Dyt. Yükselturan TAŞDEMİR

Dyt. Yükselturan  TAŞDEMİR
Teyit edilmiştir.
Bağlantıma Ekle Takip Et

Branşı

Diyetisyen

İl / İlçe

Kars

Meslek Grubu

Diyetisyen

Üyelik Tarihi

11.08.2008

Son Giriş Tarihi

30.05.2014 10:03:48

Besin alerjisi ve alerjiye neden olan besinler
Toplam Okunma : 103362 kez okundu.

Besin alerjisi: Immun sistem normal şartlarda zararsız olan bir maddeyi, yani besin maddesini, yanlışlıkla zararlı bir madde olarak algıladığı zaman besin alerjisi ortaya çıkar. Vücut buna yanıt olarak savunma sistemini harekete geçirerek o besin maddesine özgü IgE (immunoglobulin E) antikorlarını üretmeye başlar. Kişi aynı besin maddesini daha sonraları yediğinde, immun sistem büyük miktarlarda kimyasal maddeler ve histamin salgılar. Bu kimyasal maddeler, solunum sistemi, sindirim sistemi, cilt ve kalp-dolaşım sistemlerini etkileyebilecek bir dizi alerjik reaksiyonu tetikler.

Besin alerjileri bebeklik çocukluk döneminden ve hatta anne karnından başlayarak görüle bilmektedir.

Ailesinde en azından bir ebeveyni veya bir kardeşinde alerji öyküsü (alerjik rinit, astım, besin alerjisi veya egzema) olan bebeklerin yaşamlarının ilk 5-7 yılı içinde besin alerjisi ortaya çıkma riski %20 kadar yüksek olabilir.

Ailesinde alerji öyküsü olan bazı bebeklerde anne sütündeki ufak miktarlardaki alerjenlerin alınması yolu ile besin alerjisi gelişebilir. Alerji riski olan bebekler formül mamalardaki inek sütü ve soya proteinlerine karsı alerjik hale gelebilirler.

Tüm çocukların yaklaşık %6'sında 2 yaşına kadar besin alerjisi çıkma olasılığı olduğu tahmin edilmektedir. Bununla birlikte, ailelerinde alerji öyküsü bulunan bebeklerin normalden 2-4 kat daha fazla alerji riski vardır. Süt çocukluğu besin alerjisinin ortaya çıkması açısından çok hassas bir dönem olduğundan, alerjiyi önlemek için gerekenlerin yapılmasına doğumdan hemen sonra başlanmalıdır.

Besin alerjisi, alerji öyküsü olmayan ailelerde daha az görülür.

Yapılan araştırmalarda, toplumda insanların en az %15-20'sinin alınan bir besinin kendisini rahatsız ettiğine inandığını göstermektedir.

Besin alerjilerinin sıklığı genelde çocuklarda %2-8 arasında iken yetişkinlerde
%1 civarında, tüm nüfusta ise %2 oranında görülmektedir.

Besinler çoğunlukla birden fazla maddenin karışımı şeklinde olduklarından besindeki hangi maddenin alerjiye yol açtığını anlamak kolay değildir.

Besin alerjilerinde en sık rastlanılan belirtiler:
  • Kusma
  • Bulantı
  • Kramp tarzında karın ağrıları
  • Ürtiker
  • Egzama
  • Baş ağrıları
  • İshal
  • Astım
  • Öksürük, hırıltılı solunum
  • Tekrarlayan orta kulak sorunları
  • Nezle (burun kaşıntısı, aksırık, geniz akıntısı)
Besin alerjisi olan birçok insan için bu reaksiyonlar tehlikeli olmaktan çok rahatsızlık vericidir. Ancak ender de olsa bazı durumlarda anaflaktik (Duyarlı bir kişi, alerjen ile karşılaştığında vücudunda kızarıklık, şişlik, kaşıntı, nefes almada zorluk ve tansiyon düşüklüğü ortaya çıkar buna anaflaksi denir ) reaksiyonlar oluşabilir.
İnsanlar yaşamlar boyunca farklı besin ile karşılaşmaktadırlar. Bu besinlerin içerisinde
besin öğesi (protein, yağ, karbonhidrat, su ve vitamin ve minerallerdir )dediğimiz daha küçük yapı taşları mevcuttur.

Hazır gıdalarda ise tüm bu besin öğelerine ek olarak gıda katkı maddeleri eklenmektedir.
Süt ve yumurta meyve sebzelere göre daha sık alerjik reaksiyona neden olur.
Besinlerden bazıları daha ciddi reaksiyonlara neden olurlar(yer fıstığı ve
ağaç fıstıkları). Bazı besinler özellikle erken çocukluk döneminde
alerjik reaksiyonlara neden olurken (12-24 ay inek sütü alerjisi), bazıları ise hayat boyu devam eder.

