| Morbid obezite |
Morbid Obezite (Hastalıklı Şişmanlık) Nedir, Neden Kaynaklanır? Beslenme alışkanlıklarımızdaki giderek artan değişiklik, fast-food dediğimiz ayak üstü beslenme şekli gibi nedenlerle alınan fazla kilolar, yaşın artması ile birlikte ciddi sağlık problemlerine neden olmaktadır. Morbid obezite, ideal vücut ağırlığından yaklaşık olarak 45,5 kg ya da %100 fazla olmak anlamına gelir. Obeziteye sebep olan pek çok faktör vardır. Obezitenin kalıtımsal bir özellik olduğunu öne süren bilimsel veriler de bulunmaktadır. İştah düzeni ve enerji metabolizmasında kompleks bir bozukluğa yol açacak şekilde genetik, psikolojik, çevresel, sosyal ve kültürel etkilerin bir araya gelmesi sonucunda morbid obezite ortaya çıkabilir. Obezite yalnızca hastanın kendi kontrolünü kaybetmesi gibi basit bir sebepten kaynaklanmamaktadır. Diyet, egzersiz ve çeşitli ilaçlarla kontrol edilemeyen morbid obezitenin uzun dönemli tedavisinde tek etkili yöntem cerrahi müdahaledir.
Obezite Bir Hastalıktır! Obezite, vücuttaki yağ miktarının artmasıyla birlikte ortaya çıkan, tedavi edilmesi gereken bir hastalıktır. Obezite, insan vücudunda kalp ve damar sistemini, solunum sistemini, hormonal sistemi ve sindirim sistemini etkiler ve birçok önemli rahatsızlığa zemin hazırlar. Morbid obezite beraberinde hipertansiyon, diyabet, kalp hastalıkları, şeker hastalığı, yüksek kolesterol, solunum rahatsızlıkları, safra kesesi hastalıkları, safra kesesinde taş oluşumu, kısırlık, eklem hastalıkları, bazı kanser türleri gibi hayatı tehdit eden çeşitli hastalıkları da beraberinde getirir. Obezite, insan ömrünü kısaltan ve yaşam kalitesini olumsuz yönde etkileyen bir hastalıktır ve çözümü tıbbi tedavilerde aramak gerekir.
Tedavi Seçenekleri Nelerdir? Morbid obezite nedeniyle cerrahi olmayan yöntemlerle kilo verme programlarına katılan hastaların neredeyse tamamının, verdikleri kiloları beş yıl içerisinde tekrar aldıkları görülmüştür. Kilo kaybı sağlamaya yönelik reçeteli ya da reçetesiz satılan ilaçlar piyasada bulunmasına rağmen, bunların morbid obeziteyi tedavi edecek uzun vadeli tıbbi tedavide önemli bir rolü bulunmamaktadır. İştah azaltan ilaçlar 15 ile 30 kg kadar kilo vermeye yardımcı olabilir. Kilo vermeye yönelik çeşitli profesyonel programlar, düşük kalorili diyetler ve fiziksel aktivite arttırıcı yöntemler ile birlikte hastalarda haftada bir ya da iki kilo kaybı gözlenmiştir, ancak bu kiloların neredeyse tamamı yaklaşık 5 yıl içinde tekrar alınmaktadır.
Günümüzde kilo kaybını sağlayan çeşitli ameliyatlar uygulanmaktadır.
Laparoskopik Gastrik Banding (Kelepçe): Midenin en üst kısmına 1 cm’lik bir kemer ya da bant yerleştirilir. Böylece küçük bir kesecik oluşmuş olur ve alt mideye sabit bir çıkış elde edilir. Ayarlanabilir band ile mideye giden çıkış küçültülür ve gıdanın keseden çıkması daha da kısıtlanmış olur. İşlem kapalı olarak gerçekleştirilir.
Gastrik Bypass: Bu operasyonda mide bölünür ve küçük bir gastrik kese oluşturulur. Yeni gastrik kese değişken uzunluklarda ince bağırsağa Y şekilli bağlanır. Bu operasyon, bağırsaklardan gıda emilimini azaltarak ve mide hacmini küçülterek kilo kaybını sağlar.
Gastrik Balon: Bu iki operasyon dışında, endoskopik yöntemle yapılan ve ameliyat olarak düşünülmemesi gereken diğer bir sistem de Gastrik Balondur. Bu işlemde mideye endoskopik yöntemle yerleştirilen gastrik balon, mide hacmini küçültür, böylelikle çabuk doyma sağlanır. 6 ay süresince midede duran balon, 6 ayın sonunda yine küçük bir endoskopik işlemle patlatılır ve dışarı çıkartılır. Geçici bir yöntemdir, aşırı obez hastaların operasyonları öncesinde kullanılır.
Bu operasyon yöntemleri arasından yapılacak seçim, cerrahın tercihine ve hastanın yeme alışkanlıklarına bağlıdır.
