Özel Genel
Deri hastalıkları
Kulak Burun Boğaz
Diyet&Fitness
Sağlıklı Yaşam
Ağız Sağlığı
Göz Sağlığı
Cinsel Yaşam
Kalp Sağlığı
Enfeksiyonlar
Ruh Sağlığı
Tamamlayıcı Tıp
Diğer
Duyurular
Üye Ol
Uzmana Sor
Soru Bankası
Makale Arşivi
İlkyardım
Özel Sağlık Sigortaları
Doktor Sorumlulukları
Hasta Hakları
Kalori Tablosu
Anket Arşivimiz
Acil Numaralar
Genel
Migren ve akupunktur

Küçült Büyült

Bunları da okuyun !
Akupunktur nedir?
Sağlıklı yaşam ve akupunktur
Hipnoz batıda
Akupunktur çok işler yapabilir
Hipnoz hakettiği yere geliyor
Toplumun büyük kesiminde görülebilen ve insanların büyük çoğunluğunun hayatlarının değişik dönemlerinde karşılaştığı ve çare aradığı bir problemdir. Başağrılı insanları en çok endişelendiren şey bu ağrıya sebep olabilecek faktörler ve özellikle beyin tümörü korkusudur. Başağrılı insanlar sıklıkla "beynimde bir tümör mü var?" korkusuna kapılırlar. Ancak başağrısı nadiren ciddi bir hastalığın özellikle beyin tümörünün haberci belirtisi olarak ortaya çıkar. Bir belirtiler topluluğu şeklinde görülen migrende çoğu kez özellikleri olan bir başağrısı vardır. Kişiyi en fazla rahatsız eden bir özellik olduğu için migren çok şiddetli başağrısının diğer bir ismi olarak algılanmaktadır. Migrenli kişileri en fazla rahatsız eden ve bazı günlük işlerini ve görevlerini aksatabilen veya tam engelleyen temel özellik başağrısıdır. Bu bakımdan migren en basit şekilde tekrarlayıcı bir başağrısı olarak tanımlanabilir.
Türkiye’de 1998 yılında yapılan bir araştırmaya göre 15-55 yaş grubunda başağrısı görülme sıklığı %16.4 olarak bulunmuştur. Bu oran kadınlar için %21.8, erkekler için %10.9’dur.
Migren Başağrısının Özellikleri: Migrenli kişilerin büyük çoğunluğunda başağrısı en azından atağın (krizin) başlangıcında başın bir bölgesinde başlar. Daha sonraları bir kısım hastada her iki tarafı tutar. Bu özelliği sebebi ile yarım başağrısı olarak da bilinir. Zonklayıcıdır, giderek şiddetlenir ve genişler, kafa yarısını veya tamamını etkiler. Ağrının şiddeti ve süresi değişkendir. Çok şiddetli olabileceği gibi orta veya hafif şiddette olabilir. Migren atakları bazı hastalarda haftada birkaç kez olurken diğer bir kısım hastada çok seyrek olabilir. Ancak genel bir ortalama ayda 2-3 atak şeklindedir. Beraberinde bulantı veya bulantı ile birlikte kusma, ışık ve gürültüden, sesten rahatsız olma vardır. Normal ışık ve sesler çok rahatsız edici olabilir. Bu yüzden bir kısım hastalar karanlık ve sessiz bir odada yatmayı tercih ederler.
Başağrı (Migren) sebepleri:Günümüzde migreni başlatan faktörün kesin olarak ne olduğu bilinmemektedir. Sebep belli değildir. Beyindeki bazı kimyasal maddelerin bu işte önemli rol aldığı kabul edilmektedir. Bir kısım kimyasal maddelerin azalması veya etkilerinin gücünde azalma başka kimyasal maddelerde etki artımına sebep olabilir. Bu kimyasal maddelerden özellikle serotonin isimli madde önemli olup damarlar üzerindeki etkide önemli görevi vardır.
Başağrıları sebepleri 2 ana gruba ayrılır:
1.       Sekonder başağrıları : Vücutta herhangi bir yapısal hastalığa bağlı olarak ortaya çıkar. Örneğin; kafa travması (yaralanması) na bağlı, beyin kanamasına bağlı, beyin tümörlerine bağlı.
2.       Primer Başağrıları : Bilinen veya gösterilebilir herhangi bir yapısal hastalık ile ilişkisi olmayan süregen ağrılardır.
Primer başağrıları içinde şunlar yeralır :
Ø Migren.
Ø Gerilim başağrıları.
Ø  Günlük süregen başağrıları.
Ø Cluster (küme) başağrıları.
Ø Kironik paroksismal hemikrania.
Yukarıdaki sınıflama “Uluslararası Başağrısı Derneği” tarafından 1998’de yayınlanmıştır. Bu sınıflama hastayı değerlendirirken hekime yardımcı olmaktadır ancak her hastanın ağrısı farklı özellikler gösterdiğinden çoğu zaman kesin olarak belli bir sınıfa sokmak mümkün olmamaktadır.

