Başınız mı ağrıyor ? Baş ağrısı sürekli mi?
Başınız mı ağrıyor ? Baş ağrısı sürekli mi?

Tedavi edilemeyen baş ağrısı yoktur! Günümüzde çok iddialı bir yaklaşım olmakla birlikte, doğru tanı ile, neredeyse “tedavisi olmayan baş ağrısı tipi yoktur” denilebilir. Herkesin yaşamı boyunca en az bir kez baş ağrısı olmuştur.

Bu durum muhtemelen tedavi gerektirmeden, kendiliğinden veya baş ağrısını ortaya çıkaran neden, belirlendikten sonra iyileşmiştir. Oysa burada sizlere özetlemeye çalışacağım baş ağrıları, daha çok, tekrarlayan ve uzun süreli olan ağrı tipleri olacaktır.

Toplumda, tedavi gerektiren baş ağrılarının sıklığına baktığımızda, en sık; gerilim tipi baş ağrısı ve migren ile karşılaşırız. Yaşamları boyunca bireylerin, yaklaşık % 78'inde gerilim tipi baş ağrısı görülürken, migren baş ağrısı olan bireylerin yüzdesi ise yaklaşık, 16'dır. Bu birincil baş ağrılarının dışında, açlık (%19) , sinüzit (%15), kafa travması (%4) ve damar dışı beyin hastalıklarına (%0.5) bağlı ikincil baş ağrılarını ise daha seyrek görmekteyiz. İnsanoğlu var olduğundan beri baş ağrısına çözüm bulabilmek için çok çaba sarf etmiştir ve halen de devam etmektedir. Tedavi ve tanı yöntemlerindeki gelişmeler, gelecekte baş ağrısı tedavisinin daha kolay ve hızlı olacağı konusunda bizlere ipucu vermektedir. Birçok baş ağrısı tipi vardır. Baş ağrısı sınıflaması sık sık güncellenmekle birlikte, burada sizlere sık karşılaştığımız baş ağrılarından bahsetmek istiyorum.

Bununla beraber gözden kaçmaması gereken en önemli konunun, bir insanda, birkaç tip baş ağrısının bir arada olabileceğinin hatırda bulundurulması gerekliliğidir. Öncelikli olarak, baş ağrısı ile doktora gelen hastanın, ağrı öyküsü ile beraber nörolojik muayenesinin değerlendirilmesi tanı için yeterlidir. Baş ağrısı nedenini belirlemek için, gerektiği zaman, kan sayımı, sedimentasyon hızı, kan biyokimyası, elektrokardiyogram, kan gazı ölçümü, ilaç düzeyi taraması, immünolojik ve mikrobiyolojik tetkiklerin yanı sıra lomber ponksiyon, anjiyografi, bilgisayarlı beyin tomografisi, beyin manyetik rezonans görüntülemesi ve elektro-ensefalografi tetkikleri de istenebilir. Ancak bu tetkiklere klinik değerlendirme yapıldıktan sonra genellikle çok fazla ihtiyaç olmaz.

Baş ağrınız varsa, cevaplanması gereken sorular şunlardır; Baş ağrısı ne zamandan beri var? Baş ağrısı sürekli mi? Yoksa ataklar halinde mi? Baş ağrısı başınızın neresinde daha yoğun? Baş ağrısı ne kadar sürüyor? Baş ağrısının sıklığı ne kadar? Baş ağrısı atakları daha çok günün hangi saatlerinde oluyor? Baş ağrısının şiddeti ne kadar? (1-10 arasında değerlendirecek olursak sizce ne kadar şiddetli?) Baş ağrısının niteliği nasıl? (zonklayıcı, batıcı, vs.) Baş ağrısı ile beraber başka yakınmalarınız nelerdir? (bulantı, kusma, vs.) Baş ağrısına neden olan veya şiddetini arttıran faktörler var mı? (açlık, uykusuzluk, vs.) Baş ağrının düzelmesine neden olabilecek faktörler nelerdir? (uyku, karanlık ve sessiz ortam, vs.) Bu sorularla beraber, sosyal öykü, aile öyküsü, genel tıbbi öykü mutlaka sorgulanmalıdır.