Laparoskopik Obezite Cerrahisi Nedir, Avantajları Nelerdir? Laparoskopi (vücutta kesi olmaksızın, küçük deliklerden ameliyatın gerçekleştiği, halk arasında kansız ameliyatlar olarak bilinen işlem), hastanede kalma süresinin kısalığı, aynı gün hastanın ayağa kalkabilmesi, 1 hafta sonra normal hayatına ve işine dönebilmesi, vücutta kesi olmadığı için iyi kozmetik sonuç alınması gibi avantajlarıyla yüzyılın altın standardıdır.
Laparoskopik bir prosedürde, cerrahlar kanülle (dar ve tüp şeklindeki araç) karna girebilmek için küçük kesiler kullanırlar. Küçük bir video kameraya bağlı olan laparoskop, küçük kanül aracılığıyla içeri sokulur. Böylece mide ve diğer iç organların büyütülmüş görüntüsü cerrahın görebileceği şekilde TV ekranına yansır. Ameliyat tamamen karnın içerisinde yapılır.
Laparoskopik Obezite Cerrahisi Sonunda Beklenen Sonuçlar Nelerdir?
Kilo Kaybı: Pek çok rapora göre bir yıl sonra gastrik bant ile aşırı kilonun % 40-50’sinin, gasrtik baypas ile ise aşırı kilonun % 65-70’inin verildiği görülmektedir. Tüm operasyonlar için, kilo kaybı ameliyattan 18-24 ay sonrasına kadar genellikle devam etmektedir.
Obezite Cerrahisinin, kiloya bağlı diğer rahatsızlıklara etkisi: Kilo kaybı sağlayan cerrahinin, uyku apnesi, horlama, diyabet, yüksek kan basıncı ve yüksek kolesterol gibi durumları iyileştirdiği rapor edilmiştir. Ameliyat sonrasında pek çok hastanın ruh halinde ve diğer psikososyal fonksiyonlarında iyileşme kaydedilmiştir. Ameliyattan Sonra Neler Beklenir?Laparoskopik girişimden sonra genellikle 1-2 gün arasında hastanede kalınır. Hastanın eve dönmesinden yaklaşık bir – iki hafta sonrasında, ilk doktor takibine kadar sıvı ve püre diyetine devam etmelidir. Laparoskopik ameliyat sonrasında ağrı, genellikle hafiftir. Ameliyattan sonra, hastanın doktorunun talimatlarını izlemesi çok önemlidir. Çoğu kişi birkaç gün içinde kendilerini iyi hisseder ancak unutmayın ki iyileşmek için vücudunuzun zamana ihtiyacı vardır. Ameliyat sonrasında hastaların bir diyetisyen kontrolünde çok daha rahat ve hızlı bir süreçte kilo verdiğini söyleyebiliriz.
Laparoskopik Band Sonrası Beslenme Nasıl Olmalıdır? Laparoskopik ayarlanabilir gastrik bant (LAP- BAND) sonrasında, su ve sulu gıdalardan oluşan diyete başlanır ve diyeti destekleyici özel beslenme solüsyonları eklenebilir. Sıvıyı (su, çorba, et-meyve-sebze suları), küçük miktarlarda ve tüm güne yaymak önemlidir. Daha sonra sebze-meyve püreleri, süt, yoğurt, çorba, yumurta, peynir vb diyete eklenir. Devamında ise hastanın diyetine uygun katı yiyecekler (iyi pişmiş et ve et ürünleri vb) eklenerek, beslenme ve diyet uzmanı tarafından düzenlenen diyet programına devam edilir. Diyet uygun besinleri içermeli, şeker ve yağ kısıtlanmalıdır. Yemeklerin yavaş, az ve sık yenilmesi önemlidir. Öğünlerde yiyeceklerin miktarı yarım su bardağını geçmez ve sıvılara az yer verilir. Dolgunluk hissedilirse yeme sonlandırılır. Çünkü bulantı ve kusma oluşabilir. Yemekle birlikte su ve sıvılar alınmaz. Yemekten 1 saat önce ve sonra sıvı alınmalı (günde 2-3 lt). Aksi takdirde sıvı alımı LAP-BANT’ı (Kelepçe) etkiler. Düşük kalorili içecekler tercih edilir. Maden suyu ve sodası, kahve, çay azaltılır, alkol ve kolalı içecekler içilmez. Aşırı posalı yiyecekler tüketilmez. Sadece taze ve doğal yiyecekler tercih edilir. Protein ve vitamin açısından zengin taze sebze-meyve, et ve tahıllar kullanılmalıdır. Aşırı yağlı ve şekerli yiyeceklerden uzak durulması önerilir. Gerekirse doktor ve diyetisyen ek vitamin desteği yapabilir. Günde 30 dk. fiziksel egzersiz yapılmalı. Egzersiz programına yürüyüş ve yüzme ile başlanılıp, jogging ve aerobikle devam edilmelidir. Zayıflama programıyla erişilen ideal ağırlığın sürdürülmesinde davranış değişikliği önemli rol oynar. Kilo kontrolünde; sağlığınız, görünüşünüzden öncelikli olsun. Yaşam tarzınızda bir değişiklik yapın ve buna bağlı kalın. |
| Bu Makale Prof.Dr. Emin ERSOY Tarafından Gönderilmiştir.. |
| Gönderim Tarihi : 09.01.2007 |