Dt. Burcu PEŞKİRCİOĞLU GÜRAKAR

Dt. Burcu  PEŞKİRCİOĞLU GÜRAKAR
Teyit edilmiştir.
Bağlantıma Ekle Soru Sor Takip Et Teşekkür Gönder

Soru Limiti

10 Soru / Günde

Branşı

Diş Hekimliği

İl / İlçe

İstanbul / Beykoz

Meslek Grubu

Diş Hekimi

Üyelik Tarihi

05.01.2008

Son Giriş Tarihi

21.07.2014 11:19:29

Ağız kanserleri belirtileri ve nedenleri nelerdir?
Toplam Okunma : 51222 kez okundu.

AĞIZ KANSERLERİ

Ağız Kanseri Nedir?

Ağız kanseri, dudakların (genellikle alt dudak) üstünde, ağzın içinde, gırtlak, bademcikler veya tükürük bezlerinin arkasında meydana gelen kanserdir. Dudak, dil, dişeti ve ağız tabanı kanserleri ağız kanserinin en yaygın türleridir. Nadiren yanak içi veya damak bölgelerini de içine alır. Tükürük bezlerinin birinde başlamış olabilir veya boğaz veya burun gibi ağız çevresindeki bölgelerden ağza yayılmış olabilir.

Cancer Research UK tarafından toplanan istatistiklere göre ağız kanseri erkeklerde kadınlara oranla iki kat daha yaygındır. 40 yaşını aşmış insanlarda görülme olasılığı daha fazladır. Ancak son zamanlardaki araştırmalar bu hastalığın genç hastalarda ve kadınlarda gittikçe daha yaygın hale geldiğini ortaya koymaktadır.

Kanserin birçok türünde olduğu gibi yine tedaviden en fazla faydayı sağlamak, kanserin vücudun diğer kısımlarına yayılmasını önlemek ve yüzde oluşabilecek şekil bozuklukları ile konuşma zorluğunu engellemek amacıyla erken teşhis önemlidir.

Ağız Kanserinin Belirtileri Nelerdir?

Her zaman ağız kanserinin en erken uyarı işaretlerini fark etmek mümkün olmayabilir. Bu yüzden hem diş hekimi hem de doktorların yaptığı düzenli muayeneler çok önemlidir. Bunun yanı sıra aşağıdaki belirtilerden biri ve ya birkaçı görüldüğünde mutlaka hekime başvurulmalıdır:

-Dudaklarda, diş etlerinde veya ağız içinde kolaylıkla kanayan ve iyileşmeyen yara
-Yanakta dil ile hissedilebilen bir şişkinlik veya kalınlaşma
-Ağzın herhangi bir bölümünde his kaybı veya uyuşukluk
-Diş etlerinde, dilde veya ağız içindeki beyaz veya kırmızı benekler
-Çiğneme veya yutma güçlüğü
-Ağızda acı veya tarifsiz bir ağrı veya bilinen bir sebep olmaksızın boğaza bir şey takılma hissi
-Takma dişlerin kötü bir şekilde yerleşmesine neden olan çene şişkinliği
-Ses değişikliği


Gelişen bir tümör ağrı vermeyebilir ancak yayılarak kanamaya sebep olabilecek ülserler oluşturabilir. Dil kanseri çoğunlukla acı verir ve dilin anormal bir şekilde sert ve bükülmez olmasına neden olur. Düzgün konuşma veya yutkunma zorluğu ve uyuşmuşluk hissi görülebilir.

Ağız içinde sürekli beyaz lekeler (lökoplaki) veya kırmızı lekeler (eritroplaki) ortaya çıktığında bu lekeler öncü kanser koşulları (ardından kanser görülmesi muhtemel koşullar) olarak onaylanabileceğinden doktor veya diş hekimlerinin dikkatine sunulmaları gerekir.

Ağız Kanseri Nedenleri Nelerdir?

Ağız kanseri çoğunlukla tütün kullanımı ile ilgilidir. Sigarayı bırakıp pipoya veya puroya geçmek veya enfiye ya da ağızdan alınan tütün riski azaltmaz. Katran miktarı daha düşük olan veya light sigaralar da işe yaramaz. Bir miktar tütünü ağızda bir noktada uzun süre tutmak da çok tehlikelidir. Bu durum çoğunlukla öncü kanser koşulu olarak kabul edilen lökoplakiye neden olur (bakınız Semptomlar). Ağız kanserinin gelişimini tetikleyen diğer faktörler arasında:

  • özellikle sert alkollü içkiler olmak üzere aşırı alkol tüketimi,
  • alkol ve sigarayı bir arada kullanma,
  • yerine oturmayan takma dişler,
  • özellikle dişler pürüzlü veya sivri uçlu olduğunda yetersiz bakım yapma,
  • dişteki herhangi bir keskin kenardan ötürü dilin sürekli tahriş olması

Sigara Kullanımı

Sigara dumanındaki kanser üreten maddelerin (kanserojen maddeler) vücuda alınması alkol ile daha da arttığından, alkol ve sigara dumanının bir araya gelmesi önemli bir nedendir.

Sigara, akciğer kanseri ve kalp hastalığı arasındaki ilişki, kesin olarak tespit edilmiştir. Sigara genel sağlığı etkilediği gibi; enfeksiyonlarla mücadele etmeyi ve yaraların veya ameliyatların iyileşmesini de güçleştirir. Sigara, genç yetişkinlerde büyümenin durmasına ve gelişim ile ilgili diğer güçlüklere neden olabilir. Çoğu sigara içicisi, önceden olduğu gibi koku veya tat alamadıklarını, kötü kokan soluk ve lekeli diş riskinin oluştuğunu görürler.

