Özel Genel
Deri hastalıkları
Kulak Burun Boğaz
Diyet&Fitness
Sağlıklı Yaşam
Ağız Sağlığı
Göz Sağlığı
Cinsel Yaşam
Kalp Sağlığı
Enfeksiyonlar
Ruh Sağlığı
Tamamlayıcı Tıp
Diğer
Duyurular
Üye Ol
Uzmana Sor
Soru Bankası
Makale Arşivi
İlkyardım
Özel Sağlık Sigortaları
Doktor Sorumlulukları
Hasta Hakları
Kalori Tablosu
Anket Arşivimiz
Acil Numaralar
Genel
Çocuklarda dikkat eksikliği
Uzm.Dr. Hakan AYTAŞ [Premium Üye]
Akupunktur

Uzmana Soru Sorun !

Küçült Büyült

Bunları da okuyun !
Anksiyete bozuklukları
Depresyon
Sosyal Fobi
Ergenlik
Psikoterapi, nerede ve ne zaman
Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) okul öncesi ve ilkokul yaşlarında ortaya çıkan bir durumdur. Bu çocuklar hareketlerini kontrol altına almakta ve dikkatlerini toplamakta zorlanırlar. Her 100 çocuktan 3-5 tanesinde DEHB’na rastlanmaktadır.
DEHB ilk olarak 1845’de Dr. Heinrich Hoffman tarafından tarif edilmiştir.
DEHB çocuk, aile, okul ve diğer çevre için zor bir durum olmakla beraber tedavi edilebilir bir hastalıktır.
DEHB’nun karakteristik belirtileri aşırı dikkatsizlik, içgüdüsel düşüncesiz hareketler ve aşırı hareketliliktir. Bu belirtiler erken çocukluk döneminde başlar. Benzer şikayetler daha az yoğun bir şekilde normal çocuklarda da saptanabileceğinden DEHB tanısı mutlaka bu konuda uzmanlaşmış profesyoneller tarafından gerekli testler yapıldıktan sonra koyulmalıdır. Aşırı hareketli bir çocukta sadece disiplin problemi veya dikkatini toplayamayan bir çocukta sadece motivasyon eksikliği olabilir. Şikayetler okul başarısını, aile ve çevre uyumunu etkiliyorsa DEHB yönünden değerlendirilmelidirler.
DSM-IV-TR  (Mental Hastalıklar Tanı ve İstatistik Rehberi) tanı kriterlerine göre DEHB’na işaret eden 3 tip davranış tarif edilmektedir. Buna göre Hiperaktivite baskın (bu tipte dikkat eksikliği belirgin değildir) , Dikkat Eksikliği baskın (bu tipte hiperaktivite belirgin değildir) ve Hiperaktivite ve Dikkatsizlik beraber olmak üzere 3 altgruba ayrılabilir.
Hiperaktif-İmpulsif olan birinci gruptaki çocuklar huzursuz, sürekli hareket eden, elleri ayakları durmayan, oturduğu yerde kıvranan çocuklardır. Oturmaları, sessiz ve uslu olmaları gereken ortamlarda yerlerini terketmek, koşmak, tırmanmak, gürültü yapmak eğilimindedirler. Bir soru sorulduğunda sorunun bitmesini bekleyemeden akıllarına gelen cevabı ağızlarından kaçırırlar. Sıralarını beklemekte oldukça zorlanırlar.
Dikkat eksikliği olan gruptaki çocuklar ise alakasız şeylerden kolayca dikkatleri dağılan, konsantre olamadıklarından çok sık hata yapan, yönergeleri takip edemeyen, sıklıkla eşyalarını kaybeden, ödev vb yapmaları gereken şeyleri yapmayı sıklıkla unutan, bir işi tamamlamadan başka bir işe sıçrayan, çabuk sıkılan çocuklardır. Hayal dünyasında gibi dalgın, geç ve yavaş tepki vermeleri dikkat çekicidir.
Bahsedilen durumlar herzaman DEHB tanısı koymak için yeterli değildir. Herkesde zaman zaman bu şikayetler kısmen görülebilir. Tanı için şikayetlerin küçük yaşlarda, okul öncesi dönemde başlamış olması ve 6 aydan uzun süre devam etmesi önemlidir. Ayrıca davranışların çocuk için ev, okul, oyun gibi sosyal ortamlarında ciddi problem yaratıyor olması gerekir.
Yani yukardaki belirtilerin bazılarını taşıyan ancak okul başarısı ve arkadaşlık ilişkileri iyi olan bir çocuğa DEKB tanısı koymak çok doğru olmaz. Yine mesela oyun bahçesinde, parkta dikkat çekecek kadar aşırı hareketli olan ancak başka yerlerde sakin ve ‘normal’ davranan bir çocuğa da DEHB tanısı koymak uygun değildir. Dolayısıyla öncelikle şikayet edilen davranışların gerçekten aşırı olup olmadığı,  ne kadar süredir devam ettiği, ortama göre değişiklik gösterip göstermediği  tanı için önemlidir. Özellikle aileler çocuklarının davranışlarındaki bazı aşırılıkların yaş grubuna göre normal olabileceğini bilmelidir.
Yaş grubuna göre davranış özelliklerine tanıdık olan öğretmenler DEHB olan çocukları farketmekte tecrübeli olmakla beraber Dikkat Eksikliği baskın tipteki çocuklar nisbeten farkedilmekte şanssızdırlar.
DEHB olduğundan şüphelenildiği durumlarda başvurulması gereken profesyonel grupları içinde aile hekimleri, çocuk doktorları, çocuk psikiatristleri, erişkin psikiatristleri, psikologlar, çocuk gelişim uzmanları ilk olarak sayılabilir. İlk başvuru için aile hekimleri ve çocuk doktorları uygun olmakla beraber uzun süreli takip ve tedavi için çocuk ve ailenin bir psikiatrist veya çocuk psikiatristinin takibine girmesi ve önereceği ilaç ve diğer tedavilere devam etmesi uygun olur. Psikologlar tıp doktoru olmadıkları için ilaç yazma yetkileri yoktur ancak doktorun önerdiği test ve tedavileri uygulamak üzere aile ve çocukla yakın iletişim içine girebilirler. Nöroloji uzmanları da sıklıkla DEHB tanısı koymakta ve ilaç tedavisi vermektedir ancak tedavinin psikoterapötik kısmı için destek gerekir.
