Özel Genel
Deri hastalıkları
Kulak Burun Boğaz
Diyet&Fitness
Sağlıklı Yaşam
Ağız Sağlığı
Göz Sağlığı
Cinsel Yaşam
Kalp Sağlığı
Enfeksiyonlar
Ruh Sağlığı
Tamamlayıcı Tıp
Diğer
Duyurular
Üye Ol
Uzmana Sor
Soru Bankası
Makale Arşivi
İlkyardım
Özel Sağlık Sigortaları
Doktor Sorumlulukları
Hasta Hakları
Kalori Tablosu
Anket Arşivimiz
Acil Numaralar
Genel
Kolesterol yüksekliği tedavisinde güncel yaklaşım
Doc.Dr. Yaşar KÜÇÜKARDALI [Premium Üye]
Dahiliye/İç Hastalıkları

Uzmana Soru Sorun !

Küçült Büyült

Bunları da okuyun !
Zayıflamak, fakat nasıl?
Glisemik indeks nedir?
Ne kadar aktivite?
Sağlıklı diyet
Kolesterol yüksekliği tedavisinde güncel yaklaşım
Hiperlipideminin tedavisinde diyet ile ilgili düzenlemeler ve yaşam biçimi değişiklikleri öncelikli yaklaşımdır. Ancak bu yaklaşım ile çoğu kez istenen kan lipid düzeyleri sağlanamamaktadır. Birçok olguda ilaç tedavisi gündeme gelmektedir. Tedaviye başlamadan önce; lipid profili ve risk faktörleri değerlendirilmeli, risk faktörleri göz önüne alınarak istenen hedef lipid düzeyleri belirlenmeli, diyet ve yaşam biçimi değişikliğine uyum sağlanmalıdır.
Lipid düşürücü tedavilerin etkinliği güçlü kanıtlar ile gösterilmiş olmasına rağmen kolesterol ilaçlarının kullanılma oranı hala düşüktür ve ilaç kullanan hastaların ancak % 50’sinde hedef değerlere ulaşılabilmektedir (1). Bunun nedenleri yetersiz doz, rehberlere uygun davranmama, yan etkiler ve hasta uyumsuzluğu olabilir.  Hedefe ulaşmak için klinisyenin 3 seçeneği vardır.  Bunlar ; eski statin ile yüksek dozlara çıkmak, kombine ilaç kullanımı ( ezetimibe gibi )  ya da yeni, potent statinlari kullanılmasıdır. Düşük doz statin ile başlanılması ve   tedricen attırılması  önerilmektedir. Statin dozunu 2 kat arttırma ile   LDL-Kolesterol de %6 azalma  sağlanabilmektedir dolayısıyla bu metod hedef  hastaların %10’ unda seçenek olabilmektedir.  Karma dislipidemisi olanlarda kombinasyon tedavisi seçenek olabilir. Fibratlar ile statin kombinasyonu başarılıdır ancak myopati riski nedeniyle bu birliktelik pek arzu edilmemektedir. Fibratların TG düzeyini düşürdüğü ve HDL kolestorolü arttırdığı gösterilmiştir. Dolayısıyla düşük HDL ve yüksek TG düzeyi olan olgularda fibratların kardiyovasküler hastalık oranlarını azalttığına ilişkin kanıtlar vardır ancak yüksek LDL olan olgularda kanıtlar bu kadar pozitif değildir (2,3). Kombinasyonda Gemfibrozil ile risk fenofibratlara göre daha fazladır (4). LDL-Kolestrolü yüksek , HDL-Kolesterolü düşük olgularda Niacin + statin uygun kombinasyon gibi görünmektedir.  Statine ilave olarak kolesterol absorbsiyon inhibitörü ezetimibe kullanılması ile LDL-Kolesterol düzeyinde %12-14 oranında azalma sağlanmıştır.
1994 yılında, statinlerle ilgili dönüm noktası kabul edilebilecek 4S çalışlmasının (Scandinavian Simvastatin Survival Study) sonuçları yayınlanmıştır. Bu çalışmada 4444 koroner arter hastası incelenmiş ve statin tedavisinin yalnızca kardiyovasküler olay sıklığını azaltmakla kalmayıp aynı zamanda sağkalımı da artırdığı gösterilmiştir (5)
Bu grupta şu an için altı ayrı etken madde bulunmaktad›r: Simvastatin, lovastatin, fluvastatin,pravastatin, atorvastatin ve rosuvastatin. Cerivastatin yüksek miyopati riski nedeniyle piyasadan çekilmiştir. Söz konusu ilaçların etkinlik ve güvenilirlik profili birbirine oldukça yakındır. Her biri için kullanılan klinik dozlar LDL kolesterolde benzer oranda düşmeye neden olur. Alışılagelmiş dozlarda statinler total kolesterolde %15-30, LDL kolesterolde %20-60, trigliseridde %10-20 azalmaya neden olurken, HDL kolesterolde %5-10 artışa neden olurlar.