Diğer sebepler:
Ø Psikiyatrik kökenli baş ağrısı.
Ø Kafa içinde inflamasyona bağlı baş ağrısı.
Ø Göz, kulak, diş, burun ve sinüs kaynaklı baş ağrıları.
Ø Boyundaki yapısal bozukluklardan kaynaklanan baş ağrıları.
Başağrı(migren) tetikleyen faktörler:
Günümüzde migreni başlatan faktörün kesin olarak ne olduğu bilinmemektedir.
Migrenin başlamasına sebep olabilen başlıca faktörler; stres, hormonal değişiklikler, diyet faktörleri, uyku düzeni, iklimsel değişiklikler ve kişisel bazı alışkanlıklardır.
Stres ve Duygular: Emosyonel olaylar migrenin başlamasında önemli role sahiptirler.
Hormonal Değişiklikler: Migrenli kadınların yaklaşık %70'inde ataklar adet döneminde sıklaşır ve şiddetleri artar. Bazı kadınlarda ise migren krizleri sadece adet dönemlerinde olur. Bir kısım kadın hasta özellikle menstrüasyon sırasında olan ağrılarının daha şiddetli olduğunu ifade ederler.
Diyet Faktörleri ve Bazı İlaçlar: Yiyecek ve içeceklerde bulunan bazı maddeler damarlar üzerine direkt etki ederek onları genişletir ve böylece migreni başlatabilirken bir kısım maddeler de daha ziyade dolaylı yoldan etki ederek bazı refleks yollar ile ağrıyı başlatabilirler. Mesela alkol direkt etki ederken kafein ve nikotin gibi maddeler dolaylı yoldan etki etmektedir.
Uyku: Fazla uyku ve uykusuzluk migren krizini başlatabilir.
İklim Değişiklikleri: Bazı migren hastaları iklim ve hava değişikliklerinden etkilenebilirler.
Kişisel Alışkanlıklar, Kokular vs: Sigara migreni provoke edebilir. Bazı ağır kokular migreni provoke edebilir, bu durumlardan kaçınılmalıdır.
İlaç tedavi
Migren ilaç tedavisi, belirtilere yönelik ve koruyucu olmak üzere iki çeşit tedavi uygulanır. Belirtilere yönelik tedavi aralıklı olarak baş ağrısı çeken, nöbet sayısı ayda ikiyi bulmayan, her gün ilaç kullanmak istemeyen ya da bazı nedenlerle ilaç kullanamayan hastalar için uygundur. Koruyucu tedavi ise nöbet sayısı ayda ikiyi aşan, nöbetlerin sıklığı ve şiddeti nedeniyle düzenli ilaç kullanmaya hazır olan hastalara önerilir.
Uygulamada ilaçlar yalnız etkililiğine değil, hastalık tablosuna ve hastanın biyolojik-davranışsal özelliklerine de bağlı olarak seçilir. Örneğin flunarizin, siproheptadin gibi genellikle iştah açıcı, uyku verici ve şişmanlatıcı etkileri olan ilaçlar iştahsız, zayıf ve uykusuzluk çeken hastalara verilir; şişman ve uyanıklık gerektiren işlerde çalışan hastalarda ise kullanılmaz. Propranol kalp atışları normalden yavaş olan hastalara verilmez, ama tansiyonu yüksek veya kalp atışları hızlı olan hastalarda öncelikle kullanılacak bir ilaçtır.
Migrenin belirtilere yönelik tedavisinde kullanılan ilaçlar son 30-40 yılda fazla değişmemiştir. Bunların başlıcaları ağrı kesiciler, çavdarmahmuzu türevleri, barbitürat-ağrı kesici karışımları ve ağrı kesici etkisi olan küçük ve büyük grup uyuşturuculardır (narkotik).
Bu ilaçlarla tedavi edilen hastalar, ilaç kesildikten sonra "geri gelen" (rebound ) baş ağrıları ve kolayca oluşan ilaç bağımlılığı nedeniyle yakından izlenmelidir.
20. yüzyılın başında kullanıma giren barbitüratlar da migren tedavisinde yararlanılan ilaçlardır. Ama özellikle kısa etkili barbitüratların alışkanlık yapma tehlikesi oldukça yüksektir.

