Tempolu yürümek mi yoksa zorlu bir koşu mu daha çok yağ yaktırır.. tempolu yürümek daha çok yağ yaktırır.
100 yaşını geçenlerde yapılan bir araştırma, bu insanların hiçbir zaman yarışma amacıyla zorlu spor yapmadıklarını; fakat daima aktivite artışı tarzında ve huzurla spor yaptıklarını ortaya koymuştur.
Her aktivite artışı veya yarışma eğer huzurlu bir ruh hali içinde yapılmıyorsa vücut için adrenerjik deşarj demektir. Adrenalin ise öncelikle kalp damar sistemi olmak üzere tüm dokuların-hücrelerin yaşlanmasını hızlandırır. Vücudun strese girmesi, zararlı adrenalin hormonu yanında yağlanmayı arttıran kortizol adlı hormonumuzu da arttırır.
Zorlu yani ağır spor sırasında vücutta aşırı laktik asit oluşumu ile öncelikle kaslarda ve kalpte olmak üzere tüm vücutta aşılması gereken ağır bir metabolik yük oluşur.
Ayrıca zorlu sporlar vücudun hızlı yaşlanmasında rol alan oksijen ve oksijen dışı serbest aktif toksik radikallerin oluşumunu arttırır. Serbest aktif toksik radikaller oluştuğu yerlerde ve uzak dokularda yıkıcı etkileriyle yaşlanmayı hızlandırır. Anti-aging ya da well-agening programları ile vücuda giren veya vücutta oluşan yıkıcı serbest aktif toksik radikallerin oluşumu ve zarar vermeleri engellenmeye – azaltılmaya çalışılmaktadır. Böylece amaç iyi yaşlanmayı sağlamaktır.
Aerobik çalışmayı an be an aşmayan ve belirli bir zaman kesintisiz sürdürülen aktivite artışı doğru olanıdır ve yararlıdır.
Sonuç: Sporu daha doğru deyimle aktivite artışınızı huzur hali içinde yapınız. Stres altında ve yapmak zorundayım huzursuzluğu içinde yapmayın. Uzun süren hareketsizlik sonrası vücut kan dolaşımında ve vücut bileşiminde bozunumlar olur bunu engelleyiniz. Evet, aktivitenizi arttırmalısınız ama bunu gün içine yaymak ve haftada 3-4 kez birer saatlik huzur dolu saatleri de kendinizden esirgemeyerek yapmak en doğrusudur. Böylece sağlıklı yaşama adım atmış olursunuz... Unutmayın makine değilsiniz, ancak ve ancak AKIL-RUH-BEDEN-ÇEVRE birlikteliği içinde varolabilen değerli bir varlıksınız.
Bu son cümlenin her an farkında olun, bu fikri her an beyninizde hissedin.
Sonucun sonucu;
Her şeyin aşırı az ve aşırı fazlası zararlıdır.
İNSAN GÜNDÜZ ÇALIŞMAK VE GECE UYUMAK İÇİN PROGRAMLIDIR
Az hareketli ve sürekli ayakta kaldığınız günleri hatırlayın sonrasında ayaklarınız-bacaklarınız hatta bazen vücudunuzda bir şişlik-hantallık hissedersiniz. Niye böyle oluyor: çünkü vücudunuz belli bir toleransın üzerinde zorlanıyor...
Toplar damar sistemi yanında lenf sistemimizin sınırlarını aşmamız şişliğe neden olmuştur. Ayakta kalmamız ve yer çekiminin etkisi ile damar dışına sıvı sızması olmuştur, azalan damar içi sıvıyı normal düzeye getirmek ve tansiyonu normalleştirmek için vücut su ve tuz tutar, idrar miktarını azaltır. Vücudumuzun su ve tuz tutarak tansiyonu normalde tutmaya çalışması ödeme-şişliğe katkıda bulunur.
