Günümüz toplumunda alışverişin boş zamanları değerlendirmede bir yaşam biçimi olarak algılanmasına paralel olarak planlanmayan, gereksinim duyulmayan eşyalara yönelik alımların sıklığının daha da arttığı gözlenmektedir. Kişinin dürtüsel olarak satın alma, alışveriş yapma ihtiyacını hissetmesi ve bu güdüsünü kontrol edememesi sonucunda ortaya çıkan, kişileri ciddi anlamda mali sıkıntıya iten, sonrasında aile yaşamında önemli sorunlara yol açan bu bozukluğa ilgi alışveriş festivalinin olduğu son günlerde artmıştır. Bu bozukluk toplumun % 2- 13 arasında bir sıklıkta görülmektedir ki ülkemiz için bu durumda en azından 1,5 milyon kişinin etkilendiğini söyleyebiliriz.

Kadınlarda daha sık ve daha şiddetli seyreden bu bozukluktan yakınanlarda kadınların oranı %74 ile %95 arasındadır. Kadın-erkek arasındaki bu büyük farkın nedenleri arasında, kadınların depresyon ve anksiyete bozukluklarında olduğu gibi daha çok tedavi arayışına girmeleri, kadınların alışverişi boş zamanlarını geçirdikleri, sosyal etkileşim olarak gördükleri ve bu olaya daha olumlu bakarken, erkeklerin çok az zaman ve emek harcamaları gereken bir iş olarak değerlendirdikleri belirtilmektedir. Bu durum son yıllarda elektronik eşyalar gibi bazı eşyalarda tersine dönse de, bir bütün olarak alışveriş kadınlarda erkeklerden daha yoğun duygusal, psikolojik ve sembolik bir rol üstlenmeye devam etmektedir.

Kompulsif satın almanın başlangıç yaşı kişilerin ailelerinden ayrışıp tek başlarına kaldıkları dönemler olan ergenlik dönemi sonuna ve ilk para kazandıkları dönemlere ortalama 20-30 yaşlarına karşılık gelmektedir. Her sosyoekonomik düzeydeki bireylerde görülmekle beraber düşük geliri bulunan ve kompulsif alışveriş yapan kişilerde özellikle borcun getirdiği yükün neden olduğu ruhsal bozukluklar daha şiddetli seyretmektedir.

Kompulsif alışveriş yapmaya risk-yatkınlık- yaratan psikolojik durumlar gözden geçirildiğinde bu klinik durumu ve ilişkili faktörler daha netleşmektedir. Bu kişilerde en sık bildirilen kişilik özelliği düşük özgüvendir. Bu hastalar özgüveni ve kişisel güç hissini satın alma ya da alışveriş aracılığıyla kazanmaya çalışırlar.

Anksiyete-kaygı düzeyi bu durumdaki kişilerde yüksektir. Kompulsif satın alma davranışı sergileyen bireyler satın alma ya da alışverişi streslerini ve ilişkili anksiyetelerini azaltmanın bir yolu olarak kullanırlar.

Mükemmeliyetçi kişiler özerklik,yeterlilik, kontrol ve kendilerine olan saygılarını sağlayabilmek için kompulsif satın alma davranışı sergileyebilir.

Baskıcı, kontrolcü ebeveynlere karşı anksiyetelerini gidermek için mükemmeliyetçilik sergileyen bireyler, ergenlik dönemine girdiklerinde, anne-baba yerine erkek ya da kız arkadaşlarına odaklanırlar ve onları memnun edebilmek için pahalı hediyeler almaya çalışırlar.

Alışverişe yönelik dürtüsel davrandıkları görülmektedir.Bu dürtülerin yol açacağı riskler ya da sorunlar alışveriş sırasında pek düşünülmediğinden bu kontrolsüzlük sonrası derin bir suçluluk gelişmektedir. Yine bu kişilerin alışveriş yapmayı heyecan ya da aşırı duyguları yaşamak için bir araç olarak kullandıkları görülmektedir.

Bu bireylerin büyük bir kısmı bağımlı kişilik özellikleri sergilerler.Başkalarının onayı olmaksızın iş yapmazlar ya da onların değerlendirmelerine çok önem verirler.

Kompulsif alışverişin kısır döngüsüne girmiş olan hastaların büyük bir kısmı, özellikle hastalığın erken dönemlerinde, yaşadıkları sorunları, derecesini yadsıyabilir, aldıkları eşyaları ve harcamalarını ailesinden saklayabilir.

Genelde kendilerine güveni düşük olan bu kişiler, başkalarının kendileri ile zaman geçirmek istemediğini düşünürler. Kendilerini diğer insanlardan izole ederler ve diğer insanların kendilerini salak, çirkin,utangaç, aptal olarak gördüklerini düşünürler. Yaşadıkları sıkıntı, boşluk, yalnızlık, terk edilme duygularının üstesinden gelebilmek için, evlerini ve arabalarını çeşitli eşyalar satın alarak doldururlar. Bu kişiler yalnızlıklarını genelde kendileri yaratırlar. Başkalarına oldukça eleştirisel ve soğuk yaklaşımlar sergileyerek aile bireyleri başta olmak üzere diğer insanları kendilerinden uzaklaştırırlar. Bu kişilerin çoğunlukla duygusal açıdan yalnız bir çocukluk geçirdikleri, erişkin döneminde gereksinimleri olsun ya da olmasın bazı eşyaları biriktirme eğilimi gösterdikleri ve bu sayede çocukluk çağından beri yaşadıkları acı ve kaygıları farklı bir yöne yönlendirdikleri düşünülmektedir. Birçok hasta hergün düzenli olarak alışverişe çıkarak, büyük alışverişe merkezlerine giderek içlerindeki sıkıntıyı ve yalnızlık duygularını gidermeye ve dış dünyayla ilişkilerini sürdürmeye çalışmaktadırlar.

Kompulsif satın alma olgularının büyük bir kısmında birlikte en az bir kişilik bozukluğu bulunduğu bildirilmektedir. Bu olguların % 59’ına kişilik bozukluğu tanısı konmuş, bunların % 22 sinde obsesif kompulsif bozukluk, % 15’inde borderline-sınır-kişilik bozukluğu, % 15’inde çekingen kişilik bozukluğu bulunmuştur. Ayrıca bu hastalarda sıklıkla histriyonik ve narsisistik kişilik bozukluğu da gözlenmektedir.


İstanbul Psikiyatri uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!