Aslında ilaç tedavisi hakkında öneriler ülkeden ülkeye değişiklik göstermektedir. İngiltere’ de ateroklerotik hastalarda iskemik olayları azaltmak için sekonder önlemede kullanıldığı gibi , primer önlemede de total kolesterolü 194 mg / dl olan ya da  10 yıllda koroner kalp hastalığı gelişme riski % 30’ un üzerinde olan asemptomatik hastalarda da önerilmektedir. ABD ise koroner kalp hastalığı riski 10 yılda %20 ve üzerinde olan ve LDL kolesterolü > 100 mg /dl olan herkese statin tedavisi önerilmektedir. WHO raporunda kardiyovasküler hastalıkları  sekonder önlemede statin, antihipertansifler ve düşük doz aspirin önerilmektedir böylece buna  bağlı ölüm ve disabilite oranında %50 azalma olacağı ileri sürülmektedir.
Yapılan çalışmalar LDL kolesterolde  %1 azalmanın KVH’ da % 1 azalma ile birlikte olduğunu  ama HDL kolesterolde %1 artmanın KVH’ da %3 azalma ile birlikte olduğunu ortaya koymuştur (6)
Statinlerin olumlu etkilerinin görülmesi ABD Ulusal Sağkalım Enstitüsü’nün 1985’te Ulusal Kolesterol Eğitim Programı Erişkin Tedavi Paneli (National Cholesterol Education Program, Adult Treatment Panel-NCEP ATP) adında rehber bir programı uygulamaya başlamasına neden olmuştur. ATP-I birincil koruma üzerine önerileri içerirken, elde edilen bilimsel verilerin ışığında yenilenen ATP-II yüksek risk grubu hastalarda daha yoğun tedavi önermiş, ATP-III ise belli hasta gruplarında agresif kolesterol düşürücü tedavi ve daha düşük LDL kolesterol değerlerini hedeflemiştir.
ATP-II yüksek risk grubu hastalarda daha yoğun agresif kolesterol düşürücü tedavi ve daha düşük LDL kolesterol değerlerini hedeflemiştir. En yüksek risk grubu, koroner arter hastalığı veya eşdeğeri hastalıkları olan bireylerdir. Koroner arter hastalığı eşdeğeri olarak kabul edilen koroner dışı aterosklerotik hastalıklar (periferik arter hastalığı, karotis arterlerde semptomatik veya %50’den fazla darlık yapan ateroskleroz, vb.) ve diyabetes mellitus de yüksek risk grubuna alınmıştır. ATP-III’ün risk gruplarına göre önerdiği hedef kolesterol değerleri Tablo 1’de verilmiştir.
ATP- II’nin yayınlanmasından sonra yapılan çalışmalar, daha agresif kolesterol düşürücü yaklaşımları öneren ATP- III’ün hazırlanmasına yol açmıştır. Özellikle son zamanlarda yapılan çalışmalar, ATP-III hedeflerinin de bazı hasta gruplarında yetersiz kaldığını düşündürmektedir. Genel olarak ATP-III’ün kolesterol hedefleri benimsenmekle birlikte, özellikle HDL kolesterol düzeyi düşük yüksek riskli hastalarda daha agresif davranılması gerektiği düşünülmektedir. Yüksek riskli hastalarda LDL kolesterolü NCEP ATP III önerilerinden daha fazla düşürerek daha iyi klinik sonuçların elde edilebileceği ilk olarak  Heart Protection Study (HPS) çalışmasında gösterilmiştir (7). Daha sonra da  Pravastatin or Atorvastatin Evaluation and Infection Therapy – Thrombolysis ın Myocardial Infarction 22 (PROVE IT-TIMI 22) çalışması ile LDL kolesterol hedefinin yüksek riskli hastalarda 70 mg/dl sınırının  altına çekilmesi önerilmiştir [6] Her iki çalışmada da LDL kolesterol ile kardiyovasküler olay riskinin doğrusal bir ilişki içinde olduğu, LDL kolesterol düştükçe kardiyovasküler olay riskinin de düştüğü görülmüştür . Bu çalışmalara göre, LDL kolesterolün daha fazla düşürülmesinin