0-12 Yaş Çocuklarda Dengeli Beslenmenin Önemi

Uzm. Dr. Fatih ÜNAL

Çocuk Hastalıkları

0-12 YAŞ ARASI ÇOCUKLARDA DENGELİ BESLENMENİN ÖNEMİ
 
Dr Fatih ÜNAL
 
ÖZET

Çocukluk çağı büyüme ve gelişmenin  devam ettiği dönemdir. Süt çocukluğu ve okul çağı çocukluğu  çağında  beslenme ileri yaşlardaki sağlık, büyüme ve gelişme açısından önemlidir.  Bu dönemlerde önemli olan çocuğun bireysel gelişim özelliklerini dikkate alarak besinsel gereksinimlerinin karşılanmasıdır. Sağlıklı beslenme çocuklarda optimal sağlığı, büyümeyi ve entelektüel gelişmeyi geliştirir; demir eksikliği anemisi, yeme davranışı bozuklukları, diş çürükleri gibi sağlık sorunlarını önler ayrıca koroner kalp hastalıkları, obesite, kanser gibi uzun dönemde oluşan ileri yaşta ortaya çıkan sağlık sorunlarının önüne geçer.

Anahtar Kelimeler: Beslenme,  ek gıdalar, okul çağı dönemi
 
GİRİŞ:

0-12 yaş arası beslenme, büyüme gelişme bu dönemde karışık bir süreç izlediği için bu dönemin beslenmesi oldukça önemlidir. Genetik, çevresel ve bazı hasalıklar tarafından bu dönemin beslenmesi etkilenmektedir. 0-12 yaş çocuğu beslenmesi, süt çocuğu ve çocukluk çağının beslenmesi olarak iki grup altında toplanmayı uygun gördük

1. SÜT ÇOCUKLUĞU ÇAĞINDA BESLENME

Süt çocukluğu dönemi yaşamın diğer dönemlerine göre büyüme ve gelişmenin en hızlı olduğu dönemdir, bu dönemdeki beslenme ileri yaşlardaki sağlığı da etkilemektedir.. Bu nedenle bebeğin bireysel gelişim özeliklerinin de dikkate alınarak besinsel gelişimlerinin ideal şekilde karşılanması önemlidir.

Anne sütü

Zamanında doğmuş sağlıklı bir yeni doğanın beslenmesinde tercih edilecek en doğal ve ideal besin anne sütüdür. Emzirmenin bebek, anne ve toplum açısından bir çok üstünlükleri vardır (Tablo1 ) (1). İlk 6 ay bebek beslenmesi sadece anne sütü ile yapılmalıdır. Aydan sonrada emzirmeye az  iki yıl devam edilmedir (1). Anne sütü ile beslenenin kesilmesini gerektiren durumlar tablo 2’de verilmiştir.
Tablo1
 
 
 
 
 
 
 
Tablo2
 
 
 
 
Annenin hepatit B yüzey antijen pozitifliği, hepatit C ile annenin pozitifliği, annenin ateşli hastalık geçirmesi, CMV pozitif olması, hiperbilirubinemi anne sütünün kesilmesi için endikasyon değildir. Annenin kullanacağı ilaçlar emzirme döneminde dikkatle seçilmelidir   (2,3 ).

Tamamlayıcı Beslenme Dönemi:

Tamamlayıcı beslenme dönemi 6-24 aylık dönemi kapsamakta olup, anne sütüne ilave olarak aile besinlerine geçişi tanımlamaktadır. Tek başına anne sütünün 6. aydan sonra  enerji gereksinimini karşılayamaması, doğumdaki Fe ve Zn depolarının 6 aydan sonra tükenmesi ve özellikle düşük gelirli toplumlarda B6 vitamin eksikliği riski nedeniyle altıncı ayda tamamlayıcı gıdalara başlanmalıdır (2,3 ).
Bebeğin ısırma ve çiğneme becerisinin geliştirilmesi farklı tat ve yapıdaki besinlere alıştırılması, konuşmanın geliştirilmesi çiğneme ile ağız-dil koordinasyonunun sağlanması açısından da tamamlayıcı beslenme önemlidir. Altıncı ayda farklı tat ve özellikte besin sunulmasının ileride ret nedeni olabileceği bildirilmiştir. Sosyoekonomik durumu  düşük toplumlarda tamamlayıcı beslenmenin 6. aydan önce başlanmasının bebeğin kilo alım hızına ve uzamasına etkisi yoktur, ancak enfeksiyona eğilimi artırır (3). Tamamlayıcı beşlenme döneminde emzirmeye özen gösterilmelidir (1-3).

Tamamlayıcı beslenme besin, enerji, protein ve mikro-besi öğesinden zengin (özellikle Fe, Zn, Ca, vitamin C, vitamin A ve folat ) temiz ve güvenli (patojen, zararlı kimyasal, toksin, aspire edilebilecek kemik sert cisim içermeyen, aşırı sıcak olmayan ) baharat, tuz içermeyen, kolay hazırlanan, çocuğun sevdiği ve yöresel bulunabilen besinlerden seçilmelidir (4).

6-24. Aylar arasında tamamlayıcı gıdalardan alınması gerekli kalori miktarları tablo3’te aylara göre verilmesi gerekli öğün sayıları ise tablo 4 ‘de verilmiştir (2). 

