Özel Genel
Deri hastalıkları
Kulak Burun Boğaz
Diyet&Fitness
Sağlıklı Yaşam
Ağız Sağlığı
Göz Sağlığı
Cinsel Yaşam
Kalp Sağlığı
Enfeksiyonlar
Ruh Sağlığı
Tamamlayıcı Tıp
Diğer
Duyurular
Üye Ol
Uzmana Sor
Soru Bankası
Makale Arşivi
İlkyardım
Özel Sağlık Sigortaları
Doktor Sorumlulukları
Hasta Hakları
Kalori Tablosu
Anket Arşivimiz
Acil Numaralar
Genel
Alıp Başını Gitmek
Dr. Ali Hilmi YAZICI [Premium Üye]
Psikiyatri

Uzmana Soru Sorun ! Randevu Alın!

Küçült Büyült

Bunları da okuyun !
Anksiyete bozuklukları
Depresyon
Sosyal Fobi
Ergenlik
Psikoterapi, nerede ve ne zaman
Yaşam geçip gidiyor. Sorumluluklar, ödevler ve oynamamız gereken rollerimizle birlikte. Onları biz seçtik. Seçtik, çünkü yaşam o sorumluluklarımızla mâna kazandı. Her yeni adım bize heyecan ve gurur verirken geçen senelerle beraber üst üste yığılmış yüklerin altında kaldık yorgunluğumuzla.
 
Yürümeye başlayan bir çocuğun bile artık emeklememesi beklenir. Okula başlamak, meslek sahibi olmak, evlenmek, çocuk sahibi olmak, işimizde terfi etmek gibi gelişmeler bizim hayatımızı asla eskisi gibi olamayacak şekilde değiştiriyor. Bu değişiklikleri gerçekleştirmek için belki de çok çalıştık, çabaladık. Ama bir de madalyonun öteki yüzü var. Bizi tanımlayan ve yaşamımıza anlam katan rollerimiz, bizim sadece ve sadece kendimiz için ayırdığımız zamanı git gide daraltıyor.
 
Bir çok hastam der ki “keşke alıp başımı gitsem, şöyle kimseyi tanımadığım bir yere, herşeyi bırakıp gitsem!” Kimbilir zaman zaman hepimiz böyle hissediyoruz. İki kutuplu bir oyun bu! Bir yanımız ait olduğumuz insan grubu içinde sorumluluklarımızla beğeni ve kabul görmek ister, diğer yanımız ise alabildiğine özgür ve serbest olabilmek.. Her insanın özellikleri ve ihtiyaçları doğrultusunda bir “denge” aranır.
 
“Genel yaşam dengesi” olarak tanımlanan terazinin bir kefesinde aldığımız sorumlulukların getirdiği yapmak zorunda olduklarımız, diğer kefesinde ise diğerleri için olmayan sadece kendimiz için seçtiğimiz uğraşlar yer alır. İşe gitmek, çocuğu okula bırakmak, patronun istediği raporları hazırlamak, tıraş olmak ve hatta keyifli ve istekli olsak bile eşimizi evlenme yıldönümünde yemeğe götürmek terazinin zorunluluklar kefesini doldurur. Bu işleri yaparken her zaman sıkıntı içinde olacağız diye bir kural yoktur, hatta çoğu kez keyif bile alırız. Ancak bu saydıklarım ve benzerleri yapmak zorunda olduklarımızdır.
 
Buna karşın, edebiyat okumak, maç seyretmek, tatile çıkmak, bir enstrüman çalmak ya da işimizle hiç ilgisi olmayan bir alanda yeni bir şeyler öğrenip kendimizi geliştirmek gibi uğraşlar ise kimsenin bizden isteyip beklemediği uğraşlardır. Bunları yapmak bizim seçimimizdir.
 
Endüstri toplumunun kent insanı için “iyi bir hayat” sürmek denince içinde gerçekleştirilmesi gereken bir çok rol olduğu farkedilir. Rekabetin alabildiğine vahşi olduğu, başarının ise tüm değerlerin üzerine çıktığı bir dönemde yaşıyoruz. Kullandığımız araba, oturduğumuz semt, kazandığımız para, beraber olduğumuz insanların sosyal sınıfları gibi ölçülebilir başarı kriterleri giderek daha çok egemenlik kazanmakta. Toplumun ortak değerleri içinde giderek çıtası yükselen başarılı ve iyi hayatın ölçütlerine ulaşmak, kendisi ve ailesi için kabul edilebilir bir hayat standardını yakalayabilmek için sürekli yeni yükümlülüklerin altına girer insan. Ulaşılamayan her hedef insanda derin bir hüzün oluştururken, her elde edilen kazanım ödenmesi gereken bir bedeli de beraberinde getirir..
 
