|
Neden bu başlık? Bu yazı hasta-hekim ilişkisine hangi açıdan bakıyor?
Son düzenlemelerle artık bu ayrılmaz ikili iki kampa bölündü bile..
Bu günden itibaren ilişki sözü biraz fazla samimi kaçacak. Artık daha ciddi ve Ceza kanunlarına uygun bir şekilde haddimi bilerek davranacağım. Ama başka ne ad koyacağımı bilemedim. Belki ilerleyen satırlarda laf lafı açar, tanımlama kendiliğinden gelir.
Şimdi size bazı ciddi bilgiler aktaracağım.
""Kamu görevlisinin ticareti" başlıklı 259. maddenin 1. fıkrasına göre, yürüttüğü görevin sağladığı nüfuzdan yararlanarak, bir başkasına mal veya hizmet satmaya çalışan kamu görevlisi, 6 aya kadar hapis veya adli para cezasıyla cezalandırılacak.
Eski TCKnın 208. maddesinde benzer bir düzenleme olmasına rağmen, yeni TCKda "hizmet" sunumunun da suç tipine eklenmiş olması dikkati çekiyor.
Yeni TCKnın 259. maddesi, sadece hastasından bıçak parası isteyen doktorlar için değil, yapmakla yükümlü olduğu görevi için vatandaştan ekstra para yani rüşvet talep eden tüm kamu görevlilerini kapsıyor.
Öte yandan, yeni TCK kapsamında, "yanlış teşhis" ya da "yanlış tedavi" sonucu hastanın ölümüne neden olan doktorlara verilen hapis cezaları da artırıldı. TCKnın 85. maddesinin 1. fıkra şu şekilde düzenlendi:
"Taksirle bir insanın ölümüne neden olan kişi, 3 yıldan 6 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır. Fiil, birden fazla insanın ölümüne ya da bir veya birden fazla kişinin ölümüyle birlikte bir veya birden fazla kişinin yaralanmasına neden olmuş ise, kişi 3 yıldan 15 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır."
Eski TCKnın 455. maddesinde göre, hastasının ölümüne neden olan doktorlara 2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası verilirken, yeni TCK ile 3 yıldan 6 yıla kadar hapis cezası öngörülüyor. 85. maddeye göre hastasının ölümüne yol açan doktorlara verilen hapis cezaları artırılırken, cezanın alt sınırında ise azalmaya gidildi. Mevcut yasa metninde yer alan, "Cezanın hakim tarafından 1/8 kadar indirilebileceği" ifadesi ise kaldırıldı. Kusurun oranına bakılmaksızın hakim tarafından takdir edilecek ceza, alt ve üst sınırlar içinde genel hükümlere göre verilecek. Kusurun az olduğu hallerde alt sınır ceza, diğer hallerde üst sınır ceza verilmesi hakimin takdirine bırakıldı."
Olaya hangi taraftan baktığınızı bilmiyorum, ama ben bir hekim, bir cerrah olarak çok korktum.
Peki korktum da ne yaptım?
Hiçbir şey...Yine ameliyat yapıyorum, yine risk alıyorum.
Bu kanun sonrası "malpraktis" denen hekim hatalarına dayalı suç başvurularında artış oldu. Yurt genelinde olur-olmaz, mantıklı-mantıksız davalar peşpeşe açılıyor.
Efendim yasada ne diyor: görevli hakim suçta indirim yapamaz. Herşey hakimin takdirine bırakılmış. Peki ya hakim bay veya bayanın geçmiş husumeti, kişisel hesaplaşması varsa ne yapacağız? Boynumuzu büküp hapse mi gireceğiz?
İşimizin insan hayatı ile ilgili olduğunu, hata affetmediğini biliyorum, ama materyel insan olunca bazen tıbbın başedemediği durumlar da oluyor.
Ne yapalım, hasta kanamadan ölürken önce elinden zorla imza alıp o kıymetli saniyeleri kendimizi kurtarmak için mi kullanalım? Veya yeterli olanağımız olmadığı için hasta ölmesin diye üst merkeze sevkederken yine aynı kağıt işleriyle mi uğraşalım?
Siz dalağı patlamış, şok tablosunda Acile getirilen bir hasta olsanız hangisini tercih edersiniz?
Ona göre düşünmenizi öneririm.
Çalıştığım hastanede biz hekimler ilk önce kendimizi koruyan geniş kapsamlı bir sigorta yaptırdık, ayrıntılı bir onay formu hazırladık. Hasta bu formu okuyup imzalıyor. Yoksa ameliyat olamıyor.
Bunların bizi yeterince korumadığını biliyorum. Peki nerede sizin meslek kuruluşunuz meşhuuur Türk Tabip Odası? diye soruyorsanız sağır sultan bile duydu, onlar hala uykuda.
Böylesine gergin bir ilişkiye ne deneceğine hala karar veremedim, tanımlayan varsa beri gelsin.
Allah tüm hastalara pamuk kıvamında, güleryüzlü, karın tokluğuna çalışan hekimler nasip etsin diyorum.
Sağlıklı günler dileğiyle...
|
|
Bu Makale 1581 defa okunmuştur.
Op.Dr. Nilgün ERDOĞAN
|
| Bu makale hakkında yorumlar (2) |
| zühal Kayaköy Güner (16.09.2008 11:44:00) |
benimde alnımda basıklık vardı doğuştan.şuan doktorum fatih dağdelene binlerce teşekkür.Ancak diğer doktorlarda hiç yapmadıkları ameliyatı ben yaptım diyor ancak birtane canlı örnek te yok ben inansaydım ben belki ölebilirdim.doktorlarda kariyerleri uğruna yada dikkatsizlik sonucu insanlar ölebiliyor.bence hasta hakları da olmalı ve hakkını aramalı diye düşünüyorum.bu kanunda yerindee bbir karar olmalı.
|
| nazmiye sert (21.06.2008 14:24:00) |
Sayın Nilgün Hanım,
Siz gayet samimi duygu ve düşüncelerle yazmışsınız.En sondaki temenni beni çok etkiledi."Allah tüm hastalara pamuk kıvamında, güleryüzlü, karın tokluğuna çalışan hekimler nasip etsin diyorum."Sizin bu temenninizde gösteriyor ki maalesef her hekim aynı olmuyor.İnsan sağlığı ön planda olması gerekirken ticari kaygılar ön plana çıkıyor ne yazık ki!kaç doktora gittiysem farklı şeyler söylediler ve ameliyat olamıyorum.
|
|
 |
 |
zehra bakıcı
“Tüm doktorlarımızın, siteye üye olan arkadaşlarımızın ve siteye emeği geçen bütün arkadaşlarımızın yeni yılını kutlar, sağlık, mutluluklar dilerim... „
|
| [ Tümü ] |
 |
|