Akne nedir ?

Akne, halk arasındaki ismiyle ‘sivilce’, sıklıkla ergenlikte görülen, fakat bebeklikten itibaren ileri yaşlara kadar gözlenebilen, ciltteki gözeneklerin içerisinde bulunan sebum (yağ) salgılayan bezlerin hastalığıdır. Akne sık görülen bir hastalıktır, neredeyse her 10 insanın 8’inde hayatının bir döneminde bulunur ve yüzde üçünde orta yaşlara kadar devam edebilir. Akne ayrıca kişinin yüz gibi gözle görünür bölgesinde yarattığı deformiteler nedeniyle kozmetik sorun oluşturabilir ve kişide özgüven kaybına ve hatta psikolojik sorunlara yol açabilir. Yüz dışında boyun, göğüs, sırt, omuz ve üst kollarda da lezyon oluşturabilmektedir. Akne lezyonları, bildiğimiz klasik kırmızı renkli sivilce gibi lezyonlar yapmakla birlikte bazen siyah nokta (açık komedon), beyaz nokta (kapalı komedon) ve daha derin ve büyük nodül-kist şeklinde lezyonlar yapabilir, ayrıca bunlar daha sonra çeşitli izler bırakabilirler. Her iki cinste yaklaşık olarak eşit oranda görülmesine karşın erkeklerde biraz daha şiddetli seyretmektedir.

Akne neden oluşur ve oluşumuna katkıda bulunan faktörler nelerdir?

Aknenin oluşumu için çeşitli faktörler birarada bulunur. Gözenekleri çevreleyen deri kısmının tıkaç oluşturarak gözenekleri tıkaması, bu gözeneklerdeki sebum (yağ) salgısının artışı, bunun sonucunda bu yağı sindiren ve normalde her ciltte bulunan propionibacterium acnes denilen bakterinin bölgedeki artışı ve vücudun bağışıklık sistemini harekete geçirmesi sonucu meydana gelen inflamasyon (iltihap) akneyi oluşturur. Genetik faktörler, cilt tipi, artmış androjen hormonu (erkeklik hormonu) salgısı ve stres ise akne oluşumuna katkıda bulunan faktörlerdendir.

Akne başka bir hastalığın belirtisi olarak ortaya çıkabilir mi?

Akne özellikle kızlarda hormonal bozuklukların habercisi olabilir. Overler (yumurtalıklar) ve böbreküstü bezleri fazla çalışıp androjen salgısı arttığında vücut yağ salgısı artar ve bu da akne gelişimini kolaylaştırır. Böyle bir durumda bulunan adet düzensizliği, vücutta kıllanma artışı, ve saç dökülmesi gibi semptomlar bu tür bir hormonal bozukluğun habercisi olarak bize ipucu verir. Aknesi olan her hastada hormonlara bakmak gereksizdir, az önce sayılan semptomların varlığında hormonlar bakılmalıdır. Aknenin karaciğer hastalıkları ile ilişkisi ise kesinlikle yoktur.

Tedavisi mümkün müdür ? Nasıl tedavi edilir?

Akne, tedavisi mümkün olan bir hastalıktır. Tedavisi için çeşitli alternatif ilaçlar mevcuttur. Yüze sürülen krem-jel formundaki antibiyotikler, retinoid denilen A vitamini türevleri, ve cildi soymaya yarayan çeşitli asit içerikli tedaviler mevcuttur. Cilde sürülen ilaçların yeterli olmadığı durumlarda ise hap tedavisi verilmelidir. Çeşitli antibiyotikler ve isotretinoin denilen yine A vitamini türevi olan ilaçlar etkin bir şekilde akne tedavisinde kullanılabilir. Bu ilaçlar tek başlarına veya kombinasyon şeklinde tedavide verilmektedir. Ayrıca bahsedilen tedavilere ek olarak kimyasal peeling ve lazer uygulamaları yapılabilir.

Akne tedavisinde kullanılan ‘isotretinoin’ hapının ciddi yan etkileri olduğu doğrumudur?

