Dünyada ve ülkemizde akciğer kanseri halen erkeklerde kanserden ölümlerde birinci sırada bulunmaktadır. Hastalığın tedavisinde erken tanı, hücre tipi, yaygınlığı yanında tanı ve evreleme aşamasındaki doğru yaklaşım hastanın kaderini değiştirmektedir.

Hastalık şikâyetleri açısından halkın bilinçlendirilmesi sağlık çalışanlarının 1. ve 2. basamaktaki hekimlerin etkin duyarlılığı tanıyı kolaylaştırır. Tanı aşamasında bronkoskopi, göğüs duvarından biyopsi alınması etkin yöntemlerdir. Hastalığın yaygınlığını ortaya koymada en sık başvurduğumuz yöntem PET-CT olarak adlandırılan kanserli dokunun varlığını doku metabolizmasındaki değişikliklere bağlı olarak gösteren tekniktik. Ancak PET-CT ile yayılımın değerlendirilmesi uygun cihaz uygun teknik ve kapsamlı yorumlama ile doğru yapılabilir. Enfeksiyonlar, ülkemiz gibi gelişmekte olan ülkelerde tüberküloz benzeri hastalıkların sıklıkla görülmesi, hastalığın kanser dokusuna reaksiyonu olarak lenf bezlerinin büyümesi zaman zaman PET-CT de yanlış raporlanmalara yol açabilmektedir.

Akciğer kanseri tedavisinde erken evrelerde en etkin tedavi yöntemi halen cerrahidir. PET-CT de göğüs içine yayılım uzak yayılım saptanması halinde hastalık ileri evre olarak değerlendirilip radyo kemoterapiye yönlendirilir. Ancak patoloji MR ve diğer yöntemlerle doğrulanmayan yayılım ve metastazlar hastanın yanlış yönlendirilmesine neden olabilir. Bu noktadan PET-CT’nin doğru yorumlanması, hastanın klinik farklı bölümlerce birlikte değerlendirilmesi yaygınlığın daha objektif olarak ortaya konmasına ve doğru tedavi planlamasına olanak sağlamaktadır.

Bir hasta düşünün 44 yaşında, öksürük balgam ve balgamda kan yakınması ile başvurmuş. Bronkoskopi yapılmış sağ akciğer alt kısmındaki, nefes borusunu tıkayan nefes borusu içinde hastalık var. Alınan biyopside kanser tanısı konmuş. PET-CT çekilmiş, akciğerde kitle ve sonrasında metabolizması yüksek aktivite pnömoni alanı göğüs boşluğunda sıvı birikimi mevcut. Göğüs içi lenf bezlerinde tutulum var. Sağ böbrek üstü bezinde yayılım mevcut. Hasta bu haliyle vücuda yaygın hastalık olarak değerlendiriliyor. Kemoterapi öneriliyor. Hasta merkezimizde tekrar değerlendiriliyor. Beyin MR ile beyinde yayılım olmadığı, Batın MR ile böbreküstü bezinde yayılım olmadığı, mediastinoskopi göğüs içi lenf bezlerinin hastanın nefes borusunun tıkanmasına bağlı pnömoni nedeniyle oluştuğu ortaya konuyor. Hasta bu haliyle erken evre bir hastalık olup cerrahi ile tedavi edilme ve tamamen hastalıktan kurtulma olanağı kazanıyor.

Diğer bir hasta düşünün. Yurt dışında tanı konmuş 2 yıldır olan şikâyetleri ile sol akciğer ana nefes borusunda hastalık mevcut. Sadece kemoterapi ve radyoterapi ile tedavi edilebilen küçük hücreli kanser teşhisi konmuş ve kemoterapi verilmiş. Tedaviye cevapsız. Hasta merkezimizde değerlendirildiğinde klinik olarak kanser davranışının küçük hücreli kanserle uyumlu olmaması nedeniyle bronkoskopi ve biyopsi tekrarı yapılıyor. PET-CT ile değerlendiriliyor. Küçük hücreli kansere patolojik olarak benzeyen ama klinik olarak çok farklı seyreden karsinoid tümör tanısı alıyor. Sol akciğerinin tamamen alınarak hastalığından kurtuluyor.

Görüldüğü üzere akciğer kanseri teşhis ve tedavisinin göğüs hastalıkları, göğüs cerrahisi, radyoloji, tıbbi onkoloji, nükleer tıp, radyasyon onkolojisi bölümlerince ortak kararlaştırılması hastaların tedavi şekillerini, hayatlarını daha doğrusu kaderlerini değiştirmektedir. İdeal olanı akciğer kanserinin bu konuda özelleşmiş, uygun ekipmanla donatılmış hastanelerde ve bu konuda tecrübeli multidisipliner yaklaşım gösterebilen ekipler tarafından yapılmasıdır.

Operatör Doktor Necdet Öz

Göğüs Cerrahisi Uzmanı


Antalya Göğüs Cerrahisi uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!