Bilgi çağındayız. İletişimin muazzam bir hızla ilerlediği çağımızda, çok uzaklarda olsa bile çok şeyden çabucak haberdar oluyoruz. Televizyonda, internette ve basında yukarıda bahsettiğim ölçülebilir kriterler çerçevesinde bizimkinden daha iyi yaşam öyküleri duyuyoruz. Medya hayatta kalabilmek için hayal satmak zorundadır. Gündelik hayatta seyrek görebileceğimiz güzel mankenler, şâşalı lokantalar, şık kıyafetli ve neşeli insanlar yansıtılır çoğu kez. Bitmeyen bir bombardıman gibi bilinçaltımıza sürekli bir etki sözkonusudur. Camın öteki tarafındaki güzel hayatları seyretmek bir afyon gibidir. Bağımlılık yapıcıdır. Ancak her bağımlılık yapıcı maddenin etkisinin geçmesi ile başlayan yoksunluk ve anlamsızlık hissi, bu durum için de sözkonusudur.
 
Gerçek hayat ise engellerle dolu dikenli bir yoldur. İnsan sürekli önceliklerini belirlemek zorunluluğu ile yaşamak zorunda kalır. Kariyeri, ailesi, aşk hayatı, sağlık ve kendine bakım yaşamı, eğlence ve kültür yaşamı, sosyal yaşamı ve eğer mevcutsa dini yaşamı arasında bir sıralama yapmak zorunda kalır. Her seçim beraberinde bir ayrılığı, her ayrılık da kaçınılmaz olarak bir hüznü davet eder. İşini, ailesi için ne kadar feda edecektir? Yoksa ailesini işi için mi feda etmelidir? Eğlence hayatını, yaşamını emniyete almak için işi uğruna feda etmesi mi gereklidir? Diğer yandan hep söylendiği gibi kimse ölüm döşeğinde iken daha çok ofiste zaman geçirseydim demezmiş…. Evliliğin getirdiği emniyet ve mutluluğu yepyeni ve tutku ile yaşanacak bir aşk’a tercih mi etmelidir?
 
Bu bunaltılı resim karşısında yaşanan anlamsızlık hissi ve sıkıntıya filozoflar “varoluşçu kaygı” diyorlar. 20. yy’la beraber insanı çepeçevre saran yepyeni bir bunaltı! Ve en başta bahsettiğim kaçıp-gitme isteği, herşeyi bırakıp gitmek! Koskoca bir anlam açlığı peşimizi bırakmıyor.
 
Bu kaçışlar bazen bir çapkınlık kaçamağı, bazen bağımlıllık yaşantıları gibi riskli tecrübeler olabileceği gibi, sanat ve yaratıcılık alanındaki uğraşlarda olduğu gibi gelişime katkı yapan olumlu yollarla da olabilir.
 
Bağımlılıkta insan, kendine uzun dönemde zararlı olduğunu bildiği halde bir maddeyi ya da yaşantıyı tüketir. Anın öne çıktığı, geleceğin silikleştiği bir seçimdir bağımlılık. İçilen her sigara, kargaşa içinde geçmiş bir günün sonunda içilen 2 kadeh içki insanın özlemle beklediği kaçışı zahiri olarak ona temin eder. Çünkü ödevler zinciri ile geçen yaşamında kendisine sadece kendisine pek az şey kalmaktadır..
 
Evet insan iyi bir pazarlık yapmak zorundadır. Bir saygıdeğer hocamın dediklerini hiç unutamıyorum.
 
“Yapamayacağınız şeylere imrenmeyin!” derdi. Bu bir yol, insanın kendini tanıması yolu. Uzun, dikenli, kıvrımlı bir yol..
 
Alıp başını gitmek deyince yazımı büyük şairimiz Can Yücel’in dizeleri ile bitirmek isterim. Çünkü sanat bu yürüdüğümüz giderek daralan koridorda bize eşsiz bir pencere..
 
Sağlık ve sevgi ile kalın.. Sadece kendiniz için birşeyler yapmayı ihmal etmeyin.
 
 
 
Gitmek

Bugünlerde herkes gitmek istiyor.
Küçük bir sahil kasabasına,
Bir başka ülkeye, dağlara, uzaklara...

Hayatından memnun olan yok.
Kiminle konuşsam aynı şey...
Herşeyi, herkesi bırakıp gitme isteği.