Tablo2
 
 
Tablo3
 
 
 
 
Süt çocuğu beslenmesine öğünlerin enerji yoğunluğu en az anne sütü kadar yani, 0.8 kcal/gr olmalıdır. Miktarlar bebeğin gastrik kapasitesi olan 30 cc/ kg’ı aşmamalıdır (4-6 ). Sulu besinler ve çorba ile yeterli besin yoğunluğu sağlamak için mide kapasitesi aşılabileceği için sulu gıdalar yerine püre kıvamında ilk seçenek olmalı, kısa sürede pütürlü gıdalara geçilmelidir (6). Besinleri püre kıvamına sulandırmak için anne sütü kullanılmalıdır. Kullanılan suyun tümü veya çoğu anne sütü veya formül mama ile değiştirilmelidir. Bebek 6 aylık olunca püre kıvamlı, yedi  aylık olunca pütürlü kıvamda besinlerle beslenebilir. Sekiz aylıktan sonra’’parmak besinler’’ verilebilir (7). Dokuz aylık bebekler küçük parçalara bölünmüş besinleri tüketebilirler. Aspirasyon riski olan (fındık türleri, üzüm, çiğ havuç vb ) besinler süt çocuğu beslenmesinde önerilmemelidir (7). Her öğünde karışık besin verilmesi ile besin öğesi gereksinimleri karşılanır (6). Her öğünde toplumda tüketilen ana besinlerden birisi tahıl (pirinç, buğday vb ) veya kök sebze-patates gibi, yeşil yapraklı ya da turuncu sebze, hayvansal besin (örneğin akşam öğünü ) veya baklagil/ yağlı tohum (örneğin: öğle öğünü ), meyve ve enerjiden zenginleştirmek için sıvı yağ ilavesinin 100 gr mamaya 1 çay kaşığı yapılması önerilir. Kırmızı et, tavuk balık, karaciğer veya yumurta haftada üç gün veya daha sık verilmeli, A vitamininden zengin meyve sebzeler ise her gün verilmedir (8) .

Dönemlere Göre Tamamlayıcı Beslenme Özellikleri (3):
  1. Dönem
Bu dönemde amaç çocuğa kaşıkla yemesi öğretilmelidir. Kaşıktan gıdaların alınabilmesi için damağı kullanması ve yutabilmek için ise gıdaların ağız boşluğuna gönderilmesi  bu dönemde öğrenilir. Bebeğin kaşıkla veya parmakla gıdaları alması istenir. Başlangıçta bebek alırken dökebilir. Bu bebeğin gıdaları sevmediği anlamına gelmemelidir.
Sıvı olarak anne sütü bebeğin istediği süre ve sıklıkta verilir.
Bu dönemdeki geçiş gıdaları karışık olmamalı, pütürsüz püre şeklinde, tuz, şeker, baharat ilave edilmeden verilmelidir. Tahıllar, pirinç unlu mamalar, patates püreleri, sebze/ meyve püresi verilebilir. Bebeğin tamamlayıcı beslenmedeki besinleri yeme sıklığı günde 1-2 kez anne sütünden sonra olmalıdır (3).
  1. Dönem
Bu dönem bebeğin desteksiz oturduğu ve mamaları almak için elini uzattığı dönemdir. Daha koyu püreler, yeni tat ve kıvamlara alıştırma ve motor yetenekleri geliştirme hep bu dönemde olur (3).
Sıvı olarak bu dönemde de anne sütü tüketilmelidir. Yiyecek olarak bebeğe  iyi pişmiş et, baklagil, meyve sebze ve tahıllar verilebilir. Yeni bir tat daha önce alışkın olduğu yiyeceklerle birlikte teklif edilmeli, tamamlayıcı beslenmedeki besinler 2 öğün olarak verilmelidir (3). 
  1. Dönem:
Bu dönemde amaç çiğnemeyi öğretmek olmalıdır. Daha koyu kıvamlı, lokma tarzında gıdalar, parmak gıdalar denenebilir. Sıvı gıda olarak anne sütü verilir. İnek sütünün diğer gıdaların hazırlanmasında kullanılmasına ancak  dokuzuncu aydan sonra izin verilmelidir. Bu dönemde içecekler kapla verilmelidir (3).
Yiyecekler yumuşak pişirilmiş, ezilmiş, sebze, et, balık, karaciğer, yumurta, tahıl, baklagiller verilebilir. Fırınlamış ekmek, havuç  ve armut parmak gibi gıdalar olarak bebeğe verilebilir. Parmak gıdalar her öğünde verilmelidir. Bisküvi ve kekler rafine şeker içereceği için verilmemelidir. Besinler 2-3 ana öğün  olmalı, 2-3 de ara öğün olarak yoğurt, meyve veya reçelli ve pekmezli ekmek gibi öğünler olmalıdır. Bebek anne sütü veya mama almıyorsa en az beş öğün olmalıdır (3).
  1. Dönem
Bu dönem bebeğin kendi kendine beslenmeyi öğrendiği dönemdir. Anne sütünün tüketilmesi desteklenmeli ve inek sütü ise içecek olarak verilebilir. Ezilmiş ve doğranmış gıdalar bebeğe verilmelidir. Besinler ezilmiş  ve doğranmış kıvamda olmalıdır. Peynir, tost, et, meyve sebze gibi parmak besinler her öğünde verilmelidir. Öğün sıklığı 3 ana öğün 2 ara öğün şeklinde olmalıdır. Bir yaşından sonra özel yemek hazırlamaya gerek yoktur, aile sofrasındaki gıdalara alıştırılmalıdır (3).
 
Çocuklara ara öğünde tercih edilmesi gerekli besinler
  • Muz ezmesi ve diğer meyve püreleri
  • Yoğurt, muhallebi (sütle yapılmış ) olmalı
  • Ekmek, tereyağ, kayısı reçeli/ fındık ezmesi
  • Zenginleştirilmiş bisküvi
  • Kuru baklagil/ yağlı tohumlu çörek, kek
  • Haşlanmış patates ve kek verilmeli
  • Meşrubat, şekerleme içeren besinler şeker yönünden zengin, fakat besi değeri düşük olduğu için ara öğünlerde tercih edilmemelidir (3).
 
