Eğer bir ailenin yaşantısında babanın çocukları için fazla bir öneminin olmadığını düşündüğümüz bir zaman varsa, bu hamilelik ve bebeklik dönemleri olur genellikle. Sanki biyoloji, söz konusu bu aylar boyunca anneye asıl görevi tahsisi etmiş gibidir. Ancak biyolojinin hamilelik esnasında babalara da biçtiği bir rol vardır ve bu tıpkı eşinde olduğu gibi vücutta yaşanan bazı değişimleri kapsar. Kadınların hamilelik esnasında geçirdiği fiziksel ve ruhsal değişimlere, eşlerinin de geçirdiği benzer değişimler eşlik eder. Babanın hamilelik esnasındaki tavırlarıyla, çocuğa daha sonraki yaklaşımları arasında önemli bir bağ bulunur; çocuğun doğumundan önce babada gerçekleşen değişimler, onun ileriki yıllarda nasıl bir baba olacağına etki edebilir.

Yıllar boyunca araştırmacılar ebeveynliği ikili ilişkiler adını verdikleri bir açıdan araştırdılar. Çoğunlukla anne ve çocuğu en mühim ikili olarak ele alıp, babayı tamamen dışarıda bırakıyorlardı. Bu yaklaşımı değiştirmeye başlayan düşünürlerden biri, 1974’de Families and Family Theraphy isimli kitabı yayınlanan Salvador Minuchin’di. Aileye, her bir parçasının tüm diğerlerini etkilediği bütünleşik bir sistem olarak bakan ilk kişilerden biri Minuchin’dir. Şanzımanı, tahrik milini ve geri kalan diğer parçaları yok sayarsak, karbiratörü, egzozu borusunu ya da silindir bloğunu tek başına incelemek bize arabanın hareketleriyle ilgili pek fazla bir fikir vermeyecektir. Benzer bir durum aileler için de geçerlidir. Bezleri kimin değiştireceği, bulaşıkları kimin yıkadığı veya ailede disiplini kimin sağladığı gibi ayrıntılar onu fazla ilgilendirmez. Önemli olan aile düzeninin çalışıyor, ebeveynlerin aralarında da bir ittifak kurulmuş olmasıdır.

Araştırmacılar 1960’larda baba ile oğlu arasındaki ilişkinin hayati bir önem taşıdığını keşfettiler. Bir baba oğluyla sıcak bir ilişki kurduğunda, o çocuğun babası gibi olma ihtimali, babasıyla yakın ilişki olmayan erkek çocuklarına göre daha fazla olduğu sonucuna vardılar. Babanın kendi erkeksiliğinin bir önemi yoktu; önemli olan samimiyeti ve yakınlığıydı. Bir babanın, çocuğun sosyal gelişimi üzerinde özellikle güçlü bir etkiye sahip olduğunun ilk belirtilerinden biri huydu. Babalar ile oğulları ve kızları arasındaki sevgi dolu ve de sevimli etkileşimler çocuğa babanın suratında oluşan duygusal ifadeleri, daha sonra da akranlarınınkini okumayı öğreterek, okulda ve arkadaşları arasındaki popülerliğini belirler. Babaların uyguladığı katı disiplinse ilerleyen yıllarda çocuklarda davranış problemlerine yol açtığı görülmüştür.

Babalar ayrıca çocuğun dil gelişimine, okula uyum sağlamasını, ve mizacını da etkiliyor.Babalar çocuğu dünyaya açılmaya teşvik ediyor. Yine yapılan araştırmalar babaların, çocuklarının okula uyum sürecinde duyarlılık gösterip özerkliğini desteklediğinde çocuğun, öğretmeniyle daha iyi bir ilişki kurmasını sağlayabildiğini gösterdi. Banın cesaretlendirmesinin aynı zamanda çocukta daha düzgün davranışlara ve sosyal yeteneklere sebep olduğu da bulunmuştur.


İstanbul Psikoloji uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!