ek yarar sağlamayacağı bir kesim noktası yoktur. Sonuçları yakın dönemde açıklanan TNT çalışması da söz konusu iki çalışmanın sonuçlarını doğrulamıştır [9]. Son klinik verilere göre yorumlanmış ATP III tedavi hedefleri Tablo 2’te görülmektedir. ATP-III’ün orijinal önerileriyle  karşılaştırıldığında, bu tablodaki hedef LDL kolesterol değerlerinin ve farmakolojik tedaviye başlama eşiğinin daha düşük olduğu görülmektedir. Yüksek riskli hastalarda önerilen LDL kolesterol düzeyi 100 mg/dl’nin altıdır. Ancak, son dönemlerde elde edilen veriler, özellikle çok yüksek riskli hasta grubunda 70 mg/dl’nin daha iyi bir hedef olduğunu düşündürmektedir. Yüksek riskli bir hastada LDL kolesterol değeri 100 mg/dl’nin altında ise, bunu 70 mg/dl’nin altına çekmek için statin kullanmak  uygun bir tedavi seçeneği olarak karşımıza çıkmaktadır. Eğer yüksek riskli bir hastada trigliserid düzeyi yüksek veya HDL kolesterol düzeyi düşük ise statin tedavisine fibrat veya nikotinik asid eklemek uygundur. Orta risk grubundaki  hastalarda ise önerilen LDL kolesterol hedefi 130 mg/dl’nin altı iken, veriler bu hastalarda da 100 mg/dl altındaki değerlerin hedef olarak kabul edilebileceğini göstermektedir. Bu grupta LDL kolesterol düzeyi 100-130 mg/dl arasında olanlara, 100 mg/dl altındaki LDL kolesterol değerlerine ulaşabilmek için statin tedavisi uygulamak yine son dönemlerde yapılan çalışmalarla da desteklenen bir yaklaşımdır. Yüksek veya orta risk grubundaki bir hastada eğer statin tedavisine başlanıyorsa, tedavinin dozu başlangıç LDL kolesterol düzeylerine göre %30-40’lık bir azalma sağlayabilecek düzeyde olmalıdır. Düşük risk grubu hastalarda ise LDL kolesterol hedefleri ATP III ile aynıdır.
Agressif lipid tedavisi önerilerinin daha ön plana çıktığı son zamanlarda statinlerin güvenirliği ile ilgili kuşkular da artmıştır. Statin yan etkileri daha ziyade karaciğer ve kas  üzerine yoğunlaşmaktadır. Ancak bu yan etki doza bağımlıdır ve geri dönüşümlüdür. Mevcut hepatik hastalığı arttırdığına ilişkin kanıt yoktur ancak yine de kolestaz ve aktif karaciğer hastalığında kullanılmaları kontrendikedir.  Myalji ve halsizlik %2-7 hastada görülebilmekte, kaslarda hassasiyet, güçsüzlük, kreatinin kinazın 10 kattan fazla artışı ile birlikte olan myopati ise % 0.01- 0.5 oranında görülmektedir (10) . Çok nadir olarak da  (1 milyon kullanımda 0.15 fatal olgu) aşırı CPK yüksekliği kas nekrozu , myoglobinüriye bağlı böbrek yetersizliği  ile karekterize rabdomyoliz olabilir.  Atorvastatin, lovastatin ve simvastatin  primer olarak Cytocrome P 450 3A4  yolu üzerinden metabolize olmaktadır.  Bu yol üzerinden metabolize olan  fibrat, siklosporin, makrolit antibiyotikler,  digoksin  varfarin   gibi ilaçlar ile birlikte kullanıldıklarında  yan etki riski artmakta önemli ilaç reaksiyonları olabilmektedir(4). Rozuvastatin  bu yolağı kullanmadığı için yan etkisi daha azdır .
Epidemiyolojik çalışmalar statinlerin  stroke insidensini arttırdığını düşündürmüştür, ancak HPS çalışması bunun aksi bir sonucu ortaya koymuştur. Simvastatin kullanan olgularda ilk stroke insidensinde %25 azalma olmuştur (7). Statin tedavisi sırasında  hafif transient proteinüri olduğu saptanmıştır. Bunun proksimal renal tubüler fonksiyon üzerine statinlerin farmakolojik etkisi ile ilişkili olduğu düşünülmüştür(11). Görülme sıklığı % 5’ in altındadır ve bu durum  böbrek yetersizliği ile ilişkilendirilmemiştir.

