Özel Genel
Tümü
Üye Ol
Uzmana Sor
Soru Bankası
Makale Arşivi
İlkyardım
Özel Sağlık Sigortaları
Doktor Sorumlulukları
Hasta Hakları
Kalori Tablosu
Anket Arşivimiz
Acil Numaralar
Hukuk
Organ bağışında etil, dini, hukuki yaklaşımlar

Küçült Büyült

Bunları da okuyun !
Hekimin sorumluluğu
Organ bağışında etil, dini, hukuki yaklaşımlar
Organ bağışı ve transplantasyon sayısı arttıkça yapılan transplantasyon sonuçlarının başarısı da artmıştır. Buna paralel olarak etik , dini ve yasal problemler de gündeme gelmiş ve organ naklinin sosyal ve legal boyutları tartışılmaya başlanmıştır. Neredeyse tüm tıbbi tedaviler içinde en çok soru sorulan alan transplantasyondur. Dünyada ve ülkemizde, etik ,dini inanış ve kurallar göz önüne alınarak kanuni düzenlemeler yapılmıştır. Böylece organ bağışı ve naklindeki önemli bir artış olmuştur. Buna rağmen organ bekleyen hasta sayısı her gün katlanarak artmaktadır. Bu nedenle canlı ve beyin ölümü gelişmiş kadavradan başka organ kaynakları da yaratmak yolunda çalışmalar yapılması zorunlu hale gelmiştir. Kalbi atmayan kadavra kullanımı bir çıkış yolu olsa da; Xenotransplantasyon ile ilgili çalışmalar da ümit vaad etmektedir. Kalbi atmayan kadavra donörlerin daha sık ve verimli kullanılması ve Xenotransplantasyona ait etik ,dinsel ve yasal kurallar belirlenmeli ve bu yolla da organ ve doku bağışı ile transplantasyon artışı sağlanmalıdır.
Bu yazıda organ bağışı ve naklini etkileyen etik, dinsel ve yasal yaklaşımlar irdelenmiştir.

Giriş:
Transplantasyon, geri dönüşü olmayan yaşamsal organ yetmezliklerine karşı başarılı bir tedavi yöntemidir. Bu alanda 1965 - 1997 yılları arasında, son organ yetmezliği olan hastalara karşı yaklaşımda büyük değişimler yaşanmış ve elde edilen dramatik sonuçlar toplumun yoğun ilgisi odağı olmuştur. 1990’ların sonuna doğru ise organ bağışının olağanüstü bir tedavi yöntemi değil, olağan bir tıbbi tedavi yöntemi olduğu görüşü yerleşmiştir(1). Buna rağmen organ azlığı halen transplantasyonun önündeki en önemli engeldir(2). Bu konudaki temel felsefe; transplantasyonun, “yeni yaşam döngüsü”nün gelişmesine bağlı olduğudur(Şekil 1). Bu döngü; Transplantasyon Koordinasyon Sistemine sahip olan ve organ bağışında bulunan toplumların transplantasyonlardan daha fazla yararlanmasını sağlar. “Yeni Yaşam Döngüsü” toplumun kültürel, dini, ekonomik ve eğitim seviyesine de bağımlıdır(3). Sosyal bilimlerin ışığında ölümün tarihsel ve kültürel yapısı tartışmaya açıktır.
 Ölüm tanımının kültürel, yasal ve politik boyutları mevcuttur. Farklı pek çok ülkeden gelen bilimsel bildirilerde toplumların organ bağışı ile ilgili tutumlarının bilgi, eğitim ve din gibi faktörlerden etkilendiği vurgulanmaktadır(4,5). Özellikle kadavra donörlerinin aileleri ile yapılan görüşmelerde bu ailelerin organ bağışına olumlu yaklaşımı engelleyen en önemli etkenin dinsel inançlar olduğu görülmektedir. Tıptaki son gelişmelere bağlı olarak ortaya çıkan etik problemler de tartışılmakta ve konuyla ilgili ortaya çıkan etik sorunlar; tıp filozofları, etik uzmanları, hukukçular, siyasetçiler ve dini liderlerin önderliğinde çözümlenmeye çalışılmaktadır(2).
Etik Yaklaşım:
Çok az sayıda tıp dalında transplantasyondaki kadar çok etik problemle karşı karşıya kalınmaktadır..
Organ bağışı ve transplantasyon sayısı arttıkça karşılaşılan etik problemlerin de sayısı artmaya başlamıştır. Organ bağışı ve transplantasyon ile ilgili birçok ikilem ile karşı karşıya kalmaktayız. Ölümcül olarak bilinen bir çok hastalık günümüzde oldukça pahalı tedavi yöntemleri ile tedavi edilebilmektedir. Yüksek teknolojili bu tedavi yöntemlerine ait harcamaların karşılanmasında, zengin ülkeler bile zorlanmaktadır. Bu yüzden tedaviden faydalanmada her yönden en uygun seçeneği bulmak önem kazanmaktadır. Örneğin yapılan tedaviden yararlanamama riski yüksek en hasta kişi mi ya da daha az hasta, fakat transplantasyondan daha iyi sonuç alınacağı düşünülen kişi mi opere edilmelidir? Bu nedenle hekimler her olguyu etraflıca tartışmalı, avantaj ve dezavantajları çok dikkatli değerlendirmelidir.