Anne Sütü Dışında Çocuğa Verilecek Sıvılar:
 
Su: Verilecek su süt çocuğu için en az 2 dakika kaynatılmış olmalıdır. Kaynatılmış su, oda ısısında 24 saat, buz dolabında 2-3 gün saklanabilir (9).  Musluk sularında kurşun ve diğer biyolojik olmayan kontamitantların suya geçme riski olduğu için mama hazırlanmasında önerilmemelidir. Buna rağmen yine de musluk suyu mama hazırlanmasında kullanılacak ise en az 2 dakika kaynatılmalıdır (9). Kuyu suyu bakteriyel kontaminasyon ve  nitrat oranı  yüksekliğinden dolayı bebek beslenmesinde önerilmemektedir (9).
 
Adapte Mamalar: Mamalar anne sütüne benzetilmeye çalışılmakta ve bu nedenle uzun zincirli yağ asitleri (araşidonik asit ve dokosahekzanoik asit ), nükleotidler, probiyotikler ve prebiyotikler  ilave edilmektedir.  Anne sütü alamayan bebeklerin beslenmesinde ilk seçenek adapte mamalar olmalıdır (10,11).
 
İnek Sütü: İşlem görmemiş inek sütüne dayalı mamaların anne sütü yerine erken bebeklik döneminde kullanımı sakıncalıdır. İlk 6 ayda inek sütü kaynatılmadan verilirse gastrointestinal sistemden kanama yapma riski fazladır (12). İnek sütü Dünya Sağlık örgütüne göre altıncı aydan itibaren besinlerin hazırlanmasında kullanılabilir ve 9-12. aylardan sonra içecek olarak verilmeye başlanabilir. Anne sütü almaya 1 yaşından sonrada devam eden bebeklerin ayrıca inek sütü almalarına gerek yoktur. Az yağlı sütü 2 yaştan önce, yağsız sütü ise 5 yaş öncesi tüketilmesi önerilmemektedir ( 3 ).
 
Fermente sütler (yoğurt ve peynir ): Fermente sütlerin raf ömürleri daha uzundur,. PH değerleri de düşük olduğu için hem demirinin emilimi daha fazladır.  Femantasyon sırasında süt demiri parçalandığı için kalsiyum ve magnesyum açığa çıkar ve emilimleri kolaylaşır. İçlerindeki laktoz kolay sindirilir hale gelir. Süt ve peynirin Folat ve intrinsik faktör yapımına etkileri vardır. Ayrıca probiyotik özellikleri vardır (3, 9 ).
 
Meyve suyu: Taze sıkılmış meyve suları  altıncı aydan sonra 120-170 ml /gün olarak verilmelidir. Sadece yemeklerle beraber, bardak ve fincan yardımı ile verilmeli, biberon ile verilmemelidir (3).
 
Bitkisel Çaylar: Bebekler çayların farmotoksikolojik etkilerine daha çık duyarlıdırlar ve önerilmemelidir. Papatya çayı, yeşil çay gibi çaylar demirin nonhem demiri emilimini engellemektedirler, tamamlayıcı beslenmede tercih edilmemelidir (9).
 
Güvenli Besin Hazırlama:
 
Ailelere güvenli besin hazırlama konusunda bilgi verilmelidir (3,12,13 ).
Yemekler en az 70 oC’de pişirilmeli, saklanmadan taze olarak verilmelidir . Eğer bu mümkün değilse sadece diğer öğüne kadar 10 oC altında saklanmalı, verileceği zaman tüm öğün 70 oC de ısıtılmalıdır. Çiği ve pişmiş yemekler birbiriyle temas ettirilmemelidir. Meyve ve sebzeler çiğ yenecekse iyi yıkanmalı ve uygunsa soyulmalıdır.
Sular kaynatılmalıdır. Besinlerin hazırlanması ve bebeğin beslenmesinden önce eller iyi yıkanmalıdır.
Biberon kullanılmamalıdır.
Böceklerden uzak durulmalıdır.
Besinlerin hazırlanacağı kaplar ve aletler temiz olmalıdır.
Kimyasal kontaminasyon (Pb, Cd, Nitrat ) hatırlatılmalıdır.
 
Yemeğe Cesaretlendirme:
 
Ailelerin beslenme sırasında dikkat etmesi gerekli öneriler (3, 13, 14)
Yemekler ayrı kaplarda verilmeli, yemek sırasında çocukla birlikte olarak yemesinin izlenmesi, yardım edilmesi ve teşvik edilmesi önerilmelidir.
Beslenme sırasında acele edilmemeli, beslenme sırasında bebeğe zaman harcandığı hissettirilmelidir.
Tutabileceği miktarlarda biraz yemek verilmeli ve kendi kendisine beslemesine izin verilmelidir. Çok aç olması beklenirse, çocuğun iştahını kaybedeceğinin unutulmaması gerektiği hatırlatılmalıdır.
Bebek uyanıkken beslenmeli ve  yemiyorsa  teklif edilmeli ama zorlanmamalıdır.
Beslenirken yemeği destekleyici sözler ve oyunlar oynanmalı ( uçak hangara girdi vb ) sözler olmalıdır. Yemek zamanı ayrıca eğitim zamanı olmalıdır. Büyük-küçük, acı-ekşi gibi zıt kavramlar kullanılmalıdır. Yemeğini yerse ödüllendirilmeli, yemezse ceza verilmemelidir.
 
Hastalık sırasında ve sonrasında beslenme:
 
Bebeğin hasta olduğu dönemlerde sıvı alımı sık ve daha uzun emzirilerek artırılmalıdır. Çocuğun iştahını artıran sevdiği gıdalar seçilmeli, çeşitler artırılmalı, kıvam daha yumuşak sunulmalıdır. İyileşme döneminde kaybettiği kiloların yerine konabilmesi için daha fazla beslenmesi desteklenmeli, öğünlerin sıklaştırılması ve tartı izlemleri yapılmalıdır. Tüm bunları yaparken çocuğun iştahına saygı gösterilmelidir.
 
