Psk. Murat BİLİM

Psk. Murat  BİLİM
Teyit edilmiştir.
Bağlantıma Ekle Soru Sor Takip Et Teşekkür Gönder

Soru Limiti

10 Soru / Günde

Branşı

Psikoloji

İl / İlçe

Mersin / Akdeniz

Meslek Grubu

Psikolog

Üyelik Tarihi

19.01.2011

Son Giriş Tarihi

04.06.2014 13:09:59

Beynin yapısı ve işleyişi
Toplam Okunma : 5667 kez okundu.

Yetişkin bir kişinin beyni yaklaşık iki yumruk büyüklüğünde ve 1,4 kg ağırlığındadır. Hacim olarak vücutta 1/50 yer kaplar.
Beyin, vücudun toplam ağırlığının %2'sini oluşturmasına karşın, alınan tüm oksijenin % 25'ini, kalorinin %20'sini ve vücutta dolaşan kanın % 15'ini kullanır.
Beynimizdeki nöronların sayısı yaklaşık olarak 100 milyar kadardır. Bunların yaklaşık 10–15 milyarı sinir hücresi, geri kalanları yapı taşları işlevi gören gliadır.
Her bir beyin hücresi 15.000 beyin hücresi ile bağlantı kurabilir.
Her bir nöron diğer nörona 10 milisaniyeden daha kısa bir zamanda ulaşabilir. (Bu süre göz kırpma süremizin onda birinden daha azdır.)
Beynimizdeki nöronların olası bağlantı sayısı tüm evrendeki atom sayısından daha fazladır.
Beynin bir gramında bulunan nöronların bağlantı kapasitesi tüm dünyadaki telefon ağından daha fazladır.
Beş yaşına kadar nöronlar arasındaki bağlantıların % 50'den fazlası kurulmuş olur.
Beyin hücreleri diğer hücrelere kıyasla daha az ve daha yavaş ölür; yerine yeni hücre üretilmez.
Ortalama bir insan beyninin kapasitesinin ancak 1 -2'sini kullanabilmektedir.
Bilim İnsanları son 10 yıl içinde beyin hakkında bildiklerini ikiye katladı. Ancak bugün beynimizin en fazla %5'i anlayabiliyoruz.
Ortalama ömre ship bir kişinin beynine her 10 saniyede yeni bir bilgi yüklense bile beynin ancak yarısı kullanılmış olur.