DEHB olduğundan şüphelenildiğinde yapılması gereken ilk şey, DEHB’nu taklit edebilecek diğer durumların varlığını saptamak üzere bilgi toplamaktır. DEHB benzeri davranışların gözlemlendiği durumlar için kısaca çocuğun hayatında aile fertlerinden birinin ölümü, boşanma, ailenin maddi sarsıntı geçirmesi gibi ani bir değişiklik olup olmadığı, çocuğun hafif de olsa sara benzeri bir nöbet veya işitme kaybına yolaçabilecek bir kulak enfeksiyonu geçirip geçirmediği, beyni etkileyebilecek bir hastalık veya ilaç kullanımı olup olmadığı, öğrenme güçlüğüne bağlı bir başarısızlık, çocukluk çağı anksietesi ve depresyon sorgulanmalıdır.
Çocuğun sağlık kayıtları, okul başarısı, aile içinde veya okul ortamında stres yaratan faktörler araştırılmalıdır. İdeal olarak anne, baba, kardeşler, bakıcı, öğretmen gibi çocukla ilişki içinde olan kimselerle de görüşme yapılmalı, değişik ortamlardaki davranış kalıpları tesbit edilmelidir. Fiziksel yapıyı değerlendiren testlerle beraber öğrenme güçlüğünü, psikososyal ortamları, sürekli performansı değerlendiren testler de uygulanmalıdır.
Aileler doğal olarak neden böyle bir rahatsızlığın kendilerinin ve çocuklarının başına geldiğini, bu durumda kendilerinin bir sorumluluğu, kusuru olup olmadığını merak ederler.
Yetiştirme tarzı ve sosyal faktörlerin tek başına DEHB’na yol açtığını söylemek için yeterli kanıt yoktur. Nedenler daha çok genetik ve nörobiyolojik kaynaklı görülmekte, çevresel faktörler bir miktar etkilese de daha çok biyolojik nedenlerle ortaya çıkan bir hastalık olduğunun bilinmesi, ailenin suçluluk duygusundan kurtularak çocuklarına bu hastalıkla mücadelede daha faydalı olabilmeleri için gereklidir.
Çalışmalar hamilelik süresince sigara ve alkol kullanımının DEHB riskini arttırdığını göstermektedir.
Boyaların artık kurşunsuz imal edilmesi nedeniyle daha az rastlanmakla beraber, okul öncesi dönemde kurşuna maruz kalma da bir neden olarak sayılmaktadır.
Beyin hasarına neden olan kazalar da DEHB benzeri tablolar yaratmaktadır, ancak DEHB olanların tamamında bir kafa travması hikayesi saptanmamıştır.
Bir başka şüphe rafine şeker ve katkı maddelerinin DEHB belirtilerini arttırması üzerine yoğunlaşmış, bazı kısıtlamalarla DEHB olan çocukların %5’inde fayda sağlanmakla beraber, normal çocuklarda rafine şeker kısıtlanarak yapılan çalışmalarda öğrenme ve davranış üzerinde anlamlı bir fark saptanmamıştır.
DEHB toplumda %5 sıklığında görülürken DEHB olanların yakın akrabaları arasında bu oranın %25’e çıkması, hastalığın genetik özelliğini vurgulamaktadır.
Yakın tarihli bir çalışmada fMRI, PET, SPECT gibi görüntüleme yöntemleri kullanılarak yapılan karşılaştırmada DEHB olan çocuklarda beyin hacminin tüm alanlarda %3-4 oranında daha düşük olduğu, beynin değişik bölgeleri arasında iletişimi sağlayan liflerin bulunduğu beyaz cevherin, medikal tedavi alan çocuklarda normal çocuklarla aynı hacimde iken, hiç tedavi almamış olanlarda anormal şekilde düşük olduğu saptanmıştır.
Bununla beraber bahsedilen görüntüleme yöntemlerinin tanısal amaçlı kullanımı için yeterli veri olmadığı, araştırma amaçlı kullanılabilecekleri belirtilmiştir.
DEHB bazen tek başına olmayıp öğrenme bozuklukları, Tourette sendromu (kontrol altına alınamayan tekrarlayıcı hareketlerle seyreden nörolojik bir hastalık), bazı aşırı davranış ve iletişim bozuklukları, anksiete, depresyon, bipolar bozukluk gibi hastalıklar ile beraber rastlanmaktadır.
DEHB tedavisi de hastalığın kendisi gibi çok yönlü değerlendirilmesi gereken bir tablo sergiler. İlaç tedavisi ile beraber uygulanan davranışçı tedaviler ve toplumsal tedbirler ile en etkili sonuçların alındığı saptanmıştır. İlaç tedavisinde kullanılan ilaçların etkinliği, içeriklerine, dozajlarına, hastanın tedaviye uyumuna göre değişmektedir. Yaşa ve tedaviye alınan cevaba göre ilaç değişikliği önerilebilir ancak önemli bir konu tedavinin istikrarlı bir şekilde uzun süre devam ettirilmesidir. Yapılan çalışmalarda uzun süreli ilaç tedavilerinin bağımlılık yapmadığı, hatta erişkin yaşlarda madde bağımlılığı riskini azalttığı da saptanmıştır. DEHB tedavisinde kullanılan ilaçların yanetkileri doza bağlı olarak nisbeten göze alınabilir. Yanetki olarak iştahsızlık, uykusuzluk, huzursuzluk ve  anksieteye sık rastlanmaktadır. İlaçlar sadece çocukluk döneminde değil, gençlik ve erişkinlik döneminde de faydalı olmaktadır.
DEHB tedavisinde ilaç kullanımı tartışmasız bir tıbbi gereklilik olmakla birlikte tek başına ilaçla kısa sürede tüm şikayetlerde tam düzelme beklemek gerçekçi olmaz. İlaç tedavisi ile beraber uygulanacak psikoterapi, davranışçı tedavi, sosyal beceri kursları, destek gruplarına katılım, aile bilgilendirme ve eğitimi de tedavide ihmal edilmemesi gereken kısımlarını oluşturur.

