Somatoform bozukluklar, organik bir nedeni olmadan doktorsitesi.com/psikoloji" class="articleCrossLink">psikolojik olarak ortaya çıkan fiziksel yakınmalardır. Örneğin, bireyin kolu ya da belden aşağısı aniden tutmaz olur, herhangi duyusal bir işlevi bozulabilir. Günümüzde hemen her hastalığın ortaya çıkışında psikolojik faktörlerin de rol oynadığı düşünülmektedir. Ancak somatoform bozukluklar söz konusu olduğunda ana neden psikolojiktir ve büyük olasılıkla da yüksek bir stres söz konusudur. Somatoform bozukluğa sahip kişiler genellikle doktor doktor dolaşırlar ve sorunlarına çare bulmaya çalışırlar. Bu hastalar o kadar gerçek fiziksel yakınmalarda bulunurlar ki doktorlar da tanı koymakta zorlanırlar.

Somatoform bozukluklar 6 çeşittir. Bunlar;

1. Somatizasyon bozukluğu
2. Farklılaşmamış somatoform bozukluk
3. Konversiyon bozukluğu
4. Ağrı bozukluğu
5. Hipokondriyazis bozukluğu
6. Beden dismorfik bozukluğu

1. Somatizasyon bozukluğu (Briquet Sendromu):

Uzun zamana yayılan, 30 yaş öncesinde başlayan ve kişinin işlevselliğini bozup onu tedavi arayışına iten dört ağrı belirtisi (en az dört ayrı yer ve işlevle ilişkili ağrı örüntüsünün olması), iki sindirim sistemi ile ilgili belirti (bulantı, kusma, ishal, şişkinlik, vb), bir cinsel belirti (cinsel isteksizlik, cinsel işlev bozukluğu, adet görme ile ilgisi sorun) ve bir sahte nörolojik belirti (koordinasyon ve denge bozukluğu, ses kısılması, çift görme, körlük, sağırlık, vb.) Örneğin, bir kişinin fiziksel bir nedenle açıklanamayan midesiyle ilgili kronik şikayetleri ( midede kramp, bulantı, vb.) vardır ve bunun yanında orgazm olamama, kulakta çınlama, omuz, boyun, sırt ve bacaklarda ağrı şikayetleri de mevcuttur. O zaman bu kişiye somatizasyon bozukluğu tanısı konabilir. Somatizasyon bozukluğuna sahip kişiler defalarca hastanelere, doktorlara giderler, her türlü testten geçerler ancak bir türlü bu sorunlara neden olabilecek fiziksel bir sorun bulunamaz. Somatizasyon bozukluğuna sahip kişi rol yapmıyordur, bu belirtiler amaçlı olarak ortaya çıkmaz.

Nedenleri:

Somatizasyon bozukluğunun ortaya çıkış nedeni tam olarak bilinmemekle birlikte, ailesel yatkınlık ve çevresel etkenlerin bu bozukluğun ortaya çıkışında önemli rol oynadığı düşünülmektedir. Bu bozukluğa neden olduğu düşünülen etkenlerden bazıları şunlardır:
-Psikolojik stresten korunmak. Somatizasyon bozukluğunun nasıl ortaya çıktığı ile ilgili en eski teorilerden biri, bu bozukluğun stresten korunmak için bir savunma mekanizması olarak ortaya çıktığı görüşüdür. Bu görüşe göre, bazı bireyler depresyon ya da anksiyete yaşamamak için fiziksel semptomlar geliştirirler. Bu kişiler psikiyatrik bir tanı almanın vereceği sıkıntıdan korunmak için fiziksel semptomlar geliştirirler.
-Fiziksel duyumlara aşırı hassasiyet göstermek. Başka bir görüşe göre ise, somatizasyon bozukluğu kişinin fiziksel duyumlarına aşırı derecede hassasiyet göstermesi sonucunda ortaya çıkmaktadır. Bu bozukluğa sahip kişiler başka insanların farkında bile olmadığı ufak acı ya da ağrılara karşı çok fazla önem verebilirler. Ancak bu görüşün doğruluğu henüz tam olarak anlaşılamamıştır.
-Fiziksel duyumlarla ilgili olumsuz düşüncelerin abartılması. Bu görüşe göre, somatizasyon bozukluğu fiziksel duyumlarla ilgili abartılı ve olumsuz düşüncelerin sonucunda ortaya çıkar. Örneğin, somatizasyon bozukluğuna sahip bir kişi başı ağrıdığında bunun beyin tümörüne sahip olduğundan ya da nefes darlığı hissettiğinde astım olduğundan korkar.Doktorlar bu hastalıkla ilgili fiziksel bir belirti bulamazlarsa, bu defa da çok nadir görülen bir hastalığı olduğunu düşünür ve sürekli bu hastalığa tanı koyacak bir uzman arar. Anksiyetesi onun semptomlara daha da yoğunlaşmasına neden olur ve semptomları artmasın diye günlük hayatındaki aktivitelerini kısıtlar hale gelebilir. Semptomlar artmasın diye daha az aktivitede bulundukça, fiziksel semptomları hakkında daha fazla düşünür ve bu daha fazla strese neden olur.
Somantizasyon bozukluğunun tedavisi genellikle zahmetli olsa da, mümkündür. İlaç tedavisi ile birlikte bilişsel- davranışçı terapinin uygulanması olumlu sonuç verebilir. Ayrıca düzenli olarak bir uzmanın kontrolünde olmak da fayda sağlayacaktır, bu şekilde kişi sürekli farklı doktorlara başvurup gereksiz yere çeşitli testler yaptırması kontrol altında tutulabilir.