Bazı besinlerin Kendileri alerjik reaksiyona neden olmanın yanında benzer türde besinlerle çapraz reaksiyonlara girerler. Örneğin ağaç fıstıklarından(badem, ceviz vb) birine alerjisi olan birinin tüm diğer ağaç fıstıklarına da reaksiyon vermesi söz konusu olabilir.

Süt çocukluğunda besin alerjisinin en sık nedenleri süt, yumurta ve soyadır. Son zamanlarda yer fıstığı ürünlerinin çok erken yaşlarda çocuklara verilmesi sonucu yer fıstığı alerjisi artmaktadır. Bebek büyüdükçe ve masadaki yemekleri yemeye başlayınca diğer besin alerjileri de ortaya çıkabilir.

Bütün yeni doğan bebeklerin 6 ay boyunca sadece anne sütü ile beslenmesi gerekmektedir. Anne sütü en ideal besin olduğundan büyümekte olan bebeğin yaşamının ilk 6 ayı boyunca başka besinlere ihtiyacı yoktur. Formül mama ile beslenen bebeklerle sadece anne sütü alanlar karsılaştırdıklarında sadece anne sütü ile beslenen bebeklerde yaşamın ilk yıllarında daha az sıklıkla egzama ve tekrarlayan alt solunum yolu problemleri görülmüştür.

Yer fıstığı proteini anne sütüne geçtiği için bebeği hassaslaştırarak ileride besin alerjisi riskini arttırabilir. Bu nedenle emziren anneler ceviz, fıstık gibi kuru yemişleri diyetlerinden çıkarmalıdırlar. Besin alerjisi görülme riski yüksek bebeklere, ek olarak biberon verilmesi gerektiği durumlarda hipo alerjik mamalar kullanılabilir. Böylece bu gruptaki bebeklerde inek sütü alerjisi ve alerjik egzama gibi durumlar inek sütü ve soya bazlı formül mama ile beslenen bebeklere göre daha az sıklıkla görülebilmektedir. Besin alerjisi olan veya besin alerjisi riski yüksek olan bebeklere katı gıdalara geç başlanmalıdır.

İnsanlarda sıklıkla alerjiye neden olan besinler :

İnek sütü: İnek sütüne karşı alerji çocukların % 3 alerji görülmektedir. İnek sütünün içerdiği proteinden özellikle alfa laktoglobulin, kazein, sığır gamma globülin, sığır albümin, ve beta laktoglobulindir alerjik niteliktedir. Diyetinden İnek sütü çıkarıldığı da Tereyağı, tereyağı aromalı diğer yağlar, margarin , Peynir çeşitleri, yoğurt, krema, muhallebi ve benzeri besinler tüketilmemelidir.

Yumurta: Sıklıkla tüketildiği hem de birçok yiyeceğin içinde bulunduğu için yaygın bir besin alerjenidir. Yumurta beyazına karşı alerji sarısına oranla daha fazla görülmektedir.
Yumurta alerjisi özellikle bebeklikte ve erken çocukluk döneminde yaygın olarak görülmektedir. Yıllar geçtikçe etkisi azalmakta ve yetişkinlik döneminde ise tamamen
kaybolmaktadır. Yumurta alerjisinde egzama veya kaşıntı deri ve göz lezyonları görülme sıklığı diğer besin alerjenlerine kıyasla daha fazladır.

Yumurta alerjisi, yumurtanın kendisinin veya yumurta içeren yiyeceklerin alınmasından sonra, dakikalar veya saatler içinde ortaya çıkan, yaygın kızarıklık, hırıltılı solunum,
kusma ve ishal ile kendini belli eder.

Yumurta akının bir yaşından önce verilmemesi, başlandığında ise yavaş yavaş arttırılması gereklidir. Alerji belirtileri ortaya çıktığında yumurtaya en az altı ay ara verilmelidir

Yumurta alerjisi olan bireyler yumurtayı ve yumurtalı besinleri diyetinden diyetlerinden çıkarmalıdır.

Balık ve kabuklu deniz ürünleri: Güçlü alerjenlerdir. Çocuklarda çoğu zaman astım veya egzamaya neden olmalarına rağmen aslında kaşıntı, deri ve gözde lezyonlar
(ürtiker) ve sindirim sistemindeki alerjiden sorumludurlar. Alerjik reaksiyonlar balığın ağza alınmasından birkaç dakika sonra görülebilir. Pişmiş ya da çiğ balığın kokusunu duyma, hatta bazen balığa sadece dokunma ile birlikte bile de aşırı duyarlı bireylerde semptomlar gözlenebilir. Alerjiye sebebiyet veren balık ve deniz ürünü yendikten sonra
deride kızarma, kaşıntı göz ve deride lezyonlar, sindirim siteminde; karın ağrısı, kusma, bulantı, ishal ve karında kramplar, solunum sisteminde; astım ve alerjik burun nezlesi, ve genel bir reaksiyon olarak anaflaksi gözlenebilir.