Yorum Yaz Yorumlar (0) Yazdır Arkadaşına Gönder


Bu Makale 1286 defa okunmuştur.

Uzm.Dr. Hakan AYTAŞ

İlginizi çekebilecek diğer makaleler
Kekemelik hakkında genel bilgiler
Formda kalmanın ilk sırrı
Estetik burun ameliyatlarında sık sorulan sorular
Labioplasti(İç dudakçıkların düzeltilmesi)
Okullar açılmadan çocukların sağlık sorunlarına dikkat
Polikistikover sendromu
Cinsellikle ilgili uydurmalar
Adet döneminde beslenme
Bel ve boyun cerrahisi
Bel ve boyun cerrahisinde üst düzey deneyim ve uzmanlik
www.aybarsakkor.com
Kulak Burun Boğazda İleri Teknolojiler
Sinüzit tedavisinde güncel yaklaşımlar
www.teomandal.com
Op.Dr. H.Yeşim YERÇOK
Genital estetik , cinsel problemler(vaginismus) , gebelik takibi ve kısırlık tedavisi
www.jinekomed.com
Tümü Doktor Sitesi Haberleri Diğer Meme Kanseri Menstruasyon Kadın Sağlığı Gebeliğe hazırlık Kalp Sağlığı Epilasyon Kanser Kozmetik İlkyardım Sigorta İnfertilite - Kısırlık Gebelikte beslenme Genetik Erken Boşalma
Prof.Dr. Nuran ATMANOGLU
Deri ve Zührevi Hastalıklar