Sonuçta artan doku arası sıvı ile artan ödem-şişlik ve selülitlerimiz, değişen vücut bileşiminiz, size yorgunluk, halsizlik ve kas ağrıları, yanında konsantrasyon bozuklukları olarak geri döner. Adeta vücudun alt yarısında bir blokaj oluşur. Bu blokaj, artan kilo ve selülit kaynağı olarak, gün geçtikçe kendine olumsuz ekler yapmaya adaydır.Ta ki siz, bu durum için önlem alana kadar. Önlemler çok kolaydır. Yeter ki beyninizde buna yer oluşturun.
Çözümü gün içine yayılan aktivite artışıdır. Her fırsatta hareket etmektir çözüm. Böylece damarların etrafında bulunan kaslar, adeta bir pompa görevi görüp, kan ve lenf sıvısının dönüşüne katkıda bulunacaktır.
Gün içinde veya gece uzun süreli hareket kısmı az çalışmalar veya uzun yolculuklarda ne yapabiliriz....Mümkünse en geç saatte bir ara vermeler ile dolaşmak, basit ısınma hareketleri faydalıdır. Eğer kesintisiz uzun süreli oturmalara mecbur isek, gerinme tarzı hareketler, doğru duruş şeklini almak, aralıklı derin soluk alıp-vermeler, karın-bacak kaslarını kasmak-germek yararlıdır. Böylece kas dolaşımı düzenlendiği gibi, kan ve lenf dolaşımının rahatlaması ile tüm vücut ve zihinsel performansta da artış olur.
Sabah geç uyanmak ve gece geç yatmak vücudun ayarlı olduğu programa – hormon sistemine terstir. Sonuç: artan stres hormonları, yağlanmada artış ve kas dokusunda azalmadır. Vücudunuzun ana yapı taşı olan proteinin kaybı ve yerine yağ dokusunun gelmesi o kısımlarda blokaja neden olur. Çünkü yağ dokusunun dolaşımı çok azdır ve kan dolaşımının varlığı hayattır. Kanın azalması demek hayatiyetin (vitalitenin) azalması demektir. Sonuçta artan yağ dokusu azalan hayatiyet anlamında olur ve belki de yaşlanmanın temelini oluşturmuş oluruz.
Öyleyse akşamları programımızı oluşturup erken yatalım sabah erken kalkalım.
Erken kalkmak yanında, vücuda erkenden taze gıda alımı ile stres hormonlarının artışını engelleyelim. Vücudun enerji yakış hızını arttıralım. Gece boyunca aç kalan vücuda giren taze enerji, onun düzgün çalışmasını sağlar, adeta onu ateşler. Erken kahvaltı sayesinde, gece boyunca yavaşlayan enerji yakış hızımız, yani bazal metabolizmamız hızlanır.
Herhangi bir nedenle gece geç bile yatsak sabah bir bahane ile erken kalkalım ve taze enerji alalım. Gerekiyorsa yine gidip uykuya devam edelim; fakat sabah stres hormonlarının artışına bir de biz açlığın getirdiği yükü eklemeyelim.
Vücudumuz uzun süreli açlıklara yanıt olarak neler yapar:
1. Enerji yakış hızını yani bazal metabolizmayı azaltır
2. Stres hormonlarını arttırarak direnme-dayanma gücümüzü arttırır, fakat, bu gelip geçici çözüm, uzun vadede zararlı sonuçlara yol açar. Hele sürekli tekrar ederse, yıkıcı etkiler ortaya çıkmaya başlar.
3. Uzun süreli açlıklar sonrası alınacak ilk gıda, ani artacak kan şekerine yanıt olarak ani insülin salgısına yol açar. İnsülin vücutta yağlanmayı ve depolamayı arttırıcı etkiye sahiptir.
[yenisayfa]Kilo ve selülit problemlerinin önemli nedenlerinden biri de, gece mesaileri ve değişken mesai saatleridir. Çünkü, vücudun biyoritminde bozunumlar oluşur. Hormon sisteminde sapmalar olur. Hele bu kişi bayan ise hormonal bozulumun etkileri daha dramatiktir.