Etik açıdan bir başka sorunu ise hastalığın doğası oluşturmaktadır. Örneğin pek çok sağlıkçı içkiyi bırakmış olsa bile alkolik bir hastaya transplantasyon uygulamasını etik bulmamaktadır. Tartışmalar kesin bir çözüme ulaşamasa bile bir hekimin geleneksel tıp etiğine göre, kişinin yaşam tarzı ne olursa olsun, elinden gelenin en iyisini yapmakla yükümlü olduğu unutulmamalıdır.
 Donörün durumu da göz önünde bulundurulması gereken diğer bir faktördür. Özellikle canlı donörlerde, hem hastanın hem de donörün olabilecekler hakkında doğru bilgilendirilmesi çok önemlidir. Tablo 1’de canlı donasyon etik kuralları irdelenmektedir.Canlı donörlerde eşten eşe bağışın kabul edilmesiyle çok önemli bir etik problem gündeme gelmiştir. Bir çıkar karşılığında organ bağışının yasak olması ve eşten eşe organ naklinin yasallaşması,para karşılığı anlaşmalı evliliklerde artışa yol açmıştır. Bu durum Uluslararası Transplantasyon Derneğince etik olarak kabul edilmemiştir (1,2,3,6,7). 2000’de Canlı Organ Donörü Konsensus Bildirisinde “ Amerika Birleşik devletlerinde ,canlı donörden para karşılığında organ teminin tartışmalı ve illegal olduğunu “bildirmiştir. Ve Transplantasyon Derneğinin kabul ettiği “organ ve doku bağışında her türlü ticaret ve ticari kar yasaktır” kuralını esas almıştır(8). 
Tablo 1:Canlı donasyonda dikkat edilmesi gereken başlıklar:
Canlıdan organ veya doku nakli ; alıcının yararlanacağı, uygun kadaverik organ ve doku bulunamadığı ve başka tedavi şansının olmadığı durumlarda uygulanmalıdır.
Kişi kendi özgür iradesi ile karar vermeli ve mutlaka izin formunu imzalamalıdır. Ve donöre yapılacak işlemlerin amacı, yapılış şekli ve operasyon öncesi ile sonrasında gelişebilecek riskler hakkında etraflı ve doğru bilgi verilmelidir.
Henüz erişkin döneme gelmemiş, ya da mental problemleri olan kişiler donör olarak kullanılmamalıdır.(Eğer uygun donör yoksa; alıcı donörün kardeşi ise;donasyon gerçekten alıcının yaşamını kurtaracaksa; potansiyal donörün bir itirazı yoksa; ebeveynlerin izni ile donasyon gerçekleştirilebilir.)
Donasyon tamamen fedakarlık ve iyilik esasına dayanmalıdır. Organ ticareti ve ticari kar yasaktır. Maddi kazanç olduğu sezilir veya tespit edilirse transplantasyon yapılmamalıdır.
Organ bağışını arttırmak için düzenlenen yasa ve yönetmelikler, donör ve alıcı arasında transplantasyon sonucundaki her türlü kazanımlar konusunda farklı algılamalara neden olabilir. Bu farklı algılamaları en aza indirgemek için transplantasyon sürecinde ailelerle iletişim koşulları, açık ve adil davranışlar üzerine kurulmalı ve ailelerin en büyük kazancının, transplantasyon sonucunda başkasının yaşama dönmesinin mutluluğu ile yoğun ölüm ve yas duygularıyla daha kolay başa çıkabileceği olduğu anlatılmalıdır.
Donör ailesiyle yapılan görüşmelerde tek amaç aileden izin alarak daha çok sayıda organ sağlamak ise, ailenin kabul etmediği durumlar, olumsuz bir sonuç olarak algılanmaktadır. Konuyla ilgili çabalar iyi niyetli olsa bile donör ailesinin ihtiyaçlarının göz ardı edilebileceği ve bunun da ters tepkilere neden olacağı düşünülmektedir. Bu terslikler, donör ailelerinin ve toplumun konuya bakış açısını olumsuz etkilemektedir.