ZİHİNSEL KAPASİTE
İnsanın zihin kapasitesi onun beynindeki nöron (sinir hücresi) sayısına değil, nöronlar arasında kurduğu bağlantılara bağlıdır. Bütün insanlar yaklaşık 15 milyar civarında sinir hücresi ile dünyaya gelir. Önemli olan bu sayı değil, bu nöronlar arasında bizim kurulan bağlantılardır.
Nöronların görünüşü bir ahtapota benzer. Ortada kumanda merkezi görevini görev hücre gövdesi bulunur. Nörona ait tüm genetik bilgiler burada saklanır.
Doğduğumuzda milyarlarca nöronun gövdeleri hazırdır ve yeni öğrenmelerimiz ile nöronlar arasında yeni bağlantılar oluşur. Uyaranların hücreden hücreye geçişini sinapslar sağlar. Beynimizdeki her bir nöron 15 bin nöronla bağlantı kurarak dev bir ahtapot görünümü alabilir. Her birinin 15 bin kolu olan 15 milyar ahtapota benzetebiliriz.
Gördüğümüz, okuduğumuz duyduğumuz kısacası algıladığımız her şey beynimizde yeni bir bağlantı oluşturur. Önce zayıf olarak kurulan bağlantı aynı uyaran beyne gönderildikçe güçlenir. Adeta patikalar, otobanlar oluşur. Bağlantılar güçlendikçe tercihlerimiz şekillenmeye başlar. Oluşan bu bağlantılar yeni verilerin işlenme şeklini de belirler. Bundan sonra beynin bir bölgesine düşen verilerin akacağı yön bellidir: Beyne ulaşan yeni veriler, bir su damlacığı gibi, daha önceden oluşan yollar doğrultusunda akacaktır.
Ortada çok açık olan bir şey var: Beynin egzersize ihtiyacı vardır. Nasıl mı? Örneğin Edison'un 3 milyon sayfa çalışma notu ürettiği bilinir. Birçok dâhinin ciltler dolusu günlüğü vardır. Onların, dahi oldukları için geride milyonlarca sayfa çalışma notu bıraktıkları ne kadar doğruysa; milyonlarca sayfa çalışma notu (beyin egzersizi) ürettikleri için dahi olduklarının da o kadar doğru olduğu söylenebilir. Beyin egzersizi ile ilgili iki boyuta işaret edelim: Beyin ne kadar kullanılırsa o kadar güçlenir. Yeni oluşturulan bağlantılarla beynin her bölgesi örümcek ağı İle donatılır. Kullanıldıkça daha sonraki yolculukları kolaylaştıran geniş otobanlar açılır. Beyin, işler hale gelir.
İkincisi, aynı kas egzersizi gibi beynin de hangi kısmı daha çok kullanılırsa o kısım daha çok gelişir. Karın bölgesi üzerinde çalışan birinin karın kaslarının, baldırlarında çalışan birinin bacaklarının, göğüs bölgesi üzerinde çalışan birinin de göğüs kaslarının gelişeceği gibi daha çok analitik düşünen birisinin de analitik yetenekleri, daha çok sözel düşünen birisinin de sözel yetenekleri gelişecektir.
Sadece karın veya göğüs bölgesinde çalışmanın yeterli olmadığı gibi beynin sadece belli bölgelerini kullanan egzersizler de yeterli olmayacaktır. En çok ihtiyacı olan bölgeden başlayacak ve diğerlerini de güçlendirecek bir egzersiz planı ile işe başlamak gerekir.
BEYNİMİZİN ÜÇ ANA KISMI
Beynimiz bir bütün olarak çalışmakla birlikte farklı kısımları farklı işlevler üstlenmiştir.
Beyin Sapı
Beyin sapı omuriliğin tepesini çevreleyen kısımdır. Beynin bu kısmı temel yaşamsal fonksiyonları kontrol eder. Nefesalmak, kalp atışları, tehlike durumlarındaki refleksler v.b. kalıplaşmış tepkiler beyin sapı tarafından kontrol edilir. Beyin sapında düşünme ve yeni öğrenme gerçekleşmez. Beynimizin bu kısmı özellikleri itibariyle bir kuş ile benzerlik gösterir. Yaşamamız için gerekli olan tepkileri idare eden, önceden programlanmış bir düzenleyicidir. İçgüdüsel davranışlarımızın merkezidir.
Limbik Sistem
Limbik sistem beyin sapını çevreleyen kısımdır. Amigdala ve hipotalamus bu kısmın iki önemli parçasıdır. Diğer memelilerin beyinlerinde de Limbik sistem vardır. Limbik sistem bir memeli hayvana yaşamını sürdürebilmesi için otomatik tepkiler verme yerine daha akıllı seçimler yapma şansı vermektedir. Örnek olarak beslenmeleri sırasında zehirli veya zarar görecekleri bitkileri ayıklayan hayvanları gösterebiliriz.