Bu sorulardan alınan cevaplarla neredeyse doğru tanı % 100 gerçekleştirilebilir. Bunun dışında acil tanı ve tedavi gerektiren durumların da, her zaman hastalar ve doktorlar tarafından akılda bulundurulması gerekir; -

Baş ağrılarının 50 yaşından sonra başlaması,

Başlangıcı ani olan baş ağrısı,

Baş ağrılarının giderek artması,

Kanser hastalarında yeni ortaya çıkan baş ağrısı,

Sistemik hastalıklarla (hipertansiyon, vs) beraber olan baş ağrısı, Bu yakınmaları olan hastaların baş ağrısı öyküsü ve nörolojik muayenesi, doktoru tanı ve tedaviye yönlendirecek önemli bilgiler sağlar. Sıklıkla karşılaştığımız baş ağrısı tiplerinden birinin gerilim tipi baş ağrısı olduğundan da söz etmiştik.

Bu tip ağrıların özelliklerini şu şekilde özetleyebiliriz;

Hastalarda ağrılar zonklayıcı olmayan, sıkışma, baskı tarzındadır ve iki taraflıdır. Ağrının şiddeti günlük fiziksel aktiviteden etkilenmez. Bulantı ve kusma olmaz (Bazı ataklarda bulantı olabilir ancak kusma kesinlikle olmaz). Sadece sesten veya sadece ışıktan etkilenilir.

Ağrı atakları 30 dakikadan 7 güne kadar uzayabilir. Ağrılı gün sayısı ayda 15 günden azdır. Bazı hastalarda başa dokunmakla hassasiyet olabilir. Birincil baş ağrılarından olan migrenin özellikleri ise şu şekilde özetlenebilir; Uluslararası Baş Ağrısı Topluluğunun yaptığı sınıflamaya göre 24 çeşit migren tipi vardır. Migren hastalarında görülen öncül genel özellikler; ense sertliği, bazı yiyeceklere aşerme, üşüme hissi, iştahsızlık, sakarlık, ishal veya kabızlık, susama, sık idrara çıkma ve vücutta fazla sıvı birikimi olabilir. Migren hastalarında görülen öncül mental özellikler ise; depresyon, hiperaktivite, aşırı neşe, heyecan, konuşkanlık, huzursuzluk, uykuya eğilim ve yerinde duramama sayılabilir. Migren hastalarında görülen öncül nörolojik özellikler hastaların genellikle farkında olmadıkları ancak sorgulandıkları zaman ifade edebildikleri yakınmalardır; ışıktan rahatsız olma, konsantrasyon güçlüğü, sesten rahatsız olma, konuşma güçlüğü, aşırı uyku isteği ve esneme, sıklıkla görülür. Bunlarla beraber migren hastalarında görülen görsel öncül belirtiler aura olarak tanımlanır, bunlar; bakış alanı içinde siyah lekeler, “C” şeklinde yanıp sönen parlak ışıklar, bakış alanı içinde kalan cisimlerin görüntüsünde kayma, parlak beyaz veya renkli ışık çakmaları ve bulanık görme olabilir. Bu yukarıda özetlenen yakınmalar her hastada görülmeyebilir.

Ağrı aniden başlayabilir, bu nedenle migren çoğunlukla auralı ve aurasız olarak ikiye ayrılır. Migren tanısı alan hastanın, en az beş kez tek taraflı, zonklayıcı, orta veya ağır şiddette ve rutin fizik aktivite ile artan şiddette ağrılarının olması gerekir. Hasta, beraberinde hem ışık, hem sesten rahatsız olmalıdır. Her atakta bulantı olur ancak kusma olması gerekmez. Hastalar kusunca, sessiz bir ortama gittiklerinde, uyuduklarında ağrılarının geçtiğini veya azaldığını ifade ederler.

Bu tip migrenlerin dışında daha seyrek görülen baziller, konfüzyonel, oftalmoplejik, hemiplejik, ailesel hemiplejik migren gibi tipleri de vardır. Baş ağrısı önemli bir halk sağlığı sorunudur. Gözardı edilmemesi gereken en önemli zararı,ekonomik kayıptır. Baş ağrısı olan kişiler üretim sürecinde ciddi hayati hatalar yapabilirler, iş performansları düşebilir, uygunsuz tedavi ile kötü ilaç kullanımına bağlı baş ağrıları devam ederken, ayrıca toksik ve metabolik zararlar görebilirler. Baş ağrısı tedavi edilebilir bir yakınmadır. Bunun için yapılması gereken, nöroloji doktorlarından uygun tanı ve tedavi seçeneklerinden yararlanmak için yardım talep etmek olmalıdır.


Ankara Nöroloji uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!