Alerjik reaksiyonlara neden olan balık ve deniz ürünlerinden bazıları şunlardır: uskumru, ton balığı, ıstakoz, morina balığı, sardalye, , kerevit, karides, yengeç, salyangoz, midye, istiridye, kalamar

Kabuklu ve yağlı kuruyemişler(fındık, fıstık gibi) :Sık görülen klinik belirtiler astım, dudaklarda ve yanak mukozasında kabarma, yutakta görülen ödem, ürtiker ve bazen de
egzamadır. Bu gruptaki alerjik besinler yerfıstığı, badem, hindistancevizi, kestane, ceviz, şamfıstığı, fındıktır. Genelde etkilerini yendikleri zaman göstermelerine rağmen; badem, kestane, fındık ve yerfıstığı yağları soluma yoluyla alerjik reaksiyon oluşturabilirler. Yer fıstığı alerjisi yaşamın erken dönemlerinde kendini gösterir ve çoğu bireyde yaşam boyu sürer

Tahıllar: Bu gruptaki diğer besinlere kıyasla buğday ve mısır daha sıklıkla görülen alerjen tipleridir. Mısır buğdaya kıyasla daha az alerjenik özelliğe sahiptir ve bu nedenle buğdaya göre daha fazla tercih edilir. Buğday ise her diyette önemli bir yere sahip olduğundan dolayı, diyetten çıkarılması oldukça zordur.

Buğday alerjisi olanlar Kepek, bulgur, Kuskus, krakerler, Nişasta, durum buğdayı ve durum unu, glüten, makarna, erişte diyetinde bulundurmaması gerekir.

Etler: Tavuk ve sığır etine karşı besin alerjisi de genelde bebeklik çağında görülür. Kuzu eti daha az alerjendir. Yakın antijenik ilişkilerden dolayı grup reaksiyonları görülebilir. Süte duyarlı hastalar, sığır etine alerjik reaksiyon gösterebildikleri gibi; yine aynı şekilde yumurta alerjisi olan bireyler de tavuk etine karşı duyarlılık gözlemlenebilir.

Meyveler, sebzeler: Sıklıkla alerjik reaksiyonlara neden olurlar. Herhangi bir meyve alerjik reaksiyona neden olabileceği için, tayin edilmesi zordur. Özellikle çocuklarda elma, armut, çilek, kavun, karpuz, kiraz, vişne, kayısı, şeftali alerjiye neden olurlar. Portakal sık tüketimi nedeniyle çocukluk döneminde semptomlara neden olabilir. Belirtiler pişmiş, konserve ya da reçelinden ziyade çiğ meyvelerin yenmesiyle ortaya çıkar. Çiğ meyvenin daha sık tüketildiği yaz aylarında ürtikerin görülme sıklığının arttığını görülmüştür.

Meyvelerde olduğu gibi sebzelerde de grup reaksiyonları gözlemlenebilir. Kabak ve domates gibi sebzeler çeşitli klinik belirtilere neden olabilirler. Çiğ sebzelere karşı alerji belirtileri gözlemlenirken, pişmiş şekillerine karşı herhangi bir reaksiyon oluşmayabilir.
Patates veya havuç gibi sebzelerin kabuğuna karşı bir duyarlılık mevcutken, yenebilir kısımlarına karşı bir belirti gözlemlenemeyebilir.

Kuru baklagiller: Özellikle bezelye, fasulye veya yerfıstığı ciddi alerjik reaksiyonlara neden olabilir. Baklagillerden olan soya fasulyesi özellikle çocuklarda alerjik reaksiyonlara yol açabilir. Protein içeriği nedeniyle birçok ticari besinde kullanılmaktadır.

Baklagiller arasında çapraz duyarlılık söz konusu olabilir ancak bireylerin birden fazla baklagille duyarlı olması nadir görülür.

Baharatlar ve çeşni vericiler: Dereotu, anason, kimyon, zencefil, kereviz tohumu, tarçın, karanfil, kişniş, hindistancevizi, hardal, karabiber, kırmızıbiber, nane, haşhaş tohumu, adaçayı, kekik ve vanilya bu tip besin alerjilerine neden olan yiyeceklerdir.

