Erkeklerde menide hiç sperm görülmemesi anlamına gelen azospermi, son yıllarda gelişen tedavi yöntemleri ile artık o kadar korkutucu bir hastalık değildir.

Menide çok az sayıda sperm bulunması durumuna ağır oligospermi adı verilir. Bu durumda mikroenjeksiyon yöntemi ile yumurtaya sperm nakli mümkün olabilmektedir.
Ancak azospermide menide hiç sperm bulunmadığından sebepler araştırılarak çözüme gidilmelidir.

Azospermi tanısı konması için en az iki meninin ayrı mikroskobik incelemesi şartı vardır.

Azospermi tanısı konulan kişilere öncelikle fiziki muayene ve laboratuvar tetkikleri uygulanır.
Spermleri taşıyan kanallar olan vas deferens kanallarının varlığı, fiziki muayene ile gösterilmelidir.
Bu kanalların gelişimi böbrek gelişimiyle paralel olduğundan teşhis için böbrekler kontrol edilir.
Azospermi hastalarının büyük bir bölümünde olgun sperm üretimi gerçekleşmekte ancak kanal tıkanıklığı olması durumunda kanallar yardımıyla atılamamaktadır.

Testislerin normalden küçük olması durumu da hormonal nedenli sorunun göstergesi olabilmektedir. Böyle bir fiziki teşhis yapıldığında hormonal yapının kontrol edilmesi öncelikli olarak yapılmalıdır.
Bu durum kromozom kusurlarıyla beraber görülebildiğinden, genetik araştırma yapmak da faydalıdır. Ailede kişinin yakın akrabalarında karşılaşılmış bir durum mudur bakılmalıdır.
Hormonal sistem sorunları da durumun nedeni olabilir.

Azospermik erkeklerde testislerden sperm hücresi elde ederek mikroenjeksiyonda kullanılması sorunlara kalıcı olarak çözüm getirmemekte fakat bu uygulama gebeliği gerçekleştirmeye yaramaktadır.
Bu erkeklerin daha sonrasında kendi kendilerine gebelik gerçekleştirme gibi bir olanakları söz konusu değildir.
Nonobstrüktif azospermi vakalarında(kanal tıkanıklığı olmayan) hipotalamus ya da hipofiz bezi bozukluklarına bağlı hormonal sorunlar olduğundan dolayı temelinde yatan sağlık sorununun giderilmesi,
GnRH, FSH ve testosteron hormonlarıyla tedavi edilerek hem erkeksi fiziksel özelliklerin kazanılması ve hatta bazı hastalarda sperm üretiminin sağlanması da mümkün olabilir.
Fakat bu tedavilerden netice elde edilebilmesi için uzun süre gerekmektedir.

Azospermi nedeni olarak testis iç dokusundaki sperm üretimi sorunu gösterildiğinde Mikrotese yöntemi uygulanarak, sperm üretilen kanallar belirlenir. Bu kanallar toplanarak, içinden sperm ana hücreleri toplanır.
Bu hücreler olgun sperm hücresine dönüşmemiş, kuyruksuz ve hareketsiz haldedir. Mikrotese uygulaması yaklaşık 1 saatlik cerrahi bir uygulamadır ve hasta genelde ameliyat sonrası taburcu edilerek evde istirahata gönderilir.
Bir biyopside sperm bulunmaması kesin bir sonuç vermemektedir.
Sperm bulunamayan hastalarda biyopsi sonuçlarına göre bu hastalara tedavi verilip verilmeyeceği tedaviden sonraki başarı şansları değerlendirilerek tekrar tedaviye başlanabilir.

Dünyadaki en deneyimli merkezlerde dahi mikrocerrahi ardından gebeliğin gerçekleşmesi oranı %25 ila %40 arasındadır ve başarılı vakalarda gebeliğin gerçekleşme süresi ortalama 12 ay olarak bildirilmektedir.
Bu tercih göz önüne alınırken yine kadında hiç bir soruna rastlanmaması ve kısırlık sorununun yalnızca azosperminin giderilmesi ile aşılabilecek olması gerekmektedir.
Kadın yaş faktörünün bu süreçte ilerleyerek daha sonra uygulanan cerrahi girişim başarısız olduğu takdirde yapılacak mikroenjeksiyon ile gebeliğin gerçekleşme şansını azaltacak olması mikrocerrahi aleyhine bir diğer etkendir

Cerrahi girişimle sperm elde etme tekniklerinin tümü lokal ya da genel anestezi altında gerçekleştirilebilir. Bir engel teşkil etmedikçe hastaların rahatlığı bakımından genel anestezi tercih edilebilir.
Hepsi hastanede yatış yapılmasını gerektirmeden ayaktan yapılan işlemlerdir. İşlemler çoğunlukla on dakika ile yarım saat arasında devam eder. İşlemlerden sonra gündelik hayata kolaylıkla devam edilebilir.
Bütün işlemler tüp bebek merkezinde yapılır ve alınan örnekler aynı anda laboratuvarda incelenerek sperm bulunup bulunmadığı konusu netleştirilir. Sperm bulunduğunda ise işlem sonlandırılır.
Cerrahi girişimle sperm elde etme teknikleri ise şunlardır;

PESA( Perkutan Epididimal Sperm Aspirasyonu): Testislerin üzerindeki epididimlere ince bir iğne enjekte edilerek içerisindeki spermleri çekme tekniğidir.
Testislerin içerisinde bulunduğu skrotum adlı kese açılmadan ciltten uygulanan bir iğne ile yapılır. Yalnızca obstrüktif azospermi durumunda bu uygulama yapılabilir.
Bu teknikle sperm elde edilemediği takdirde testisten sperm elde etme tekniklerine başvurulur.

PTSA( Perkutan Testiküler Sperm Aspirasyonu): Testislerin içinde yer aldığı kese açılmadan ciltten enjekte edilen bir iğne ile testislere girilerek testis dokusundan örnek alınması yöntemidir.
Bu teknikle sperm elde edilemediği takdirde TESE’ye başvurulur.

TESE( Testiküler Sperm Ekstraksiyonu): Testislerin içerisinde yer aldığı kese ve her bir testisi saran tunika albuginea adlı kılıf ufak bir kesi ile açılır.
Testis dokusundan ufak parçalar alınır ve kesilen kısımlar dikilerek işlem sonlandırılır.

Mikro TESE( Mikroskop altında Testiküler Sperm Ekstraksiyonu): Testislerin içerisinde bulunduğu kese ve her bir testisi saran tunika albuginea adlı kılıf ufak bir kesi ile açılıp testis dokusu mikroskop ile incelenerek
geniş olarak değerlendirilen kısımlardan örnekler alınır. Kesilen bölgeler dikilerek işlem sonlandırılır.

Cerrahi girişim ile sperm elde etme yöntemleriyle obstrüktif azospermi olgularının %100’ünde, nonobstrüktif azospermi olgularının genellikle %65’inde sperme rastlanabilmektedir.

Obstrüktif azospermi olgularında spermleri dondurma ve çözme işlemi ardından canlılık oranları ve bu spermlerin kullanımıyla gerçekleştirilen gebelik başarı oranı oldukça iyidir.

Nonobstruktif azospermi hastalarından elde edilen spermlerin önemli bir kısmı yapısal bozukluklara sahiptir daha sonraki işlemlerde sperm bulunamaması ihtimaline karşı çok seçici bir şekilde uygun olan spermlerin
dondurularak saklanması bu hastalara önerilebilir.


Kayseri Üroloji uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!