Küçük uyuşturucular grubuna giren ilaçların başlıcaları kodein ve asetaminofendir. Bunlar özellikle hafif ağrı kesici ya da barbitürat tedavisine yanıt vermeyen ve çavdarmahmuzu türevlerini alamayan hastalarda yararlıdırlar. Bu ilaçlarda da alışkanlık tehlikesi vardır ve ayda 20 tabletten fazla alan hastalarda bağımlılık geliştiği düşünülmelidir.
Ağrı kesici etkisi bulunan büyük uyuşturucular ise morfin ve türevleridir. Bunlar da bazen migren ve öbür baş ağrılarının tedavisinde kullanılır.
İlaç bağımlılığı tehlikesinin yukarıda sayılan bütün ilaçlar için geçerli olduğu unutulmamalıdır. Alışkanlık gelişen bir hastada ilaç kesildikten sonra "geri gelen" baş ağrısı nöbetleri görülebilir. Örneğin, barbitüratlarla tedavi edilen bir hasta, baş ağrısını hafifletmek için düzenli olarak günde birkaç kez ilaç alabilir. Hasta dikkatle izlendiğinde barbitürat yoksunluğu belirtileri gösterdiği ve bu belirtilerden biri olan baş ağrısını gidermek için ilacın dozunu gittikçe artırdığı görülür.
Aynı süreç çavdarmahmuzu türevleri, çeşitli ağrı kesiciler ve her iki gruptan uyuşturucular için de geçerlidir. Tedavinin önemli bir yönü de nöbetin ortaya çıktığı koşulların değerlendirilmesi ve olabildiğince düzeltilmesidir.
Akupunktur Tedavi:
Tüm dünyada akupunktur ile ilgili yapılan tüm bilimsel çalışmalar migren üzerinde % 80'e yakın başarılı olduğunu göstermiştir. Akupunktur tedavisiden sonra "geri gelen" (rebound )atakların kısa sürede azaldığını, takip edilen tedaviden sonra migren ağrıların tamamen düzeldiği raporlarla ispatlanmiştir.
Akupunkturla migren tedavisi hemen her gün veya gün aşırı olarak 15 seans uygulanır. Her seans 30-40 dk sürer ağrının tipi ve süresine bağlı olarak baş, el ve ayaklardaki özel akupunktur noktalarına çelik iğneler hiç acı vermeyecek şekilde batırılır. Sonra hasta 30-40 dk bu iğnelerle beraber yatakta uzanıp dinlenir (iğnele vücutta olduğu sürede de her hangi bir acı olmaz) genellikle 6-7 seans dan sonra belirgin bir sonuç alınır.10 seans sonrasında 7-10 gün ara verilir. Sonrasında 4-6 kez hafta da 2 kez tekrar akupunktur seansı yapılır. Daha sonra seans sayılarının araları açılarak haftada 1 seans yapılır. 1 yıl takip edilmelidir. Ayrıca akupunktur boyun kireçlenmesine,sinizüte,stres,gerilim tipi tarzı baş ağrılarında da etkilidir.
 Manual Terapi:
Manualterapi, Boyundan kaynaklanmiş migren tedavisinde yapılan bir tedavi yöntemidir. Sinir sistemi ve nörolojik sendromlardan meydana gelen hastalıkların %60-90 oranındaki oranda olan rahatsızlıkların giderilmesinde uygulanan bir tıp yöntemidir. Son yıllarda tıp dünyasında doktorların kullandığı metotlardan biridir. Sistemin en önemli özelliği elle teşhis konulması ve tedavi edilmesidir.
Omurga, eklem, kas sistemi, bağ dokularda oluşan rahatsızlıklarda etkili bir yöntemdir. Manuel terapinin özelliği hastayı hastanede, kliniklerde farmakolojik yollarla tedavi etmeyip ilk başlangıçta kısmen ilaçsız tedavinin ilerleyen safhalarında hastanın durumuna göre ilacı tamamen kesip hastayı sağlığına kavuşturmaktır.
İç organlarımızın hepsinin sinirlerle olan bağlantısı omurgamızda bulunmaktadır ve omurgaya yapılan terapi rahatsızlığın giderilmesini sağlar fakat bu terapi mutlaka uzman kişi tarafından yapılmalıdır.Rusya, Kafkas ülkeleri, Fransa, Bulgaristan ve İngiltere de özellikle manuel terapi ile tedavi yapan hastaneler bulunmaktadır. Terapi seanslara başlamadan önce kişinin mutlaka uzman tarafından kontrol edilmesi ve ona göre bir yöntem uygulanması gerekir.
Bel ve boyun fıtıkları, göğüs kemiği anomalileri, kalça kemiği çıkıklığı yada darlığı, omurga eğrilikleri, boyun ve omuz bölgesindeki kireçlenmeler omurgada meydana gelen kireçlenmeler omurgada meydana gelen kireçlenmeler, Scapula (kürek kemiklerindeki) anomalileri, bel ağrıları, Patella (diz) kapağı çıkıkları, ağrıları anomaliler: os pedis (ayak kemiği)`te olan rahatsızlıklar, kemik anomalilerinde tedavi yöntemi olarak kullanılır.
Fitoterapi (Bitkisel tedavi 
Ø Anason: Kullanilan kismi, meyvalari ve yapraklaridir. Meyveleri tamamen olgunlastiktan sonra toplanir ve gölgede urutulur. Hazmi kolaylastirir. Istahsizligi giderir. Mide ve barsak gazlarini söktürür. Idrar artirir. migren agrilarini keser. Astim, nefes darligi ve bronsitte görülen sikayetleri giderir.
Ø Biberiye ( kuşdili otu): 1-2 m yüksekliğinde, kışın yapraklarını dökmeyen bir bitki.Kuşdili olarak da bilinir.Yapraklar ve çiçeklerinden uçucu yağ, tanen, acı maddeler, organik asitler ve glikozit elde edilir. Mide ve barsak uyarıcısı, idrar söktürücü ve safra artırıcı etkisi vardır. Uçucu yağ, uyarıcı olarak haricen kullanılır. Ayrıca hazımsızlığı giderir. Çarpıntıları keser, migreni keser.İdrar ve adet söktürür.
Ø Melissa: Yapraklar yatıştırıcı, mîdevî, gaz söktürücü, terletici ve antiseptik etkilere sâhiptir. Huzursuzluk ve sıkıntıları giderir. Hafıza zayıflığına faydalıdır. Baş dönmesi ve kulak çınlaması gibi şikayetleri keser. Hazımsızlık, baş ağrısı ve migrende de faydalıdır. Daha çok çay hâlinde kullanılır.