Bununla beraber baharat alerjileri çocuklarda sıklıkla görülmez, çünkü çocuklar yetişkinlere nazaran daha az baharatlı besin tüketirler.

Hardal: Kuvvetli bir alerjendir, özellikle çocuklarda astım veya ürtikere neden olurlar.
Karabiber ve Diğer baharatlardan, vanilya ve nane nadir olarak solunum sisteminde klinik belirtiler oluştururlar. Özellikle çeşitli yiyeceklerde kullanılan tarçın, nane ve hindistancevizi yağları deride ve vücudun diğer bölgelerinde geçici şişliklere neden olurlar.

Çikolata: Özellikle çocuklarda sık tüketiminden dolayı alerjik burun akıntısı, migren,
deride kızarma kaşıntı ve sindirim sistemi bozuklukları görülebilir. Semptomlar kaynağı
aynı olan çikolata ya da kakaonun tüketilmesiyle ortaya çıkabilir.

Bal :Bal nadiren alerjiye neden olur,

Bununla birlikte herhangi bir besin maddesi alerjiye yol açabilir.

Besin alerjilerinin tanısı :

Tam bir tanı için yapılan testler arasında besin kaydı tutmak çok önemlidir. Bir yiyecek günlüğü tutmak ve aldığınız tüm yiyecekleri ve ilaçları yazmanız gerekir. Tek başına günlük ya da kayıt tutma yiyecek ve belirti arasındaki sebep- sonuç ilişkisini açıklamaz. Tanı için deri testleri ve kanda şüpheli besinlere karşı antikor bakılması çok yardımcı olur
Bazı durumlarda besinin diyetten tamamen çıkarılması(eliminasyon diyeti) gerekebilir.


Besin alerjisinde tedavi

Diyet tedavisi; Eliminasyon diyetleri, empirik diyet, birkaç besin diyeti, elemental diyet. hiposensitizasyon, semptomatik tedavi.

Basit eliminasyon diyetleri :(elimination diets) : Besin alerjilerinin tanısına olanak sağlayan diyetlerdir. Tanı için objektif testler olmadığı durumlarda klinik hikayeye dayanarak alerji yaptığı düşünülen besin veya besinlerin yasaklanması yoluna gidilir. Bir veya birkaç besinin (süt, yumurta gibi) yasaklandığı basit eliminasyon diyeti, hipoallerjenik diyet gibi çeşitli tipleri vardır. Tanı sonrası tedavide de eliminasyon diyeti kullanılır

Örneğin inek sütü alerjisi olan çocuğa süt ve süt türevleri içeren tüm besinler diyetten çıkartılır.

Çoklu eliminasyon diyetleri :

Eğer basit eliminasyon diyetinde alerjiye neden olan besin anlaşılmıyorsa daha karmaşık bir eliminasyon diyeti uygulanır. Çoklu eliminasyon diyetleri iki aşamada incelenir.
-Başlangıçta besin alerjisini oluşturabilecek büyük bir grup diyetten çıkartılır ve belli bir süre sonra bu besinler diyete tek tek eklenir.

-Çok sayıda besin diyetten yavaş yavaş çıkartılır.

Elemental diyetler :(Elemental diets) : Besin ögelerinin basit formlarının karışımından oluşan, sindirim ve emilimi kolay posasız ticari diyetlerdir. 1950 li yıllarda geliştirilmiş, 1975 te enteral beslenme için en iyi diyet türü olarak değerlendirilmiştir. Ancak bu diyetlerin bileşimindeki besin ögeleri gerçek anlamda elemental (en basit) formda bulunmayabilir.

Besin alerjileri için çözüm yolları :

-Kendinizce tanı koymayın bu sizin veya çocuğunuzun büyüme ve gelişimi için çok önemli bir besinden mahrum kalmasına neden olabilir.
-Besin alerjisinin tanısında ve tedavisinde uzmanlardan yardım alın.
-Diyetisyen yardımı ile hangi besin yerine neyi seçebileceğinizi ya da dengeli bir beslenme için neler yapabileceğinizi öğrenin.
-Diyetle besin alerjilerinin kontrolünde yeterli ve dengeli beslenmeye dikkat edilmelidir, diyette alerjiye neden olabilecek besinlerin mümkün olduğunca kullanılmaması ve bu besinlerin yerine geçebilecek besinlerin aileye ve çocuğa öğretilmesi gerekmektedir.
-Etiket bilgisi okuma alışkanlığı kazanın (içindeki maddeler, üretim ve son kullanma tarihi).
-Yemek yapımında değişik yollar, değişik lezzetler deneyin.
Facebook Yorumları
İlginizi çekebilecek makaleler
İlginizi çekebilecek Sorular