Özel Genel
Meme Kanseri
Kürtaj
Menstruasyon
Kızlık zarı
İnfertilite - Kısırlık
Cinsel yolla bulaşan hastalıklar
Diğer
Menopoz
Doğum Kontrol
İlkyardım
Özel Sağlık Sigortaları
Doktor Sorumlulukları
Hasta Hakları
Kalori Tablosu
Anket Arşivimiz
Acil Numaralar
Kadın Sağlığı
Rahim ağzı yaraları ve tedavi metodları
Op.Dr. İlker GÜNYELİ
Kadın Hastalıkları ve Doğum

Küçült Büyült

Bunları da okuyun !
Tekrarlayan vulvovaginal enfeksiyonlar
Gençleri bekleyen tehlike
Son yılların en popüler virüsü : HPV
Cinsel yolla bulaşan hastalıklar
Genital siğil enfeksiyonları ve HPV aşıları
Halk arasında rahim ağzında yara olarak bilinen "servisit" en sık karşılaşılan jinekolojik problemlerden birisidir. Genel anlamı ile servisit rahim ağzı dokusunun iltihabıdır. Sıklıkla bir enfeksiyona bağlıdır, ancak bazen irritasyon ya da travma sonrası da ortaya çıkabilir.

Kadınların yarısından fazlası hayatının bir döneminde bu hastalığa yakalanır. Yaşı ne olursa olsun cinsel yönden aktif her kadın servisit için uygun bir adaydır.

Kasık ağrısı ve vajinal akıntısı olan kadınların çoğunda başka bir hastalıkla bir arada ya da tek başına servisit bulunabilir.

Belirtileri diğer pek çok hastalığa benzediği ve spesifik yakınmalar yaratmadığı için kişinin kendi kendine servisitten şüphelenmesi zordur. Genelde başka bir nedenden dolayı yapılan jinekolojik muayene ile fark edilir.

Belirtiler :
Servisitin ilk belirtisi adet kanamasının bitişini takip eden dönemde ortaya çıkan vajinal akıntıdır. Diğer belirtiler arasında KASIKLARDA AĞRI, anormal vajinal kanama, kaşınma, vajinada yanma, ilişki esnasında ağrı(disparüni) , ilişki sonrasında kanama, idrar yaparken yanma ve bel ağrısı bulunabilir.

Hafif vakalarda herhangi bir bulgu olamayabilir ancak olay ilerledikçe kötü kokulu ve iltihabi bir akıntı ortaya çıkar.

Rahim ağzı yaraları sonucunda oluşan;Uzamış ve tedavi edilmemiş bir servisit mukus (serviks salgısı) yapısını kötüleştirerek spermlerin servikal kanala girişini bozabilir ve bu şekilde kısırlığa yol açabilir. Dolayısıyla tecrübeli ellerde tedavisi ile kısırlık problemi olan bireylerde kendiliğinden gebelikler oluşabilir.Bu amaçla,Kısırlık tedavisinin ilk aşaması serviks ve vajendeki enfeksiyonların düzgün şekilde giderilmesidir.Çünkü kısırlık nedenlerinden birisi de servikal faktör denilen rahim ağzı problemleridir.

Servisiti olan kadın gebe kalırsa da düşük ve erken doğum riskleri vardır. Ayrıca bu tür annelerden doğan bebeklerde doğum sonrası akciğer ve göz enfeksiyonları da normalden daha fazla görülür.

Tanı:
Yalnızca bir jinekolojik mauyene bile önemli derecede fikir vericidir. Servikste en sık karşılaşılan problemler; Servisit ve Servikal "ektropion" denilen iç epitelin dışa taşınması durumlarıdır.

Servisit, yani serviksin iltihabı, vücudun normal çalışan savunma mekanizmalarının bir sonucu gelişir.

Herhangi bir dokuda yaralanma, irritasyon ya da enfeksiyon olduğunda beyaz kan hücreleri yani akyuvarlar o bölgeye göç ederler ve bu bölgedeki kan akımı artar. Bu olay serviskte olduğunda, normalde açık pembe olan serviks kızarır ve şişer. Bu durum muayenede yara şeklinde görülebilir.