2. OYUN VE OKUL ÇOCUĞU ÇAĞINDA  BESLENME

‘’Çocuk sağlığı ve hastalıkları ‘’ tanımını dikkate alınacak olunursa çocuk yaş grubundaki bireyin izlemi sadece hasta oldukları dönemde değil, öncelikli olarak o bireylerin sağlıklı oldukları dönemde izlemlerinin yapılması ile mümkün olmaktadır.
Doğumdan adolesan döneme kadar olan büyüme ve gelişme oldukça karışık bir süreçtir. Genetik, çevresel faktörler, cinsiyet, bazı hastalıklar ve beslenme tarafından bu süreç etkilenmektedir. Süt çocukluğu dönemi hayatın diğer dönemlerine göre büyüme ve gelişmenin en hızlı olduğu, beslenmenin ileri yaşlardaki sağlığının da etkilediği dönemdir (15). Bu nedenle bireyin gelişim özelliklerinin de dikkate alınarak besinsel gereksinimlerinin ideal şekilde karşılanması önemlidir. Okul çağı dönemi büyümenin devam ettiği dönemdir, dolayısıyla besin öğesi gereksinimleri erişkinlerden çok farklıdır (16).

 Çocuklarda büyüme süreci önemli miktarda enerji ve yeni dokuların yapımı için daha fazla miktarda enerji, protein mineralleri gerektirmektedir.  Tüm enerji ve besin öğelerinin yeterli ve karşılanabilmesi için 6-12 yaş grubu  çocukların tüketmeleri gereken besinlerin iyi kaliteli ve yeterli miktarda olması önem taşımaktadır. Çalışmalar bu çağdaki çocukların  yeterli ve dengeli beslenmelerinin, sağlıklı büyüme ve gelişmeleri yanında başarılı  olmalarında da rol oynadığını göstermektedir (16).  Okul başlamadan önce iyi beslenen ve iyi alışkanlıklar kazandırılmış çocuğun beslenmesinde önemli sorunlar çıkmaz.  Genellikle çocuklar okul öncesi dönemde ebeveynlerinin beslenme alışkanlıklarını örnek almaktadır. Ancak bu dönemde kazanılan yanlış beslenme alışkanlıklarından kurtulmak kolay olmamaktadır(16-18 )

Çocukluk çağında edinilen kötü beslenme alışkanlıkları yaşamın diğer dönemlerinde obesite, kardiyovasküler hastalıklar, diabetes mellitus ve kanser  gibi bazı kronik hastalıkların gelişmesine neden olabileceği yapılan çalışmalarda gösterilmiştir (19).

Okul Çağı Çocuğunun Beslenmesinin Özellikleri:

Okul çağındaki kız çocuklarının vücut ağırlığı ve boy uzunluğunun artışı, erkek çocukları ile kıyaslandığında menarş görülünceye kadar daha hızlı olmaktadır. Kız çocuklarda en hızlı büyüme 10-12 yaşta, erkeklerde ise 12-14 yaş arasındadır. Rutin muayenelerde boy uzunluğunun ölçülmesi büyümenin izlenmesinde en iyi kriterdir (16). Beslenme yetersizliği, büyüme geriliklerinin en önemli nedenlerinden birisidir. Büyümenin en hızlı olduğu dönem, enerjinin en çok harcandığı dönemdedir. Eğer besin öğeleri yeterli alınmazsa büyüme bundan doğrudan etkilenir. Büyüme çağında protein gereksinimleri de en yüksektir (20). Vücut dokusuna en hızlı çevrilebilen kaliteli proteinin sağlanması gerekmektedir. Hayvansal proteinler yüksek biyolojik değere sahip olup  istenilen miktarda amino asitleri sağlarlar. Vitaminler ve mineraller özel hücresel fonksiyonların yerine getirilmesinde vücudun eser miktarda gereksinim duyduğu organik bileşiklerdir. Büyüme çağında metabolik faaliyetler hızlanacağı için gereksinimlerde artmaktadır. Tüm bu enerji ve besin öğelerinin yeterli ve dengeli karşılanabilmesi için, 6-12 yaş grubu çocukların tüketmeleri gereken besinlerin kaliteli ve yeterli olması önem kazanmaktadır. Günlük beslenme programında  temel besin maddeleri dediğimiz besinle özellikle bulunmalıdır. Tek çeşit besin grubu ile beslenme  besin öğelerinin en verimli şekilde kullanılmasını engelleyebilir. Toplam günlük enerjinin %50-55’i karbonhidratlardan, %15-20’si proteinlerden  ve %30-35’i yağlardan karşılanması önerilmektedir (21 ). Çocukların alması gerekli besinler 5 grupta toplanmaktadır, Tablo5.  Çocukların günlük alması gerekli besinleri göstermektedir.

Tablo4.
 
 
 
 
 
Okul Çocuğu Beslenmesinde Karşılan Sorunlar ve Çözüm Önerileri:

Sabah erken saatlerde uyanan çocuğun kahvaltı yapmak istememesi ve okula kahvaltı yapmadan aç olarak gitmesi bu dönemde karşılaşılan en önemli sorundur. Yapılan bir çalışmada kompleks karbonhidratlarla yapılan kahvaltının çocuğun sabah mental performansını olumlu yönde etkilediği gösterilmiştir. Yine okulda yapılan kahvaltının çocukların tüm gün almış oldukları öğünleri, akademik performansını, psikolojik durumlarını, okula devamlılık oranlarını olumlu yönde etkilediği belirtilmiştir (16,18, 20).

Okulun tam gün olması ve çocuğun öğle yemeklerini okul kantini veya dışarıdan yemek zorunda olması da beslenmede karşılaşılan önemli sorunlardandır. Okul kantini ve çevresinde gıda satanlar sürekli denetlenmelidir. Çocuğun okulda kalma süresi uzunsa besin değeri yüksek  ara kahvaltı ile bu aşılabilir. Çocuklar kitle iletişim araçlarından, okulda öğretmenlerinden, evde ailelerinden kolayca etkilenmektedirler. Okul çağındaki çocukların doğru ve dengeli beslenmesi çocuğun, ailenin ve okul yönetimindeki kişilerin eğitimi ile gerçekleşir. Eğer çocuk okuldan eve  geldiğinde kendisi yiyecek hazırlamak zorunda kalıyorsa yanlış beslenme alışkanlıklarına daha kolay alışabilmektedir. Beslenme ile ilgili konularda, beslenme ile büyüme sağlık arasındaki ilişkilerin sürekli anlatılması önerilmektedir(16,20,21 ).