Yorum Yaz Yorumlar (0) Yazdır Arkadaşına Gönder


Bu Makale 2592 defa okunmuştur.

Doc.Dr. Yaşar KÜÇÜKARDALI

İlginizi çekebilecek diğer makaleler
Horlama deyip geçmeyin
Arı,yılan,akrep sokması ve ilk yardım
Omurilik kanal darlığı
Boyun fıtığı ve akupunkturla tedavisi
Selülit Tedavisinde Yeni Bir Çağ - AWT
Satiriasis
Doğum sonrası depresyon
Parmak emme alışkanlığının olumsuz etkileri
KISIRLIK TEDAVİSİNDE ÇİFTE ÖZEL ÇÖZÜMLER
Aşılama, tüp bebek, mikroinjeksiyon, TESE, PGT, laparoskopi, histeroskopi
www.numanbayazit.com
Op.Dr. H.Yeşim YERÇOK
Genital estetik , cinsel problemler(vaginismus) , gebelik takibi ve kısırlık tedavisi
www.jinekomed.com
Kulak Burun Boğazda İleri Teknolojiler
Sinüzit tedavisinde güncel yaklaşımlar
www.teomandal.com
Hakkımızda konuşulanlar Rinoplasti Duyurular Yaşlılık hastalıkları Kanser Panik Atak Doğum Kontrol Gebeliğe hazırlık Diğer Sağlıklı Yaşam Romatizma Gebelikte beslenme Deri Dolguları Doktor Sitesi Haberleri Gebelik süreci Deri hastalıkları Sigara
Op.Dr. Naci ÇELİK
Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi


Adet 20 Yaş Dişi
Akıntı Çocukluk Hastalıkları
Kızarıklık Görme Kaybı
Beyazlatma Akne-Sivilce
Tüm Soru Arşivi (137400)

