, dolayısıyla onun beslenmesini olumsuz yönde etkileyerek bozulmayı hızlandırırlar. Bel fıtığı riski altında olanlar ise halter gibi yüksek ağılıklarla yapılan sporlarla uğraşanlar, yüksek riskli temas sporları ile uğraşanlar, zayıf bel ve karın kasları olanlar, aşırı kilolu olan kimseler, ağır kaldırma ve yanlış eğilme hareketlerini yapanlar, hamileliğin son aylarında olanlar, uzun süre araç kullanmak zorunda olan kimseler ve duruş bozukluğu olan kimselerdir. Sonuçta bel fıtığı oluşumunda rol oynayan dış faktörlerin başında günlük aktiviteler esnasında ortaya konan bilinçsiz hareketler gelmektedir. Eğilerek veya uzanarak bir yük kaldırdığımızda belde bulunan diskler üzerine binen yük simetrik değil, asimetrik olmaktadır.

Bel Fıtığı Nasıl Önlenebilir?

Otururken bele binen yükün, ayakta dik pozisyonda dururkenkinden daha fazla olduğu bilinmelidir. Bu pozisyondan daha kötüsü, sandalyede otururken öne doğru eğilerek yerden bir cismi almaktır. En kötüsü ise ayakta dururken öne doğru eğilerek dizler düz konumda iken yerdeki bir ağırlığı kaldırmaktır.

Bel sağlığı korunması için kişi hiçbir zaman çok ağır bir yükü kaldırmamalı, kaldıracaksa mutlak surette dizlerini kırarak yani çömelerek cismi yerden almalı, belden eğilerek kaldırmamalıdır. Hiçbir cismi uzanarak almamalı, daima yaklaşarak, arada mesafe bırakmaksızın almalıdır. Oturur pozisyonda iken kişi arkasına bir destek koyarsa veya oturduğu sandalyenin arka kısmını geriye doğru tedrici olarak yatırmaya başlarsa, bele binen yük giderek azalacak ve bel bu durumda çok daha rahatlamış olacaktır. Sağlıklı iken bel ve karın kaslarını güçlendirici egzersizler yapmalıdır. Hareketli bir hayat tarzını benimsemek yararlıdır.


Ankara Beyin ve Sinir Cerrahisi uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!