Özel Genel
Uyku bozuklukları
Genetik
Yaşlılık hastalıkları
Vitaminler-Beslenme
Kanser
Gastrit-Ulser
Romatizma
Ortopedi
Sigara
Başağrısı
Varis
Yüksek tansiyon
Diabet
Kolorektal hastalıklar
Bel ve Boyun Fıtıkları
Üye Ol
Uzmana Sor
Soru Bankası
Makale Arşivi
İlkyardım
Özel Sağlık Sigortaları
Doktor Sorumlulukları
Hasta Hakları
Kalori Tablosu
Anket Arşivimiz
Acil Numaralar
Sağlık Köşesi
Probiyotikler
Uzm.Dr. Murat PINAR [Premium Üye]
Dahiliye/İç Hastalıkları

Uzmana Soru Sorun !

Küçült Büyült

Bunları da okuyun !
Yapay tatlandırıcılar
Vitaminler, yararlı mı zararlı mı?
Probiyotikler
Suplemanlar
Vitaminler
Mikroorganizmalar intestinal kanal, deri, ürogenital sistem, oral ve nazal kavitelerde, kısacası insan vücudunun dış dünyaya açılan her parçasında ve kendilerinin yaşaması için uygun her koşulda büyük miktar ve çeşitlilikte bulunmak-tadırlar. İnsan florasında yaşayan kolonize olmuş yüzlerce türün 1014 hücreye ulaşan konsantrasyonları mevcuttur. Tamamen sterile edilmiş ortamlarda oluşturulan ve floralarında mikroorganizma bulunmayan hayvanlarla yapılan çalışmalarda, hayvanların yaşamaları için mikrobiyal kolonizasyona ihtiyaç duymadıkları, ancak normalleriyle karşılaştırıldıklarında birçok fizyolojik ve biyokimyasal farklılıklar gösterdikleri ve enfeksiyonlara daha yatkın oldukları görülmüştür. Bu durum kötü hazırlanmış immün sistemin varlığına ve “yarışmalı kolonizasyon”un yokluğuna bağlanabilir. Yarışmalı kolonizasyon terimi istilacı patojenlerin virulansının, kommensal mikroorganizmalarla engellenmesini açıklayan bir terimdir. Konvansiyonel hayvanlarla mikropsuz hayvanlar arasındaki fark, mikrobiyal kolonizasyonun insanlar için önemli sağlık getirileri olduğu düşüncesine temel oluşturmuştur.
Probiyotikler en azından organizma için yararlı etkileri toksik etkilerinden daha fazla olan bakterileri ve mayaları içeren diyet kaynaklarıdır. Bunlar sindirim sisteminin sağlığını, dengesini ve verimliliğini artıran bir takım yararlı bakteri ve maya sınıfı olarak adlandırılabilir. Bakteri kelimesi genellikle negatif bir çağrışıma sahip olmasına rağmen belirli intestinal mikroflora üyeleri organizma için yararlıdır. Bu yararlı bakteriler sindirim sisteminin normal florasında bulunurlar ve yiyeceklerdeki protein ve yağların yıkılmasından vitamin, mineral ve aminoasitlerin absorbsiyonuna kadar bir çok faaliyette önemli rol oynarlar. Ek olarak bu yararlı bakteriler immün sistemi güçlendirirler, salmonella ve E coli gibi zararlı bakterilerin vücuda kolonizasyonunu engeller veya sınırlarlar.
İnsan sindirim sisteminde 100 ayrı türde ve 100 trilyonun üzerinde bakteri vardır. Yararlı ve zararlı bakteriler sürekli olarak flora üzerinde hakimiyet kurmaya çalışmaktadırlar. Hayatımıza genellikle relatif olarak sağlıklı bir intestinal sistemle başlamamıza rağmen enfeksiyonlar, antibiyotikler, alkol, stres ve fakir diyetin olumsuz etkileri sonucunda çoğunlukla yararlı bakteriler yok olur ve florada yerini bir takım hastalıklara zemin hazırlayan patojen mikroorganizmalar alır. Bu durumda mikroorganizmalar ile konak arasında, konağın ölümü veya hastalığı ile sonuçlanan bir patojenik ilişki gelişebilir. Kolonize olan istilacı mikroorganizmaların insan sağlığına negatif etkileri akut olmak zorunda değildir. Mikrobiyal metabolitler genotoksik, mutajenik veya karsinojenik aktiviteye sahip olabilirler ve uzun süreli maruziyet sonrası kanser gelişimine katkıda bulunabilirler. Bu seminer insan vücudu ile ilişkili istilacı mikroorganizmaların negatif etkileri ile probiyotik teoriye katkıda bulunan kommensal mikropların cesaret verici pozitif ve hayal kırıklığına uğratıcı menfi etkilerinin kombinasyonunu tanımaya yöneliktir.