Beyin ölümü kriterlerinin belirlenmesi ve bu kriterlerin toplum tarafından doğru anlaşılması ve organ bağış sisteminin kabul edilmesi, tamamen güven üzerine – sağlık ekibinin organ bağışını hastanın çıkarlarının önüne geçirmeyeceğinin güveni üzerine - kurulmuştur. Ayrıca donör ailesi sistemin adil işlediğine de inanmalıdır ki, bu güven donör ailesine, doğru bilginin verilmesi ile sağlanabilir.
Unutulmaması gereken en önemli konu organ bağış sisteminin tamamen gönüllülük üzerine kurulduğu ve yastaki ailelerin iyi niyetine bağlı olduğudur. Olası bir yanlış anlama toplumun organ bağışı hakkındaki görüşünü olumsuz yönde etkileyebilir. Bağışı arttırmaya yönelik çabalar organ bağış sisteminin bütünlüğünü zayıflatıcı değil, güçlendirici yönde olmalıdır. Tıp Enstitüsü’nün raporunda organ bağışı ve transplantasyonun yaşam ve ölüm kavramları ile çok iç içe olduğu bu nedenle de etik yaklaşımda aşırı özenli davranılması gerekliliği vurgulanmıştır.(9).
Beyin ölümü ile ilgili kriterler belirlenip yasallaşmadan önce organ sağlayabilmek için kalbi yeni durmuş ve kardiak arresti geri dönmeyen kadavralardan yaralanılıyordu. Beyin ölümü tanımlanması ve yasal düzenlenmelerin ardından bu tip kadavraların kullanımından vazgeçilmiş, fakat son dönemlerde hızla artan organ ihtiyacı karşısında, tekrar kalbi atmayan kadavraların kullanımı gündeme gelmiştir. Kalbi atmayan kadavra donörlerin kullanımı hakkında etik ve uygulama konularında yoğun tartışmalar yaşanmış ve dört çalıştay düzenlenmiştir. İlk kez 1995’de Maastricht’te düzenlenen çalıştayda alınan kararlar Tablo 2’de gösterilmektedir(3).
Tablo 2: Kalbi atmayan kadavralar için Maastricht Kararları(3)
 1-Geldiğinde ölü olmalıdır.
2-Resüstasyon başarısız olmalıdır.
3-Kardiak arresti bekleyenler
4-Beyin ölümü olgusunda kardiak arresti gelişimi
Organ sağlamada denenmekte olan bir başka yöntem de xenotransplantasyondur. Transplantasyon sonuçları iyileştikçe, artan talep, xenotransplantasyonun gelişmesi için zorlayıcı olmaktadır. Transplantasyon Derneği Etik Komitesi, insanlarda transplantasyon için primatlar da dahil xenograft kullanımını, kontrollü ortamlarda olmak şartı ile kabul edilebilir bulmuştur(1,6).
Tablo 3’de Uluslararası Transplantasyon Derneği’nin ülkelere öneri şeklinde hazırladığı etik kurallar belirtilmiştir.(1)
Tablo 3: Etik Kurallar
Transplantasyon Derneğinin ülkelere önerileri:
1.Ölümün ve geriye dönüşümü olmayan ve yaşamla bağdaşmayan beyin hasarının (beyin ölümü) tanımı ve tanı metotlarını anlatın. Beyin ölümü kavramı yasalarla belirlenmeli ve transplantasyon prosedürü ile ilgili olmayan en az iki hekim tarafından imzalanmalıdır.
2.Organ ve dokuların etkin izlemleri sağlanmalıdır;
·          Transplantasyon merkezlerinin ve ekiplerinin konu ile ilgili devlet ve/veya yetkili hekimlerce onayının ve sertifikasının bulunması
·          Doku ve organları çıkaran hekim tarafından tarihi belirtilmiş ve imzalanmış; beyin ölümü raporunun doğruluğunu onayladığını, hangi organ ve dokuların çıkarıldığını belirten bir belge bulundurmalı; Bu belgenin bir kopyası her doku ve organla birlikte gönderilmeli; organı takan hekim tarafından, belgelerin incelendiği ve uygun bulunduğu ve organ veya organların kim veya kimlere takıldığını kaydedilmeli; kullanılmayan doku ve organların kaydı çıkarılarak ilgili makamlara iletilmeli.
·          Yerel yetkililer tarafından donör ve alıcı saptama ve kayıt metotlarının tanıtımının yapılmalı
·          Morg ve doku bankalarının standarda uygun olması, faaliyetlerini yönetmeliklere göre düzenlenmesi gerekmektedir.
3.Organ ve doku trafiği ile ilgili her türlü reklamın yasaklanması ile ilgili yasal düzenlemeler yapılmalı.
Derneğin hiçbir zaman değişmeyen maddeleri ise:
1.        Organ ve dokular satılamaz ve konuyla ilgili reklam yapılamaz.
2.        Donör ailesinden organ bağışı için mutlaka izin alınmalıdır.
3.        Tıp doktorları ve teknisyenler, idam edilmiş mahkumlardan organ çıkarımı veya bunların transplantasyonunda, asla rol almamalıdır.

