Cinsel yolla bulaşan hastalıklar (STD), cinselliğin tabu olmaktan kurtulamadığı ülkemizde oldukça önemli bir toplumsal sağlık problemi. Yetişkin insanların bu konuyla ilgili doktora gitmekten bile çekindikleri bir ülkede, adolesan çağdakilerin bu hastalıklara yakalanma konusunda çok daha büyük bir risk altında oldukları tartışılmaz bir gerçek.

Toplum sağlığını tehdit eden ve bir kısmı öldürücü olabilen bu hastalıkları ele alırken, infekte olan kişinin akut ve kronik sekellerini (ektopik gebelik, kısırlık, perihepatit, postportum endometrit), ilişkide bulunduğu partnerlerin uğradığı sekelleri ve doğacak çocuğun yaşadığı tıbbî problemleri (AIDS, infant konjonktuviti, infant pnomonisi) bir bütün halinde değerlendirmek gereklidir.

Adolesanlarda STD riskini en çok arttıran faktör, onların cinsel davranış biçimleridir. ABD’de yapılan araştırmalarda, adolesan çağda cinsel yaşama başlayan kızların 4 veya daha fazla sayıda partnere sahip oldukları ve zaman içerisinde cinsel ilişki ile evlilik arasındaki sürenin uzadığı gösterilmiştir. Bu da hastalanma ve enfeksiyonun yayılma riskini arttırmaktadır.

STD riskini arttıran diğer faktörler ise şunlardır:

• Serviksin henüz olgunlaşma aşamasındaki anatomik yapısı

• Kişinin kolay risk alan sosyal yapısı

• STD hakkında bilgi eksikliği

• Birçok STD’nin asemptomatik seyri

• İlk risk yaşının erken yaşlara kayması

• Alkol-ilâç kullanımı

• Eşcinsellik

• Ailenin sosyal yapısındaki bozulmalar

Adolesan çağdaki enfeksiyonların büyük bir kısmı asemptomatiktir. Dolayısıyla teşhis konulması ve tedaviye başlaması zaman ister, bu nedenle hastalığı bulaştırma dönemi uzar. Ayrıca bir STD tanısı konması, diğer enfeksiyonlara ait şüpheleri de beraberinde getirmelidir. Enfeksiyonlar içinde en yüksek düzeyde rastlanan etkenler Chlamidya Trachomatis ve Gonorrhea’dır. STD ile mücadelede en ön planda gelmesi gereken şey enfeksiyona yakalanmanın önlenmesidir hiç kuşkusuz.

Primer önlemler: Özellikle yeni STD’lerin ortaya çıkmasını önlemeye yönelik tedbirlerdir. Dolayısıyla bu tedbirler, kuluçka süresi uzun olan ve tedavisi olmayan viral hastalıklarda daha önemlidir.

Çok erken yaşta cinsel yaşama başlamanın önlenmesi veya cinsel yaşama bilinçli başlamanın sağlanarak risk oluşturacak ilişkileri önleyecek psikolojik-sosyal-tıbbî destek ve bilgiyi vermek önemlidir. Burada adolesan kitle kadar ebeveynler de hedef alınmalıdır.

Sekonder önlemler: Erken tanı, uygun tedavi protokolleri, tedavinin nasıl yürütüldüğünü denetleyen kontrol mekanizmaları ve hastalığın bulaşmasını önleyen tedbirler bu grupta yer alır.

Tersiyer önlemler: Özellikle pelvik enflamatuar hastalık ve dolayısıyla uzun vadeli sekel oluşumunun önlenmesi bu gruptaki tedbirleri oluşturur. Bu tür STD’li hastaların gebelik takiplerinin de özel bir bakıma ihtiyaç duyduğu unutulmamalıdır.

Cinselliğin ve sorgulanmasının bile tabu kabul edildiği ülkemizde, cinsel yolla bulaşan hastalıklarla mücadele çok daha zorlu geçmektedir. Ama her ikisi ile başa çıkmanın tek yolu, tüm sağlık çalışanlarının ve ebeveynlerin ortak mücadelesi ile eğitim, bilgilendirme ve hastalıkları daha ortaya çıkmadan önleyecek gerekli tedbirleri almaktır.


İstanbul Kadın Doğum uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!