Kilo ve selülit problemlerinde rol alabilen diğer önemli nedenlerin başlıkları aşağıda sıralanmıştır:
hormonal değişimler (ergenliğe geçiş, gebelik, menapoz dönemi...)
kullanılan bazı ilaçlar (gebelik önleyiciler, bazı depresyon ilaçları...)
hormonal bozukluklar (tiroid bezi, böbrek üstü bezi ...)
hareket azlığı ya da harcanıma göre aşırı kalori alımı
beslenme yanlışları (aşırı tuz alımı, aşırı kalorili beslenme, glusit indeksi yüksek gıdaların bol ve/veya tek başına alımı...
AKUPUNKTUR=AKIL+RUH+BEDEN+ÇEVRE BİRLİKTELİĞİ
İnsanı diğer canlılardan ayrı tutan, vücut bileşimi değildir. Makine gibi bakarsak, diğer memelilerin çoğu ile hemen hemen aynı özelliklere sahibiz. Öyle ise bizi farklı yapan nedir? İşte bu farklılığı sağlayan AKIL-RUH-BEDEN-ÇEVRE birlikteliğimizdir. Güncel/modern tıp bu konuya gerektiği kadar olmasa da, yeni yeni önem vermeye başlamıştır; AKUPUNKTUR ise bu insani yorumlama/bakış açısı/nosyonu üzerine kuruludur ve binlerce yıldır bunu demektedir.
Bahsedilen birlikteliği içermeyen tedavi metotları ve diyet dayatmaları da, zayıflatmada gelip-geçici sonuçlara yol açacaktır. Sadece bir araba gibi basit bir makine olsak, basit bir yaklaşım olan diyet listeleri, ilaçlar, mide daraltma gibi ameliyatlar ile başarılı olabilirdik. Görünen odur ki bu basit /makine gibi yaklaşımlar sonucu söylenenler ile verilen kilolar işin köküne inmediği için, zaman içinde başarıları yok gibidir.
Öyleyse çözüm nedir? Çözüm insanın temellerine inmektir, yani:
1. AKIL: Yapılacak program, o kişinin mantığına uygun olmalıdır. Kafasında/düşünce sisteminde, doğru beslenme şekli ve gıda alımı oluşturulmalıdır. Ve tüm hayatı boyunca bildiklerini devreye sokabilmesi bilinci-kararlılığı oluşturulmalıdır.
2. RUH: İnsanın halet-i ruhiyesine, yaratılıştan gelen insani isteklerine hitap edilmeli ve huzur içinde olacağı bir programlama yapılmalıdır. Dayatma ve zorlamalar olmamalıdır.
3. BEDEN: Vücudunun aşırı zorlanmasına neden olacak beslenme ayarı/aktivite artışı yerine kişiye uygun ve uygulanabilir değişken bir program oluşturulmalıdır.
4. ÇEVRE: Kişiyi çevresinden ayrı düşünemeyiz. Mevcut çevresi içinde bir programlama ve çevresinde de düzenlemeler yapması sağlanmalıdır. Böylece belki de o kişinin çevresinde de bir sağlıklı yaşam stili oluşturabiliriz.
SONUÇ:
İnsani özelliklerinizi göz önüne alan programlar oluşturmanız göreceksiniz çok kolaydır ve sizi ömür boyu başarıya ulaştırır. Bu programlamaya uymak için, akupunktur, size mükemmel bir ortam hazırlayabilir. Akupunktur, iyi çalışan bir beden yanında huzurlu bir zihin oluşturabilir.
Dünyaya ve uzaya hakim olmak için büyük gelişmeler gösteren insanoğlu, kendine hakim oldukça ve kendini tanıdıkça daha büyük işler yapacaktır.
İnsan doğasına uymayan ve onu hapsetmeye-sınırlamaya çalışan ve insani özelliklere hitap etmeyen sistemlerin uygulamaları çökmeye mahkümdur.
İnsan vücudu, bilimin ta kendisidir; mucizelere yer yoktur. Mucize diyetlerin, mucize denilen ilaçların/maddelerin ve insani özellikleri göz ardı eden dayatmaların uzun vadeli iyi sonuçları olmayacaktır...
İnsanlık, binlerce yıldır var olduğu doğal ortamı içinde çarelerini bulacaktır...Bilim ve insana ait özelliklerinizin gözetilmesi size mükemmel bir yol çizecektir.