Dinsel Yaklaşım:
Organ bağışına karşı kişilerin tutumları incelendiğinde bu kişilerin organ bağışına karşı olmaları, genellikle dinsel inançlara bağlanmaktadır. Bu yönden bir ülkede bağış oranları düşmeye başladığında hemen dini yönden aileyi ikna için yollar aranmaya başlanır. Oysa çok az sayıda dinin temel ilkeleri organ bağışına izin vermemektedir. Bu olumsuz tutumun altında yatan her zaman din olmayabilir. Bazen neden kültüreldir ve organ bağışını olumsuz yönde etkileyen bu kültürel ve dinsel değerlerin ayrımı iyi yapılmalıdır. Bir tedavinin amacı anlaşılıp, yararı ispat edildiğinde ve sağlık hizmetlerinin önemli bir parçası haline geldiğinde, bu konudaki dinsel yaklaşım da olumlu olmaktadır(1).
Farklı toplumların farklı dini görüşleri ve davranışları bulunmaktadır. Kısaca bu inanışları gözden geçirirsek; Japon toplumunda binlerce yıl Shinto inanışına göre ölü vücuda kirli ve tehlikeli bir nesne olarak kabul edilmektedir. Örneğin organ bağışı gibi bir yöntemle ölü vücuda zarar vermek, yerleşmiş inanç ve ritüellere derin bir anlam yüklemekte ve toplum tarafından beyin ölümünün yanlış anlaşılmasına yol açmaktadır(1).
Budist inanış organ bağışına olumlu yaklaşmaktadır. İnanışa göre vücut ve ruh arasındaki ilişki göz önüne alındığında, ölüm öncesi ve sonrasında Ölüm öncesinde ve ölüm sonrasında, organ bağışı bir cömertlik olarak nitelenmekte ve Nirvana’ya ulaşmada bir aşama olarak değerlendirilmektedir(1).
Hindu dininde de organ bağışına izin veren bir yaklaşım görülmektedir. Ölümden bağımsız olarak yaşamaya devam eden ruh inanışı ve cesedin yakılması, mitolojilerce de desteklenerek, insanlık ve toplumun yararına organların kullanımına izin vermektedir(1).
Organ bağışındaki Musevilik bakış açısının yorumlanması çok kolay değildir. Yaşam kurtarmak ile ölüden fayda sağlamak arasındaki çatışma kararları zorlamaktadır. Bir tarafta kuvvetli olarak organ bağışı ve transplantasyonu destekleyenler varken, toplumda karşı çıkanlar da olabilir(1).
Katolik inanışında Papanın buyruğu ile insanları birleştiren dayanışma kuralları ve hayırseverlik kavramıyla acı çeken kardeşine yardımı desteklemek amacıyla organ bağışı olumlanmıştır. Her ne kadar ölüye de yaşayan bir insan gibi saygı duyulması şartsa da cesedin artık yaşayan bir insan değerini taşımadığına inanılmaktadır. Organ bağışı için ; beyin ölümü kriterlerinin iyi tanımlanması, gerekli tüm tedavilerin yapılmış olması, yakın akrabalarının izni alınması, vücut bütünlüğünün korunmasına dikkat edilmesi gerekmektedir. Canlıdan organ bağışında, organ bağışlayan kişinin sağlığının riske gireceği ve vücut bütünlüğünün zarar göreceği düşünülmektedir. Fakat başka bir çözüm yolu yoksa ve kişinin yaşamı için organ nakli acil olarak gerekliyse, hayırseverlik kuralı göz önünde bulundurularak, donörün özgürlüğüne saygı duyulup, operasyon masraflarının donöre yansıtılmaması şartıyla, canlıdan organ nakline izin verilmiştir(1).
İslam’ın yasalarının en temel amaçlarından biri de insan yaşamının sürekliliğidir. Bunun için, yasal olarak kabul edilmiş tedaviler ve yaşam kurtarıcı her türlü yöntemin kullanımı onaylanmıştır. İslam öğretileri ve fetvalar ışığında, organ bağışı ve nakli hakkındaki İslamik görüşler bir çok kongrede tartışılarak fikir birliğine varılmış ve gerekli koşullar oluştuğu zaman organ naklinin her türüne izin verilmiştir(2). Bu kararlar Türkiye Cumhuriyeti Diyanet İşleri Başkanlığı, Din İşleri Yüksek Kurulu tarafından alınan kararlara benzerlik göstermektedir. Türkiye Cumhuriyeti Diyanet İşleri Başkanlığı, Din İşleri Yüksek Kurulu araştırmaları sonucunda (el-Maide suresi 32.ayet, el-İsra Suresi 70, et-Tin Suresi 4, el-Hidaye, el-İnaye veFeth’ül Kadir 1/65, Fethu babi’l-İnaye 1/126, Fetavay-ı Hindiye 2/390, Cessas, Ahkamü’l-Kur’an 1/156, İbnü’l-Arabi, Ahkamü’l-Kur’an 1/55, Kurtubi 2/232 ve 7/73, İbn Hazm, el- Muhalla 7/426, Fetavay-ı Hindiye 2/296, el-Va’ül-İslami sayı 137 yıl 1396, Kuveyt;Istılahat-ı Fıkhiye 3/157, Fetavay-ı Hindiye 2/390) 3/3/1980 tarihinde 396 sayılı kararı ile organ naklinin uygun olduğunu bildirmiştir.
Bu karara göre organ nakli için şu şartlara uyulması gerekmektedir:
1.Gereklilik durumunun bulunması, yani hastanın yaşamını veya yaşamsal bir önem taşıyan organını kurtarmak için bundan başka çaresinin olmadığını, mesleksel yeterliliğine ve dürüstlüğüne güvenilen bir hekim tarafından tespit edilmesi.
2. Hastalığın bu yolla tedavi edilebileceğine hekimin inanmış olması.
3. Organ ve dokusu alınan kişinin bu işlemin yapıldığı esnada ölmüş olması,
4.Toplumun huzur ve düzeninin bozulmaması bakımından organ ve dokusu alınacak kişinin sağlığında (ölmeden evvel) buna izin vermiş olması veya hayatta iken aksine bir beyanı olmamak koşulu ile yakınlarının izninin alınması.
5. Alınacak organ ve doku karşılığında hiçbir şekilde ücret alınmaması.
6. Tedavisi yapılacak hastanın da kendisine yapılacak bu nakle izin vermiş olması gerekmektedir.
(10)
Yasal Yaklaşım:
Transplantasyon hızlı gelişen bir tıp dalıdır. Bu gelişime paralel, yasal düzenlemeler de değiştirilebilir nitelikte olmalıdır. Organ Bağışı ve Naklinde uygulamaların eksiksiz tamamlanabilmesi için yürürlükteki yasaların, düzenlemelerin ve yönetmeliklerin iyi bilinmesi gerekmektedir. Birçok ülke, farklı ölüm tanımları olsa da, organ bağışı ve transplantasyon ile ilgili yasal düzenlemeler oluşturmuştur. İspanya’da, İsveç’te, Almanya’da ve Avrupa komisyon toplantısı kurallarına(Porto 2000) göre Avrupa ülkelerinde organ bağışı, beyin ölümü ve organ nakli ile ilgili yasal düzenlemeler yapılmıştır ve uygulamalar bu çerçevede yürütülmektedir. Toplumun beyin ölümü gelişmiş kişilerin öldüğünü kabul etmedeki isteksizliği nedeni ile Japonya organ naklinde daha yavaş davranmıştır. Japon hükümeti çözüm için son dönemde getirdiği düzenleme ile beyin ölümü kriterlerinin oluştuğu hallerde, sadece organ nakli amacına yönelik, kişilerin ölü kabul edilmesini belirtmiştir. Musevi kanunlarında da organ bağışına izin verilmiştir. (3,11,12)
Ülkemizde organ nakli 03.06.1979 tarihinde 16655 sayılı resmi gazetede yayınlanan 29.05.1979 tarihli 2238 sayılı Organ ve Doku Alınması, Saklanması ve Nakli Hakkında Kanun maddelerine göre yapılmaktadır.
“Oto-greftler, saç ve deri alınması, aşılanması ve nakli ile kan transfüzyonu bu kanun hükümlerine tabi olmayıp, yürürlükte bulunan sağlık yasaları, tüzükleri, yönetmelikleri ve tıbbi deontoloji kuralları çerçevesinde gerçekleştirilir.”
“Bir bedel veya başkaca çıkar karşılığı, organ ve doku alınması ve satılması yasaktır.”
“Bilimsel istatistiki ve haber niteliğindeki bilgi dağıtımı halleri ayrık olmak üzere, organ ve doku alınması ve verilmesine ilişkin her türlü reklam yasaktır.” (13)
Canlıdan Organ Nakli:
Canlıdan yapılan organ naklinde unutulmaması gereken en önemli konu, sadece tedaviye ihtiyacı olan kişilerin değil sağlıklı bireylerin de tıbbi girişimlere maruz kalmakta olduklarıdır(8). Ülkemizde canlıdan organ nakli aynı yasanın ikinci bölümünde yer alan maddelerle düzenlenmiştir.Kanuna göre organ bağışında bulunacak kişilerin tanımı;
“On sekiz yaşını doldurmamış ve mümeyyiz olmayan kişilerden organ ve doku alınması yasaktır.” ;
“ On sekiz yaşını doldurmuş ve mümeyyiz olan bir kişiden organ ve doku alınabilmesi için vericinin en az iki tanık huzurunda açık, bilinçli ve tesirden uzak olarak önceden verilmiş yazılı ve imzalı veya en az iki tanık önünde sözlü olarak beyan edip imzaladığı tutanağın bir hekim tarafından onaylanması zorunludur.”
şeklinde yapılmıştır. Organ ve doku alacak hekimlerinsorumlulukları da aşağıdaki maddelerle belirtilmiştir. Buna göre;
“Organ ve doku alacak hekim:
a) Vericiye, uygun bir biçimde ve ayrıntıda organ ve doku alınmasının yaratabileceği tehlikeler ile, bunun tıbbi, psikolojik, ailevi ve sosyal sonuçları hakkında bilgi vermek;
b) Organ ve doku verenin, alıcıya sağlayacağı yararlar hakkında vericiyi aydınlatmak;
c) Akli ve ruhi durumu itibariyle kendiliğinden karar verebilecek durumda olmayan kişilerin vermek istedikleri organ ve dokuları almayı reddetmek;
d) Vericinin evli olması halinde birlikte yaşadığı eşinin, vericinin organ ve doku verme kararından haberi olup olmadığını araştırıp öğrenmek ve öğrendiğini bir tutanakla tespit etmek;
e) Bedel veya başkaca çıkar karşılığı veya insancıl amaca uymayan bir düşünce ile verilmek istenen organ ve dokuların alınmasını reddetmek;
f) Kan veya sıhri hısımlık veya yakın kişisel ilişkilerin mevcut olduğu durumlar ayrık olmak üzere alıcının ve vericinin isimlerini açıklamamak;