Servisit tanısı genelde jinekolojik muayene ile konsa da tanıdan emin olmak ve kesin tanı koyabilmek için bazı ek tetkikler gerekebilir.

Serviksteki lezyonları tanımak çok önemlidir. Nitekim bazan serviks kanserleri de özellikle erken evrede servikal yaralar ile karıştırılabilmektedir.

Servisit Tanısında Kullanılan Testler

Smear: Servikal enfeksiyonu ve erken dönem serviks kanserinin taramasında kullanılır.

Smear her kadının yılda bir defa yaptırması gerek son derece basit ancak bir o kadar da önemli bir testtir. Muayene sırasında, rahim ağzı salgısından ince bir fırça ile sürüntünün alınıp bir cam üzerine yayılarak patolojik incelemenin yapılması işlemlerini içerir. Ağrısız ve basit bir işlemdir.

Biopsi
Eğer rahim ağzı ileri derecede anormal görünüyor ise lokal anestezi altında şüpheli alanlardan serviks biopsisi (parça alımı) yapılabilir.

Eğer tek bir alan belirlenemiyorsa saat 3,6,9 ve 12 hizalarından biopsi alınır ve patolojik incelemeye gönderilir.

Kolposkopi
Rahim ağzının ve vajenin ışık altında büyütece benzer bir optik alet yardımı ile incelenmesidir.

Şüpheli alanları daha kolay ortaya çıkarmak için kolposkopi öncesi rahim ağzı bir takım kimyasal maddeler ile silinir ve daha sonra boyanır. Dokunun boya tutmadaki farklılıklarına göre biopsi alınacak yer tespit edilir.

Kolposkopi ile rahim ağzındaki kılcal damarların yapıları da değerlendirilir ve anormal damarlanma olup olmadığı saptanır. Bu damarlanma değişiklikleri servisit ile kötü huylu hastalıkların ayrımında önemlidir.

Servisit Nedenleri :
Servisitin başarılı şekilde tedavi edilebilmesi altta yatan nedeninin tanımlanması ile ilgilidir. Eğer buna neden basit bir irritan (tahriş edici) madde ise bu maddenin kullanılmaması sorunu çözecektir.

Altta yatan sebep bir enfeksiyon ise uygun şekilde antibiyotik tedavisi servisit problemini de çözecektir.

Servisite neden olan en önemli üç mikroorganizma klamidya, gonore ve trikomonasdır. Bunun dışında bazı allerjik maddeler de bu duruma yol açabilir.

Servisit Tedavisi :
Eğer servisit durumu uzamış veya altta yatan etkenin tedavisine rağmen tabloda gerileme yoksa bu bölgedeki anormal hücreleri tahrip etmek için bazı küçük cerrahi girişimler yapılabilir.

En sık kullanılan koterizasyon (yakma), krioterapi (dondurma) ve lazer tedavileridir.

Her üç metotta da amaç aynıdır: iltihabi dokunun öldürülmesidir.Bir doku yakarakda dondurularak da yok edilebilinir...

Koterizasyon :
Koterizasyon ısı yardımı ile tahrip etmektir. Halk arasında bu işleme "yara yakma" adı verilir.