2. Farklılaşmamış somatoform bozukluk:

Farklılaşmamış somatoform bozukluk, kişide belirli bir tıbbi duruma bağlı olmadan en az altı ay boyunca fiziksel yakınmaların olmasıdır. Farklılaşmamış somatoform bozuklukta kişilerin çok çeşitli yakınmaları olabilir, ancak bu yakınmaların tek ortak yönü ortaya çıkmalarına neden olacak fiziksel bir sorunun olmamasıdır.
Yakınmalar kişi ağır stres altındayken başlar ya da kötüleşir. Bu kişiler hayatlarını yaşadıkları fiziksel semptomlara göre düzenlerler, sürekli farklı doktorlara giderler ve sorunlarının nedenini bulmaya çalışırlar. Farklılaşmamış somatoform bozukluk, somatizasyon sendromu olarak da adlandırılır.
Farklılaşmamış somatoform bozukluğun semptomları kişiden kişiye büyük farklılıklar gösterebilir. En yaygın görülen yakınmalardan bazıları acı, yorgunluk, iştah kaybı ve mideyle ilgili sorunlardır. Fiziksel yakınmalar genellikle uzun dönem sürer. Farklılaşmamış somatoform bozukluğuna sahip kişiler zamanla yeni yeni fiziksel yakınmalar geliştirirler.
Farklılaşmamış somatoform bozukluğunun neden ortaya çıktığı tam olarak bilinmemektedir. Bazı uzmanlar çocuklukta ailede yaşanan bir takım problemlerin bu bozukluğun ortaya çıkışında etkili olduğunu düşünmektedirler. Depresyon ve stres de diğer ortaya çıkarak etkenler olarak düşünülmektedir. Ayrıca kişinin fiziksel duyumlara gereğinden fazla ve abartılı önem vermesi de bu bozukluğun nedenlerinden biri olabilir.

Farklılaşmamış somatoform bozukluğu genellikle kişi fiziksel yakınmalarına çözüm bulmak için doktorlara başvurur, daha sonra fiziksel bir sorun bulunamadığında bir ruh sağlığı uzmanına yönlendirilir. Doktoruyla kişi arasında güvene dayalı bir ilişki kurulduğunda, kişi doktor doktor dolaşmaktan vazgeçer.


3. Konversiyon bozukluğu:

Konversiyonun kelime anlamı döndürme ya da dönüştürmedir ve bu genellikle bir savunma mekanizması olarak ortaya çıkar. Konversiyon bozukluğu kişide altta yatan herhangi bir fiziksel sorun olmaksızın bayılma, duyu kaybı ya da felç gibi nörolojik belirtilerin ortaya çıkmasıdır. Bu belirtiler kişinin kontrolü dışında ortaya çıkar.
Konversiyon bozukluğunda, istemli motor ya da duyu işlevlerini etkileyen nörolojik ya da genel bir tıbbi durumu düşündüren belirti ya da belirtiler vardır. Bu belirtilere psikolojik etkenler eşlik eder. Bunun öncesinde çatışmalar ya da stres yaratıcı bir etken vardır. Bu belirtiler amaçlı olarak ortaya çıkmaz, yani kişi rol yapmaz. Bu belirtiler genel bir tıbbi durum ya da madde kulanımı sonucunda ortaya çıkmaz.

Konversiyon bozukluğunun 3 alt tipi vardır:

a) Motor belirtiler gösteren tip
b) Duyular ile ilgili belirtiler gösteren tip
c) Nörolojik tablo ile ilgili belirtiler gösteren tip.