Zorundadırlar.”
 Yine canlıdan organ naklinde vericinin sağlığının devamlılığının sağlanması ve korunması ile ilgili olarak kanunda aşağıdaki maddelerde yer almaktadır.
“ Vericinin yaşamını mutlak surette sona erdirecek veya tehlikeye sokacak olan organ ve dokuların alınması yasaktır.”
 “Organ ve doku alınması, aşılanması ve naklinden önce verici ve alıcının yaşamı ve sağlığı için söz konusu olabilecek tehlikeleri azaltmak amacıyla gerekli tıbbi inceleme ve tahlillerin yapılması ve sonucunun bir olurluluk raporu ile saptanması zorunludur.”
 “Organ ve doku alınması, saklanması, aşılanması ve naklinin, bu işler için gerekli uzman personele,araç ve gerece sahip sağlık kurumlarınca yapılması zorunludur.” (13).
Kadavradan Organ Nakli:
Ülkemizde kadavradan organ nakli aynı yasanın üçüncü bölümünde yer alan maddelerle düzenlenmiştir.
“Bu kanunun uygulaması ile ilgili olarak tıbbi ölüm hali,bilimin ülkede ulaştığı düzeydeki kuralları ve yöntemleri uygulamak suretiyle, biri kardiyolog, biri nörolog, biri nöroşirürjiyen ve biri de anesteziyoloji ve reanimasyon uzmanından oluşan 4 kişilik hekimler kurulunca oy birliği ile saptanır.
“ Alıcının müdavi hekimi ile organ ve doku alınması, saklanması, aşılanması ve naklini gerçekleştirecek olan hekimlerin, ölüm halini saptayacak olan hekimler kurulunda yer alması yasaktır.”
“11. maddeye göre ölüm halini saptayan hekimlerin ölüm tarihini, saatini ve ölüm halinin nasıl saptandığını gösteren ve imzalarını taşıyan bir tutanak düzenleyip organ ve dokunun alındığı sağlık kurumuna vermek zorundadırlar. Bu tutanak ve ekleri ilgili sağlık kurumunda on yıl süre ile saklanır.”(13).
Beyin ölümü kriterleri; 1 Haziran 2000 tarihli 24066 sayılı resmi gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Organ ve Doku Nakli Hizmetleri Yönetmeliği’ninEk-1 bölümünde açıklanmıştır.
Tanım : Beyin ölümü klinik bir tanıdır ve beyin fonksiyonlarının tam ve irreversibl kaybıdır.
İrreversibl komanın temel bulguları:
I)                     Beyin ölümüne karar vermek için komanın aşağıdaki nedenlere bağlı olmaması,
a) Primer hipotermi,
b) Hipovolemik ya da hipotansif şok,
c) Geriye dönüşüm sağlayabilecek intoksikasyonlar (barbitürat ve diğer sedatifler, depresan ve narkotik ilaçlar) ile metabolik ve endokrin bozukluklar,
II)                   Bilincin tam kaybı
III)                   Spontan hareketin bulunmaması. Aşağıda bulunan durumlar beyin ölümü tanısını ekarte ettirmez.
a) Derin tendon reflekslerinin alınması,
b) Yüzeyel reflekslerin alınması,
c) Babinski refleksi alınması ,
d) Solunum benzeri hareketler alınması, (omuz elevasyon ve adduksiyonu, önemli tidal volum değişikliği olmaksızın interkostal genişleme)
e) Patolojik fleksiyon ve ekstansiyon cevabı dışındaki spontan ekstremite hareketleri,
IV)                Ağrılı uyaranlara serebral-motor cevap alınamaması,
V)                  Spontan solunum bulunmaması,
VI)                Beyin sapı reflekslerinin tamamen kaybolması,
                  a) Beyin ölümünde pupiller parlak ışığa yanıtsız ve dilatedir (4-9 mm)
                  b) Kornea refleksi yokluğu,
                  c) Vestibulo-oküler refleks yokluğu,
                  d) Okülosefalik refleks yokluğu,
                  e) Faringeal ve trakeal reflekslerin yokluğu,
VII)               Apne testi :
Apne testi uygulanabilmesi için, Arterial pO2 ve pCO2 değerleri normal olmalıdır (pCO2 40 mmHg ve üzerinde). Bu koşullarda hasta 10-30 dakika süre ile %100 oksijen ile ventile edilerek arteriyal oksijen basıncının 200 mmHg üzerinde olması sağlanmalıdır. Bu koşullar sağlandıktan sonra hasta mekanik solunum desteğinden ayrılarak trakem içerisine en az 8-10 dakika süre ile 6 lt. dakikada oksijen uygulanmalıdır. Bu uygulamalara rağmen spontan soluma yoksa apne veya kan gazlarında pCO2 basıncı 60 mmHg veya üzerinde ise spontan soluma hareketi yoksa apne testi pozitiftir.
Beyin ölümü tanısı konan hastalarda:
Daha önce tanısı konulmuş bir nedenle hasta irreversibl koma tablosuna girmişse en az 12 saat, etiolojisi bilinmeden gelişen tablolarda en az 24 saat bu koşulların değişmeden devamlılığı gözlenmelidir.
Klinik beyin ölümü tanısı almış hastalarda, hekimler kurulunun uygun göreceği bir laboratuar yöntemiyle beyin ölümü teyit edilmelidir.