Olimpiyatlarda yarışabilseydiniz hangi dalda olmak isterdiniz?
Yüzme
Jimnastik
Futbol
Koşu
Yüksek / Uzun atlama
Toplam Oy : 2618
ŞULE SERPİN
“Sayın saygıdeğer doktorlarımız bizi bilgilendirdiğiniz ve bizlere vakit ayırdığınız için teşekkürlerimi sunuyorum.Ve her birinizin ayrı ayrı yeni yılınızı kutlar;sağlık, huzur ve mutlluk getirmesini dilerim.Saygılarımla...„
[ Tümü ]
“şüpheli bir cinsel ilşki sonrası hıv kaygısı taşıdım.Bu amaçla doktora gittim.belirtilerini okudum.teşhis yöntemlerini okudum.belirtilerini kendimde görecek kadar takıntılı bir kişilik oluştu.iki gündür çene altında beze altında bir şişlik var.Hani lenf bezlerinin şişmesi belirtisi ya. ben de ciddi anlamda kaygılanıyorum.Ciddi bir tavma geçirdim.bu olay nedeniyle.muhatabıma eliza testi yaptırdım.ilk test belirsiz sonuç verdiğinden hıfsı sıhhaya net sonuç almak için test yapıldı negatif çıktı „

Cevaplayan : Uzm.Dr. Aydoğan LERMİ
Op.Dr. Filiz ÇATAKLI TOSUN
Tüp bebek tedavisinde doğrular ve en son gelişmeler
www.jinekoloji.gen.tr
Uzm.Dr.İsmail AĞAR
Akupunktur ve Mezoterapi zayıflama,selülit ve Ağrı
www.ismailagar.com
Op.Dr. H.Yeşim YERÇOK
Genital estetik , cinsel problemler(vaginismus) , gebelik takibi ve kısırlık tedavisi
www.jinekomed.com
Bel ve boyun cerrahisi
Bel ve boyun cerrahisinde üst düzey deneyim ve uzmanlik
www.aybarsakkor.com
doktorsitesi.com sağlık menusu : Uzmana sor | Doktor bul | Hastane bul | Soru bankası | Forum | Text-ad İlan

doktorsitesi.com genel :İstatistikler | Kullanım şartları | Telif hakları | Kunye | Bize Ulaşın | Basında doktorsitesi.com | Basin bültenleri | Alexa

doktorsitesi.com içerik kısayolları :
Ağız Sağlığı | Aşı takvimi | Başağrısı | Bel ve Boyun Fıtıkları | Beslenme | Bilimsel | Bloglar | Bulantı-Kusma | Bulaşıcı hastalıklar | Cilt lekeleri | Cinsel Yaşam | Cinsel yolla bulaşan hastalıklar | Çocuk Sağlığı | Deri Dolguları | Deri hastalıkları | Diabet | Diğer | Diğer | Diğer | Diğer | Diğer | Diğer | Diyet&Fitness | Doğum anı | Doğum Kontrol | Doktor Sitesi Haberleri | Duyurular | Empotans | Enfeksiyonlar | Enfeksiyonlar | Epilasyon | Erkek Sağlığı | Erken Boşalma | Gastrit-Ulser | Gebeliğe hazırlık | Gebelik süreci | Gebelik ve Doğum | Gebelikte beslenme | Genel | Genel | Genetik | Güncel Haberler | Güzellik ve Estetik | Göz bozuklukları | Göz Sağlığı | Haberler | Hakkımızda konuşulanlar | Hukuk | Infertilite | Kadın Sağlığı | Kalp Sağlığı | Kanser | Kolorektal hastalıklar | Kozmetik | Kulak Burun Boğaz | Kürtaj | Kızlık zarı | Liposuction | Meme Kanseri | Meme operasyonları | Menopoz | Menstruasyon | Ortopedi | Panik Atak | Prostat hastalıkları | Rinoplasti | Romatizma | Ruh Sağlığı | Sağlık Haberleri | Sağlık Köşesi | Sağlıklı Yaşam | Sellülit | Sigara | Sigorta | Tamamlayıcı Tıp | Tümü | Tümü | Tümü | Tüp bebek | Uyku bozuklukları | Varis | Vitaminler-Beslenme | Yaşlılık hastalıkları | İlkyardım | İnfertilite - Kısırlık | Üroloji | Yüksek tansiyon
doktorSitesi.com'a reklam verin.