Okul Çağı Çocuklarda Bilişsel gelişimi Etkileyen Besin Öğeleri

Okul çağı çocuklarında beslenme bozukluğu iyot, demir, folat yetersizliğini beyin gelişimini ve bilişsel işlevleri etkilemektedir. Bazı kaynaklar aynı zamanda çinko, vitamin B12 ve n-3 yağ asitlerinin önemli olduğunu belirtmektedir (22).

İyot, tiroid hormonlarından T3 ve T4 yapımı için gereklidir. Bu iki hormonda beyin gelişimine önemli katkılarda bulunur. İyot eksiklinin bilişsel gelişim üzerinde olumsuz etkilerinin olduğunu göstermektedir (22).

Demir serotonin, dopamin ve norepinefrin gibi nörotransmitterlerin sentezinde kofaktör olarak rol oynamakta olup ayrıca nöronların uygun myelinizasyonunda da önemli rol almaktadır. Demirin bilişsel işlevler ve çocuk gelişimi için önemli besin öğesi olduğu belirtilmektedir(21) .
Çocuklarda gözlenen çinko eksikliği dolaylı olarak bilişsel gelişimi etkiler. Demirden zengin besinler çinkodan da zengin olup çoğu zaman demir eksikliği için verilen besinler çinko eksikliğinde de verilebilir (22).

Son yıllarda B vitaminleri, özellikle folat ile bilişsel  işlevler arasında ilişki ön plana çıkmaktadır. Nöral tüp defektleri gelişimi ve folat ilişkisi ile ilgili yapılan çalışmalarda;. Çocukların bilişsel işlevleri için bu vitaminlerin  önemli olduğu gösterilmiştir. Folat, B12 ve B6 santral sinir sistemindeki akut ve kronik etkilerini aynı metabolik yolu paylaşarak göstermektedir. Randomize, çift kör ve plasebo kontrollü çalışmalar özellikle yetişkinlerde hafıza performansını B12’nin artırdığını göstermiştir. Çalışmalar göstermiştir ki, folat, vitamin B12 veya B6 düzeylerinin düşüklüğü ve buna bağlı olarak homosistein düzeylerindeki yükseklik vasküler doku üzerine toksik etki yapmakta ve vasküler hastalık gelişimi riskini artırmaktadır (22).

Omega-3 doymamış yağ asitlerinin,SSS’inde bilişsel işlevlerde özellikle eikosapentaenoik asit ve doksaheksaeniok asit gibi uzun zincirli molekülleri ile yararlı etkileri ortaya çıkmaktadır Alfa-linolenik asit bu moleküllerin prekürserüdür ve insanda bu molekül değişimi yavaş geliştiği için diyet ile alımı sağlanmalıdır. Bilişsel işlevler üzerine yine bebeklik döneminde alınan anne sütünün çocukluk dönemine uzanan etkileri olduğu bildirilmiştir (22).

Okul Çağı Çocuklarında Yanlış Beslenmeye bağlı Oluşabilecek Hastalıklar

1.Obesite:

Obesite ciddi yaygın ve hızla büyüyen bir sağlık sorunudur. Çocukluk çağında görülen obesitenin nedenini nadiren hormonal endokrin problemler iken, daha çok  fazla ve abur cubur yeme ve fiziksel aktivite azlığıdır(23-24 ).

Obesite, hiperlipidemi, hiperkolesterolemi, kalp hastalıkları, diabet gibi hastalıklara zemin hazırladığı için tedavi edilmelidir. Çocukluk çağı obesitesinin erişkin dönemde de devam etmektedir. Çocukların okula giderken okul aracı kullanmaları, televizyon ve bilgisayar başında fazla zaman geçirmeleri aktivitelerinin azalmasına neden olmaktadır. Okul çocuklarında hareket azlığı ve enerji fazlalığı obesiteye yol açar. Yapılan çalışmalarda obesitenin önlenmesinde  başarılı olabilmek için çocuklara sağlıklı beslenme  ve düzenli fiziksel aktivenin alışkanlığının kazandırılması, ailelerin ve okul öğretmenlerinin bilinçlendirilmesi önerilmektedir (21,23,24).

Obes bir çocuğun beslenmesinin ayarlanmasında okul çocuklarının günlük kalori gereksinimleri, bazal metabolizma hızları, vücut ağılığı, boy uzunluğu, yaş, cinsiyet fiziksel aktivite göz önüne alınmalı ve bireye özgü beslenme programı hazırlanmalıdır. Bu yaş grubundaki çocuklara 3 ara 3 ana öğün gibi sık beslenme önerilmektedir. Çocuklarda beslenmesinde aşırı kısıtlamalara gidilirse büyüme ve gelişme olumsuz olarak etkilenir, B grubu vitaminler, kalsiyum, demir gibi bazı besin öğesi yetersizliklerine neden olabiliriler Okul çağı çocuklarında özellikle okulda kızartma, yağlı besinler, çikolata, gofret, yaş pasta, şekerli gıdalar, kolalı içecekler ve yağlı besinler yerine sütlü tatlılar, meyve sıkılmış meyve suları, gereksinimlerini karşılayacak kadar süt, yoğurt, ayran, peynir ve ekmek önerilmektedir (21,23,24 ).