Hasta yakınına beyin ölümü deklare edildikten sonra hastaya uygulanan tıbbi destekler kesilebilir.
Hasta yakınına beyin ölümü deklare edildikten sonra yaşam desteğinin kesildiği durumlar:
1- Hastanın organ veya organlarının transplantasyon için kullanılmasına hasta yakınının izin vermesi,
2- Hasta yakınlarının yaşam desteğinin kesilmesine izin vermesidir(13).
Bakanlık Makamının 30.Ocak 2001 tarih ve 950 sayılı onayı ile yürürlüğe giren “Ulusal Organ ve Doku Nakli Koordinasyon Sistemi Yönergesi ile organ ve doku dağıtımına ilişkin usul ve esasları belirlenmiş ve organ ve doku nakli hizmetleri ile ilgili merkezlerin ve bu merkezlerde görevli personelin görev ve sorumlulukları düzenlenmiştir(13).
Kaynaklar:
1.        Chapman JR, Deierhoi M, Wight C (ed.).Organ and Tissue Donation for Transplantation: Arnold,1997,s.1,23-33,62-66
2.        EL-Shahat,. Islamic viewpoint of organ transplantation.Transplantation Proceedings; December 1999,31(8); 3271-3274
3.        Parades D (ed.).Transplant Cordination Manual:Limpergraf S.L.,2001s.1,281-296,301-305, 312-326
4.        Bowman KW, Richard SA.. Culture, brain death, and transplantation. Prog Transplant. 2003 Sep;13(3):211-5; quiz 216-7.
5.        Akgün H.S., Bilgin N., Tokalak İ., Kut A., Haberal M.; Organ Donation: A Cross-Sectional Survey of The Knowledge and Personal Views of Turkish Health Care Professionals;Transplantation Proceedings2002;34:2009-2011
6.        Sir Roy Calne Anne Lenehan(ed.).Art, Surgery and Transplantation;William and Wilkins Ltd.London1996 s.217-219
7.        Nagel E, Mayer J,. Basic ethical aspects of living organ donation. Institut fur Medizinmanagement und Gesundheitswissenschaften, Universitat Chirurg. 2003 Jun;74(6):530-5.
8.        Grazi R.V., Wolowelwsky J.B.; Nonaltruistic kidney donation in contemporary Jewish Law and ethics; Transplantation 2003Jan; 75(2):250-252.
9.        Williams, Michael A. MD; Lipsett, Pamela A. MD; Rushton, Cynda H. RN, DNSc; Grochowski, Eugene C. PhD, MD; Berkowitz, Ivor D. MD; Mann, Stephen L. MDiv, BCC; Shatzer, John H. PhD; Short, M. Priscilla MD; Genel, Myron MD;The physician’s role in discussing organ donation with families;Critical Care Medicine; 2003May; 31(5):,568-1573
10.     Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu 396 sayılı karar,1980 (www.diyanet.gov.tr)
11.     Troug Robert D. MD,FCCM; Robinson Walter M. MD, MPH;Roel of brain death and the dead-donor rule in the ethics of organ transplantation[SPECİAL ARTICLES];Critical Care Medicine; 2003 September;31(9): 2391-2396
12.     Feld J, Sherbin P, Cole E; Barriers to organ donation in the Jewish community; J.Transplant Coord.1998March;8(1):19-24
13.     Organ ve Doku Nakli Hizmetleri Mevzuatı. T.C. Sağlık Bakanlığı. Ankara Mart 2001 (www.saglik.gov.tr/mevzuat)