Öyle "yanına almak istediği üç şey" falan yok.
Bir kendisi.
Bu yeter zaten.
Herşeyi, herkesi götürdün demektir.
Keşke kendini bırakıp gidebilse insan.
Ama olmuyor.

Hadi kendimize razıyız diyelim, öteki de olmuyor.
Yani herşeyi yüzüstü bırakmak göze alınmıyor.

Böyle gidiyoruz işte.
Bir yanımız "kalk gidelim",
öbür yanımız "otur" diyor.

"Otur" diyen kazanıyor.
O yan kalabalık zira...
İş, güç, sorumluluk, çoluk çocuk, aile,
Güvende olma duygusu...
En kötüsü alışkanlık.
Alışkanlığın verdiği rahatlık,
Monotonluğun doğurduğu bıkkınlığı yeniyor.
Kalıyoruz...
Kuş olup uçmak isterken, ağaç olup kök salıyoruz.

Evlenmeler...
Bir çocuk daha doğurmalar...
Borçlara girmeler...
İşi büyütmeler...
Bir köpek bile bizi uçmaktan alıkoyabiliyor.

Misal ben...
Kapıdaki Rex'i bırakıp gidemiyorum.
Değil bu şehirden gitmek,
İki sokak öteye taşınamıyorum.
Alıp götürsem gelmez ki...
Bütün sokağın köpeği olduğunun farkında,
Herkes onu, o herkesi seviyor.
Hangi birimizle gitsin?

"Sırtında yumurta küfesi olmak" diye bir deyim vardır;
Evet, sırtımızda yumurta küfesi var hepimizin,
Kendi imalatımız küfeler.

Ama eğreti de yaşanmaz ki bu dünyada.
Ölüm var zira.
Ölüme inat tutunmak lazım,
İnadına kök salmak lazım.

Bari ufak kaçışlar yapabilsek.
Var tabii yapanlar, ama az.
Sadece kaymak tabakası.
Hepimiz kaçabilsek...
Bütçe, zaman, keyif... Denk olsa.
Gün içinde mesela...
Küçücük gitmeler yapabilsek.

Ne mümkün.
Sabah 9, akşam 18
Sonra başka mecburiyetler
Sıkışıp kaldık.
Sırf yeme, içme, barınmanın bedeli
Bu kadar ağır olmamalı.

Hayatta kalabilmek için bir ömür veriyoruz.
Bir ömür karşılığı, bir ömür yani.
Ne saçma...
Bahar mıdır bizi bu hale getiren?
Galiba.

Ben her bahar aşık olmam ama
Her bahar gitmek isterim.
Gittiğim olmadı hiç,
Ama olsun... İstemek de güzel.

Can Yücel
 Bu Yazı  www.veritaspsikiyatri.net   sitesinde bültende Nisan 2008 sayısında yayınlanmıştır.
 

Yorum Yaz Yorumlar (1) Yazdır Arkadaşına Gönder


Bu Makale 1052 defa okunmuştur.

Dr. Ali Hilmi YAZICI Premium üyemizdir.
Uzmana Soru Sorun ! Randevu Alın!

Bu makale hakkında yorumlar (1)
Erkan REHBER (25.08.2008 13:32:00)
Sayın Doktor Bir insani duyguyu çok iyi tanımlamışınız. Can Yücel'in şiiri de bunu çok güzel özetliyor. Tabi her insani olan gibi bu sorunun çözümü de yok. Belki daha yumuşak yaşanabilir. Fakat bu duyguyu hissetmeyen insanlarda varmı, acaba bunlar insanmı?
İlginizi çekebilecek diğer makaleler
Sınav kaygısı ve baş etmenin yolları
Diş Hekimlerine Hitaben.....
Meme küçültme
Yanlışlıkla rahmi alınan hasta
Gençleri bekleyen tehlike
Tüplerin kapalı olmasına bağlı infertilite nedir?
Sağlıklı yaşam için haftada en az 3 gün yürüyüşe çıkın
Hiperaktivite ve dikkat dağınıklığı
Kolorektal hastalıklar Üroloji Gastrit-Ulser Romatizma Kanser Epilasyon Beslenme Prostat hastalıkları Bilimsel Kulak Burun Boğaz Vitaminler-Beslenme Diğer Bulantı-Kusma Sigorta Sigara Doğum Kontrol Menopoz
Prof.Dr. Ahmet SEYHAN
Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi


Adet 20 Yaş Dişi
Akıntı Çocukluk Hastalıkları
Kızarıklık Görme Kaybı
Beyazlatma Akne-Sivilce
Tüm Soru Arşivi (150114)