Kronik servisitteki en eski ve en klasik yöntemdir. Kalem şeklinde bir probun ucundan elektrik akımı geçirilerek ısı elde edilir.
Bir kaç dakika süren işlem esnasında çok hafif ağrı olabilir. Nadiren tecrübeli ellerde yapılmaz ise koter sonrası oluşan nedbe dokusu rahim ağzı kanalında tıkanmalara yol açabilir.
*işlem sonrası 3-4 hafta ilişkiden sakınılmalı
*Akıntının bol olacağı ve et suyu gibi olacağı konusunda hasta bilgilendirilmeli
*2 adet sonrası kontrole çağrılarak iyileşme oranı belirlenmeli ve inatçı bölgelerde işlem tekrarlanmalıdır.
Kriyoterapi: (dondurma) : azot  gazı ile ve bir prob yardımıyla bölgenin dondurulmasıdır. Bu işlemde çok tecrübeye gerek yoktur, çünkü dokuya tutunduğunda - 180 derecelik bir soğukluk oluşturur,insan vücudunun ısısı olan artı 37 derece de hesaba katılırsa 217 derecelik bir farkla  dokuya tutunur. Bu probun orada kısa süre tutulması iyileşmenin yetersiz olması ile , çok tutulması ise çok derin bir alanın tahrip edilmesiyle sonuçlanır ve ileri derecede akıntıya yol açar. Bu nedenle ister yakma ister dondurma işlemi el yatkınlığı iyi olan hekimlerce  yapılmalı ve önemsenmelidir.
ELEKTROKOTER İSE HASTALARIN FAZLA AĞRI HİSSETMEDİĞİ,ÇOK DAHA AZ AKINTI ŞİKAYETİNE YOL AÇAN VE KRİYOTERAPİYE GÖRE DOKTORUN EL BECERİSİNE DAHA ÇOK GEREKSİNİM DUYAN ;ÖRNEĞİN SAĞLAM YERLERE DOKUNMADAN SADECE HASTA BÖLGELERİ BELLİ DERİNLİKTE VE SINIRLARDA DAHA ETKİLİ TEDAVİ EDEBİLEN BİR YÖNTEMDİR. GÜNÜMÜZDE RADYO DALGALARI KULLANAN DAHA AZ ISI VE TAHRİBAT OLUŞTURAN CİHAZLARDA PİYASAYA SUNULMUŞTUR.AYRICA LAZER TEDAVİSİ DE AYNI AMAÇLA KULLANILABİLİR.
RAHİM AĞZI YARASINDAN NASIL KORUNABİLİRSİNİZ?
Servisitten korunmak ya da erken dönemde teşhis edilmesini sağlamak için bazı basit önlemler yeterlidir.

Çok emin olmadığınız kişiler ile ilişkiye girmeyin. Partnerinizde gonore belirtileri varsa hemen doktorunuzla görüşün. Şüpheli ilişkilerinizde prezervatif kullanın.

Vajinal akıntı varlığında muayene olmayı geciktirmeyin.
Herhangi bir şikayetiniz olmasa bile yılda bir kez jinekolojik muayeneden geçin ve mutlaka smear aldırın.

Kokulu tampon, deodorant, pudra gibi irritan maddeleri asla kullanmayın.

Vajen içini suyla veya sabunla kesinlikle yıkamayın. Çünkü o bölgenin doğal asidik bir ortamı vardır. O ortamın bozulması sizi enfeksiyonlar açısından riske atacaktır.

İç çamaşırlarınızı sık sık değiştirin ve sentetik olmayan pamukluları tercih edin.

Tuvalet sonrası temizliğinize dikkat edin. Her zaman önden arkaya doğru silin, arkadan öne değil. 

Yorum Yaz Yorumlar (0) Yazdır Arkadaşına Gönder


Bu Makale 2325 defa okunmuştur.

Op.Dr. İlker GÜNYELİ Premium üyemizdir.
Kendisine soru sormak için burayı tıklayınız.

İlginizi çekebilecek diğer makaleler
Cerrahınızı nasıl alırdınız?
Epilepsi ve Uyku
Botox ve bilinmesi gerekenler
Obsesif kompulsif bozukluk
Burun Ameliyatlarında Mentoplasty (çene ucu düzeltilmesi) Operasyonu
Myom nedir?
Burun estetiği
Rahim ağzı yaraları ve tedavi metodları
Aşı takvimi Tüp bebek Başağrısı Diyet&Fitness Varis Tümü Doğum Kontrol Infertilite Çocuk Sağlığı Beslenme Gebelik ve Doğum Üroloji Ağız Sağlığı Kozmetik Meme operasyonları Diğer Rinoplasti
Prof.Dr. Ali BAŞÇI
Nefroloji