Son yüzyılda probiyotikler oldukça bilimsel ve ticari ilgi odağı olmuşlardır. Bu ilgi özellikle mikroorganizmaların sağlık üzerine olumlu bir katkı göstermesinin ilginçliği ve elde edilebilirliği ile ticari form haline dönüştürülebilmesinin kolaylığı nedeniyle olmuştur. Probiyotikler kapsül, toz, zenginleştirilmiş yoğurt ve yoğurt benzeri ürünler ile süt şeklinde piyasaya sunulmuştur.
TARİHÇE
Probiyotikler yararlı etkileri nedeniyle laktobasillus, bifidobakterium ve asidofilus kültürlerini içeren formlar halinde yüzyıllardır içerikleri ve fonksiyonları bilinmeden kullanıla gelmişlerdir. Asya ve ortadoğuda 2000 yıl öncesinde Türkler tarafından sütün fermantasyonuyla elde edilen yoğurt bir yaşam kaynağı ve sağlık veren besin olarak yaygın olarak kullanılmıştır.
Laktobasiller ilk olarak Fransa’da modern mikrobiyolojinin kurucusu olan Pastör tarafından tanımlanmış ve probiyotik özelliklerine dikkat çekilmiştir. Probiyotiklerin tam olarak anlaşılması, Bulgar köylülerinin uzun yaşamalarının fermante süt ürünleri tüketimlerinden kaynaklandığını savunan Nobel ödüllü Rus Fizyolojist Metchnikoff (1845-1916)’un intoksikasyon teorisiyle gerçekleşmiştir. Metchnikoff o yıllarda yaşlanmanın ana sebebi olarak intestinal pütrifikasyon ve fermantasyon ile oluşan toksik ajanları görmekteydi ve bunun içinde laktik asit üreten bakterileri içeren yiyeceklerin alınmasının yaşlanmayı önleyebileceğini düşünmekteydi. Metchnikoff’ tan sonra probiyotikler üzerine sayısız araştırma yapılmış ve onun “eternel youth theory” si bilimsel yada pratik olarak hiçbir zaman çözülememiş bir konu olarak kalmıştır. Probiyotiklerle ilgili araştırmalar, gönüllü insan ve hayvanlarda, düzinelerce farklı bakteri soyları ile invitro olarak farklı dozlarda ve soylarla yapılan kombinasyonlardan oluşmaktadır. Ne yazık ki probiyotikler ve probiyotik içeren besinlerin alımı ile hastalık insidensleri arasında yapılmış çok az epidemiyolojik çalışma mevcuttur.
Hızla artan dünya nüfusunda, koruyucu hekimlik, tedavi edici hekimliğe göre hem ekonomik hem de iş gücü kaybı bakımından büyük önem taşımaktadır. Bu nedenle probiyotikler gibi insan sağlığı üzerinde sekonder koruyucu etkileri olan bu tip tedavi ve beslenme alanları üzerinde yoğun çalışmalar ve faaliyetler sürdürülmektedir. Her geçen gün bu alanda faaliyet gösteren bir çok firma insanların tercihlerine göre kapsül, toz, süt, yoğurt, ayran, diyet yoğurdu, kefir, peynir gibi değişik ürünlerle piyasada kendilerine yer tutmaya çalışmaktadırlar. Aynı zamanda birçok probiyotik madde ahır ve kümes hayvanlarında tedavi edici veya destekleyici olarak yaygın olarak kullanılmaktadır. Kişilerin artan sağlıklı yaşam talepleri için bilimsel olarak desteklenmiş ve hastalık riskini azaltan, probiyotik mikroorganizmalar içeren fonksiyonel yiyecekler, gelişen marketlerde uzun zamandır yerini almıştır.
PROBİYOTİKLERİN KULLANIM ALANLARI
Probiyotikler günümüzde sağlığın korunması yönüyle yaygın olarak kullanılmaktadırlar. Aşağıda probiyotiklerin kullanım alanları, tablo-3’te ise bilinen etki mekanizmaları gösterilmektedir. Probiyotiklerin başlıca kullanım alanları şunalardır:
  • İmmün sistemin güçlendirilmesi
  • İntestinal ve besin zehirlenmesindeki patojenleri inhibe eden antimikrobiyal etkileri
  • Mikroflora dengesini düzelterek intestinal hareketliliği normale getirmek suretiyle konstipasyonun azaltılması
  • İnfantlarda, sık seyahat eden kişilerde ve antibiyotik kullanan kişilerde oluşan diarelerin tedavisi
  • Kolesterolün düşürülmesi, diyabetin kontrolü ve osteoporozun önlenmesi
  • Besinlerin sindirimi, vitamin mineral ve aminositlerin emiliminde yardımcı olarak
  • Hücre fonksiyonlarının düzenlenmesi
  • Enfeksiyonlardan korunma (ör: kadın genital kanalında döderlein basilleri)
  • Enfektif hastalıkların daha kolay atlatılması.
  • PROBİYOTİK ÜRÜN FORMLARI VE ÖRNEKLERİ
Probiyotik bakteriler konvansiyonel besinler, diyet katkıları ve medikal besinlerde dahil olmak üzere çeşitli ürünler içinde yaygın olarak kullanılmaktadır. ABD’de probiyotik bakteriler için ana kaynaklar süt ürünleri ve diyet katkılarıdır.
Probiyotik bakteri içeren süt ürünleri yoğurt, kültür içeren sıvı sütler ve ekşi sütten yapılan peynirlerden oluşur. Tüketiciler doğal olarak fermante süt ürünlerini canlı kültürlerle ilişkilendirmekte ve bu kültürlerin varlığından yarar beklemektedirler.
Avrupa ve Japonya’da geleneksel süt ürünlerine ve hap şeklindeki diyet katkılarına ek olarak hibrit ürünler satılmaktadır. Actimel (Danone,Paris) ve Yakult (Tokyo) gibi ürünler bir yada daha fazla probiyotik bakterinin fermantasyonu ile üretilen süt bazlı içecekler içeren özel küçük boyutlu şişelerde satılmaktadır. Besin katkısı gibi günlük tüketim için piyasaya sürülmektedirler.
Avrupa’da tek bir laktobasil türünün tablet veya kapsül formuyla satıldığı ürünler vardır (KEL-KE99). Bunların genelde günde 1 veya 2 tablet halinde alınmaları önerilmektedirler.
Tüketiciler neyi aldıklarını nereden anlayacaklar:
ABD’de genelde probiyotik içeren besinsel ürünler ürün başına bulunan probiyotik bakteri sayısından bahsetmezler. Bir çok ürün canlı kültür olarak eklenen bakteriyel cins ve türleri listelerler ama düzeylerini vermezler. California ve Oregon’da asidofilus içeren sıvı süt ürünleri için yasaya minimal olması değer konuldu (106/ml). ABD’de yoğurdun viabl kültür içermesine gerek yoktur. Ulusal Yoğurt Birliği üretim anında gram başına 108 viabl kültür içeren ürünlere Canlı Aktif Kültür onayı vermektedir. Sıvı süt ürünlerinde istenen viabl bakteri düzeyini tutturmada büyük sıkıntılar yaşanmamaktadır ve yoğurda göre daha kolaydır. Yoğurtta ise viabl bakteri düzeylerinde daha geniş bir aralık bulunmaktadır. Bazı ticari markalar kabul edilebilir düzeyleri tutturmuşken bazı markalarda ise teknolojik yetersizlikler ve formların dayanıksızlığı yeterli düzeyin tutturulmasını engellemektedir.
Probiyotik besinlerin ve katkı maddelerinin tüketiciye sunulma aşamasında etkinliğini belirleyen en önemli faktör besinin raf süresidir. Çoğu firma üretim anında üründe doz başına viabl bakteri sayısını belirtmişken raf ömrü sonundaki sayıyı belirtmemektedir. Burada yapılan en büyük hatalar etiketlendirme hataları, viabl bakteri sayısının yanlış bildirilmesi ve mevcut bakteri türlerinin listeye yazılmamasıdır. Açıkçası bu ürünlerde uygun bakterinin yüksek potensli dozda verilmesi için probiyotik endüstrisine ihtiyaç vardır.