Nedenleri:

Konversiyon bozukluğunun en önemli nedeninin stres yaratıcı bir olay ya da durumla karşılaşmak olduğu düşünülmektedir. Uzun süren içsel bir çatışma ya da psikolojik bir sorun kişinin bunları ifade etmek için fiziksel bir semptom geliştirmesine neden olabilir. Konversiyon bozukluğunda iki önemli unsurdan bahsedebiliriz. Birincil kazanç ve ikincil kazanç. Birincil kazanç kişinin bu bedensel semptomlar sayesinde anksiyetesinin azalmasıdır. İkincil kazanç ise, kişinin bu semptomlar nedeniyle yapması gereken bazı günlük işlerden ya da kendisi için rahatsızlık verici ortamlarda bulunmaktan kurtulmasıdır. Fiziksel, duygusal ya da cinsel taciz de hem yetişkinlerde hem de çocuklarda konversiyon bozukluğuna neden olabilir. Yetişkinlerde mobbinge uğramak (işyerinde amirler tarafından uygulanan psikolojik baskı) da konversiyon bozukluğunun ortaya çıkmasına neden olabilir.
Konversiyon bozukluğunun semptomları kişinin bilinçli kontrolünde değildir ve kişi için korku vericidir. Semptomlar genellikle aniden ortaya çıkar, ancak bazı durumlarda aşamalı olarak da artabilir. En sık rastlanılan semptomlar şunlardır: bedenin belirli kısımlarında his kaybı, epilepsi benzeri nöbet geçirme, bayılma, hareket etmede güçlük, körlük, çift görme, felç, bedenin herhangi bir bölümünde titreme, ses yitimi, vb.
Konversiyon bozukluğu tanı koyulması zor bir bozukluktur. Çünkü konversiyon bozukluğuna sahip vakaların %60 ında eşlik eden fiziksel bir bozukluk bulunmaktadır. Konversiyon bozukluğu tanısı konulabilmesi için eşlik eden fiziksel bir sorunun olmaması gerekir, bunun tespiti için de kişinin birçok testten ve muayeneden geçmesi gereklidir. Konversiyon bozukluğu hastaları genellikle hastalıklarını önemsemezler, buna La belle indifférence (güzel kayıtsızlık) adı verilir ve tanı konarken en önemli kriterlerden biridir.

4. Ağrı bozukluğu:

Ağrı bozukluğunda bedenin bir ya da birden fazla bölgesinde fiziksel bir nedenle açıklanamayan bir ağrı vardır. Bu ağrı kişinin işlevselliğinde bozulmaya yol açar. Ağrının başlaması, alevlenmesi ve sönmesinde psikolojik nedenler etkilidir. Bu belirtiler rol değildir, kişi numara yapmaz. Ağrı bozukluğu 6 aydan kısa sürerse akut, 6 aydan uzun sürerse kronik ağrı bozukluğu olarak adlandırılmaktadır.
Bu ağrılar genellikle kişinin sırtı, başı, göğsü ve karnında ortaya çıkar. Ağrı bozukluğunun tanısı konarken altta yatan organik bir sorun olup olmadığına, ağrının yoğunluğuna, şiddetine ve yoğun yaşayan stresin sonucunda ortaya çıkıp çıkmadığına, işlevselliği bozup bozmadığına, kişinin sosyal hayatı üzerinde olumsuz etkisi olup olmadığına dikkat edilir.
Ağrı bozukluğunun semptomları çok çeşitli olmakla birlikte en yaygın görülen semptomlar şunlardır: bu ağrı karşısında kendini çaresiz ve umutsuz hissetme, pasif kalma, klinik muayenelerde sürekli artan ağrı, uykusuzluk, bitkinlik, sosyal hayatta bozulma, depresyon ve anksiyete.
Ağrı bozukluğunun tedavisinde, ağrıların akut ya da kronik olmasına bağlı olarak, birkaç farklı tedavi yöntemi birlikte uygulandığında olumlu sonuç alınabilir.