Adet 20 Yaş Dişi
Akıntı Çocukluk Hastalıkları
Kızarıklık Görme Kaybı
Beyazlatma Akne-Sivilce
Tüm Soru Arşivi (106776)
Tüp bebek denemek zorunda kaldınız mı?
Evet, başarılı oldu
Evet, ama başarılı olmadı henüz
Hayır, denemedik
Toplam Oy : 333
dilek kaplan
“yaptığınız yardımlar için çok teşekkür ederim saolun bütün doktorlarımızın yılbaşı kutlu olsun daha nice mutlu yıllara inşallah„
[ Tümü ]
“şüpheli bir cinsel ilşki sonrası hıv kaygısı taşıdım.Bu amaçla doktora gittim.belirtilerini okudum.teşhis yöntemlerini okudum.belirtilerini kendimde görecek kadar takıntılı bir kişilik oluştu.iki gündür çene altında beze altında bir şişlik var.Hani lenf bezlerinin şişmesi belirtisi ya. ben de ciddi anlamda kaygılanıyorum.Ciddi bir tavma geçirdim.bu olay nedeniyle.muhatabıma eliza testi yaptırdım.ilk test belirsiz sonuç verdiğinden hıfsı sıhhaya net sonuç almak için test yapıldı negatif çıktı „

Cevaplayan : Uzm.Dr. Aydoğan LERMİ
DoktorBOX | Hazır web siteniz
Doktorlara özel güncellenebilir web sitesi sadece 199 USD+ KDV
www.doktorbox.com
Prof.Dr. Can Koç
Erişkin ve Çocuk KBB hastalıkları.Horlama Sinuzit Burun estetiği.03124408080 Cinnah cd.100/9 Çankaya
www.cankoc.com
Bel ve boyun cerrahisi
Bel ve boyun cerrahisinde üst düzey deneyim ve uzmanlik
www.aybarsakkor.com
Migren artik tedavi ediliyor
Migrenden ve ilaçlardan kalıcı olarak kurtulabilirsiniz. 0.212.3436666
www.emelgokmen.com
Doktorsitesi.com sağlık menusu : Uzmana sor | Doktor bul | Hastane bul | Soru bankası | Forum
Doktorsitesi.com genel : İstatistikler | Kullanım şartları | Güvenlik politikası | Telif hakları | Kunye | Bize Ulaşın | Bize link verin | Basında Doktorsitesi.com| Online doktor| Sağlık| Alexa
Doktorsitesi.com içerik kısayolları :
Ağız Sağlığı | Aşı takvimi | Başağrısı | Bel ve Boyun Fıtıkları | Beslenme | Bilimsel | Bloglar | Bulantı-Kusma | Bulaşıcı hastalıklar | Cilt lekeleri | Cinsel Yaşam | Cinsel yolla bulaşan hastalıklar | Çocuk Sağlığı | Deri Dolguları | Deri hastalıkları | Diabet | Diğer | Diğer | Diğer | Diğer | Diğer | Diğer | Diyet&Fitness | Doğum anı | Doğum Kontrol | Doktor Sitesi Haberleri | Duyurular | Empotans | Enfeksiyonlar | Enfeksiyonlar | Epilasyon | Erkek Sağlığı | Erken Boşalma | Gastrit-Ulser | Gebeliğe hazırlık | Gebelik süreci | Gebelik ve Doğum | Gebelikte beslenme | Genel | Genel | Genetik | Güncel Haberler | Güzellik ve Estetik | Göz bozuklukları | Göz Sağlığı | Haberler | Hakkımızda konuşulanlar | Hukuk | Infertilite | Kadın Sağlığı | Kalp Sağlığı | Kanser | Kolorektal hastalıklar | Kozmetik | Kulak Burun Boğaz | Kürtaj | Kızlık zarı | Liposuction | Meme Kanseri | Meme operasyonları | Menopoz | Menstruasyon | Ortopedi | Panik Atak | Prostat hastalıkları | Rinoplasti | Romatizma | Ruh Sağlığı | Sağlık Köşesi | Sağlıklı Yaşam | Sellülit | Sigara | Sigorta | Tamamlayıcı Tıp | Tümü | Tümü | Tümü | Tüp bebek | Uyku bozuklukları | Varis | Vitaminler-Beslenme | Yaşlılık hastalıkları | İlkyardım | İnfertilite - Kısırlık | Üroloji | Yüksek tansiyon
DoktorSitesi.com'a reklam verin.