Yorum Yaz Yorumlar (0) Yazdır Arkadaşına Gönder


Bu Makale 1462 defa okunmuştur.

Uzm.Dr. Murat PINAR

İlginizi çekebilecek diğer makaleler
Çocuklarımızla kaliteli zaman geçirmeliyiz
Baş ağrısı deyip geçmeyin
Cinselliği yepyeni bir politik çözümlemenin odağına oturtmak
Çocuklarda doğumsal kalp hastalıklarına genel bakış
Bir Yaz Rüyası Dondurma
Allerji ve burun polipleri
Kulak çınlaması
Konuşma ve dil gelişimde dönüm noktaları
Panik Atak Erken Boşalma Sellülit Hukuk Sigorta Romatizma Uyku bozuklukları Kolorektal hastalıklar Bulantı-Kusma Tüp bebek Gebelik süreci Diğer Tümü Genel Kulak Burun Boğaz Cinsel Yaşam İnfertilite - Kısırlık
Op.Dr. İbrahim AKKOYUN
Çocuk Cerrahisi


Adet 20 Yaş Dişi
Akıntı Çocukluk Hastalıkları
Kızarıklık Görme Kaybı
Beyazlatma Akne-Sivilce
Tüm Soru Arşivi (150256)

Ne sıklıkla spor yapıyorsunuz?
Hergün!
Haftada 2-4 kez
Ayda 2-4 kez
Senede 2-4 kez
Hemen hiç!
Toplam Oy : 1376
erdil ünsal
“Sayın Yetkili, Böyle bir site kurduğunuz için sizi candan kutlarım. Çeşitli konularda uzman dotorlarınızın aydınlatması ile hastanın doktor karşısına hastalığı hakkında bilinçli çıkmasını sağladınız. Bu ön bilgi bile hastaya bir ön terapidir. İlişki kurduğum doktorlar dahil, tüm branşlarda doktor demeyeceğim hekimlerinizin, AİLELERİ İLE BİRLİKTE YENİ YILLARIININ SAĞLIK VE HUZUR DOLU OLMASINI DİLERİM. Saygılarımla,„
[ Tümü ]
“merhaba doktor bey 23 yaşındayım kıl dönmesi problemim var çok ileri olmadığını düşünüyorum ama ameliyat konusunda endişeliyim özellikle ameliyat sonrası ne yapacağımı kara kara düşünüyorum. şimdi nerede ameliyat olacağımı bilemiyorum. ameliyat olacağım yeri doktoru seçerken nelere dikkat etmeliyim ? hangi yöntem daha iyidir ? „

Cevaplayan : Doç.Dr. Tuğrul TANSUĞ
Op.Dr. Filiz ÇATAKLI TOSUN
Tüp bebek tedavisinde doğrular ve en son gelişmeler
www.jinekoloji.gen.tr
Op.Dr. H.Yeşim YERÇOK
Genital estetik , cinsel problemler(vaginismus) , gebelik takibi ve kısırlık tedavisi
www.jinekomed.com
Bel ve boyun cerrahisi
Bel ve boyun cerrahisi hakkında bilgiler
www.aybarsakkor.com
Euroslim Estetik ve Güzellik Merkezi
Zayıflama selülit akustik şok dalga tedavileri
0212 240 51 72-73

www.euroslimestetik.com
doktorsitesi.com sağlık menusu : Uzmana sor | Doktor bul | Hastane bul | Soru bankası | Forum | Text-ad İlan

doktorsitesi.com genel : | Kullanım şartları | Telif hakları | Kunye | Bize Ulaşın | Basında doktorsitesi.com | Basin bültenleri | Alexa

doktorsitesi.com içerik kısayolları :
Ağız Sağlığı | Aşı takvimi | Başağrısı | Bel ve Boyun Fıtıkları | Beslenme | Bilimsel | Bloglar | Bulantı-Kusma | Bulaşıcı hastalıklar | Cilt lekeleri | Cinsel Yaşam | Cinsel yolla bulaşan hastalıklar | Çocuk Sağlığı | Deri Dolguları | Deri hastalıkları | Diabet | Diğer | Diğer | Diğer | Diğer | Diğer | Diğer | Diyet&Fitness | Doğum anı | Doğum Kontrol | Doktor Sitesi Haberleri | Duyurular | Empotans | Enfeksiyonlar | Enfeksiyonlar | Epilasyon | Erkek Sağlığı | Erken Boşalma | Gastrit-Ulser | Gebeliğe hazırlık | Gebelik süreci | Gebelik ve Doğum | Gebelikte beslenme | Genel | Genel | Genetik | Güncel Haberler | Güzellik ve Estetik | Göz bozuklukları | Göz Sağlığı | Haberler | Hakkımızda konuşulanlar | Hukuk | Infertilite | Kadın Sağlığı | Kalp Sağlığı | Kanser | Kolorektal hastalıklar | Kozmetik | Kulak Burun Boğaz | Kürtaj | Kızlık zarı | Liposuction | Meme Kanseri | Meme operasyonları | Menopoz | Menstruasyon | Ortopedi | Panik Atak | Prostat hastalıkları | Rinoplasti | Romatizma | Ruh Sağlığı | Sağlık Haberleri | Sağlık Köşesi | Sağlıklı Yaşam | Sellülit | Sigara | Sigorta | Tamamlayıcı Tıp | Tümü | Tümü | Tümü | Tüp bebek | Uyku bozuklukları | Varis | Vitaminler-Beslenme | Yaşlılık hastalıkları | İlkyardım | İnfertilite - Kısırlık | Üroloji | Yüksek tansiyon
doktorSitesi.com'a reklam verin.