2.Hiperlipidemi ve Hiperkolesterolemi

Yapılan bazı çalışmalar çocukların günlük enerji gereksinimlerinin büyük kısmını yağlardan sağladıklarını, okulda tükettikleri sabah ve öğle öğünlerinde özellikle doymuş yağ içeriği yüksek besinleri tercih ettiklerini göstermektedir (19,25 ). Aterosiklerozun temellerinin çocukluk çağında atıldığı bilinmektedir. Adolesan ve çocukluk yaş grubunda diyetteki enerjinin %30’unun  yağlardan karşılanması, total yağ miktarının en fazla 1/3 ünün doymuş yağ asitlerinden oluşmuş   olması günlük kolesterol tüketiminin en fazla 300 mg olması gerektiği belirtilmektedir (16).

3.Besin öğesi eksiklikleri

Çocukların diyetlerinde yeterli miktarlarda vitamin ve mineral alması sebze ve meyve tüketimini arttırıp dengeli beslenmeleri ile sağlanabilir. Çocukların sebze ve meyve tüketimleri ailelerin teşviki ve bu besinleri hazırlamada çocuklarına yardımcı olmaları ile daha da artırılabileceği  gösterilmiştir (26).

Yüksek miktarda kalsiyum içeren besinler olan süt ve süt ürünleri, yeşil yapraklı sebzeler, kötü beslenme alışkanlığına sahip okul çocuklarının günlük diyet öğünlerinde maalesef yer almamaktadır (21). Kemik ve diş gelişimi devam eden okul çocuklarında kalsiyumun yetersiz tüketimi ciddi sıkıntılara neden olabilir (27 ). Çocukluk çağında ve ileri yaşlarda görülen osteoporoz çocukluk çağlarındaki yetersiz kalsiyum alımıyla yakından ilişkilidir (21). İspanyada yapılan çalışmada yaşları 9 ve 13 arasında değişen 200 okul çocuğunda yapılan bir çalışmada erkek çocukların %65.3’ünün kız çocukların ise %85’inin günlük önerilen miktarın altında kalsiyum aldıkları belirtilmiştir. Bu çalışmada kahvaltıda süt ve süt ürünlerinin önemli ölçüde tüketilmesinin gün boyu alınan kalsiyum alımını olumlu yönde etkilediği vurgulanmıştır (28).

Demir eksikliği gelişmekte olan ülkelerde, çocukluk çağında görülen önemli sorunlardan biridir (16, 21). Anemiye dengesiz ve yetersiz beslenen ve özellikle düşük sosyoekonomik düzeyden gelen çocuklarda sıkça rastlanmaktadır. Ülkemizde büyük şehirlerde yaşayan, farklı sosyoekonomik düzeyden okul çocuklarında, demir eksikliğini araştırılmasına yönelik bir çalışma yapılmıştır. Ankara, İstanbul ve İzmir’de yapılan bir araştırmada yaşları 12-13 yaş arasında olan 504 erkek ve 510 kız çocuğu değerlendirilmiş, erkek öğrencilerin %17.5’unun, kız öğrencilerin %20.8’inin oranında demir eksikliği anemisi bulgularına sahip oldukları gösterilmiştir. Erkeklerde gözlenen demir eksikliğinin büyük bölümünü sosyoekonomik düzeyi düşük olan çocuklardan oluştuğu bildirilmiştir (29). Şanlıurfa’da yaşayan 9-10 yaş çocuklar üzerinde yapılan bir çalışmada gecekondu bölgesinde yaşayanlarda %45, apartmanlarda yaşayanlarda ise %15 oranında demir eksikliği anemisi gözlenmiştir (30 ).
İyot insan vücuduna çok az bulunan bir eser elementtir. Bireyin iyot gereksinmesi karşılanmadığı zaman iyot yetersizliği hastalıkları adı verilen bir grup gelişimsel ve işlevsel hastalıklar ortaya çıkmaktadır. Çocuk ve adolesanlarda iyot yetersizliğinde guatr, jüvenil hipotiroidizm, zeka işlevlerinde baskılanma, fiziksel gelişme geriliği ortay çıkan sorunlardır.  Ülkemizde 1968 yılından bu yana iyotlu tuz uygulanmasına rağmen halen iyot yetersizliği görülmektedir. Dünya sağlık örgütü okul çağındaki çocukların %5’inden fazlasında guatra bağlı görülmesi halinde, o bölgenin iyot eksikliği bölgesi olarak belirlenmesini önermektedir. Türkiye’de yapılan bir çalışmada 250 okul çocuğunun %47.6’sında guatr saptanmıştır. İyot yetersizliğini önlemek için yaygın olarak iyotlu tuz kullanımı önerilse de Karadeniz de ve bazı bölgelerde ciddi iyot yetersizliğinin gözlendiği çalışmalarda belirtilmiştir (31).
 
4.Zayıflık

Çocukluk ve gençlik yıllarındaki zayıflık vücudun enfeksiyonlara karşı direncini azaltarak büyümeyi etkiler. Okul çağı çocukların enfeksiyonlara kolay yakalanıp zor iyileşmeleri okul başarısını da olumsuz etkiler. Zayıflık yetersiz ve dengesiz beslenmeden kaynaklanıyorsa bu düzeltilebilir bir nedendir. Özellikle yemek seçme, iştahsızlık, öğün atlama çocuklarda zayıflığa neden olabilir. Zayıf çocukların beslenmesinde yüksek kalorili ve protein kalitesi yüksek olan besinler tercih edilmedir. İştahsız çocuğa öğünlerde verilen besinlerin miktarı az, protein ve enerji değeri yüksek besinler olmalıdır. Örneğin muhallebi gibi sütlü tatlılar yumurta, ceviz, fındık kullanılarak besin öğeleri artırılabilir. Yemek sonrası sıvı alınması şişkinliğe neden olur ve kusmayı kolaylaştırıp besin alımını engelleyebilir (21).

Diş çürükleri

Çeşitli besinlerle sağlık arasındaki ilişkiler örneklerle açıklanarak çocukların kendilerine yararlı besin seçmeleri sağlanabilir.Özellikle yemek aralarında yenen şekerler tattılar, bisküviler diş çürümelerinin başlıca nedenleridir. Yine kolalı içecekler ve gazozlar diş çürüklerini artırır. Süt ayran taze sıkılmış şekersiz meyve suyu gibi kalorisi yüksek ve diş sağlığına yararlı besinler tercih edilmelidir (27). 
 