Akne tedavisinde kullandığımız ve günümüzde akneyi tedavi etmek için en iyi ilaç olan, akneyi oluşturan tüm faktörlere etkisi olan bu ilacı günümüzde rahat bir şekilde kullanmaktayız. Tedavi esnasında oluşan cilt ve dudak kuruluğu en sık gözlenen yan etkidir. Bunun dışındaki diğer yan etkileri de hafif niteliktedir ve bir dermatoloğun kontrolünde güvenle kullanılabilir. Halk arasında bazen kısırlık yaptığı gibi yanlış bir inanış vardır, bu kesinlikle yanlıştır, fakat çoğu hap gibi hamilelerde kullanılması bebeklerde oluşabilecek potansiyel anomaliler açısından sakıncalıdır.

Akneler kalıcı iz bırakır mı?

Evet. Akneler kalıcı izler bırakabilirler. Bunlar kırmızı-kahve lekelenmeler şeklinde gözlenebileceği gibi bazen de çukurlaşmalar şeklinde gözlenebilir. Lekelenmeler zamanla azalmasına karşın oluşan çukurlukların tedavisi zordur ve uzmanlık alanı gerektirir. Dolayısıyla akne hastalığını ciddiye alıp tedavi aranması gerekmektedir. Akne tedavisi de muhakkak bir cilt hastalıkları uzmanı yönlendirmesinde yapılmalıdır ve sağdan soldan duyulan farklı alternatif tedavi metodlarına itibar edilmemelidir. Aknelerin potansiyel oluşacak izlerini minimuma indirmek için uygun tedavi yöntemini kullanmanın yanında kişinin bunları sıkıp-patlatıp yara yapmaması ve güneşten etkin bir şekilde koruması gerekmektedir.

Akne izleri yokedilebilir mi?

Öncelikli hedef aknenin iz bırakmadan tedavi edilmesi olmalıdır. Fakat aknelerin bıraktığı izler çeşitli yöntemler ile tedavi edilebilmektedir. Leke şeklinde olan izler zamanla kendiliğinden kaybolmasına rağmen oluşan çukurluklar kendiliğinden düzelmez. Bunlar için ise peeling, roller ve lazer gibi işlemlerle tatmin edici sonuç alınabilmektedir.

Aknelerle kozmetik kullanımı arasındaki bağlantı nasıldır ?

Çeşitli kozmetikler ciltte gözenekleri tıkayabileceğinden ve yağlanmayı artırabileceğinden akneye eğilimi artırır. Cilde uygulanan fondoten, allık, pudra, nemlendirici, güneşten koruyucu gibi çeşitli kozmetiklerin yağsız ve su bazlı olmaları gereklidir. Üzerinde ‘yağlı ciltler için’, ‘akneli ciltler için’, ‘non-komedojenik’ gibi ibareler bulunan ürünler tercih edilmelidir. Cildin temizliği günlük olarak sabunla veya temizleyici jellerle yapılmalıdır.

Aknelerle yediklerimiz (diyetimiz) arasında nasıl bir ilgi vardır?

Akne ile diyet arasındaki ilişki tartışmalıdır. Kimi yapılan çalışmalar yüksek kalorili diyetlerin ve yüksek glisemik indeksli diyetlerin akneye eğilimi artırdığını gösterirken kimi çalışmalarda ise direkt böyle bir bağlantının olmadığı belirtilmiştir. Hastalar arasında da benzer bir durum sözkonusudur. Kimi hasta fazla yağlı ve şekerli beslendiği zaman artış olduğunu belirtirken kimisi beslenme tarzının bir etkisinin olmadığını söylemektedir. Dolayısıyla akne ile diyet arasındaki ilişkinin kişiler arasında farklı olduğunu düşünebiliriz. Fakat -yüksek glisemik indeksli- (kan şekerini hızlı yükselten) ‘Batı’ tarzı beslenmenin insülin salgısını artırma ve buna bağlı çeşitli büyüme faktörlerinin salınıp akne oluşumuna katkıda bulunma potansiyeli de gözönünde bulundurulduğunda, bu tarz beslenmeden kaçınmak önerilebilir.

Dr. Ahmet Gürpınar

Deri ve Zührevi Hastalıklar Uzmanı



Lefkoşa Dermatolog uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!