Adet 20 Yaş Dişi
Akıntı Çocukluk Hastalıkları
Kızarıklık Görme Kaybı
Beyazlatma Akne-Sivilce
Tüm Soru Arşivi (137450)

Olimpiyatlarda yarışabilseydiniz hangi dalda olmak isterdiniz?
Yüzme
Jimnastik
Futbol
Koşu
Yüksek / Uzun atlama
Toplam Oy : 2626
EMİN CAN
“Bütün Doktorlar sitesi mensuplarının Kurban bayramlarını ve ayaeni yıllarını kutlar,esenlikler dilerim. Çalışmalarınız çok güzel ve faydalı atrıca teşekkür ederim. Emin CAN„
[ Tümü ]
“syn doktor bey ben 20 yaşında 3yıllık evliyim bizim sorunumuz gebe kalamama ben doktara gittim çocuk tedavisi için ama olumlu bir sonuç alamadık şimdide yine tedaviye başlamak istiyoruz yine aynı sonucu almaktan korkuyoruz ve size gelmek istiyoruz olumlu sonuç alabilirmiyiz „

Cevaplayan : Prof.Dr. Uçar ASENA
Op.Dr. Filiz ÇATAKLI TOSUN
Tüp bebek tedavisinde doğrular ve en son gelişmeler
www.jinekoloji.gen.tr
KISIRLIK TEDAVİSİNDE ÇİFTE ÖZEL ÇÖZÜMLER
Aşılama, tüp bebek, mikroinjeksiyon, TESE, PGT, laparoskopi, histeroskopi
www.numanbayazit.com
Bel ve boyun cerrahisi
Bel ve boyun cerrahisinde üst düzey deneyim ve uzmanlik
www.aybarsakkor.com
Op.Dr.Bahattin UÇAR
Bel ve boyun fıtığında ameliyat gereken ve gerekmeyen hastalar...
0212 570 42 42

www.belvesinircerrahisi.com
doktorsitesi.com sağlık menusu : Uzmana sor | Doktor bul | Hastane bul | Soru bankası | Forum | Text-ad İlan

doktorsitesi.com genel :İstatistikler | Kullanım şartları | Telif hakları | Kunye | Bize Ulaşın | Basında doktorsitesi.com | Basin bültenleri | Alexa

doktorsitesi.com içerik kısayolları :
Ağız Sağlığı | Aşı takvimi | Başağrısı | Bel ve Boyun Fıtıkları | Beslenme | Bilimsel | Bloglar | Bulantı-Kusma | Bulaşıcı hastalıklar | Cilt lekeleri | Cinsel Yaşam | Cinsel yolla bulaşan hastalıklar | Çocuk Sağlığı | Deri Dolguları | Deri hastalıkları | Diabet | Diğer | Diğer | Diğer | Diğer | Diğer | Diğer | Diyet&Fitness | Doğum anı | Doğum Kontrol | Doktor Sitesi Haberleri | Duyurular | Empotans | Enfeksiyonlar | Enfeksiyonlar | Epilasyon | Erkek Sağlığı | Erken Boşalma | Gastrit-Ulser | Gebeliğe hazırlık | Gebelik süreci | Gebelik ve Doğum | Gebelikte beslenme | Genel | Genel | Genetik | Güncel Haberler | Güzellik ve Estetik | Göz bozuklukları | Göz Sağlığı | Haberler | Hakkımızda konuşulanlar | Hukuk | Infertilite | Kadın Sağlığı | Kalp Sağlığı | Kanser | Kolorektal hastalıklar | Kozmetik | Kulak Burun Boğaz | Kürtaj | Kızlık zarı | Liposuction | Meme Kanseri | Meme operasyonları | Menopoz | Menstruasyon | Ortopedi | Panik Atak | Prostat hastalıkları | Rinoplasti | Romatizma | Ruh Sağlığı | Sağlık Haberleri | Sağlık Köşesi | Sağlıklı Yaşam | Sellülit | Sigara | Sigorta | Tamamlayıcı Tıp | Tümü | Tümü | Tümü | Tüp bebek | Uyku bozuklukları | Varis | Vitaminler-Beslenme | Yaşlılık hastalıkları | İlkyardım | İnfertilite - Kısırlık | Üroloji | Yüksek tansiyon
doktorSitesi.com'a reklam verin.