Sonuç olarak (a) 0-12 yaş grubu çocukların beslenmesi ve besin öğesi gereksinimleri erişkinlerden büyük farklılıklar göstermektedir. (b) Okul öncesi dönemde iyi beslenen ve beslenme konusunda iyi alışkanlıklar edinen çocukların okul çağında beslenmelerinde önemli sorunlar çıkmamaktadır. (c) Çocukluk çağında edinilen kötü beslenme alışkanlıkları yaşamın diğer bölümlerinde obesite, kadiyovasküler hastalıklar, diabetes mellitus ve kanser gibi kronik hastalıkların gelişmesine neden olabilmektedir.

Kaynaklar
  1. American Academy of Pediatrics Policy statement. Brestfeeding and use of human milk. Pediatrics 2005;115:496-506
  2. Türkiye Nüfus Sağlık Araştırması Hacettepe Üniversitesi Nüfus Enstitüsü, 2003
  3. Michaelsen KF, Weawer L, Branca F,Ailen R. Feeding and nutrition og infands and young children  (Guidelines fort he WHO Eurpean region ) 1th ed. WHO regional publicaitons, European series, No 87 2003p.1-283
  4. Complemantary feeding of young children  in developing countries: A review of current scientific knowledge (WHO/ NUTR/98/1 ). Geneva;World Health Organisation,1998
  5. Dealmans B, Martines J, Saadeh R, Conclisions of the global consultation on the complementary feeding. Food Nutr Bull 2003;24:126-135
  6. Akers MS, Groh-Wargo SL. Normal nutrition during infancy. In Samour PQ, Helm KK, Lang CE editors. Handbook of pediatric nutrition. 2nd ed. Maryland; Apsen publication. 1999.p.65-94
  7. Pan American Health Organisation. Guiding principles for complementary feeding of the brestfed child. Washington DC: Pan American Health Organisation and World Health Organisation 2002.
  8. Tümer L. Süt Çocukluğu Döneminde Beslenme. Türkiye Klinikleri J Pediatr Sci;1(7):20-24
  9. Statement of the Joint working group. Canadian pediatric society, Dietitians of canada, Health canada. Nutrition  for preterm infants. 1998; http://www.hc-sc.gc.ca
  10. Morin KH. Current throught on healthy term infant  nutrition. MCN Am J Materrn Child Nurs 2004;29:312-321
  11. Carver JD. Advances in nutritional modifications of infant formulas. Am J Clin Nutr 2003;77:1550-1554
  12. Michaelsen KF. Cows’ Milk in complementary feeding. Pedaitrics  2000;106:1302-1305
  13. Tümer L. Tamamlayıcı Beslenme. Temel Pediatri. Ed: Hasanoğlu E, Düşünsel R, Bideci A. Güneş Tıp Kitapevleri, Ankara 2010; 49-51
  14. Dewey KG. Complementary feeding and infant growth and body composition. Pediatrics,, 2000;106:1281-1286
  15. Mascarenhas MR, Zemel B, Stallings VA. Nutritional assesment in pediatrics. Nutrition 1998;14:105-120
  16. Korkmaz A, Çamur S, Doğru D, Öztürk R. Okul çağındaki çocuğun beslenmesi. Katkı Pediatri Dergisi 1996;17: 133-145
  17. Alaimo K, Olson CM. Frongillo Jr EA. Food insufficiency and American school-aged children’s cognitive, academic, and psychosocial development. Pediatrics 2001:108:44-53
  18. Kleinman RE. Diet, breakfast, and academic performance in children . Annals of Nutrition Metabolizm 2002;46: 24-30
  19. Jallis JF, Patrick K, Frank E, Pratt M, Wechsler H, Galuska DA. İntervention in health care setting to promote healthful eating and physical activity in children  and adolescent. Preventetive Medicine 2003;31:112-120
  20. Rogol AD, Roemmich JN, Clark PA. Growth at puberty. Journal of Adolescent Health 2002; 31:192-200.
  21. Demir GC. Okul Çağı Çocukları ve Adolesan Beslenmesi. Türkiye Klinikleri J Pediatr Sci 2005; 1(7): 25-30
  22. Bryan J, Osendarp S, Hughes D, Calverasi E, Baghurts K, Klinken JW. Nutrients for cognitive devolopment in school-age children. Nutrition Reviews 2004; 295-306
  23. Atalay A, Kutsal YG. Pediatrik obesite ve egzersiz. Katkı Pediatri Dergisi 2000;21:537-548
  24. Caballero B, Clay T, Davis SM, Ethelbah B, Rock BH. Lohman T. Norman J, Story M, Stone EJ, Stephenson L, Stevens J. Pathways Study Reseach Group. Pathways: a school-based, randomised controlled trial for the prevention of obesity in American  Indian schoolchildren. Am J Clin Nutr 2003;78:1030-1038
  25. Belderson P, Harvey I, Kimbell R, O’Neill J, Russell J, Barker ME. Does breakfast-club attendance affect schoolchildren’s nutritient intake ? A study of dietry intake at three schools. Br J Nutr 2003;90:1003-1009
  26. Bere E, Klepp KI. Correlates of fruit and vegetable intake among Norwegian schoolchildren: Parental and self-reports. Public Health Nutr 2004;7:991-999
  27. Ünal F. Diş Hastalıkları ve Beslenme ilişkisi.  7. Pediatrik Gastroenteroloji, Hepatoloji ve Beslenme Kongresi Özet Kitabı;24-208, Çeşme, 2006;
  28. Miller GD, Forgoc T, Cline T, Mc Bean LD. Breakfast benefits children in the US and aboard. J Am Coll Nutr 1998:17:4-6
  29. Keskin Y, Moschonis G, Dimitriou M, Sur H, Kocaoğlu B, Hayran O, Manios Y. Prevalence of iron deficiency among schoolchildren of different socio-economic status in urban Turkey. Eur J Clin Nutr 2005;59:64-71
  30. Ulukangil M, Seyrek A. Anthropometric status, anemia and intestinal helmintic infections in standytown and apartment schoolchidren in the Sanliurfa province of Turkey. Eur J Clin Nutr 2004;58:1056-1061
  31. Ozkan B, Olgun H, Ceviz N, Polat P, Taysi S, Orbak Z, Kosan C. Assesment of goiter prevelance, iodine status and tiroid functions in school-age children of rural Yusufeli district in eastern Turkey. Turk J Pediatr 2004;46:16-21
  32. Yordam N, Ozon A, Alikasifoglu A, Ozgen A, Ceren N, Zafer Y, Simsek E. Iodine deficiency in Turkey. Eur J Pediatr 1999;158:501-506
 