Hayvanlar neyin yenilip neyin yenilmeyeceğini daha çok koku yoluyla belirler. Koku bölgesiyle Limbik sistem arasındaki bağlantılar sayesinde kokular tanınıp seçilebiliyor, geçmişteki kokularla karşılaştırılarak zehirli ve sağlıklı olan otlar birbirinden ayırt ediliyor.
Limbik sistem duygularımızı kontrol eder. Midemiz kazındığında, öfkelendiğimizde, sırılsıklam âşık olduğumuzda ya da kederlendiğimizde Limbik sistem devrededir. Limbik sistem açlığı susuzluğu, cinsel arzuları ve diğer zevkleri düzenler.
Ayrıca uzun süreli belleğin önemli bir kısmı Limbik sistem tarafından düzenlenir. Duyguların ve belleğin Limbik sistem tarafından kontrol edildiğine işaret etmekte yarar var. Bundan dolayı duygusal bağ kurduğumuz olayları daha kolay hatırlarız. Çünkü aynı bölgedeki duygusal merkez, bellek kısmını ateşleyecek bağlantılara sahiptir. Bundan dolayı olumlu duygularımızla ilintili olayları hiç unutmayız. Çok sevinçli olduğumuz bir an kolay kolay zihnimizden silinmez. Ortaokuldaki tüm anılarınızı unutabilirsiniz ama öğretmenin sizi bütün okulun önünde başarınızla övdüğü, sizin kendinizi "müthiş" hissettiğiniz o anı hiç unutamazsınız. Buradan çıkaracağımız ders olumlu duygusal izler bırakan öğrenmelerin daha kalıcı olacağıdır. Eğer okuduklarımızdan zevk alıyorsak, yaptıklarımızı eğlenceli buluyorsak öğrenmelerimiz daha kalıcı olacaktır.
Olumlu Duygular: Kendimizi iyi hissettiğimiz zamanlarda beynimiz "zevk kimyasalı" olarak adlandırılan endorfin salgılar. Endorfinin önemi ise nöronlar arasındaki bağlantıları kolaylaştıran yağlayıcı özelliğe sahip nörotransmitterleri ateşlemesidir. Yani, kendimizi iyi hissettiğimizde nöronlar arasında daha çok bağ kurulur.
Olumsuz Duygular: Kendimizi kötü hissettiğimiz ve stres altında olduğumuz zamanlarda ise tam tersi bir durum söz konusudur. Limbik sistem içerisinde yer alan talamus, duyularımızIa düşünmeyi sağlayan korteks arasında devre anahtarı rolü üstlenir. Eğer kişi stres altındaysa veya korku duyuyorsa talamus, verileri düşünmenin ve öğrenmenin gerçekleşeceği korteks alana göndermek yerine, beyin sapı gibi beynin daha primitif alanlarına gönderebilir. Böylece kişi rasyonel bir düşünce üretmek yerine içgüdüsel davranabilir.Kısacası öğrenme eğlenceli olduğunda daha kalıcıdır. Aşırı stres ve korku, öğrenmeye engel olur. Beynin kimyası bunu doğrulamaktadır.
Neokorteks
Beynin düşüncenin merkezidir. Görme, işitme, konuşma, yaratma, düşünme gibi üst düzey zihinsel fonksiyonları yönetir. Duyular aracılığı ile algıladıklarımızı bir araya getirip "anlam" ürettiğimiz merkezdir. İnsanda limbik sistem ile neokorteks arasındaki bağlantı daha çoktur. Bundan dolayı insan düşünerek kararlar alabilmektedir. Örneğin yangın gördüğünde sadece kaçmakla kalmamakta aynı zamanda itfaiyeyi de aramaktadır. Neokorteks, kararların alındığı, deneyimlerin saklandığı, konuşmanın üretildiği, anlamanın oluştuğu, sanat eserlerinin görüldüğü, hazzın meydana geldiği, müziğin dinlenildiği ve eğlenme hissinin oluştuğu merkezdir. Neokorteks bölgede duyuların saklandığı ayrı bölümler (loblar) vardır. Konuşma, işitme, görme, dokunma ayrı bölümlere kaydedilir. Eğer öğrendiklerimizin kalıcı olmasını istiyorsak onları neokorteksteki her bölüme ayrı ayrı kaydetmeliyiz.Yani onlarla ilgili beynimize hem görüntü, hem ses, hem de deneyim yüklemeliyiz. Çünkü İşittiklerimizin % 20'sini, Gördüklerimizin % 30'unu, Hem işitip hem de gördüklerimizin %50'sini, İşitip, görüp ve yaptıklarımızın da % 90'ını hatırlarız.

Facebook Yorumları
İlginizi çekebilecek Sorular