Ne sıklıkla spor yapıyorsunuz?
Hergün!
Haftada 2-4 kez
Ayda 2-4 kez
Senede 2-4 kez
Hemen hiç!
Toplam Oy : 1352
saime taner
“doktorsitesi com.u hazırlayan ve çalışan bütün doktorlarımızın yeniyılını kutlarım. bu güne kadar bana yardımcı oldukları her konu için çok teşekkür ederim inanın doktorların çoğu sizin kadar fedakar değiller.yanıtlanış bütün sorularım için teşekkür ederim „
[ Tümü ]
“şüpheli bir cinsel ilşki sonrası hıv kaygısı taşıdım.Bu amaçla doktora gittim.belirtilerini okudum.teşhis yöntemlerini okudum.belirtilerini kendimde görecek kadar takıntılı bir kişilik oluştu.iki gündür çene altında beze altında bir şişlik var.Hani lenf bezlerinin şişmesi belirtisi ya. ben de ciddi anlamda kaygılanıyorum.Ciddi bir tavma geçirdim.bu olay nedeniyle.muhatabıma eliza testi yaptırdım.ilk test belirsiz sonuç verdiğinden hıfsı sıhhaya net sonuç almak için test yapıldı negatif çıktı „

Cevaplayan : Uzm.Dr. Aydoğan LERMİ
Kulak Burun Boğazda İleri Teknolojiler
Sinüzit tedavisinde güncel yaklaşımlar
www.teomandal.com
Op.Dr. H.Yeşim YERÇOK
Genital estetik , cinsel problemler(vaginismus) , gebelik takibi ve kısırlık tedavisi
www.jinekomed.com
Psikiyatr Dr. Ayşegül Sütçü Yıldırım
Ruh sağlığınız önemlidir. Tanı, tedavi, bireysel-grup psikoterapi, aile terapisi, danışmanlık.
www.tangrampsikiyatri.net
KISIRLIK TEDAVİSİNDE ÇİFTE ÖZEL ÇÖZÜMLER
Aşılama, tüp bebek, mikroinjeksiyon, TESE, PGT, laparoskopi, histeroskopi
www.numanbayazit.com
doktorsitesi.com sağlık menusu : Uzmana sor | Doktor bul | Hastane bul | Soru bankası | Forum | Text-ad İlan

doktorsitesi.com genel : | Kullanım şartları | Telif hakları | Kunye | Bize Ulaşın | Basında doktorsitesi.com | Basin bültenleri | Alexa

doktorsitesi.com içerik kısayolları :
Ağız Sağlığı | Aşı takvimi | Başağrısı | Bel ve Boyun Fıtıkları | Beslenme | Bilimsel | Bloglar | Bulantı-Kusma | Bulaşıcı hastalıklar | Cilt lekeleri | Cinsel Yaşam | Cinsel yolla bulaşan hastalıklar | Çocuk Sağlığı | Deri Dolguları | Deri hastalıkları | Diabet | Diğer | Diğer | Diğer | Diğer | Diğer | Diğer | Diyet&Fitness | Doğum anı | Doğum Kontrol | Doktor Sitesi Haberleri | Duyurular | Empotans | Enfeksiyonlar | Enfeksiyonlar | Epilasyon | Erkek Sağlığı | Erken Boşalma | Gastrit-Ulser | Gebeliğe hazırlık | Gebelik süreci | Gebelik ve Doğum | Gebelikte beslenme | Genel | Genel | Genetik | Güncel Haberler | Güzellik ve Estetik | Göz bozuklukları | Göz Sağlığı | Haberler | Hakkımızda konuşulanlar | Hukuk | Infertilite | Kadın Sağlığı | Kalp Sağlığı | Kanser | Kolorektal hastalıklar | Kozmetik | Kulak Burun Boğaz | Kürtaj | Kızlık zarı | Liposuction | Meme Kanseri | Meme operasyonları | Menopoz | Menstruasyon | Ortopedi | Panik Atak | Prostat hastalıkları | Rinoplasti | Romatizma | Ruh Sağlığı | Sağlık Haberleri | Sağlık Köşesi | Sağlıklı Yaşam | Sellülit | Sigara | Sigorta | Tamamlayıcı Tıp | Tümü | Tümü | Tümü | Tüp bebek | Uyku bozuklukları | Varis | Vitaminler-Beslenme | Yaşlılık hastalıkları | İlkyardım | İnfertilite - Kısırlık | Üroloji | Yüksek tansiyon
doktorSitesi.com'a reklam verin.