 
Tablo1. Anne Sütü ile beslenmenin üstünlükleri
 Bebeğin sağlığı açısından
Akut ve kronik hastalıkların riskini azaltır
  • İshal
  • Alt solunum yolu enfeksiyonları
  • Otitis media
  •  Bakteriyemi
  • Bakteriyel menenjit
  • Botilinizim
  • İdrar yolu enfeksiyonları
  • Nekrotizan enterokolit
Anne sütünün koruyucu olduğu durumlar
  • Ani bebek ölüm sendromu
  • Alerjik hastalıklar
  • Tip-I Diabetes mellitus
  • Crohn’s hastalığı
  • Ülseratif kolit
  • Lenfoma
  • Kronik gastrointestinal hastalıklar
Beslenme açısından anne sütü
  • İdeal besin oranlarına sahiptir
  • Emilimi uygundur
  • Gebelik haftasına ve bebeğin yaşına uygun değişen içeriği vardır
Bağışıklık açısından
  • Antikorlar, salgısal IgA içerir
  • Hücresel immünite ve canlı hücreler içerir
  • Normal floranın oluşumuna yardım eder
  • Probiyotik ve prebiyotik özelikleri vardır
  • Hastalıklara karşı koruyucudur
  • Anne sütü alalnların timusları daha büyüktür ve aşı yanıtları daha iyidir.
Gelişimsel-psikolojik açıdan
  • Anne-bebek bağlanmasını sağlar
  • Annede anne de duygusunun gelişmesine yardımcı olur
  • Bebeğin özgüvenin artmasına ve sevgi gelişiminin artmasına yardımcı olur
  • Çene ve diş gelişimine olumlu etkileri vardır
  • Büyüme faktörleri yardımı ile organ ve doku matürasyonunu sağlar
Sosyal ve ekonomik açıdan (Emzirmenin ülkeye yararları )
  • Sağlık giderleri azalır
  • Çocuk hastalıkları için gereken iş gücü azalır
  • Ebeveynlerin çocuklarına ve diğer ailebireylerine ayıracağı zaman artar
  •  İş günü kaybı azalır, izin alma ve para kaybı azalır,mama masrafı azalır
  • Mama için masraf azalır
  • Alerjik hastalıklar azalır
  • Obesite önlenir
  • Kognitif iyi etkileri vardır (entelektüel kapasite artar )
  • Kardiyovasküler sistem üzerine iyi etkileri vardır
  • Hiperlipidemi azalır
Emzirmenin anneye yararları
  • Doğum sonrası annenin kanaması azalır
  • Uterusun doğum sonrası küçülmesi sağlanır
  • Laktasyonel amenore-ovülasyon gecikir (kan kaybı azalır, doğum kontrolü sağlanır )
  • Gebelik öncesi ağırlığına geri döner (tek başına anne sütü ve uzun süreli emzirme )
  • Doğum sonrası kemik mineralizasyonu sağlanır (postmenapozal kalça kırığı azalır )
  • Over kanseri riski azalır
  • Premenapozal meme kanseri riski azalır
 
 
Tablo2. Anne sütün kesilmesini gerektiren durumlar
  • Galaktozemi
  • Aktif Tbc
  • Annenin ilaç bağımlılığı
  • Annede HIV
  • Emzirmenin geçici kesilmesinin gerektiren durumlar
    • Radyoaktif izotop tedavisi
    • Antimetabolitler
    • Kanser kemoterapisi
 
 
 
Tablo3. Tamamlayıcı beslenmede alınması gerekli kalori miktarları
Yaş (ay ) Tamamlayıcı besin Toplam
6-8 ay
9-11 ay
12-23 ay
200 kcal/gün
300 kcal/gün
550 kcal/gün
615 kcal/gün
686 kcal/ gün
894 kcal/gün
 
 
Tablo4. Aylara göre verilmesi gerekli öğün sayıları
6-8 ay                           2 ana öğün
9-11 ay                         3 ana öğün+ besleyici ara öğün
12-24 ay                       3 ana öğün  + besleyici 1-2  ara öğün
*Tamamlayıcı beslenme emzirme sonrası 1-2 tatlı kaşığı başlanır
 
 
Tablo5. Çocukların günlük alması gereken besinler
  1. Grup:Et, tavuk, balık, yumurta, kurubaklagiller gibi protein, demir ve çeşitli mineralleri içeren besinler vardır.
  2. Süt, yoğurt ve peynir protein kalsiyum vitamin A gibi bazı besin öğelerini içerir
  3. Temel enerji kaynağı olan tahılları içerir. B vitamini ve bitkisel proteinler bulunur
  4. Sebze ve meyve grubudur. Bu besinler C vitamininden zengindirler. Yeşil yapraklı sebzeler A vitamini, C vitamini ve B grubu vitaminden zengindirler.
  5. Şeker ve yağlardır. Pekmez, bal, reçel, tereyağ, zeytinyağı ve diğer bitkisel yağlar bu grupta yer alır.