Yorum Yaz Yorumlar (0) Yazdır Arkadaşına Gönder


Bu Makale 1203 defa okunmuştur.

DoktorSitesi.com

İlginizi çekebilecek diğer makaleler
Meme büyütme
Aşılama nedir?
Gebelik ve ilaç kullanımı
Yaralanmalarda ilk yardım
Dermokozmetik ürünler
Sağlıklı beslenmeye 40 yaşından sonra başlanıyor
Havuza girerken dikkat
Bahar yorgunluğu ve Cinsel isteksizlik
Op.Dr. Filiz ÇATAKLI TOSUN
Tüp bebek tedavisinde doğrular ve en son gelişmeler
www.jinekoloji.gen.tr
Op.Dr. H.Yeşim YERÇOK
Genital estetik , cinsel problemler(vaginismus) , gebelik takibi ve kısırlık tedavisi
www.jinekomed.com
Uzm.Dr.İsmail AĞAR
Akupunktur ve Mezoterapi zayıflama,selülit ve Ağrı
www.ismailagar.com
Ortopedi Çocuk Sağlığı Tümü Kürtaj Kulak Burun Boğaz Genel Cinsel Yaşam Erkek Sağlığı Enfeksiyonlar Panik Atak Prostat hastalıkları Gebeliğe hazırlık Aşı takvimi Kanser Üroloji Sağlıklı Yaşam Meme Kanseri
Yrd.Doc.Dr. Zeynep KOÇ
Diyetisyen


Adet 20 Yaş Dişi
Akıntı Çocukluk Hastalıkları
Kızarıklık Görme Kaybı
Beyazlatma Akne-Sivilce
Tüm Soru Arşivi (137171)