Her sigara yakılışında, ağız sağlığı da risk altındadır. Sigara, pipo veya puro içimi, boğaz, ağız, gırtlak ve yemek borusu kanserinin görülme ihtimalini arttırır. Çoğu insan erken belirtilerin farkında değildir veya onları göz ardı eder, bunun sonucunda da ağız kanseri sıklıkla teşhis edilmeden yayılır.

Tütün çiğneyen kronik dumansız tütün kullanıcıları, kullanmayanlara nazaran 50 kat daha fazla ağız kanserine yakalanma ihtimaline sahiptir. En iyisi, sigara, puro veya pipo içilmesinden, tütün çiğnenmesinden veya burna çekilmesinden kaçınılmalıdır. Birçok yıl kullandıktan sonra bile, tütün kullanımını bırakan insanlar, büyük ölçüde ağız kanser riskini azaltırlar. Kronik ve/veya yoğun alkol kullanımı da kanser riskini arttırır ve tütünle birlikte alkol, özellikle yüksek bir risk oluşturur.

Teşhis

Bir ay içerisinde geçmeyen ağızdaki herhangi bir şişlik veya doku değişikliği doktora bildirilmelidir. Düzenli kontroller esnasında diş hekimleri de ağız kanserlerine yönelik muayene yapabilmektedir.

Görsel muayene genellikle atılacak ilk adımdır, bunun ardından hastalıklı bölgeye dokunulur, şişlik veya ülser ya da çatlak gibi öteki sıradışı belirtiler yoklanır. Örneğin herhangi bir şişlik veya ülserin ne kadar süredir var olduğu, ağrı veya kanama olup olmadığı ve yutkunma veya konuşmada güçlük yaşanıp yaşanmadığına yönelik olarak hastanın ağız sağlığı geçmişi hakkında kendisiyle görüşmek de yararlı olabilir.

Küçük bir biyopsi (analiz etmek amacıyla az miktarda doku almak) teşhisi doğrulayabilir.

Kanserin boyutunu belirlemek ve kemikleri veya diğer bölgeleri etkileyip etkilemediğini öğrenmek üzere Röntgen ve CT taramaları da faydalı olabilir.

Tedavi

Tedavi genelde tüm kanserli dokuların cerrahi müdahale ile çıkartılması, radyoterapi (kanser hücrelerini yok etmek için radyasyon kullanma), kemoterapi (kanserle savaşan ilaçlar kullanma) ya da bu yöntemlerin hep birlikte kullanılmasından oluşur. Bazı ağız kanseri türlerinde Fotodinamik terapi (PDT) denilen yeni bir tedavi de kullanılmaktadır. Bu tedavide kanser hücreleri yok etmek için lazer ışını ve ışığa duyarlı bir ilaç kullanılır.

Ağız kanseri erken tedavi edildiğinde iyileşme olasılığı yüksektir. Ameliyat sonrasında yumuşak dokuda veya deride bir takım rekonstrüktif ameliyat gerçekleştirmek veya kemikleri protezler (yapay yedek parçalar) ile değiştirmek gerekli olabilir. Tedavide ağızları değiştirilen hastaların onarıcı diş hekimliği, konuşma terapisi ve beslenme danışmanlığı hizmeti almaları gerekebilir. Tedavi sonrası konuşmaları veya görünümleri değişen kişiler veya tedaviyi özellikle stresli bulan kişiler için psikolojik destek de gerekli olabilir.

Radyasyon Terapisinde Ağızda Hangi Yan Etkiler Görülür?

Radyasyon terapisi, baş ve boyun bölgesi için kullanıldığında birçok insanda ağızda tahriş, ağız kuruluğu, yutma güçlüğü ve tat değişiklikleri görülür. Ayrıca, radyasyon diş çürüklerinin görülme olasılığını arttırır; bu nedenle özellikle radyasyon tedavisi esnasında diş ve diş etlerine, ağız ve gırtlak bölgesine iyi bakılması önemlidir.

Radyasyon tedavisi esnasında ve ondan sonra karşılaşılabilecek ağız problemleri, kanser uzmanı ve diş hekimine düzenli olarak bildirilmelidir. Ayrıca, baş ve boyun kanser tedavisi başlamadan önce, ağızda olası yan etkileri önlemeye yardımcı olmak amacıyla tedaviden önce, tedavi esnasında ve ondan sonra neler yapılabileceği konusunda diş hekimi ile görüşülmelidir.

Tedavi Sırasında Ağız Sağlığı Nasıl Korunabilir?

Yemeklerden sonra yumuşak bir diş fırçası ile dişler fırçalanmalı ve her gün diş araları diş ipi ile temizlenmelidir. Baharatlar ve çiğ sebzeler, kuru kraker ve yemişler gibi sert yiyeceklerden kaçınılmalıdır. Ayrıca tütün ve alkolden de uzak durulmalıdır. Ağız kuruluğuna karşı şekersiz sakız çiğnemek veya hekim tarafından reçete edilecek tükrük salgısını artırıcı ilaçlar kullanmak uygun olacaktır. Radyasyon terapisine başlamadan önce, diş hekimine bildirilmeli ve komple ağız muayenesi için randevu alınmalıdır.Diş hekimi tarafından bu dönemde dişleri korumaya yönelik olarak Flor jeli uygulaması yapılabilir. Riskli görülen dişlerin çekimi gerçekleştirilebilir. Gerek görülen tüm dişlere enfeksiyon oluşumunu en aza indirebilmek için dolgular yapılabilir.



Facebook Yorumları
İlginizi çekebilecek Sorular