5. Hipokondriyazis bozukluğu :

Hipokondriyazis bozukluğu halk arasında ‘’hastalık hastalığı’’ olarak adlandırılır. Hipkondriyazis bozukluğu, kişinin vücut belirtilerini yanlış yorumlamasına bağlı olarak ciddi ve tedavi edilemeyen bir hastalığı olabileceği korkusunu yaşamasıdır. Hipokondriyak kişiler bu korkularının anlamsız olduğunun farkındadırlar, ama bu onların anksiyetesini azaltmaya yetmez. Bu kişiler bazen duydukları yeni bir hastalığın kendilerinde olabileceği korkusuna kapılırken, bazen de normal belirtileri bile bir hastalık belirtisi olarak algılayabilirler. Bazen de bu korkular sevilen yakın birinin kaybından ya da televizyonda duyulan kötü bir haberden sonra da ortaya çıkabilir. Hipokondriyak kişiler sık sık doktora giderler, herhangi bir hastalıkları olmadığı söylendiğinde ikna olmazlar. Gereksiz birçok tıbbi testi ve tahlili yaptırırlar. Ayrıca bu hastalık hastalığı durumu yüzünden sosyal ilişkilerinde de bozulma olur, sürekli hastalıklarından yakınarak çevrelerindeki insanları bıktırırlar.
Hipkondriazis bozukluğunun birçok farklı nedeni olduğu düşünülmektedir. Bir görüşe göre, hipokondriyak kişiler beden duyumlarına karşı aşırı hassasiyete sahiptirler. Bu nedenle de kalp çarpıntısı ya da baş ağrısı gibi belirtileri çok daha ciddi belirtilermiş gibi yorumlayıp paniğe kapılabilirler. Başka bir görüşe göre de, hipokondriyazis anksiyete ya da stresin bir sonucu olarak ortaya çıkabilir ya da kişi sorunun asıl kaynağı ile yüzleşmemek için fiziksel bir hastalığı varmış gibi davranabilir.
Hipokondriyazis bozukluğu her yaşta ortaya çıkabilir, ancak sıklıkla erken çocukluk döneminde başlar. Kadın ve erkeklerde görülme sıklığı aynıdır.

6. Beden dismorfik bozukluğu:

Beden dismorfik bozukuğu kişinin sürekli aslında var olmayan bedensel kusurlarıyla uğraşması şeklinde ortaya çıkan bir bozukluktur. Bu uğraşılar kişinin işlevselliğinde bozulmalara neden olur ve sosyal hayatını etkiler.
Beden dismorfik bozukluğu genellikle ergenlik döneminin başlarında ortaya çıkmaktadır, ortalama görülme yaşı 17 dir. Özellikle ergenlik öneminde ergen için dış görünümün önemi büyüktür ve bedenini beğenmeyebilir. Kendini güzel bulmayabilir, şişman olduğunu ya da boyunun kısa olduğunu düşünebilir. Bu düşünceler zamanla yoğunlaşıp kişinin okul, aile ya da arkadaşlık ilişkilerini etkiler hale geldiğinde bir sorun var demektir. Anoreksiya nervoza ve bulimia nervoza gibi bozuklukların da beden dismorfik bozukluğu ile ilişkili olduğu düşünülmektedir.
Beden dismorfik bozukluğuna nörobiyolojik ve psikolojik etkenlerin yol açtığı düşünülmektedir. Nörobiyolojik etken olarak yapılan araştırmalarda, beden dismorfik bozukluğuna sahip kişilerin beyinlerindeki serotonin oranının normalden daha düşük olduğu bulunmuş. Düşük serotonin düzeyi depresyon ve diğer duygudurum bozuklukları ilişkilendirilmektedir.
Psikolojik nedenleri ise özellikle son yıllarda medyada güzellik ve iyi görünümün, mükemmel erkek ve kadın imajının desteklenmesi ile kişilerin kendi dış görüntüleriyle ilgili kaygılara kapılmaları bir başlangıç nedeni olabilir. Ayrıca kişinin çocuk aile yaşantısı da önemli bir etken olabilir. Dış görünüşe, katı diyetlere önem veren baskıcı anne- baba ile yetişmek de beden dismorfik bozuluğunun ortaya çıkşında rol oynablir.

Beden dismorfik bozukluğunun en sık rastlanılan semptomları şunlardır:

-bedenin bir bölgesi ile ilgili aşırı düşüncelere sahip olmak ( sivilceler, akneler, yaralar, yüzdeki kırışıklıklar, saç dökülmesi, kellik, yüzün şekli, simetri olup olmaması, vb.)

-anksiyeteyle başedebilmek için ritüel davranışlarda bulunmak ( sürekli diyet ve egzersiz yapmak, makyaj ritüelleri, ayna karşısında saatlerce duruşunu seyretmek, vb.)

-problemli gördükleri bölgeyi makyaj, şapka ya da giysi ile gizlemeye çalışmak

-sürekli aynadaki ya da vitrin camındaki görünüşünü kontrol etmek

-sürekli diğer insanlara görünüşünü onaylatma çabasında olmak

-sürekli insanları görünüşlerine göre kıyaslamak

-ev dışı aktivitelerden ve sosyal ortamlardan kaçmak

Beden dismorfik bozkluğunun tedavisinde ilaç ve psikoterapi birlikte kullanılmaktadır. Kişinin kendisine zarar verme riskinin olduğu bazı durumlarda hastanede yatılı tedavi görmesi gerekebilir.


İstanbul Nöroloji uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!