Yorum Yaz Yorumlar (0) Yazdır Arkadaşına Gönder


Bu Makale 2813 defa okunmuştur.

DoktorSitesi.com

İlginizi çekebilecek diğer makaleler
Sedef hastalığına nanoteknoloji ile tedavi umudu geliyor
İyi ki Varsınız
Dişeti sağlığı
Çocuklarda diş bakımı
Anne sütü mü inek sütü mü?
Boyun fıtığı
Baş Ağrısı
Meme ağrısı (Mastalji) nedir?
Op.Dr. Filiz ÇATAKLI TOSUN
Tüp bebek tedavisinde doğrular ve en son gelişmeler
www.jinekoloji.gen.tr
Bel ve boyun cerrahisi
Bel ve boyun cerrahisi hakkında bilgiler
www.aybarsakkor.com
Kulak Burun Boğazda İleri Teknolojiler
Sinüzit tedavisinde güncel yaklaşımlar
www.teomandal.com
Cilt lekeleri Üroloji Kulak Burun Boğaz Vitaminler-Beslenme Liposuction Genel Cinsel yolla bulaşan hastalıklar Enfeksiyonlar Hakkımızda konuşulanlar Gebelik ve Doğum Güzellik ve Estetik Diabet İlkyardım Çocuk Sağlığı Başağrısı Empotans Rinoplasti
Prof.Dr. Tevfik ECDER
Nefroloji


Adet 20 Yaş Dişi
Akıntı Çocukluk Hastalıkları
Kızarıklık Görme Kaybı
Beyazlatma Akne-Sivilce
Tüm Soru Arşivi (149722)

Ne sıklıkla spor yapıyorsunuz?
Hergün!
Haftada 2-4 kez
Ayda 2-4 kez
Senede 2-4 kez
Hemen hiç!
Toplam Oy : 1223
ŞULE SERPİN
“Sayın saygıdeğer doktorlarımız bizi bilgilendirdiğiniz ve bizlere vakit ayırdığınız için teşekkürlerimi sunuyorum.Ve her birinizin ayrı ayrı yeni yılınızı kutlar;sağlık, huzur ve mutlluk getirmesini dilerim.Saygılarımla...„
[ Tümü ]
“merhaba doktor bey benim sorum hepatit B taşıyıcı olduğumu öğrendim yapılacak bir şey yok şuanda karaciğeriniz iyi durumda denildi, iğne veya tetavi için bir şey verilmedi düzenli olarak kontrollere gitmelimiyim ve ne yapmam gerekiyo„

Cevaplayan : Uzm.Dr. Aydoğan LERMİ
Kulak Burun Boğazda İleri Teknolojiler
Sinüzit tedavisinde güncel yaklaşımlar
www.teomandal.com
Psikiyatr Dr. Ayşegül Sütçü Yıldırım
Ruh sağlığınız önemlidir. Tanı, tedavi, bireysel-grup psikoterapi, aile terapisi, danışmanlık.
www.tangrampsikiyatri.net
Op.Dr. H.Yeşim YERÇOK
Genital estetik , cinsel problemler(vaginismus) , gebelik takibi ve kısırlık tedavisi
www.jinekomed.com
Op.Dr. Filiz ÇATAKLI TOSUN
Tüp bebek tedavisinde doğrular ve en son gelişmeler
www.jinekoloji.gen.tr
doktorsitesi.com sağlık menusu : Uzmana sor | Doktor bul | Hastane bul | Soru bankası | Forum | Text-ad İlan

doktorsitesi.com genel : | Kullanım şartları | Telif hakları | Kunye | Bize Ulaşın | Basında doktorsitesi.com | Basin bültenleri | Alexa

doktorsitesi.com içerik kısayolları :
Ağız Sağlığı | Aşı takvimi | Başağrısı | Bel ve Boyun Fıtıkları | Beslenme | Bilimsel | Bloglar | Bulantı-Kusma | Bulaşıcı hastalıklar | Cilt lekeleri | Cinsel Yaşam | Cinsel yolla bulaşan hastalıklar | Çocuk Sağlığı | Deri Dolguları | Deri hastalıkları | Diabet | Diğer | Diğer | Diğer | Diğer | Diğer | Diğer | Diyet&Fitness | Doğum anı | Doğum Kontrol | Doktor Sitesi Haberleri | Duyurular | Empotans | Enfeksiyonlar | Enfeksiyonlar | Epilasyon | Erkek Sağlığı | Erken Boşalma | Gastrit-Ulser | Gebeliğe hazırlık | Gebelik süreci | Gebelik ve Doğum | Gebelikte beslenme | Genel | Genel | Genetik | Güncel Haberler | Güzellik ve Estetik | Göz bozuklukları | Göz Sağlığı | Haberler | Hakkımızda konuşulanlar | Hukuk | Infertilite | Kadın Sağlığı | Kalp Sağlığı | Kanser | Kolorektal hastalıklar | Kozmetik | Kulak Burun Boğaz | Kürtaj | Kızlık zarı | Liposuction | Meme Kanseri | Meme operasyonları | Menopoz | Menstruasyon | Ortopedi | Panik Atak | Prostat hastalıkları | Rinoplasti | Romatizma | Ruh Sağlığı | Sağlık Haberleri | Sağlık Köşesi | Sağlıklı Yaşam | Sellülit | Sigara | Sigorta | Tamamlayıcı Tıp | Tümü | Tümü | Tümü | Tüp bebek | Uyku bozuklukları | Varis | Vitaminler-Beslenme | Yaşlılık hastalıkları | İlkyardım | İnfertilite - Kısırlık | Üroloji | Yüksek tansiyon
doktorSitesi.com'a reklam verin.