Olimpiyatlarda yarışabilseydiniz hangi dalda olmak isterdiniz?
Yüzme
Jimnastik
Futbol
Koşu
Yüksek / Uzun atlama
Toplam Oy : 2546
EMİNE AYDOĞAN
“SİZLER YERYÜZÜNDEKİ MELEKLERSİNİZ HEPİNİZİN TIP BAYRAMINI KUTLUYORUM BAZEN TEK BİR SANDELYE ÜZERİNDE SABAHLAYARAK BAZEN HİÇ UYUMADAN İŞE BAŞLAYARAK BİZLERE VERİMLİ OLMAK VE İNSAN SAĞLIĞINI KORUMAK İÇİN EMEK SARFEDERSİNİZ SİZİN MESLEĞİNİZ ÇOK KUTSAL SİZLER ÇOK DEĞERLİSİNİZ BENİM GÖZÜMDE DOKTORLAR ÇOK FARKLIDIR İNSAN KELİMELERLE ANLATAMIYOR SİZLERİ ÇOK SEVİYORUM HEP BAŞARILI HEP SAĞLIKLI VE ÇOK GÜLER YÜZLÜ OLMANIZI TEMMENİ EDİYORUM SEVGİ VE SAYGILARIMLA„
[ Tümü ]
“syn doktor bey ben 20 yaşında 3yıllık evliyim bizim sorunumuz gebe kalamama ben doktara gittim çocuk tedavisi için ama olumlu bir sonuç alamadık şimdide yine tedaviye başlamak istiyoruz yine aynı sonucu almaktan korkuyoruz ve size gelmek istiyoruz olumlu sonuç alabilirmiyiz „

Cevaplayan : Prof.Dr. Uçar ASENA
KISIRLIK TEDAVİSİNDE ÇİFTE ÖZEL ÇÖZÜMLER
Aşılama, tüp bebek, mikroinjeksiyon, TESE, PGT, laparoskopi, histeroskopi
www.numanbayazit.com
Kilo Vermenin En Garantili Yolu
Obezite tedavisinde tek kalıcı çözüm obezite cerrahisidir. Obezite cerrahisi hakkında herşey için.
www.medicorium.com
Op.Dr. Filiz ÇATAKLI TOSUN
Tüp bebek tedavisinde doğrular ve en son gelişmeler
www.jinekoloji.gen.tr
Bel ve boyun cerrahisi
Bel ve boyun cerrahisinde üst düzey deneyim ve uzmanlik
www.aybarsakkor.com
doktorsitesi.com sağlık menusu : Uzmana sor | Doktor bul | Hastane bul | Soru bankası | Forum | Text-ad İlan

doktorsitesi.com genel :İstatistikler | Kullanım şartları | Telif hakları | Kunye | Bize Ulaşın | Basında doktorsitesi.com | Basin bültenleri | Alexa

doktorsitesi.com içerik kısayolları :
Ağız Sağlığı | Aşı takvimi | Başağrısı | Bel ve Boyun Fıtıkları | Beslenme | Bilimsel | Bloglar | Bulantı-Kusma | Bulaşıcı hastalıklar | Cilt lekeleri | Cinsel Yaşam | Cinsel yolla bulaşan hastalıklar | Çocuk Sağlığı | Deri Dolguları | Deri hastalıkları | Diabet | Diğer | Diğer | Diğer | Diğer | Diğer | Diğer | Diyet&Fitness | Doğum anı | Doğum Kontrol | Doktor Sitesi Haberleri | Duyurular | Empotans | Enfeksiyonlar | Enfeksiyonlar | Epilasyon | Erkek Sağlığı | Erken Boşalma | Gastrit-Ulser | Gebeliğe hazırlık | Gebelik süreci | Gebelik ve Doğum | Gebelikte beslenme | Genel | Genel | Genetik | Güncel Haberler | Güzellik ve Estetik | Göz bozuklukları | Göz Sağlığı | Haberler | Hakkımızda konuşulanlar | Hukuk | Infertilite | Kadın Sağlığı | Kalp Sağlığı | Kanser | Kolorektal hastalıklar | Kozmetik | Kulak Burun Boğaz | Kürtaj | Kızlık zarı | Liposuction | Meme Kanseri | Meme operasyonları | Menopoz | Menstruasyon | Ortopedi | Panik Atak | Prostat hastalıkları | Rinoplasti | Romatizma | Ruh Sağlığı | Sağlık Haberleri | Sağlık Köşesi | Sağlıklı Yaşam | Sellülit | Sigara | Sigorta | Tamamlayıcı Tıp | Tümü | Tümü | Tümü | Tüp bebek | Uyku bozuklukları | Varis | Vitaminler-Beslenme | Yaşlılık hastalıkları | İlkyardım | İnfertilite - Kısırlık | Üroloji | Yüksek tansiyon
doktorSitesi.com'a reklam verin.