Uzm. Dr. Ahmet ÇEVİKASLAN

Uzm. Dr. Ahmet  ÇEVİKASLAN
Teyit edilmiştir.
Bağlantıma Ekle Takip Et Teşekkür Gönder

Branşı

Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı Hastalıkları

İl / İlçe

İstanbul / Kadıköy

Meslek Grubu

Tıp Doktoru

Üyelik Tarihi

12.01.2008

Okul öncesi hazırlık
Toplam Okunma : 789 kez okundu.

Ülkemizde, eylül ayı içinde milyonlarca çocuk okula başlıyor. Bunların önemli bir kısmı da okulla ilk defa tanışıyor. Ve tabi ki, son yıllarda ülkemizde de okul öncesi öğrenimin yaygınlaşması sonucu, 3-6 yaş arasında pek çok çocuk da kreş veya anaokuluna başlamak üzere veya başladı, alışmaya çalışıyor.

Duygusal, sosyal ve zihinsel gelişimleri hala sürdüğü için de, 3-6 yaş arasındakiler daha ileri yaşlardakilere göre daha çok zorlanıyorlar. Zorlanmalarının anlaşılabilir gerekçeleri var. Bir kere, büyük çoğunluğu, evlerinden uzak ve farklı bir mekana yaşamlarında ilk defa giriyorlar. Hem de en haftanın birkaç günü en az yarım saat, kurallı bir ortamda sabırlı olmayı, yaşıtları ile işbirliği yapmayı öğreniyorlar, anne baba haricinde birilerinin gözetiminde kalmaya tahammül etmeleri bekleniyor. Evdeki gelişim süreci okul ortamına da taşınıyor. Çocuk, artık; ilk üç yılda öğrendiklerini okul ortamında sınamaya, yani ilk sosyal ortamında deneyim kazanmaya başlıyor.

Bu kadar ciddi bir deneyimin de hiç problem yaşanmadan başlaması beklenemez elbette. Her çocuk okula ilk adımını atarken geçici sayılabilecek bir sıkıntı yaşar, bu da doğaldır. Başlangıçta kararlı ve güven verici bir üslupla yaklaşılırsa, kolay atlatılır bu geçici sıkıntı dönemi. Ancak bazı evlerde; çocuğun evden ayrılması ve okuluna alışması uzun süren, hem çocuk için, hem de ailesi ve okulu için yıpratıcı bir dönem haline gelebilir.

Hangi durumlarda çocuk; okuluna gitmeye direnir ya da hangi durumlar daha risklidir ?

- Anne babası veya bakıcıları tarafından aşırı derecede korunarak ve kollanarak büyütülmüş, bu nedenle de duygusal olgunluğu ve kendine güveni zayıf kalmış çocuk, evinin dışında bir mekanda uzun süre kalmaya tahammül edemediği için okulda duramaz.

- Aile içinde, yapılandırılmış bir disiplin içinde büyütülmeyen, yani günlük yaşam disiplininin zayıf olduğu çocuklar, okuldaki kurallı ortama uyum sağlayamazlar ve kolay pes ederler.

- Zeka ve genel gelişim düzeyi yaşıtlarının gerisinde olan çocuklar; hem yeterli sosyal olgunluğa erişemedikleri için, hem de yuvadaki aktivitelere katılamadıkları için yetersizlik duyarlar.

- Kreş veya anaokulunda kendisini çok rahat hissedemeyen; öğretmeniyle ve diğer çocuklar arasında soğuk, çekingen, tedirgin kalan çocuklar sosyal kaygı nedeniyle aktivitelere rahat katılamazlar.

Bu tür sorunlar yaşamamak için; anne babalar önceden hazırlıklı olabilmelidirler. Çocuğunun kreşe veya anaokuluna başlaması konusunda tedirginliği olan ebeveynler neler yapabilirler:

- Her çocuğun; kreşe ve anaokuluna başlama yaşı gelmeden önce; yaşı ölçüsünde kendi kendine yetebilme becerisi gelişmiş olmalıdır. Yaşıtları ile bir arada olmayı, onlarla iletişime girmeyi, yabancılarla çekinmeden ilişki kurabilmeyi, anneden (veya bakıcıdan) bağımsız kendi kendisini oyalamayı başarmalıdır.

- Çocuğun zihinsel, bedensel, duygusal ve sosyal gelişimi yaşıtları ile aynı düzeyde olmalıdır.

- Eğer anne, babalar; çocuklarının yeterince olgunlaşmadığını düşünüyorlarsa, çocuğun okula başlamasını belki bir yıl daha geciktirebilirler veya çocuklarının okula hazır olup olmadığını, çocuk psikiyatri uzmanları ya da rehberlik araştırma merkezlerinin yardımıyla öğrenebilirler.

Okul başlama sürecinde veya başladıktan sonra yapılabilecekler ise şöyle özetlenebilir:

- Çocuğunuzun anne babaya aşırı bağımlı olduğunu düşünüyorsanız, okul sezonu başlamadan önce çocuğunuzun bireyselleşmesini ve kendine güvenini destekleyici önlemler alın, onun özgürlük alanını genişletin, gerekirse de psikolojik destek almayı düşünün.

- Okula hazırlık döneminde; okul seçimi, kayıt, okul alışverişi gibi karar anlarına onu da katın, fikrini alın.

- Gideceği okulun; çocuğunuzun gereksinimlerine uygun olup olmadığını araştırın. Okulun fiziki koşullarının uygun olması; okul temposunun yorucu ve örseleyici olmaması da önemlidir.

- Okul yaşamının nasıl olacağı, okuldan nasıl yararlanabileceği konusunda; ulaşımdan beslenmeye, tuvaletlerinden, teneffüslerine dek, (telaşını arttırmamaya dikkat ederek) açıklayıcı bilgiler verin.

- Okulunu önceden ziyaret edebilirsiniz, hatta olanak varsa öğretmeni ile de tanışabilirsiniz. Öğretmenini seven ve sayan çocuk okulda bulunmayı da sever.

- Okula başladıktan sonraki ilk hafta heyecan içinde geçebilir. Çocuğunuza duygusal desteğinizi hissettirin, cesaret verin, ilk zorluklarında yardımcı olun.

- Kreş ve anaokuluna başlarken, güvenilen birisinin birkaç gün süreyle çocuğa eşlik etmesinde zarar yoktur ancak okula giden kişi geri planda kalmalı, kısa zamanda uzaklaşmaya çalışmalı, çocuğun öğretmeni ve arkadaşları ile yüz yüze iletişime girmesine fırsat verilmelidir.

- Okula gitmek istemeyen çocuk karşısında herkesin kararlı durduğunu görmelidir ancak kararlılık çocukla inatlaşma mücadelesine dönüşmemelidir. Ölçüsüz inatlaşma çocuğun motivasyonunu daha da bozar. Unutmayın, çocuğunuz, normal koşullarda, kreş ve anaokulu dahil ortalama 12-15 yıl okula gidecek. Kötü başlarsanız kötü sürer. Okula ısınamadan yıllarca gönülsüz giden çocukların sayısı ülkemizde hiç de az değil.

- Okula gitme konusunda direnç iki haftadan fazla sürerse; çocuk, aktivitelere katılmıyorsa, hatta daha ileri davranış sorunları ortaya çıkmaya başlamışsa mutlaka profesyonel uzman yardımı alınmalıdır.

Facebook Yorumları
İlginizi çekebilecek Sorular